Doç. Dr. Timur KOCAOĞLU

Dünya'da var olduğu söylenen 4 ile 5 bin arasındaki dilden her yıl önemli sayıda dil ortadan kalkarak "ölü diller" grubuna katılıyor. Bundan Türk dilinin çeşitli kolları da zamanla etkilenecektir:

A) Önümüzdeki 5-15 yılda aşağıdaki Türk boyları konuşma dillerini yitirme tehlikesi altındalar:
1.Fuyu-Kırgızlan (Çin'in Mançurya'daki Heilungkiang bölgesinde) şu anda "yazı dilleri yok",
2.Sarı Uygurlar "shora-yugur" (Çin'in Kansu bölgesinde) şu anda "yazı dilleri yok",
3.Salarlar (Çin'in Kansu bölgesinde) şu anda "yazı dilleri yok",
4.Karaylar "Karaimler" (Litvanya'da toplu olarak, ancak Polonya, Kırım ve İsrail'de dağınık olarak) Litvanya'daki yalnız 20 Karay Türkü yazı dilini sürdürüyor!
5.Halaclar (İran'da), şu anda "yazı dilleri yok",
6.Horasan Türkleri (İran'da) şu anda "yazı dilleri yok",
7.Kashgaylar (İran'daki) şu anda "yazı dilleri yok".

B) Siyasi ve ekonomik şartlar önümüzdeki 20-25 yılda aşağıdaki Türk boylarının yazı dillerini ve belki de konuşma dillerini yitirmelerine neden olabilir:
1.Hakaslar (Rusya Federasyonu'nda),
2.Tuvalılar (Rusya Federasyonu'nda),
3.Altaylılar (Rusya Federasyonu'nda),
4.Nogaylar (Rusya Federasyonu'nda),
5.Kumuklar (Rusya Federasyonu'nda),
6.Karacay-Balkarlar "Malkarlar" (Rusya Federasyonunda),
7.Karakalpaklar (Özbekistan'da)
8.Kazaklar (Çin'deki Sinkiang "Doğu Türkistan" bölgesinde)
9.Kırım Tatarları (Ukrayna'nın Kırım bölgesinde)
10.Yakutlar "Sahalar" (Rusya Federasyonu'nda),
11.Türkmenler (Irak'taki)
12.Türkmenler (İran'daki)
13.Azeriler (İran'daki)
14 Gagauzlar (Moldavya'dakiler). 15. Uygurlar (Çin'in Sinkiang "Doğu Türkistan" bölgesi eğer 2015'e kadar bağımsız olmazsa?).

C) 21. yüzyıl ortasına kadar (2050) yazı ve konuşma dili olarak varlığını sürdürebilecek Türk boyları:
1.Türkiye Türkleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkleri (eğer KKTC ortadan kaldırılarak tek Kıbrıs devleti içinde Avrupa Birliği'ne girmediği takdirde?)
2.Azeriler (yalnız Azerbaycan'dakiler; İran'daki Azeriler ise "B" kategorisindeler),
3.Özbekler (yalnız Özbekistan ve başka Orta Asya Türk Cumhuriyetindekiler; Afganistan'dakiler ise  "B"  kategorisindeler),
4.Türkmenler (yalnız Türkmenistan ve başka Orta Asya Türk cumhuriyetindekiler; İran ve Afganistan'dakiler ise "B" kategorisindeler)
4.Kazaklar (yalnız Kazakistan ve başka Orta Asya Türk cumhuriyetindekiler; Çin'dekiler ise "B" kategorisindeler),
5.Kırgızlar (yalnız Kırgızistan ve başka Orta Asya Türk Cumhuriyetindekiler; Çin'dekiler ise "B" kategorisindeler),
6.Tatarlar (yalnız Tataristan ve Bashkordistan'dakiler; Rusya Federasyonu içinde dağılmış Tatarlar ise, "B" kategorisindeler),
7.Bashkortlar (yalnız Bashkordistan ve Tataristan'dakiler; Rusya Federasyonu içinde dağılmış
Bashkortlar ise, "B" kategorisindeler)
8.Chuvashlar (yalnız Chuvashistan'dakiler).

