Ataullah ŞAHYAR
MarmaraÜn .İlahiyat Fak.Sos.Blm.Enst.
Doktora öğrencisi
 
Hazreti Peygamber bir hadis-i Şeriflerinde İslam’ın güzel ahlaktan ibaret olduğunu ifade etmiştir. Bir diğer hadislerinde ise kendisinin güzel ahlak tamamlamak için gönderildiğini buyurmuşlardır. Kuşkusuz ahlak, insan hayatının tümüne kâmil hasletler bütünüdür. Hayatın her safhasında evimizde, içimizde, otururken, yatarken, çalışırken, konuşurken ve hatta sustuğumuz vakit nasıl bir ahlaka sahip olduğumuzu gösteririz. Davranışlarımıza yön veren ahlakımızdır. Bize saygınlık kazandıran da bizi alçaltan da ahlaki hasletlerimizdir. Bu sebeple gerek Allah katında gerek insanlar nazarında değerli görülebilmek, toplumda saygın bir yer edinebilmek güzel ahlak sahibi olmaya bağlıdır. Umumi olarak tüm insanların güzel ahlaka ihtiyaçları vardır kuşkusuz. 

Ancak biz burada özellikle gurbette yaşayan Müslüman Uygurların güzel ahlak sahibi olma gereğinden ve öneminden bahsetmeyi düşünmekteyiz. Bugün vatanını terk etmek ve dünyanın muhtelif memleketlerinde yaşamak zorunda kalan Doğu Türkistanlıları bu gurbet hayata sevk eden amilleri düşündüğümüzde, vatanından ayrılan her bir Doğu Türkistan'ımın birer muhacir olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Burada kullandığımız muhacir kelimesi İslami bir silahtır. Dinini daha iyi ve rahat yaşayabilmek için baskı ve zulüm altında olduğu kendi vatanını terk eden ve bu ayrılıkta dünyevi bir çıkar düşünmeyen kimse anlamına gelir. Hazreti Peygamber döneminde Müslümanlar kafileler halinde Mekke'den Habeşistan'a ve Medine'ye hicret etmişlerdi. Muhacirler Kuran-ı Kerim de pek çok yerde övülmüş, mükemmel vaatlerle kendilerine hitap edilmiştir. Bu ayetlerden biri şöyledir: Zulme uğradıktan sonra Allah'ın rızası için hicret eden müminleri, dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. Ahiretin mükafatı ise daha büyüktür. Bir bilseler..? (el-Enfal, 8/74) işte Müslüman Uygurların öncelikle birer muhacir olmanın Allah katında ve insanlar nezdinde verdiği sorumlulukla dinimizin gereklerine özenle riayet etmeleri ve güzel ahlak sahibi olmaları gerekmektedir. Bu dini ve sosyal sorumluluğun yanı sıra bizleri diğer insanlardan farklı olarak güzel ahlaklı olmaya sevk eden bir de milli bir sorumluluğumuz vardır. 

Zira bugün dünyanın dört bir yanında bulunan her bir Uygur, Doğu Türkistan'ı ve Doğu Türkistan halkını tanımayan insanlar karşısında kendi vatanını temsil etmektedir. Dolayısıyla sergileyeceği her bir davranış ve tutum ister istemez kendi milletine mal edilecektir, işte bu sebeple çevremizle olan ilişkilerimizde güzel hasletlere sahip olmamız. Milletimize değer verilmesi ve saygı duyulması itibariyle büyük önem taşımaktadır, işgal altında bulunan bir ülke halkının başka milletlerden göreceği saygı ve itibara ne denli ihtiyaç duyacağı aşikârdır. Peki, güzel ahlaka sahip olmada özellikle titizlik göstermesi gereken Doğu Türkistanlılar en çok nelere dikkat etmelidirler? Kuşkusuz bir yazı içerisinde bahsedebileceklerimiz oldukça sınırlı olacaktır. Bu sebeple bizlere muhacir kimliğimizi korumayı ve insanlar karşısında milletimizi en doğru biçimde temsil etmeyi saklayacak temel bir takım niteliklere ana başlıklar halinde temas edebiliriz: Kişisel olarak her birimiz tüm canlılara karşı merhamet, adalet ve şefkat duyguları içinde hareket etmeyi ilke edinmeliyiz. Tevazu, kanaat ve nezaket ile adalet, vakar ve haysiyet dengesini asla bozmamalıyız, insanlara karşı hoşgörülü olmaya her zaman dikkat etmeliyiz.

Aile hayatımız toplumun her kesimi tarafından takdir görmek ve örnek gösterilmek zorunda olmalıdır. Zira gerek bizim gerekse çocuklarımızın çevre ile ilişkilerinin sağlıklı ölçüler içinde olmasında aile yapımızın sağlamlığı birinci derecede rol oynayacaktır. Ailelerimiz içinde eşler birbirine karşı saygı ve sevgi terazisini en doğru biçimde ayarlamalı, çocuklar dâhil herkesin aile ile ilgili kararlar konusunda söz hakkı olmalıdır. Gerek kendimizin, gerekse eşimiz ve çocuklarımızın iyi bir eğitim almaları, dinlerini en doğru biçimde yaşayabilmeleri, toplumsal hayatta yer edinebilmeleri için elimizden gayreti hiç bir zaman esirgememeliyiz. Unutmamalıyız ki çocuklarımızı dinin istediği olgunluğa eriştirmek, mükemmel bir ahlaki şahsiyete sahip kılmak için en önemli müessese ailemizdir. Hayatımızda dürüst ve çalışkan olmaya azami itina göstermeliyiz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde "Hiç kimse el emeği ile kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir" buyurmuştur. Ancak çalışma hayatında her Müslüman ister tüccar, ister işveren isterse işçi olsun dürüst olmak zorundadır. Kuran-ı Kerim'in "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" (Hud, 11/112) ayet-i celilesi doğruluk ve dürüstlükten asla ayrılmamak gerektiği konusunda bizleri ısrarla uyarmıştır. Tüccar, müşteriye mal satarken malın ayıbını gizlememeli, malını övmemeli, ölçü ve tartıya dikkat etmeli, kanaatkar olmalı, helal kazanca her şeyden çok dikkat etmelidir, iş işçisinin ücretini bekletmeden vermeli, onu himaye etmelidir, işçi ise sorumluluğunu bilmeli, işini dikkatle ve titizlikle yapmalıdır. Evet..Muhacir olmak Allah katında kolay elde edilebilen bir mertebe değildir. Bizler Doğu Türkistanlınızdan buralara gelirken Allah nezdinde yirmi birinci asrın muhacirleri olduğumuzu temenni ediyoruz. Bu mertebenin bize verdiği dini, ahlaki ve milli sorumluluk sayfalarca anlatamayacağımız kadar büyük. Bu sorumluluğun verdiği bilinçle her zaman ve mekanda Kuran-ı Kerim'de ve peygamberin hadislerinde bizlere öğretilen ahlak hasletlere herkesten daha sıkı ve daha azimli bir biçimde tutunmaya özen göstermeliyiz, İnşallah o zaman şu ilahi müjdeye bizler de mazhar olacağız "Hicret edenler, memleketlerinden çıkanlar, benim yolumda eziyete uğrayanlar, öldürülenler ve ölenlerin günahlarını mutlaka örteceğim." (Al-i İmran, 3/145)

  • 768 defa okundu.