Özlem DALKIRAN
B. M. İnsan Hakları Komisyonu
Türkiye Temsilcisi

Hunan eyaletinin Chunhua köyündeki 30 yaşındaki bir tarım işçisi olan Zhou Jianxiong, 1 5 Mayıs 1998 'de işkencede öldü. 13 Mayıs'ta gözaltına alınan Zhou, karısını izin almadan hamile kaldığından şüphelenen köy doğum kontrol ofisi memurlarınca karısının nerde olduğunu itiraf etmesi için işkenceye tabi tutuldu. Onu başaşağı astılar, defalarca tahta sopalarla vurdular ve kırbaçladılar, izmaritle yaktılar, lehim demiri ile vücudunu dağladılar ve cinsel organlarını aldılar. Bu korkunç ihlal olayı tek örnek değil. Her sene Çin'de birçok insan işkenceden ölüyor. Diğerleri işkenceden kurtuluyor ama yaşadıkları fiziksel ve zihinsel travmanın uzun süreli etkilerinden muzdarip oluyor.

Çin'de tutuklu ve mahkumlara işkence ve kötü muamele yapılması yaygın ve sistematik bir uygulama. Bu tip ihlallerin, karakollardan, hapishaneler, gözaltı merkezleri, "emekle yoluyla yeniden eğitim" kampları, iç göçmenleri " gözetim ve iade merkezleri" ve uyuşturucu rehabilitasyon merkezlerine kadar birçok devlet kurumunda gerçekleştiği bildirilmektedir, işkencenin "ev hapsi" ve yolsuzluk iddialarının soruşturulması sırasında görevlilerin "özel izolasyon" alınması gibi "gözaltı harici" kontrol önlemlerinin de ayrılmaz bir parçası olarak kullanıldığını bildirilmektedir.

Bu ihlalleri sadece kapalı kapılar ardında gerçekleşmemekle. Genellikle tüm halkın gözü önünde memurlar tarafından normal görevlerinin bir parçası olarak ve bazen de kasıtlı olarak halk önünde küçük düşürme ve diğerlerine uyarı olarak yapılmaktadır. Bu ihlaller, aile planlanması ve vergi toplama memurları da içeren ceza adalet sistemi dışındaki memurlar tarafından yapılmaktadır. Çin yasaları işkence ve kötü muameleyi, yalnızca bazı özel durumlarda suç kapsamında cezalandırılmaktadır. Part-time, sözleşmeli veya destek güvenlik personeli gibi resmi görevleri kapsamında suç işleyen birçok görevli, işkence suçu davalarından özellikle hariç tutuluyor. Uygulamada, yasa uyarınca suç işlediği için kovuşturulmaya tabi olanlar bile genellikle yargılanmamakta veya hafif cezalar almaktadır. Son yıllarda, memurlarla tartışmaya girmiş, onların yetkilerini sorgulamış veya haklarını korumaya kalkışmış birçok insan da kurban olmuştur. Memurlar, vergi ve para cezası toplama sırasında işkenceye başvurmaktadır. Rüşvetçi memurların şantaj ve haraç almak için işkence uyguladıkları sıklıkla rapor edilmektedir. Göçmen işçiler, özellikle genç bayanlar, kolay bir av ve sık, sık işkence kurbanı olmaktadırlar.

İşkence raporları, belirli suçlara karşı periyodik olarak düzenlenen "yoğun darbe" kampanyaları sırasında polislere "hızlı sonuç" alınabilmesi için "her yola" başvurmasına açıkça yeşil ışık yakıldığı zamanlarda artış göstermektedir. İşkence ve kötü muamele, yasaklanmış Falung Goıng tarikatına darbe vurulması gibi önemli siyasi kampanyalarda daha fazla yaygınlaşmaktadır. Kurbanlar ve onların ailelerinin sağladığı detaylı ifadeler in görevliler tarafından dikkate alındığı az sayıdaki olayda, çelişkili ifadeler ve görevi kötüye kullanmayı kesinlikle reddeden açıklamalarda bulundular. İddiaların derinlemesine incelendiğinin gösterebilecek çok az işaret var. Bu umursamazlık, ulusal öncelikli kampanyalar sırasında uygulana işkence ve kötü muamelenin resmi kabul gördüğü şeklinde yorumlanabilir. Bu durum, hükümetin işkenceyle mücadele konusundaki samimiyetinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Her yurttaş işkenceden korunmayı hak eder ve bu ona sağlanmalıdır.

