Doğu Türkistan üzerine...

Muzaffer ÖZDAĞ

1 Mayıs 1933 yılında Kayseri-Pınarbaşı'nda doğan İnkılâpçı, asker, hukukçu ve devlet adamı Muzaffer Özdağ, 1958 yılında Kara Harp Akademisinden mezun oldu. Aynı süre içinde 1956 yılında Ankara Hukuk Fakültesini de bitirdi. İki yıl süreyle Japonya'da Türkiye Büyükelçiliğinde müşavir olarak çalıştı. Bir dönem MHP milletvekili olarak parlamentoda görev yaptı.   1971 yılından itibaren serbest avukat olarak çalışmaya başladı.

Muzaffer Özdağ, Türk Dünyası ve özellikle Doğu Türkistan üzerine çeşitli yazılar yazmış ve bu konuda yönlendirici fikirleriyle tanınmaktadır

 

Akbaşlıklı yalçın zirveleri bulutlarla kucaklaşan, Tanrı Dağları, Altın Dağları, Altaylar...

Gözlere, gönüllere huzur veren sonsuz bir yeşillik. Ufuklara uzanan, zirvelere tırmanan çam

Ormanları Mavi göller bin bir renkli çiçeklere benzemiş yamaçlar, vadiler, zümrüt ovalar meralar cevahir görünümlü öbek öbek üzüm salkımları taşıyan asmalar... Kevser suları ile Tarım Nehri... Turfan, Kaşgar, Urumçi.

İtinalı basılmış, nefis fotoğraflarla bezenmiş kitapçığın sahifelerinde göz gezdiriyorum: "SİNCİAN' in Şimdiki Durumu" Bizim güzel Doğu Türkistan’ımız SİNCİAN adıyla 2000 yıllık Çin vilayeti yapılmıştır. Çin Halk Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği'nin hazırlatıp tanıtım broşüründe Doğu Türkistan sayısı 47'ye erişirken azınlık milletlerinin de yaşadığı Birleşik Çin Ülkesi'nin kadim bir mülkü olarak gösteriliyor. M.Ö. 60 yılında Batı Bölgesi Askeri Genel Valilik karargâhının kurulduğu andan itibaren bölgenin Han Hanedanın ( Çin İmparatorluk Hanedanı) ve Çin Milletinin mülkiyetine, edebi egemenliğine geçtiği iddia ediliyor.

Dudaklarımda acı bir tebessüm beliriyor Zihnimde cennet yurtlarında cehennem azabı çekerek varlıklarını korumaya Uygur Kazak kardeşlerimizin elem dolu simaları şekilleniyor.

Tarihi yurdun nükleer atış poligonu olarak kullanılan yörelerinde kitle halinde kobay durumuna sokulan soydaşlarımızdan hayatta kalanların bu korkunç cinayete tanık ve kanıt olan enkaza dönmüş sakatlanmış simaları,bedenleri....

Ne Konfüçyüs ahlakı, ne de kapitalist sömürüyü, Emperyalizmi, Irkçılığı reddeden Marxist komünizm, proletarya enternasyonazilmi. Çin Halk Cumhuriyetinde hâkim olan değişmez bir süreklilikle uygulamada kalan düşünce ve zihniyet, mağrur, zalim saldırgan Büyük Han şovenizmi. Çin kültür dairesi dışında kalan, Çinli olmayanı, Çine katılmayanı barbar sayan, değişik yöntemlerle yok etmeyi veya Çin hayat sahası olarak benimsenen, çevreden uzaklaştırmayı emel edinen politik zihniyet. Bilge Konfüçyüs ( M.Ö 551 – 479 ) " Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" diyordu. Yurtların sınırı belirlemek ve bu sınırın haksız, izinsiz aşılmasını önlem için dünyanın insan emeği ile kurulmuş en uzun şeddini yükselten Çinliler bu şeddi iç avlu duvarı haline koyacak ölçüde kuzeye ve batıya taşımış ve komşu milletlerin yurtlarına bir daha çıkmama niyetiyle girmiş, yayılmış, yerleşmiş bulunuyorlar. Çinli düşünür Mo-ti ( M.Ö. 479 – 381) adam öldürmeyi, hırsızlığı, gaspı cürüm sayan ahlak ve hukuk sistemlerini, komşu ülkelere zorla girişin talanın, komşu ülkelere karşı toplu kıyımın erdem sayılmasında ki tutarsızlığı vurguluyordu.

