Enver CAN
Doğu Türkistan
Milli Kurultayı Bşk.

HÜR DÜNYA LİDERLERİNE MİLLİ BİR ÇAĞRI
1949 yılında Çin Halk Kurtuluş Ordusu Asya'nın merkezinde ve Uygur Halkının ana yurdu olan Doğu Türkistan'ı işgal etmiştir. Şu anda, işgal altındaki bu ülke Sincan Uygur Muhtar Bölgesi adında Çin sömürge ülkesidir ve ağır askeri ve paramiliter (yarı askeri) güçlerin denetimindedir.

Çin'in sömürgeci işgali altında Uygurlar, varlıklarını sürdürebilmek için bir ölüm kalım mücadelesi vermektedirler ve ekonomik hakları, sivil, sosyal ve politik hakları da kapsayan temel hak ve özgürlükleri ihlal edilmekte ve hatta yok edilmektir. Bu günkü Doğu Türkistan'da, aralarında aydınların, din bilginlerinin, işadamlarının, öğrencilerin ve köylülerin bulunduğu kişilerin tutuklanmaları ve hapse atılmaları ve hatta idam edilmeleri olağan bir durumdur. Bugün Uygur'lar politik, ekonomik ve sosyal hayatlarında Çin'li gibi eşit hak talep etmeleri ve insan haklarına bağlılığından  dolayı  zulüm  görmektedirler.

Uluslararası af örgütü; bugün Doğu Türkistan'ı, Çin'de siyasi mahkumların idam edildikleri tek bölge olduğunu belirtmektedir. Bu Örgüt 1997-99 arasındaki iki yıllık dönemde 210 ölüm cezası ve 190 idamın gerçekleştirildiğini kaydetmiştir. 1999 Nisanında yayınlanan Af Örgütü raporundan sonra Çin'de her yıl yüzlerce Uygur idam edilmekte ve binlercesi milliyetçilik, bölücülük ve aşırı dincilik şüphesiyle hapsedilmektedir. Uygurların işkenceye mağrur kalmaları ve ortadan kaybolmaları olağan durumlardandır.

SÖZDE MUHTAR STATÜ
Sincan Uygur Muhtar Bölgesi 1 Ekim 1955'te kurulmuştur fakat 45 yıllık deneyim bu Muhtariyetin sadece kağıt üzerinde var olduğunu ve Uygur halkını ve ülkelerini ilgilendiren konularda kontrolün tamamen Çinlilerde olduğunu göstermiştir. Dahası bu ülke pek çok muhtar vilayetlere, illere ve kasabalara ayrılmış ve yönetimleri Uygurlar dışındaki etnik uluslara verilmiştir. Bu tür yönetim yapısı daha önceki Çin Hanedanlarının, nüfusu Çin'li olmayan farklı etnik gruplar arasındaki ilişkileri yönlendirmek ve azınlıklar üzerinde Çin yönetimine çıkar sağlamak için uyguladıkları böl ve yönet şeklindeki tipik imparatorluk politikasının bir ürünüdür. Gerçekten Doğu Türkistan'ın özelliği Çin hükümetinin çıkarlarına göre tasarlanmıştır ve ülkede yetiştirilen ağır askeri ve paramiliter (yarı askeri) güçlerle bu adil olmayan muhtarlık sürdürülmektedir...

ASKERİ KAMP VE DEVLET TERÖRÜ
50 yıllık işgali boyunca Çin Hükümeti Doğu Türkistan'ı tam anlamıyla bir askeri garnizona dönüştürmüştür; hali hazırda Çin Halk Kurtuluş Ordusunun ve Silahlı Polis kuvvetlerinin yaklaşık 1 milyon adamı bu bölgededir. Bunların çoğu da önemli Uygur bölgelerinin etrafına yerleşmişlerdir. Bu tür yerleşimdeki amacı yerli halkın hareketlerini izlemek olduğu açıktır. Bunların yanı sıra 2.5 milyon Çinliden oluşan başka bir paramiliter kuruluş vardır ki, buda olağanüstü durumlarda yerli halkın bastırılmasında görev almak, barış döneminde Doğu Türkistan halkını sömürmek görevini üstlenen Sincan Üretim ve Yapım Birliğidir (kolordusudur).