Sorgulama sırasında işkence, toplumsal davalar dahil olmak üzere tüm gözaltına alınanlara uygulanmaktadır. İşkence ve kötü muamele, ayrıca hapishanelerde ve mahpusların cezai veya "idari" cezalarını çektiği çalışma kamplarında yaygın bir uygulama. Genel cezalandırma politikasında hapislerin sık sık kötüye kullanılması sağlayan bir ortam hazırlamakta olan çalışmaya zorlama ve "suçu itiraf etme" merkezi rol sahibi. Adi suçlara ve "reforma direndikleri" kabul edilen siyasi mahkumlara özellikle sert muamele yapılmakta. Gardiyanlar disiplini saplama görevini genellikle seçilmiş bazı mahkumlara veyahut rutin olarak diğer mahkumları taciz etmekle görevli "koğuş ağaları" veriyorlar.

Son yıllarda Çin medyası işkence ve kötü muamele olaylarını ifşa edilmesinde giderek artan önemli bir rol oynamaya başladı. Bazı önemli gazeteler artık bir hikaye rapor etmek için idari soruşturmayı beklemiyor ve medya raporları takiben kurbanların ve onların ailelerinin yıllarca adalet için resmi engelleme ve ilgisizliklere karşı savaş açtığı davalar görünüyor. Polis gücünün kötüye kullanılması, vatandaşların korunma hakları ile ilgili yasal boşluklar ve belli alıkoyma korkuları üstüne tartışmalar giderek artmakta.
 
İŞKENCE NEDEN, KİMLER TARAFINDAN KİME KARŞI KULLANILIYOR

1."İTİRAF ELDE ETMEK İÇİN"
"itiraf elde etmek için işkence yapmak" 1958'den beri yasak ve 1979'dan beri bazı koşullar altında cezai bir suç. 247. madde itiraf elde etmek için işkence yapmayı, "adli memurlar"ın "sanık" veya "şüpheli" üzerinde işkence yaptığı suç olarak kabul ediliyor.

"Adli memur" ise şöyle tanımlıyor: " Soruşturma, yargılama, kara verme ve denetleme veya kontrol etme işlevlerini yerine getiren kişiler"

Ceza bir gözaltı merkezinde 1-6 ay hapis cezasından 3 yıl hapse kadar artabiliyor. İşkence yaralanma, sakatlama veya ölümcül yaralar alıyor yada ölüyorlar. 

Ama buna rağmen bu uygulama çok yaygın.
Çin'de itiraf elde etmek için işkence yapma vakalarının büyük bir oranı gözaltına alınmalarının ilk 24 saatinde ya ölümcül yaralar alıyor yada ölüyor.

Ve ne yazık ki vakalar ya hiç soruşturulmuyor yada soruşturulsa bile ya çok hafif ceza alıyorlar yada cezaları tecil ediliyor. Savcı olayı soruşturmak istese bile polis veya diğer görevliler tarafından engellenebiliyor.

Çin medyası son yıllarda bu tip olayların üzerine çok gidiyor ve özellikle işkenceyle alınan itiraflara dayanılarak verilen hükümler nedeniyle insanların öldürülmesinin üzerinde duruyor.

Buna bir örnek Sincan Uygur Özerk Bölgesinde Zülfikar Mehmet'in vakası. "Bölücü" eylemlere karıştığı iddiasıyla tutuklanan Mehmet, mahkemeye itirafının işkence altında alındığının söyleyerek suçlamaları reddetmesine ve mahkemeye tırnaksız parmakları da dahil, işkence izlerini göstermesine rağmen Temmuz 99'da ölüme mahkum edildi. İddialara yönelik hiçbir soruşturma yapılamadı ve bilindiği kadarıyla 14 Haziran 2000 'de infaz edildi. Ailesi kendisinin tutuklandığı Nisan 98'den beri görüşememişti ve infazı gerçekleştikten sonra öğrendi.

