Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban

Yıl 1951 Nisanda Osman Batur Çinli cellatlarca Urumçi'de idam edildi. Yıl 1951 Mayıs'ta Yakup Rahmanoğlu (1924-1951) cinli cellatlarca Gulca'da idam edildi. Bu kişiler Çinli cellatlar onları neden öldürdü? biliyor musunuz? Bunu Doğu Türkistan tarihi bütün ayrıntılarıyla çok iyi biliyor. Doğu Türkistan Türklüğü dünyadan tarihte silinmediği müddetçe aziz anıları ağıtlarında yaşayacaktır. Çünkü şehitler ölmez. Yazılan ağıt silinmez.

Yıl 1949 sonbaharı. Sovyet destekli Çin komünistlerinin (Azatlık ordusu) Doğu Türkistan topraklarına girmekte idi. Dış dünyadan hiçbir yardım ve ümit olmadığı halde Doğu Türkistan Türklerinin kahraman evlatları geçmişte olduğu gibi yine isyan bayrağını kaldırmışlardı. Çünkü onlara göre diz çöküp korkarak yaşamaktansa, isyan ile göğüs gererek ölmek daha rahattı. Osman Batur, o, geçmişte Çinlilerle hemen, hemen on yıl savaşmıştı. O "Uluttu örkendetu uyumu" (ulusu yüceltmek kurumu) adını verdiği göçebe topluluğun bayrağı altında Kazak aşiretlerini toplamıştı. O silahını düşmanından elde ediyordu. Dayandığı güç kahraman ulusu; onun kalesi uzak atalarından miras kalan Altay dağları idi. Sayıca çok üstün olan düşman karşısında Osman Batur yardım alma ümidi ile Urümçi'deki Amerika konsolosluğu ile temasa girer. Amerika Konsolosu Maknan 20.09.1949 günü Osman Batur ile vedalaşarak "Sen bütün kazaklarını beraberinde götür. Ve Tibet üzerinden Pakistan'ın Teycinur denilen yerine ulaşmaya çalış. Orada Amerika'nın yardımına erişirsin." Maalesef Osman Batur, Maknan'ın dediği yere ulaşamadan yolda, 1951 yılının 17 Şubatını 18 Şubatına bağlayan gece Çin komünist birlikleri tarafından ani baskına uğramış ve 29 Nisan 1951 günü Urumçi'de idam edilmiştir. Milliyetçi çin ile Sovyetler arasındaki sürtüşmelerden ve ikinci dünya savaşının doğduğu boşluklardan da yararlanan Doğu Türkistanlılar 1944-1949 yıllan arasında Doğu Türkistan'ın kuzey 3 vilayetinde (İli, Altay, Tarbagatay) "Şark-i Türkistan Cumhuriyeti" adı ile bir Türk devletini kurup yaşatmışlardı.
 
Yakup Rahmanoğlu, o yukarıda bahsettiğim Türk devletinin genç subayı idi. Onun, binlerce şehit kanı pahasına elde edilen bu devleti bu toprakları dirliğinde, göz göre, göre Çinlililere teslim etmeye hiç niyeti yoktu. Ağabeyi, eşi Fatıma ve silah arkadaşlarıyla konuşarak, Çin komünist istilasına karşı teşkilatlandı. Tek güvencesi ulusuydu. Talihsizlik hainlerin ihbarları ile teşkilat baskına uğrar, kendisi yakalanır.

Rahmanoğlu Gulca'daki Topudöng hapishanesinden metanet ve cesaretini kullanarak üç defa kaçmayı başarır. Ama nereye gidecek; "yerde kapkan kökte tor" (yerde kapan gökte ağı) Komünist polis kuvvetleri durmaksızın onu takip eder, fakat onu yakalamak kolay olmamıştır. Bir çarpışmada polis ekip başkanı öldürülür. Son olarak, Rahmanoğlu, kendi köyünde yani İli nehrinin güneyindeki Cagıstay'da yakalanmış Mayıs 1951 yılında Gulca şehrinin halk parkında hükümet tarafından zorla toplanmış binlerce kişi önünde, sözde "halk mahkemesi" yapılıp idam edilmiştir. Bu toplantının bir şahidi benim, ben yurt dışındayım, cinli zulmünden şahsen kurtuldum diye olup bitenleri unutsam o kanla yoğrulan toprak o gözü yaşarmış ulus o istila ve isyanlarla dolu kanlı tarih beni af eder mi? Affetse bile ben kim olurum.? Asla unutmam, asla hain olmam.

  • 735 defa okundu.