Yazan: Mehmet Emin BUĞRA 
Çeviri: Gökbayrak

GÖKTÜRK DEVLETİNİN SİYASİ VE TOPLUMSAL DURUMU VE KÜLTÜREL ESERLERİ

Hükümetin büyük memurları Boyrok veya Beğ unvanıyla tanınırdı. Kağanın handanından olmayıp da yurt içinde fevkalade potansiyel (yüz-abroy) sahibi olanlara İlhan unvanı verilirdi. (Bu unvan doğu Türkistan gibi çok hanlık olan bir devlette fevkalade söz sahibi olanlara mahsus olup, rütbe itibariyle kağandan hemen sonra yer alırdı.) İlhandan sonra Bağadirhan, Turhan, Hancur (Kabile Beği) rütbeleri gelirdi. Bati Göktürk devletinde hükümette katip (sekreter) ve muhasebe görevlilerine Damgacı denilirdi. Yukarıdaki malumatlardan Göktürk devletinde mükemmel bir idari teşkilatı olduğu açıkça   görülmektedir.

ÖRF-ADET VE AHLAK
Göktürk devleti yani şimdiki Moğolistan ve Altay bölgesinde halkın bir kısmı göçebelik şeklinde yaşarlardı. Geçim hayvancılık ve avcılıktan sağlanırdı. Deriden yapılmış çadırlarda oturur ve zaman zaman bir yayladan öbür yaylaya göç yaparlardı. Bir kısmı şehir ve kentlerde yaşarlardı. Onlar zanaat ve bahçe işleriyle uğraşırlardı ve yaz gelince yaylalara giderlerdi.

Göktürk devride Moğolistan ve Altaylarda hiç şehir yoktu gibi rivayetler çok gariptir. Çünkü Orhun, selenga, onon, krolin, yama (yeni) ve İrtiş deryaları boyunda yüzlerce küçük ve büyük şehirler vardı ve oldukça kalabalıktı. Bunların harabeleri şu an ortaya çıkmıştır.

Şehir halkı ticaret ve sanayi ile uğraşırlardı, kervan işleriyle uğraşanlar da hayli çoktu. Çiftlik yerleri ve bağları sulamak için dere ve ırmak inşaatında oldukça usta idiler. O zamanlarda Türklerin elbiseleri Çinlilerinki ile aynı idi. Ama Çinlilerin tersine elbiselerin önü sağdan sola sarılırdı. Saçlarını hiç kestirmeyip uzun bırakırlardı. Ata binme ve silah kullanmada çok ileri gitmişlerdi. Keskin kılıçları ve hayvan boynuzlarından yapılmış yayları vardı, hatta atılınca düdük gibi ses çıkaran okları bile vardı. Altın ve gümüş ile döşenmiş zerre-boncukları vardı ve arpa çekirdeği içerirlerdi. Göktürkler gayet cesaretli ve savaşçı olmakla beraber gayet insaniyetçi ve hakkaniyetçi idiler. Mesela o zamandaki Asur ve Keldan ve başka milletlerin zafer abidelerinde zikri geçen katliam ve vahşilerce tahribatlardan hoşlanma Türk zafer abidelerinde asla yoktu. O zaman kendini eşsiz kültürlü sayan Çin devletinin ister kendi yurtlarında ister Türk yurtlarında yaptığı katliam ,tahribat ve müthiş terör gibi olaylar onların tarihinde dopdoludur.
 
SANAYİ
Göktürkler devlet kurmadan önce demir çıkarmak ve demirden çeşitli cihazlar ve silahlar yapmakta çok usta idiler. Çin tarihine göre daha sonra Göktürklere tabi olan Cocan Tatar kağanları onların bu sanayilerinden çok istifade etmişlerdi. Göktürk devleti kurulduktan sonra bu sanayi daha da gelişti. O devirde Moğolistan ve Altay halkı altın, gümüş ve her çeşit maden ürünlerinden çeşitli şeyler yapıp başka milletlere satmaya başlamışlardı. O zamandaki Türk sanayi hususunda 669 senesinde Rum imparatoru Costinyan*nın yanından batı yabgusu İstemi Han'a misafir olarak gelen Zimark'in görmüş oldukları yeterli kanıttır. Zimark şöyle diyor: Türk yurdunda altından yapılmış nesnelerin sanatı ve nazikliği Rum devletinde yapılanlardan hiç farklı değildir. İstemi Han'ın sarayında gördüğüm altından yapılmış nesnelerin çokluğuna şaşakaldım. Beni İstemi han merasimle kendi makamında kabul etti. Kabul odası tamamıyla ipek zilçeler ve ipek köpeler (yer minderi) ve ipek perdelerle döşenmişti. İstemi han bu döşenmiş odada altın taht üzerinde oturup beni kabul etti. Bu odaların döşenmesi ve haşemeti Bizans imparatorluğundan hiç de geri kalmış değildi. Birkaç odaların duvarlarında acayip görkem yüksek sanat mahsulü denebilecek oyma resimler çizilmişti. Bu odaların direği altınla kaplatılmış, dört tane altın tavsan üzerine gayet haşemetlik altın tahtlar koyulmuştu. Odalardaki altın tabakalar değer biçilmez eşyaları ve altın gümüşten işlenen hayvan heykellerini hayranlıkla tamaşa kıldım. Türklerin maden mahsullerinden çeşitli cihaz ve silahlar yaptığını birçok yerlerde gördüm'.

TİCARET
Göktürk devleti zamanında Türkler ticaret işlerinde çok ileri gitmişlerdi. Bizans, İran, Hindistan'ın Çin ile olan ticareti Göktürk zamanında dünyanın en mühim tüccarları olan DOĞU TÜRKİSTAN ve Batı Türkistan halkının elinde idi. Özellikle Çin'in ipek ve ipek örmeleri sadece Türkistanlı tüccarlar tarafından kara kervan yoluyla Rum, İran, Hindistan'a götürülüp satılırdı. O yurtların ticaret mallarını Türkistan ve Çin'e getirirlerdi. O zamanki Türk tüccarlarının vasıtasıyla yukarıda zikri geçen memleketler arasındaki mal ve medeniyet alışverişinin örnek eserleri zamanımızda işbu memleketlerin müzelerinde mevcuttur. Cümleden Japonya'nın kedimi Har Yo Yi müzesinde İran'ın Sasani devride Japonya'ya getirilen birçok tabaklar bulunmaktadır.

  • 938 defa okundu.