Batılı emperyalist güçlerin, Japonya’nın haksız aşağılayıcı işlem ve eylemlerine hedef olmaktan yakınan Çinlilerin yurtlarını işgal ve ilhak ettikleri tabi kaldıkları milletlere karşı daha acımasız davranışları ibret vericidir. Mançu Hanedanı, Sun-yat-sen ve Çan-kay-sek, Milliyetçi Çin Hükümetleri, Komünist Devrim, Mao, Çin Halk Cumhuriyeti, Büyük Han şovenizmine, Çinlilerin Çin egemenlik alanı içinde kalan Çinli olmayan milletlere karşı insanlık dışı uygulamalarına bir değişiklik getirmemiştir. Çin askeri işgal ve sömürü ile yetinmiyor. Askeri işgalle denetimine aldığı ülkenin hakkını soykırıma tabi tutarak, göçe zorlayarak, dağıtarak Çinli kolonisazyonu kitlerin baskısı ile asimilasyona tabi tutarak eritmeye, tüketmeye uğraşırlarken, kültür mirasını da yok ederek insanlığın hafızasından,  tarihten silinmeye çalışıyor.

Çin halk cumhuriyeti Büyük Elçiliğinin "SİNCİAN'ın Şimdiki Durumu" adlı tanıtım-propaganda kitapçığı bu tutuma tipik bir örnek oluşturuyor. Kitapçıkta Uzakdoğu ve Ortaasya Türk Tarihinin 2000 yılı aşan bir bölümü ilmi ciddiyet ve politik incelikle bağdaşmayan hoyratlıkla atılıp insanlığın hafızasından silinmek istenmiş. Tarih şeridi

Zihnimde hareketleniyor. Oğuz Han, Mete, Çiçi Kürşad, Bilge Kağan, Satuk Buğra Han, Kaşgarlı Mahmut, Cengiz Han, Kibalay Han, Emir Timur, Mehmet Yakup Han, Hoca Niyaz, Ali Han Töre, Mehmet Emin Buğra, Osman Batu, İsa Yusuf Alptekin ve Türk yurdunun doğu kanadında ki doğal felaket 240 yıldan beri kırım ve elem yaratan Sarı Humma...

Doğu Türkistan'a Çin toprağı saymanın, Doğu Türkistan üzerindeki Çin egemenliği devresini M.Ö. 60 yılında yapılmış bir akınla başlatmanın hiçbir sosyolojik, hukuki siyasi tutarlılığı bulunmamaktadır. Böyle bir mantık Çini defaatle fetih ve istila ederek yüzyıllarca yöneten hanedanlar çıkaran milletleri Çinin tümünün yasal sahipleri saymak kadar ciddiyetsiz olur.

Tarihi Türk anayurdunun doğu kanadın anlamında Doğu Türkistan gerçekte Çin şeddinin inşasından iki bin yıl öncesinden başlayarak M.S. XI. inci yüzyıla kadar Çin Şeddinin kuzeyindeki alanları kapsamıştır. Büyük Hun ve Göktürk imparatorluğunun doğu kanatları ve başkentleri Çin şeddinin kuzeyinde bugün Moğolistan ve Mançuryayı içine alan alanda bulunmuştur. Uygur ve Kırgız Türklerinin ilk yurtları da Hun ve Göktürk yurdunun Doğu kanadı içindedir. Çin Şeddinin inşaatı M. 0. III. yüzyılın son çeyreğinde ikmal edilmiştir.

Türk-Çin ilişkileri tarihinin M.S. XI yüzyıla kadar uzanan bölümü Türklüğün önemli bir kitlesinin doğudaki tarihi yurtlarını terke zorlanarak batıya doğru göçmesi yurtlarında kalanların bir bölümünün Moğol camiasına katılması bir bölümünün de Çin kitleleri içine dağılıp erimesi ile kapanmıştır.

Türk ve Moğol camialarının Göktürk hanedanından inen bir prens olan Cengiz Han (1167-1227) ve sülalesi yönetiminde birleşmesi Çin'in tamamına, Asya'nın en büyük bölümüne, Doğu ve Orta Avrupa'ya egemen olması Çin üzerindeki egemenliğin Kubilay hanedanı ile 1368 tarihine kadar sürmesi Türk varlık ve kültürünün kadim yurtta yeniden kök salmasını sağlamayı, Çinliliğin kuzeye ve batıya doğru taşması kesin şekilde engellemeye yetmemiştir. Kubilay hanedanı (Çin Yuan sülalesi) giderek Çinlileşerek Çin tarihini bir devresini oluşturmuş, Moğol yurdu da Çin'in bir parçası haline gelmiştir. Çin yayılma ve taşma için özümlediği fatihlerinden yararlanmayı da başarmıştır.