D) 22. yüzyıl başında varlığını sürdürebilecek Türk
boyları ancak şu devletler içinde yaşayanlar olacak (eğer aşağıda belirtilen  "Dil Dayanışma"   kurulmasa):
1.Türkiye (Avrupa Birliği'ne girmediği takdirde),
2.Azerbaycan (?),
3.Özbekistan (?),
4.Türkmenistan (?),
5.Kazakistan (?),
6.Kırgızistan (?).

Aşağı yukarı bugün (2002'de) "yazı dili"ne sahip 21 Türk boyu ile yalnızca "konuşma dili"ne sahip 10 Türk boyundan yalnızca   "C"   grubundaki 8 tanesini 21. yüzyılın ikinci yarısında varlığını sürdürebilecek konumda olacaktır.

Demek, bugünkü 30 kadar Türk boyundan 22 tanesini yazmakta veya konuşmakta olduğu Türk dilini yitirme tehlikesi altında! Bu "dil yitirme" süreci 15 ile 20. yüzyıllar arasında çok yavaş işliyordu, ancak bu süreç özellikle 1990'lardan sonra daha da hızlanmaya başladı. 21. yüzyıldaki küresel siyasi, ekonomik ve teknolojik değişiklikler dünyadaki çok sayıdaki ulus ve "dil topluluğu"nun kültürü üzerinde çok olumsuz etkilerde bulunacaktır.

Bundan, "C" grubundaki Türk boyları da gereken önlemleri zamanında almadıkları takdirde, dil ve kültürlerinde büyük erime (erizyon) ve belki yitirme "yok olma" ile karşı karşıya kalabilirler.
Venedik'teki Foscari Üniversitesi dilbilimcilerinden Prof. Paolo Balbonı 13 Mart Çarşamba günü Koç Üniversitesinde "Avrupa Birliği'nin Avrupa'daki Diller ve Onların Öğretimi Konusundaki Politikasi ve Türkiye'nin Geleceği" konusunda çok ilgi çekici bir konuşma yaptı. Prof. Balbonı'ye göre, Avrupa Birliği içinde özellikle 2 dil hakimiyeti var: İngilizce ve Almanca, Romen dilleri olan (Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce) ise, İngilizce ve Almanca'ya karşı kendi dillerinin zarar görmemesi için hem Avrupa Birliği içinde hem de dışındaki Romen dilleri (Rumence, Moldavaca) arasında bir "Romen Toplulukları Dil Dayanışması" kurmuşlar. Mesela, İtalyanlar kendi üniversite ve liselerinde İtalyanca yanında başka Romen dilleri olan Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Rumence dil kursları ve filolojileri kurarak, bu Romen dillerinin İtalya içinde çok sayıda kimse tarafından konuşulması ve yazılmasını sağlayarak o Romen dillerine "uzak süreli" bir destek veriyorlar. Aynı şekilde İspanya, Fransa, Portekiz ve Romanya’da da kendi ana dilleri dışındaki Romen dilleri öğretimine öncelik veriliyor.

Prof. Balbonı şöyle dedi "Biz Romen dillerinin 21. yüzyıl sonunda da konuşuluyor ve yazılıyor olması için şimdiden uğraş veriyoruz!" Ne büyük bir milliyetçilik (ulusçuluk) veya "Pan-Romenism" anlayışı!!!   Avrupa Birliği içindeki İtalya, İspanya, Fransa ve Portekiz demek başka Avrupa devletlerine karşı böyle bir önlem alıyorlar demek? Yine Prof Balbonı'ya göre, Fince, Hollandaca (Flamence), Danimarkaca ve ilerde üye olacak olan Macarca, Litvaca, Latviyaca, Estonca, Polonyaca'mn birer bağımsız diller olarak Avrupa Birliği içinde varlıklarını sürdürme şansı çok cılız ve az (Prof. Balbonı'nin mantıklı gerekçelen çok uzun ve ayrıntılı olduğu için buraya aktaramıyorum).