2.YOĞUN DARBE VE HUZUR OPERASYONLARI
Düzenli olarak yapılan suç önleyici "yoğun darbe" kampanyaları sırasında polis, belli suçların sonlandırıldığının somut sonuçlarının görülmesi için "mümkün olan her yöntemi" kullanmaya teşvik ediyor. Buda işkence kullanımı ve şiddetin artmasına yol açıyor. Örneğin, araba hırsızlığına karşı yürütülen bu tip operasyonlarda bu suçla bağlantılı olduğu düşünülen kişilerin polis tarafından öldürüldüğü bildirildi.

Pornografi, uyuşturucu ve kumar karşı düzenlenen periyodik kampanyalarda aşırı güç kullanan polisler, üstlerinden aldıkları emirleri uyguladıklarını ve üstleri bu operasyonları çıkar elde etmek için bir fırsat olarak gördükleri ifade ediyor.

Son yıllarda Falung Gong tarikatına yönelik operasyonlarda işkence ve kötü muamele çok belirgin olarak izleniyor. Diğer normal polis operasyonlarında, gözaltında ölüm vakaları soruşturabilip yargıya
götürülse de Falung Gong olaylarından hiçbiri soruşturmadı. Ocak 2001 'e kadar edinilen verilere göre en az 120 Falung Gong müridi (62'sı kadın) Temmuz 99'dan bu yana öldü. Bunların tamamı ya polis gözetimindeyken yada serbest bırakılmamdan kısa bir süre sonra öldüler.

3. PART-TİME "SAVUNMA" VE "GÜVENLİK' POLİS TİMLERİNİN YAPTIĞI İŞKENCE
Normal polis kuvvetlerinin yanı sıra idari polis, hakimler, mahkeme katipleri ve polisleri, köy veya parti liderleri. Ortak savunma tim ve çok sayıda güvenlik görevlisi gibi ikincil, sözleşmeli veya part-time personelin de işkence vakalarının suçluları oldukları bildirilmiştir.

4. VERGİ, PARA CEZALARI VE BORÇ TOPLAMADA İŞKENCE

5. FAHİŞE VEYA MÜŞTERİ ZANLILARINA İŞKENCE
Bir çok kadın, fahişlik yaptıkları zannıyla yakalanarak polis tarafında işkence, tecavüz, cinsel taciz ve aşağılanmaya maruz kalıyor. Polisin anında para cezası kesme veya fahişe ve ve müşteri zanlılarını "gözetim ve eğitim" kamplarına gönderebilme yetkisi var. Polis, bu kadınları müşteri listesinin elde etmek için gözaltına almayı yeğliyor çünkü müşterilere şantaj yapıyorlar. "Müşteri" masum olduklarını iddia ettiklerinde veya parayı ödemediklerinde işkence görebiliyor. Bu işkence Çin'in dört bir yanında birçok polis karakolu için temel gelir kaynağı haline gelmiş durumda.

6. "SERSERLER/EVSİZLER"E İŞKENCE
Her yıl aralarında çocuk ve akıl hastalarının da bulunduğu milyonlarca kişi "Gözaltı ve Geri gönderme sistemi nedeniyle kayıtlı oldukları bölgeye iade edilmek üzere gözaltına alınıyor. Polis ve İç İşler tarafından yönetilen bu sistem, adli ve cezai bir önlem olmaktan çok bir refah aracı olarak kullanılıyor. Bu tutuklular aşırı kalabalık ve sağlıksız koşullarda tutuluyor. Yetersiz gıda verilerek saatlerce çalıştırılabiliyorlar. Gardiyanlar, koğuş ağaları ve diğer tutuklular tarafından dayak ve diğer işkence yöntemlerine maruz kalma şansı çok yüksek. Sistem kötüye kullanılarak, ancak çok yüksek nakit ödeme yaparak serbest bırakılıyor.