ÇİNLİLEŞTİRME VE NÜFUS AKTARIMI 
Doğu Türkistan'ın Çin sömürgesi yapılması süreci, ayrıca oranın Çin'lileştirme sürecidir; boyutları askeri işgali aşmış toplumun siyaset, ekonomik, kültür ve din gibi bütün unsurlarını işgal hali almıştır. Mevcut Çin hükümeti Doğu Türkistan'ı iç bölgelerdeki nüfus fazlasını aktarmak için ideal bir yer olarak göstermektedir...
En çarpıcı bulgu, Doğu Türkistan'daki Çinlilerle yerel nüfusların arasındaki ters orantıdır. Çin'li nüfus 1944 'tekinin 9 katından fazla iken yerel nüfus aynı dönemde %94.34 ten %47.96 düşürülmüştür. Uygurlar kendi topraklarında azınlık durumuna düşürülmüştür; bu ülkede yoğun insan yerleşimi insani ve ideolojik felaketlere yol açmıştır.

YERLİ HALKIN ZARARINA SÖMÜRÜ
Çinlileştirme ve nüfus transferi ile birlikte mevcut Çin Hükümeti özellikle petrol, gaz ve doğal kaynakların sömürülmesinde (işletilmesinde) yerli halkın zararına olarak Çin nüfusunu destekleyerek Doğu Türkistan'ın ekonomik olarak sömürülmesini hızlandırabilmek için bir seri politika uygulamaktadır. Doğu Türkistan'daki doğal kaynakları sömürmek için endüstriyel ve ticari firmalar Çin'in iç bölgelerinden iş teklifleri ile Doğu Türkistan'a yönlendirilmekte ve kendi iç güçlerini de beraberlerinde getirmektedirler. Çin hükümeti gerçekten de iş beklentisiyle kendi vatandaşlarını Doğu Türkistan'a gelmeye teşvik etmektedirler. Çinliler yerel iş pazarını tekellerinde tutmaktadırlar...

KÜLTÜREL YIKIM VE KALİTESİZ EĞİTİM SİSTEMİ
Uygur kültürünün yıkımı basit bir olgu değildir; bu Çin Komünist Hükümeti tarafından empoze edilen programlı ve sistematik bir süreçtir. Bu yıkım hayal edilebileceği her alanda mesela Uygur terminolojinde, müziğinde, yemeklerinde, giyiminde, mimarisinde gerçekleştirilmiştir. Bu yıkımın nihai hedefi, Çin kültürünü Uygur yaşamına entegre etmektir 1949'dan sonra Çin Hükümeti Uygur kültürü, eğitimi ve tarihi ile ilgili bütün sivil kuruluşları ve kurumları kapattı ve bu türden sivil girişimler kesinlikle yasaklandı. Böylece 1950'lerde Uygur kültürel ve eğitim çalışmaları durma noktasındaydı. 1950'lerin ikinci yarsından sonra Çin hükümeti Reform uygulamalarını gözetleyecek özel organlar oluşturduktan sonra Uygur kültürü ve Edebiyat eserleri alanında bir dizi reform başlattı. Bunlardan en bilineni (ünü kötü olan) Uygur alfabesi reformudur...

YERLİ HALKIN SOSYAL  HAYATINA MÜDAHALE
Din alanında her şey daha kötüdür ve dini eylemler, aktivitelerle ilgili olarak sayısız kurallar vardır. Çin Hükümeti için Din siyasi bir sorundur çünkü bölge istikrarı için bir tehdit olarak görülmektedir. Çin Hükümeti Gulca şehrinde 5 Şubat 1997'de barışçıl bir Müslüman gösterisini bastırdıktan sonra üç aylık bir" Müslüman milli birliği güçlendirme dini şahsiyetler tarafından ateşlenen milli Bölücü Aktiviteler yıkma kampanyası" başlattılar. Haziran 1997'de Doğu Türkistan Daily Gazetesi Gulca olayını dinsel bölücüler tarafından ateşlenen gerici ve suç olan bir girişim olarak yorumlamaya başladı bu olayın sonucu olarak 105 Kur'an okulu kapatıldı ve 499 dini şahsiyetin çalışmaları durduruldu. 133 Camii yıkıldı yada başka amaçlar için kullanıma dönüştürüldü. Bunun dışında 40 tane önemli dini şahsiyet derhal tutuklandı ve nerede oldukları da hala belli değildir.
 
DOĞU TÜRKİSTAN (UYGURİSTAN) MİLLİ KONGRESİ VE AMAÇLARI
Bir zamanlar barışın hoşgörü ve medeniyetin toprağı, zengin ve açlığın olmadığı bir ülke olan Doğu Türkistan'da şimdi Uygurların çoğu Birleşmiş Milletler Fakirlik sınırının altında yaşamaktadırlar ve bu ülke, insan olmanın ayrıcalığı içinde yaşamak için haklarını arayan pek çok Uygur'un her hafta idam edildiği devlet destekli terörün merkezi olmuştur. NİÇİN?