Prof. Balbonıyi dinlerken, acaba biz Türk devletleri (7 tane) ve toplulukları (20'den fazla) kendi aramızda böyle bir "Dil Dayanışması" oluşturabilir miyiz, diye düşündüm? Böyle bir dil dayanışması, özellikle "A" ve "B" grubundaki Türk boylarına kendi konuşma ve yazı dillerini fire vermeden sürdürme konusunda hem manevi, hem de ekonomik ve siyasi destek verebilir. Eğer C grubundaki ilk 6 Türk devleti (Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) kendi güçlerini bir araya getirerek A ve B grubundaki Türk boylarına böyle bir destek veremezse, bu hem genel Türk kültürü ve onun temeli olan Türk dili açısından büyük bir kayıp olur. Ayrıca, yine bu 6 Türk devleti böyle bir "Dil Dayanışma"sını kurmazlarsa, 21. yüzyılın 2.nci yarısında ise, "C" grubundan yalnızca ilk altısı 22. yüzyıl başında kendi anadilini sürdürüyor olabilecek.

Bu çok korkunç bir tablo, belki bazı kimselere fazla "abartılı" gelebilir, ancak ben 21. yüzyılda olması muhtemel büyük siyasi gelişmeler ve özellikle "iletişim" alanındaki İngilizce ve başka kültürlerin ezici egemenliği ve etkileri hesaba katarak, Türk dili ve kültürü bakımından böyle bir "kıyamet" senaryosu çizdim. Hatta, eğer Türkiye'de gittikçe yaygınlaşan aşağıdaki iki korkunç gelişme kısa sürede durdurulamazsa, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili bile bir "folklor" malzemesi düzeyine düşecektir:

1.Türkiye'deki bazı üniversitelerde sürdürülen "Yabancı Dilde Eğitim" bütün üniversiteleri kapsarsa?

2.YÖK'ün öncülüğünü yaptığı "bilimsel yayınlar Türkçe değil, yabancı dillerde olsun!" politikası yaygınlaşır ve Türkçe bir "bilim dili" olarak geliştirilmezse?

Türkiye'deki Türk dili ve kültürünün 22. yüzyılda da güçlü ve etkili olarak varlığını sürdürebilmesi, ancak ve ancak Türkiye'nin başka Türk devletleri ve toplulukları ile kısa süre içinde "Dil Dayanışması" anlaşması imzalayarak, Türk dilinin dünyadaki bütün kollarını (öncelikle Karayçayı) koruma altına almasına bağlıdır! Yoksa, yukarıdaki korkunç senaryo gerçekleşebilir...

Yukarıdaki senaryoya karşı önlem almak için Türkiye'deki devlet adamları ve dilciler kısa sürede önce 6 Türk devleti (KKTC, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) daha sonra çeşitli Türk toplulukları yöneticileri ve kültür adamları ile bir araya gelerek bu "Dil Dayanışması" anlaşmasının temel maddelerini belirlemeleri gerekiyor. Aşağıdakiler, yalnızca şu anda aklıma gelen önemli maddelerdir:

1.Her bir Türk boyu başka Türk boylarının dilini öğrenme konusunda özel dil dershaneleri açmalı,
2.Her Türk boyunun liselerinde ek "Türk dili" olarak Türk dilinin çeşitli kolları için özel dersler koymalı,
3.Her Türk boyunun üniversitelerinde "Türk Dilleri ve Edebiyatları" bölümleri açılarak orada çeşitli Türk dillerinde uzmanlar yetiştirilmeli,
4.TÜRK-SAT uydu aracılığıyla her Türk boyunun anadilindeki televizyon yayınları bütün Türk ülkeleri ve boylarına ulaştırılmalı (Şu anda TÜRK-SAT aracılığıyla yalnızca Azerbaycan-1 kanalı Türkiye'de kablolu yayında izlenebiliyor. Azerbaycan TV kanalı yanında neden Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tataristan ve başka Türk boylarının TV kanalları yok?)
5.Türkiye'de başta Karayca olmak üzere Türk dilinin bütün kollarında rahatça konuşabilen ve yazabilen uzmanlar ve aydınlar yetiştirilmeli.
6.Aynı şekilde, bütün Türk devletleri ve boylarında Türkiye Türkçesini rahatça konuşan ve yazabilen uzmanlar ve aydınlar yetiştirilmeli.
7.Bütün Türk boylarında "Ortak Türk Latin alfabesine" geçiş süreci hızlandırılmalı.

  • 779 defa okundu.