7. DOĞUM KONTROL POLİTİKASINDA İŞKENCE
Af Örgütü uzun süredir bu konuyu mercek altında tutarak izlemektedir. Ne yazık ki aile planlanması politikasının uygulanmasında işkence ve kötü muameleyi de içeren çok sayıda hak ihlali yapıldığını görüyoruz. Mayıs 2000'de BM İşkenceye Karşı Komiteye Çinli diplomatların konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle: "Çin her zaman insanların gönüllü katkısını devletin rehberliğiyle birleştirme ilkesine benimsemiştir ve her türlü zorlayıcı emre, baskıcı ölçüye karşı çıkmaktadır. Ancak, şu doğrudur ki taşradaki aile planlama yetkililerinden bazıları basit ve kaba yaklaşım benimsemiştir... Aile planlama yetkilisi tarafından gösterilecek olan herhangi bir kaba yaklaşımın tespit edildiği an kesinlikle kontrol edilecek ve düzeltilecektir."
Çin'de gelen çok sayıda bilgi göstermektedir ki yıllık doğum kotaları politikanın önemli bir parçasını oluşturuyor. Ve katı cezalar ve ödüllerle destekleniyor. Bazı istisnalar olmasına rağmen, plan dışı hamilelik halen ağır para veya işten çıkarmalarla cezalandırılıyor. Kotayı tutturamayan görevlilerin rütbesi indiriliyor, para cezası ve işten çıkarılma cezalarına çarptırılıyor. Üstlerindeki bu baskı nedeniyle ve halkın bu uygulamaya itirazından dolayı yetkililer şiddet ve kötü muamele yöntemleri uyguluyor. Aşırı şiddet kullanılan yetkililer ise yalnızca tecil edilmiş cezalar alıyorlar.

8. ZİHİNSEL HASTALIKLARI OLANLARA İŞKENCE VE PSİKİYATRİ HASTANELERİNİN KÖTÜ KULLANIMI
Akıl hastalarının ceza kurumlarında tutulması yasalarla yasaklanmasına rağmen, bu uygulamanın olduğu eski mahkumlarca ifade edilmiştir. Bu tip mahkumların koğuş ağaları ve diğer mahkumlar saldırılarına ve alaylarına karşı en savunmasız gruptur. Bu kişilere kötü muamele yapıldığına dair çok sayıda bilgi gelmektedir. Öte yandan Çin'de de diğer birçok ülke gibi akıl hastaları için gereken kurumlar ve koruyucu önlemler azken, ülkenin psikiyatri hastaneleri farklı amaçlarla kullanılmaktadır. Siyasi muhalifleri sindirmek ve susturmak için, tıbbi gerekçelerle bu hastanelere yatırılıyorlar.   Ve burada zorla ilaç veriliyor.

9. CEZA VE İDARİ GÖZALTI UYGULAMASINDA "EĞİTİM" VE CEZA AMAÇLI İŞKENCE
Çin'de işkenceye karşı komiteye sunduğu son raporda yalnızca ceza adalet sistemi içindeki gözaltı yer almaktadır. Çok daha fazla sayıda yurttaş devlet tarafından, geniş kapsamlı idari gözaltı biçimleri aracığı ile, özgürlüklerden mahrum edilmektedir. Bu yöntemler polis ve diğer hükümet birimlerinin kişileri kendi yetkileri dahilinde gerekçesiz, yargılamaksızın veya herhangi bir yargısal inceleme yapmaksızın, gözaltında tutma yetkisi vermektedir ve bu yetki var olan izleyici organların incelme olmaksızın kullanılmaktadır. İdari gözaltı biçimleri arasında emek yoluyla yeniden eğitim (laodong jiaoyang). Gözaltı ve Eğitim (shorurong jiaoyu), Gözaltı ve Geri Gönderme (shourong qionsong). İstek Dışı uyuşturucu Rehabilitasyonu (qianzhi jiedu), İdari Gözaltı (xingzheng juliu) ve İş Çalışma Okulları (gongdu xuexiao) bulunmaktadır. Yenilenmiş Ceza Usulleri Kanunundaki kriminal zanlılar ve sanıklarla ilgili kısıtlı güvenlik önlemleri idari gözaltına alınmış kişiler için geçerli değildir. UAÖ 'nün izlediği tanıklık ve raporlar, bu kişilerin devlet görevlilerinin kendileri veya kışkırtmaları sonucu, işkence ve kötü muameleye çok açık olduğunu göstermektedir. Mayıs 2000'de, işkenceye Karşı Komite Çin hükümetine "ilgili uluslar arası standartlara uygun davranılarak, her tür idari gözaltını" kaldırılması yönünde tavsiyede bulunmuştur.

