Şarki Türkistan Tarihinde

Mehmet Emin BUĞRA

Ali BİRİNCİ

 

Türk Dünyasının son asırdaki büyük isimlerden biri de hiç şüphesiz Mehmet Emin Buğra'dır. Hayatı, siyasi mücadelesi ve yazdığı eserlerle Türkistan davasında ilk hatırlanması gereken isimdir. Türk dünyasının büyük mücadelesine şahit olan yirminci asırda Gaspıralı İsmail, Cafer Seydahmet Kırımer, Resulzade Mehmet Emin, Zeki Velidi Togan,Yusuf Akçura gibi şahsiyetler arasında zikredilmesi gereken M.Emin Buğra'nın hayatı ve mücadelesi hakkında kayda değer bir yazının bulunmadığı gerçeğine ise işaret etmek macburiyeti bulunmaktadır.

Hayat Hikâyesi:

M.E. Buğra 12 Şubat 1901'de Şarki Türkistan'ın ünlü şehirlerinden Hoten'de doğdu.(l) Babası itibar sahibi din âlimlerinden Pirabidin Hacıyı küçük yaşında iken kaybetti. Annesi Sekine Banu Hanım'ın babası 1864'te Türkistan'da Çinlilere karşı yapılan başarılı bir harpten sonra müstakil Hoten Hanlığı'nı kuran Abdurrahman Paşanın ikinci göbekten torunuydu. Kısaca M.E. Buğra dini ve siyasi bir iklimden geliyordu. (2) O'nun hayat mücadelesi daha çocuk yaşta başlamıştı. Önce babasını kaybetti. Ailenin dördü erkek, ikisi kız olan altı çocuğu ile baş başa kalan Sekine Banu çocuklarını yetiştirmek için çırpınırken 191l'de hayata gözlerini kapadığında M.E.Buğra henüz on yaşındaydı.Bundan sonra aileye kol kanat geren amcasının himayesinde tahsilini yaptı.(3) dokuz yaşında ilk mektepten mezuniyetini takiben Lop ve Karakaş Oybağ Yeni Medresesi'nde yirmi iki yaşında icazet aldı.Tahsili esnasında İslami İlimler, Arap ve Fars lisanları,edebiyat ve bilhassa Ali   Şir   Nevai   hakkında   dersler   aldı.(4)

İlminin yüksekliği ve hitabetinin güzelliği ile kendisini az bir müddet zarfında tanıtan ve çok sevdiren M.E.Buğra.Uygur Türkleri tarafından ancak çok sevilen kimselere verilen unvanla Mehemmet Emin Hazretim şeklinde yad edilmektedir.Mezun olduğu medresede İslam hukuku müderrisliği ile hayata atıldıktan sonra da bir talebe aşkıyla öğrenmeğe devam etti ve Türkiye'den gelen muallimlerden yeni ilimleri kazanmaya çalıştı. (5)

Çin ve Rus rekabetinin çatışma sahası olarak büyük acılara maruz kalan Şarki Türkistan'ın yürekler paralayan halini gördükten sonra bir müderrisinin nasıl bir büyük mücahit haline geldiğini M.E.Buğra şu satırları bütün açıklığıyla ifade etmektedir.