Bugün Çin Hükümeti; Uygur halkını sadece temel hakları olan self-determinasyondan mahrum bırakmamış ayrıca Han Çinlilerin bu bölgeye planlı transferi ile, mecburi doğum kontrolü ile, ekonomik sömürüsü ile, eğitim, sosyal ve ekonomik özellikle diğer kurumlarının Çinleştirilmesi ile, oransal olarak fazlaca PLA "Silahlı Polis Gücü" ve "Bing Tuan" Denilen Sincan Üretim ve Yapım Kolordusu yerleştirilmesi ile topyekün bir asimilasyon politikası başlatmıştır. Özellikle 1990'ların başından beri eski SSCB çökmesiyle birlikte Orta Asya da Uygurlarla ortak dil ve kültür mirasına sahip olan bağımsız Türk Cumhuriyetlerinin ortaya çıkması ile Pekin'de alarm zilleri çalmaya başlamıştır. Böylece Pekin Hükümeti Uygur halkına karşı pek çok baskı ve eza kampanyaları başlatmıştır. Barışçıl gösteriler, inananlar, özgürlük arayıcılar ve demokrasi savunucuları tutuklanmakta, hapsedilmekte ve insanlık dışı metodlarla işkenceye uğramakta, yüzlercesi öldürülmekte ve yasa dışı olarak yargılanmaktadır. 10 yıl kadar önce Jiang Zemin'in söyledikleri Urumçi'deki bölgesel 1. sekreter Wang Legwan tarafından yakınlarda tekrar edilmiştir. "Gerekirse binlercesini toplayın, ama tek bir bölücü kaçmasın". Kısacası dünya medeniyetine pek çok katkıları olan büyük bir millet insanlık sahnesinden kaybolmanın eşiğindedir ve Uygurlar yurtlarında bir ölüm-kalım mücadelesine zorlanmaktadırlar. 

Bütün Uygur halkı çaresizlik ve hüsran içindedir. Böylesine bir durum bütün bir bölgede istikrarsızlığa yol açabilecek kontrol edilemeyen olaylara yol açabilir. Demokratik dünya topluluğu kısmen Komünist Çin rejiminin bilgi akışını sınırlandırmasından, kısmen de ihmalden dolayı gerçeklerin farkında değildir. Uluslararası Af Örgütü Doğu Türkistan'da insan hakları ihlaliyle ilgili bulunan şeylerin buzdağının görünen ucu olabileceğini ve dünya topluluğunun hiçbir şey yapmadan boş, boş duramayacağını söyledi. 

Bu şartlar altında Doğu Türkistan halkının acılarını özgür dünyaya duyurmaya yardım etmek, problemlere barışçıl çözüm sağlamak ve bölgede sağlam bir istikrar ortamının temini için, yurt dışındaki Uygur toplulukları dünyayı Doğu Türkistan'da neler olduğu konusunda bilgilendirmek, Çin Hükümeti tarafından Uygur Milletine uygulanan insan hakları ihlallerini ifşa etmek, Doğu Türkistan halkının evrensel insan hakları beyannamesindeki temel hakları ve doğal hakkı olan self-determinasyon hakları ile ilgili milli beklentilerini aktarmak amacıyla kurulan bir şemsiye organizasyondur.

Enver CAN: 27 Nisan 1949 yılında Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde dünyaya geldi. 1956 yılında Tatar mektebinde ilkokula başladı. 1960 yılında Tıp Enstitüsü hazırlık sınıfına başlamış olmasına rağmen, 1961 yılında ailesi ile birlikte vatanından hicret ederek, Afganistan'a yerleşti. Orta öğrenimini Afganistan'da bitiren Enver Can, 1967yılında ailesi ile birlikte Türkiye'ye gelerek Kayseri şehrine yerleştirildi. Türkiye'de askeri görevini tamamladıktan sonra, 1973 yılında Almanya'ya giden Enver Çan, 1975 yılında hürriyet radyosu Uygurca bölümünde göreve başladı. Hürriyet Radyosunda çeşitli görevlerde bulunduktan sonra, 1985 yılında Özbekçe bölümü müdür yardımcılığı görevinden kendi isteği ile emekliye ayrındı. 1985 yılında Amerika İndiana üniversitesinde politika, tarih ve radyo haberciliği üzerine ihtisas yaptı. Avrupa Doğu Türkistan Birliği'nde muhasip, başkan yardımcılığı ve başkanlık görevi yapan Enver Can 1999 yılından itibaren Doğu Türkistan Milli Kurultayı başkanlığını sürdürmektedir. 4 erkek çocuk babası olan Enver Can İngilizce, Almanca, Farsça bilmektedir.

  • 772 defa okundu.