Çin ceza politikasının odağını zorla çalıştırma ve "suçun kabullenilmesi" oluşturuyor. Bu da eğitim
kamplarında "reforma direnen" mahkumlara yönelik vahşi  uygulamalar yapılamasıyla  sonuçlanıyor.
Sincan'ın Mush ilindeki emek yoluyla yeniden eğitim kampında 1998 yılında yaklaşık 380 Uygur siyasi mahkum olduğunu ve bunların günde 10 saat çalıştırıldığı belirtildi. Mahkumlar görevleri tamamlamadığı, konuştuğu, şarkı söylediği, abdest için gizlice su aldığı veya gardiyanlara cevap verdiği için vahşice cezalandırılıyor. Elektrik coplarıyla dövme, ellere basma, "uçan tayyare" pozisyonunda durdurma, demire bağlayarak ve baş aşağı asılarak dövme gibi yöntemler uygulanıyor. Bir tanık şöyle demiştir: "bir çok kez polis memurları mahkumun anüsüne elektrikli cop sokarken kendi aralarında gülüşmekteydi. Birçok mahkumun işkence sonucu dişleri, kolları kırık, kulakları kanıyor, mikrop kapıyor ve testisleri artık işe yaramıyor."

Bu kampların yalnız gardiyanlar değil koğuş ağaları ve gardiyanların görevlendirdiği diğer mahkumlar da bu kötü muamele uygulamalarına katılıyor.

TAVSİYELER

1.Her tür işkenceyi hiçbir biçimde hoş görmeyeceğini ifade etmelidir.
2.Ceza Yasası, Ceza Usulleri yasası ve yargı politikaları, İşkence sözleşmesinin ceza tanımlarına uygun olarak düzenlemelidir.
3.Yargılama yalnızca işkencede yaralama ve öldürmeyle sınırlı kalmamalıdır.
4.Resmi görevli olan herkes işkence veya işkenceye teşebbüsten dolayı yargılanabilmelidir.
5.İşkence altında alınmış ifadeler kesinlikle cezai veya idari tüm yargılama usullerinde göz ardı edilmelidir.
6.İşkence iddiaları, kanıt tahrifatı ve gizleme, otopsi  engelleme  iddiaları  soruşturulmalıdır.
7.Keyfi veya tecrit gözaltı sona erdirilmelidir.
8.Tutukluların aile ve avukatlarıyla görüşmesine izin vermelidir.
9.Gözaltı ve Cezaevi şartlarının düzenlenmesi ve iyileştirilmesi gerekmektedir. Mahkumların bakım, disiplin ve cezalandırılmaları uluslar arası standartlara uygun olmalıdır.
10.Tüm tutuklu ve mahkumları tıbbı bakım ve tedaviye ulaşmaları sağlanmalıdır.
11.Şikâyet ve soruşturmaların etkin olması kurumsallaştırmalıdır. Tutuklu yakınları, tanıklar ve tutukluların basık veya misillemeye karşı korunmaları gerekir.
12.Tazminat ve işkence mağdurlarının rehabilitasyonu için sistemler kurulmalı ve güçlendirilmelidir.
13.İnsan hakları ihlallerinin raporlanması ile ilgili kısıtlamalar kaldırılmalı, bu bilgilendirmeyi yapan insan hakları savunucuları, medya ve diğerleri üzerindeki baskılar ve sindirme operasyonları sona erdirilmelidir.
14.Kanun adamları, gözaltı merkezleri ve cezaevi gardiyanlarının yanı sıra, işkencenin sona ermesi için etkili olabilecek doktor, psikiyatrisi, hukuk ve sosyal kurumların eğitimine öncelik verilmelidir.

  • 841 defa okundu.