Çin'in Doğu Türkistan'ı istilası yakın çağ tarihi dönemine giren bir hadisedir.

Doğu Türkistan karşı süreklilik kazanan ilgi askeri taciz ve tasallut mükerrer istila girişimleri soykırım ve kolonizasyon deneyimleri 1757–60 yılında yapılan I.inci istila seferi ile başlamıştır.

Güçlü milli direniş ve başarılı milli kurtuluş hareketleri ile karşılaşan Çinliler 1876 tarihinde Rusya'nın da desteğiyle başarıya ulaşan ikinci istiladan sonra 1882 yılında Doğu Türkistan'ı "SİNCİAN" "Yeni kazanılmış toprak" adıyla 19. vilayet olarak Çin'e ilhak etmiştir.

Doğu Türkistan'da Türk varlığının top yekun imhası, tarih ve coğrafyadan silinmesi emeline yönelik radikal uygulama Büyük Han şovenizminin Marxist Öğreti ile yeni bir dopinge girip Çin Komünist Partisi yönetiminde icra ettiği beşinci istila ile başlıyor. Bu dönemde Doğu Türkistan Türkleri öz yurtlarında parya durumuna düşürülüyor. Kültür varlıkları tahrip ediliyor. Aydınları sistemli olarak imha ediliyor. Çoğalmaları önleniyor. Mülkleri, üretim araçları ellerinden alınıyor. Mülkleri Çinin her tarafından sürekli yollanan Çinli kolonizatörlere veriliyor.

Türkler (Uygurlar, Kazaklar) verimsiz topraklara sürülüyor.

Evlenme çağına girenler Çinlilerle evliliğe zorlanıyor. Çinlilerle evlenmeyenlere ağır vergiler konuyor. Türk kadınları çocuk düşürmeye zorlanıyor. Kızıl Çin yönetimi Türkleri öz yurtlarında azınlık durumuna indirmeye, yeni kazanılmış toprağın Çinlilerin nüfus çoğunluğunu oluşturduğu değişik azınlık ulusların mozayikini barındıran Türk kültür, varlık ve kimliğinden soyutlanmış, sıradan bir Çin vilayetine dönüştürmeye çalışıyor. Bu yönde hayli mesafe almış bulunuyor.

Çin, Konfüçyüs’ün öğüdünü dinlemiyor. Emekçi halkların proletaryanın kardeşliğine, Marxist öğretiye değer vermiyor.

Batının ırkçılığını kınarken sarı ırktan olmayan Uyguru, Kazağı kitle halinde nükleer poligon haline getirdiği bölgede kobay durumuna sokmaktan utanç duymuyor.

Çin halkını afyonla uyuşturmak, soymak için zorbalık yapan batılı sömürgecilere karşı savaş veren Çin yönetiminin aynı zamanda kuşağında Doğu Türkistan halkını aynı yöntemle köleleştirmeye çalışması düşündürücüdür. Siklet merkezi batıya kayan Türk alemi yaklaşık bin yıldan beri Çine karşı sürekli savunma halindedir ve Çin'e yönelik bir tehdit olmaktan uzaktır. Çin ise sadece Doğu Türkistan ve komşu Türk Devletleri için değil, bütün Asya ve bütün dünya için tehdit olma istidadı taşıyor.

Türk varlığının siklet merkezi bin yıldan beri batıya yönelmiş olmakla beraber Türk Alemi ile Çin alemi arasında komşuluk tarihin başlangıcından beri sürekliliğini koruyor. Türklük siklet merkezini tekrar doğuya taşıması Çin şeddinin kuzeyine yayılmak Büyük Okyanusa inmek gibi bir emel ve heves taşımıyor. Çin Doğu Türkistan’ı en kısa zamanda sindirip, özümleyip Batı Türkistan'a girmeye Hazar sahillerin inme kaprisine tutulmadıkça tarihi komşuluğun sürekli barış, dostluk ve işbirliğine dönüşmesine ciddi bir engel gösterilmez. Bu dostluk ve işbirliği için en güven verici sağlıklı samimi adım Çin Halk Cumhuriyetinin Doğu Türkistan'a karşı çok cepheli soykırım politikalarına son vermesi, özerkliğin anayasal gereklerine saygı göstermesi olabilir. Türklüğün en samimi emeli milletlerarası işbirliği ve Dünya barışı olmaya devam edecektir

  • 782 defa okundu.