"22 yaşında tahsilimi bitirdim, müderris olarak cemiyete katıldım. Halk içine derinden derine girdim, yine aynı vaziyeti gördüm. Elime geçen Türkçe, Arapça ve Farsça siyasi içtimai eserleri okuduğum zaman kendimde acayip bir heyecan duyuyordum. Siyasetten bir şey bilmiyordum ve öğretici de yoktu. Çok ümitsizdim; çünkü yaşadığım muhitte milletin mukadderatı için çalışma kabiliyetine sahip kimse göremiyordum ve kendimde böyle bir işlere gerek olan kabiliyet ve şartların bir tanesini bulamıyordum. Bilahare 1931'in başında bir seyahate çıkarak memleketimin büyük şehirlerini ziyaret ettim. Tanıştığım münevverlerle konuştum, kalplerini dertle dolu buldum, ama ameli harekete hazırım, diyen yalnız bir kişiye rast geldim, o da Gulca kadısı merhum Sabit Damolla idi. Onunla birkaç gece konuştum. Silahlı bir inkılaptan başka bir çare olmadığını kanaat getirdik. İşe Hoten'den başlamaya karar verdik.. Her ikimiz Çin'den korku olmadığında, fakat Rus müdahalesinden endişe etmekte müttefik idik. Bu sebeple Sabit Damolla, o günün harici siyasetini tetkik etmek maksadıyla Rusya yoluyla Türkiye ve Mısır ve başka memleketlere seyahate çıktı. Ben Hoten'e döndüm. Aksu'ya geldiğim zaman Kumulda, Çin'e karşı isyan çıktığını duydum"

1931 Nisanında 1933 Nisanına kadar Kumuldaki bu isyanla bir işbirliği yapma imkânı düşünülemezdi, çünkü geniş Türkistan coğrafyasında Kumul ile Buğra'nın bulunduğu Hoten arasında at üzerinde elli günlük bir mesafe bahis mevzuuydu. Kumul isyanını 6 Ocak 1933'te Turfan'da başlayan bir diğer isyan takip etmişti. Her şeye rağmen Kumuldaki isyan M.E. Buğra’nın harekete geçmesine vesile olmuştur. 1932 senesinin başında o, iki küçük kardeşi Abdullah ve Nur ahmet ile dostları ve talebelerinden teşekkül eden gizli bir ihtilal komitesi kurarak işe başladı. Komitenin asli vazifesi aza kaydetmenin yanı sıra para toplamak ve silah tedarikiydi.(7)

İhtilal Yolunda:

Bu şekilde hayatının henüz delikanlılık çağında ve 31 yaşında iken M.E. Buğra, medresesindeki hücresinden ihtilalin akıbeti tahmin edilemeyen mecrama girmiş oluyordu. Bu arada 1933 başında Sabit Damolla da Hicaz, Türkiye ve Hindistan seyahatinden kıymetli bilgiler ve tecrübeler elde ederek Türkistan'a döner. (8) Bu sıralarda kendilerine katılanlar ancak 300 kişiydi ve eskide olsa 50 tüfek elde edebilmişlerdi. Kuvvetleri ve silahları az, cesaretleri ve ümitleri çoktu. 20 Şubat 1933'te Karakaş kasabasında Muvakkat Hoten hükümeti kuruldu. İhtilalin üç büyük isminden Karakaş kadısı Mehmet Niyaz Amem Muvakkat hükümetin reisi, Sabit Damolla'da Başbakanı M.Emin Buğra ise başkumandanı olmuştur. 22 Şubat 'ta öğleden sonra başlayan ihtilalde 60 kişilik bir kuvvetle Karakaş ve 28 Şubat'ta da Hoten ve bilahare çevre kasabalar ele geçirildi.22 gün süren bir savaştan sonra Yenişehiri (Yeni Hoten) de alan kuvvetler Hoten'den 50 km. mesafede bulunan Kumrabat'ta 6 saat süren savaş neticesinde Çin kuvvetlerini yendiler. 14 Nisan'da Yarkend'i 13 Haziran'da da Yarkend'in Yenişehir kısmını teslim alan kuvvetlerinin başında M.E.Buğra'nın kardeşleri binbaşı Nur ahmet ile General Abdullah bulunuyordu.

