İstanbul Çin Konsolosluğuna Kayseri Teşkilatımızın Verdiği Cevap

Çin Halk Cumhuriyeti'ne Açık Mektup

 

Çin halk cumhuriyeti İstanbul baş konsolosluğu tarafından Çin Halk Cumhuriyeti dış işleri bakanlığı sözcüsü adına 15 kasım 2001 tarihinde Doğu Türkistanlıları ve Doğu Türkistan davasını hedef alan bir bildiri yayınlandı. Bildiri; Çin yönetiminin tüm dünyada, 11 Eylül'den sonra gelişen terörizme karşı hareketi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için Doğu Türkistan 'lılar aleyhine başlattığı iftira ve gerçekleri saptırma kampanyasının ülkemize uzanan ayağını oluşturmaktadır.

Doğu Türkistan'ın tarihin bilinen ilk dönemlerinden itibaren Türk toprağı olduğu bilinen ve tüm tarih kaynaklarında yer alan bir gerçektir. Tarihte Türk'ler ile mücadele eden ve bu mücadelesinde savunma maksadı ile Çin şeddini inşa ederek kendisine doğal bir sınır çizen Çin'in, günümüzde bu sınırları Çin şeddinin ilerisinde göstermeye çalışması, hiç bir zaman hakim olamadığı ve varlık gösteremediği bölgelerde hak iddia etmesi tartışılmasına bile ihtiyaç olmayan bir durumdur. Ayrıca bildiride etnik grup olarak Uygur'lardan bahsedilmesi, ülkenin 1884 yılında resmen Çin tarafından ilhak edilmiş olması, Uygur Özerk Bölgesi ismi ile anılması ve Doğu Türkistan'a Sinjiang yani yeni toprak, yeni sömürge adının verilmesi bile tarihin derinliklerine inmeden Doğu Türkistan 'in Türk toprağı olduğunu ispat etmeye yeterlidir. Çin Halk Cumhuriyetinin bunun aksine ortaya attığı bütün iddiaları gerçek dışıdır.

11 Eylül olaylarından sonra Çin Halk Cumhuriyeti dünya çapında kendisini terör mağduru gibi gösterme ve Doğu Türkistanlıları terörist olarak tanımlama çabasına girmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti asla ispat edemeyeceği, kamuoyuna kabul ettiremeyeceği iddialarını, tarihte meşhur olan Çin entrikalarını, sahip olduğu ekonomik ve siyasi gücü kullanarak kabul ettirme çabasındadır. Fakat Çin'in bu iddiaları taraftar bulamazken, özellikle yazılı basında Çin'in planının aksine Doğu Türkistan'da meydana gelen olaylar ve insan hakları ihlalleri daha sık gündeme gelmeye başlamıştır.

Gerek Doğu Türkistan'da gerekse yurt dışında yaşayan Doğu Türkistanlılar ve kurdukları teşkilatlar işgalci Çin yönetimine ve insanlık dışı uygulamalarına karşı bağımsızlık mücadelesi vermektedirler. Amaçları da sadece Doğu Türkistan halkı içinde değil, tüm insanlık için huzur ve barış içinde bir dünyanın oluşturulabilmesidir. Dünya medeniyetine her alanda büyük katkılarda bulunan Doğu Türkistanlılar, insanların en temel hakları olan yaşama, geleceğini ve hayatını kendi iradesi ile yapılandırma haklarına daima saygılı olmuşlardır. Haklı davalarını sürdürürken Doğu Türkistan davasının geçmişinde olduğu gibi gelecekte de, kesinlikle terörizm gibi bir leke ile bağdaştırılmasına, ilişkilendirilmesine müsaade etmeyeceklerdir.

Kapalı ve baskıcı yönetimlerde bireysel terör olamaz, aksine kapalı yönetimlerde ancak devlet teröründen bahsedilebilir. Nitekim Çin yönetiminin uygulamaları ele alındığında Doğu Türkistan 'da esas terör suçlusunun Çin Halk Cumhuriyeti olduğu ortaya çıkmaktadır. İlk kabul edilmesi gereken madde Çin 'in işgalci olduğudur. Çin, Doğu Türkistan, Tibet, İç Moğolistan gibi ülkeleri silah zoru ile hâkimiyetinde tutarak, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürerek en büyük terörü uygulamaktadır. İşgali altında tuttuğu Doğu Türkistan'da nükleer denemeler sonucu 200.000 insanın ölümüne, sakat kalmasına yol açmak, Lop-nor bölgesindeki ekolojik dengeleri bozmak, insan hayatını hiçe saymak değil midir? Zorunlu aile planlaması ile aile yapısını bozmak, henüz doğmamış bebekleri anne karnında katletmek terör değil midir? Ülke halkından zorla gasp ettiği topraklara çoğu eski mahkûm olan Çinli göçmenleri yerleştirmek, ülke halkını vatanlarında azınlık durumuna düşürmeye çalışmak hangi barışçıl amaca hizmet etmektir? Her ay onlarca Doğu Türkistanlı genci idam eden, bunların yanında gece yarılarında evlerinden topladığı insanların akıbetinden kimseye bilgi vermeyen veya veremeyen Çin Halk Cumhuriyetinin uygulamaları devlet terör değil de nedir? 35 milyon müslüman Türk halkını binlerce yıllık kültürü ile birlikte yok etmeye çalışmak, asimile programları içinde aids gibi bulaşıcı ve öldürücü hastalıkları bile bir silah gibi kullanmak soykırımın en vahşi örneği değil midir? Ayrıca Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde faaliyet gösteren Doğu Türkistan teşkilatlarının 3 liderinin suikastlar sonucu öldürülmesi dikkatlerden kaçırılmaması gereken bir durumdur. Bütün bunların yanında henüz 10 yıl önce kendi gençlerini bile tanklar altında ezen bir ülkenin bir başka milleti terörizmle suçlamadan önce kendi karanlık sayfalarını temizlemesi gerekmektedir.

Barış içinde bir dünya oluşturma çalışmalarına katılmak istemesi durumunda Çin İn ilk yapması gereken, Doğu Türkistan'daki işgaline son vermesi ve Doğu Türkistan'ın bağımsızlığını kabul etmesidir. Ancak bu sayede ülkeler ve milletler barış ve huzur içinde yaşayabilir.

Saygılarımla.                                      

                                                          Ebubekir TÜRKSOY

Genel Başkan

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği

Kayseri

  • 854 defa okundu.