Hoten'de ve Kaşgarda kurulan Hükümetlerin de desteğiyle 10 Eylül 1933'te Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edildi ve ihtilalin diğer mühim bir önderi Hoca Niyaz Hacı muvakkat reisi cumhur seçildi. M.E.Buğra Hariciye veziri olarak 1933 Ekiminde Afganistan'a bir heyet göndererek Doğu Türkistan'ın istiklalinin tanınmasını ve silah yardımında bulunmasını istemiş ise de bir netice alınamamıştır. Diğer taraftan mahalli hükümetler içinde de siyasi anlaşmazlıklar birbirini takip ediyordu. (9)

10 Mart 1934'de başlayan yeni çarpışmalarda Tungan (Müslüman Çinliler) kuvvetlerine karşı büyük destanlar yazıldı. M.E.Buğra'nın kardeşleri General Abdullah 1 Nisanda General Nur Ahmet ise 16 Nisan'da 2500 askeriyle şehit düştü.Dünyanın gözlerinden en uzak yerlerinde Türk'ün en talihsiz çocukları, 40 kişiyle Çin sarayını basan Kürşad'ın kaderini yaşıyordu. Batı Türkistan’ı işgal eden Ruslarca ve Tungan'lara karşı birliğin sağlanamaması ve Hoca Niyaz Hacının Rusların vaatlerine kanmasından ve Çinlilere karşı anlaşmasından sonra 1 Mayıs'ta Hoten'e gelen M.E.Buğra 12 Haziran'da Tunganlara karşı mücadele ederken Rus askerlerinin deDoğu Türkistan'a girmesi üzerine 2 Ağustosta Hoten'i terk etti ve otuz kişiyle 20 Ağustos 1934'te Hindistan'a vasıl oldu.

 

Silahlı Mücadeleden Kalemli Mücadeleye

Hindistan'da 6 ay kalan M.E.Buğra daha sonra Afganistan'a geçerek başşehri Kabil'e Abdullah Han Yarkendi takma adı ile yerleşti Türkiye'nin son asrındaki en dikkate değer simalardan biri olan Türkiye'nin Kabil Büyükelçisi Memduh Şevki Esendal ile tanıştı ve yardımlarını gördü.Yine o'nun Türkiye'den getirttiği mehuzların yardımıyla "Şarki Türkistan" tarihini yazarak 1941 de Keşmir'de bastırmaya muvaffak oldu. 1997'de Ankara'da da basılan

Kitap Şarki Türkistan davasının beyannamesi gibidir. M.E.Buğra kılıcını kullandığı zamanlarda hiç vakit kaybetmeden kalemine sarılmıştır.(lO)

2. Dünya Harbi'nden Almanya'nın saldırısına uğrayan Rusya'nın Doğu Türkistan'dan çekilmek zorunda kalması üzerine ümitler yeniden canlandı. 1940 senesinde Afganistan'a gelen İsa Yusuf Alptekin ile görüştükten sonra faaliyet için Hindistan'a gitti. Çin konsolosunun ısrarlı isteği üzerine tevfık edilerek Peşaver'de Merkez cezaevinde 6 ay hapsedildi. Ancak Çin'e dönmesi şartıyla 8 Ocak 1943'te serbest bırakıldı.

Çin Hükümeti ile siyasi yoldan anlaşmak üzere Mareşal Çan-kay-şek'e İsa Yusuf’la gönderdiği mektuplarla cevap alınca 4 Nisan 1943'te ailesiyle Çin'in başşehri Nankin'e gitti. İ.Yusuf Alptekin'in isteğiyle Altay mecmuasının başmuharrirliğini üzerine aldı. Diğer taraftan Çin gazetelerinde siyasi mücadelesini anlatan yazılar yazdı. Erk adını taşıyan bir gazetede yazıları çıktı. 17 Ekim 1945'te Mesut Sabri ve İsa Yusuf beylerle Urumçi'ye gelen Emi

Buğra bu sıralarda "Rus nüfusuna düşmemek şartıyla Çin boyunduruğundan kurtulmak için evvela Çin'den büsbütün ayrılmadan bir milli muhtariyet kurmak ve bu muhtariyet sayesinde milletin kültürünü, siyasi mefkuresini ve iktisadi seviyesini yükseltmek" idi (11)

1943-1945 devresinde Çin kurucu meclisi azası olarak bulunduktan sonra 1 Haziran 1946'da kurulan Doğu Türkistan eyalet hükümetinde Tamirat (Bayındırlık) Nazırı oldu.Bu vazifesine 1 Ocak 1949'da Umumi Vali Muavinliği de ilave olundu.Aynı zamanda Urumçi Üniversitesi'nin fahri rektörlüğünü yapıyor  ve   tarih  dersleri   veriyordu.(12)

M.E.Buğra'nın hayatının bu belki de en ümit var devresi Çin'de komünist hakimiyetinin başladığı 1949 senesinin Eylül ayına kadar devam etti. 26 Eylül 1949'da Doğu Türkistan Komünistlerinin istilası altına düşmüştü. 17 Eylül'de M.E.Buğra, 10 Eylül'de ise İsa Yusuf Urümçiyi terk ederek Kaşgar'a geldiler. Kelimenin tam manasıyla büyük bir maceralı yolculuktan sonra aileleriyle 21 Aralıkta Hindistan'ın hudut şehri Ladak'ta buluştular. Kendileri ailelerinden on gün önce buraya vasıl olmuşlardı. Yolda açlık ve soğuktan65 kişi ölmüş, beş kişinin el ve ayakları donmuştu. Ayakları donanlar içinde İsa Bey'in oğlu ve kızı da bulunuyordu. Kızı bu yüzden sonradan ölmüştür. (13)

 

M.Emin Buğra Türkiye'de

1950–1952 senelerini Hindistan'da Doğu Türkistanlıların Türkiye'ye göçürülmesi çalışmalarıyla geçiren Buğra, 1952'de Türkiye'ye geldi ve 1955 senesinde Türk vatandaşlığına kabul edildi. Son senelerini Türkistan'daki zulmü Türk ve Dünya efkârına anlatmakla geçirdikten sonra 14 Haziran 1965'te Salı günü öğle üzeri kalp rahatsızlığı neticesinde hayata gözlerini yumdu. Ömrünün kırk senesini vatanın kurtuluşu uğruna feda eden M.Emin'in Hoten'de başlayan hayat hikayesi Ankara Asri mezarlığında sona eriyor.(14) Hoten isyanını kahramanı,Türkistan Tarihinin hem yazarı hem de yapanı sıfatıyla yirminci asırda Türkistan'ın en büyük ve alim olmuş ismiydi. (15)

M.E.Buğra kahraman şahsiyeti, mücadelesi ve eserleri ile daima yaşayacak ve hatırlanacak; hür ve müstakil Türkistan için yola çıkanların rehberi ve ışığı olacaktır.Mekanı cennet olsun.(16)

 

SİLKİN

Men bir Türkmen, ulusum Türk, oymağım Türk!

Acun içre könglümdeki amrakım Türk!

Kayğu, sevinç her işimde ortakım Türk !

Şanım Türklük, ay-yılduzluk bayrağım Türk!

 

Ulusumnıng her bir eri bir arslan,

Bu yurtumnıng herbir oğlu bir kahraman,

Vay  işit  ki,   bu  arslan  uhlap  kalğan..

Uzun  çağdın   beri   bular  uyğanmığan!

 

Ey Türk oğlu!Uyğan, silkin, çarşap turğil.

Babaların kaydak bolsa şundak bolgıl,

İrtiş kibi dolkunlanıp kaynap yürgil,

Erkinlikning yolu   üzre   kadem  koyğıl!

 

M.Emin BUĞRA

Ölümünün 36. yılında kıymetli büyüğümüzü rahmetle anarken, Doğu Türkistan davasının onun yayınladığı eserler ve hayatı yeni yetişen Türk gençliği için bir ilham kaynağı olur. Dergimizin 33- sayısında kıymetli arkadaşımız Celalettin BATUR imzasıyla ayrı bir portresi yayınlanmıştır. Amacımız, Doğu Türkistan davasına gönül verenlere, yeni tanıyanlara, haklı mücadelemizi kimlerin hangi şartlarda, nasıl sürdürdüklerini unutulan VATAN’IN tekrar tekrar hatırlatılmasıdır..

 

KAYNAKLAR:

*       Doç. Dr. Polis Akademisi öğretim üyesi

(1).M.E.Buğra, Kutluk Türkan Opereti, Ankara,1984. s.3; Celalettin Batur"

"Çağdaş Uygur Edebiyatında M.E.Buğranın Rolü". Doğu Türkistan Çağdaş Uygur Edebiyatında Milli Mücadele, Ankara, 1997, s, 97.

(2).İsa Özkan "Kalbi Türklük için Çarpmış Bir Devlet Adamı; Tarihçi ve Şair Mehmet Emin Buğra", Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kuruluş ve Gelişmesine Hizmeti geçen Türk Dünyası Aydınları Sempozyumu Bildirileri. (23-26 Mayıs 1996) Kayseri 1996.s.465.

(3).M. Yakup Buğra, "M.Emin Buğra'nın Doğu Türkistan'daki Mücadelesi"Doğu Türkistan'ın sesi, İstanbul, Sayı 46 (1995) s.16 M.Y Buğra'dan öğrendiğimize göre bu amca zamanın ünlü tabiplerinden Muhammed Hacı Niyaz merhumdur.

(4)."Mehmet Emin Buğra 1901 -14-6-1965"Türk Kültürü, sayı 33 (Temmuz! 965) s.44 İ.Özkan agıns s.465.

(5).M.Yakup Buğra, agm s,16.

(6).Mehmet Emin Buğra, Doğu Türkistan, tarihi, coğrafi ve şimdiki durumu, İstanbul, 1952 s.28-29

(7).M.E.Buğra. age. s.29-30 Bundan sonra ihtilale ve M.E.Buğra'ya dair vereceğimiz bilgileri Buğra hakkında yazılanlarda gereği gibi değerlendirilmemiş olan bu kitabından nakledeceğiz. Diğer mehazlardan alınan bilgilere işaret edilmiştir

(8).İ.Özkan, agm. s.466

(9).Geniş bilgi için M.E.Buğra age. s.38 yd

(10).M.Yakup Buğra, agm. s.18

(11).M.E.Buğra age. s.59.

(12).M.E.Buğra Kutluk-Türkan Opereti, s 3. Celalettin Batur agm. s.99

(13).M.E.Buğra Doğu türkistan, s.68-71.

(14).Türk Kültürü, agm. s.44-45

(15).2.Dünya Harbi esnasında Doğu Türkistan'da Üç Efendi (Üç bey) olarak tanınan üç şahsiyet vardı. Mesud Sabri, Isa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğra, (Iklil Kurban, Doğu Türkistan için savaş, Ankara 1955 s.40)

(16).M.E.Buğra, Türkiye'ye geldikten sonra Mısır'a, Suudi Arabistan'a, Ürdün'e, Pakistan'a Irak, İran’a ve Hindistan'a giderek Türkistan davasını milletlerarası toplantılarda müdafaa etmiş ve duyurmaya çalışmıştır. Bu faaliyet için Hamit Göktürk "Mehmet Emin Buğra'nın Yurt Dışındaki Faaliyetleri" Doğu Türkistan'ın sesi Sayı 46 (1995), s.22-26. Türkiye'de Doğu Türkistanlılar Cemiyetini kuran ve Doğu Türkistan'ın Sesi dergisini çıkaran M.E.Buğra'nın Türkistan uğruna yazdığı eserlerinin miktarı da büyük bir yekun tutmaktadır ki bunların en ünlüsü Şarki Türkistan Tarihi Mehmet Emin BUGRA'nın Yazısına ek;

(17).M.E.Buğra'nın Türkistan uğruna yazdığı eserlerinin miktarı da büyük bir yekun tutmaktadır ki bunların en ünlüsü Şarki Türkistan tarihidir. Eserlerinin isimleri için C.Batur, agm. s.99-102.

  • 791 defa okundu.