Em. Gen. M. Rıza BEKİN
Doğu Türkistan Vakfı Başkanı

Arapça adı RABİTA-İL ALEMİ İSLAMÎ olup, kısaca RABITA olarak adlandırılır. Bir sivil toplum örgütüdür. (NGO = Non Goverment Organization = Hükümet dışı kuruluş) 1962 yılında Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde kurulmuştur. En üst organı kurucular meclisidir. İki yılda bir Mekke’de toplanır. Genel sekreterlik daimi olarak çalışan bir organdır. Rabita dünya Müslümanları arasında İslam kardeşliğini, işbirliği ve dayanışmayı kurmak ve geliştirmek, İslam dünyasının dini, sosyal ve kültürel meselelerini tespit etmek ve bu sorunları kamuoyuna duyurmayı ve çözüm yollan aramayı amaç edinmiştir. Kurucular meclisi üyeleri teklif ve tavsiye üzerine yine kurucular meclisi tarafından seçilirler. İslam dünyasının çeşitli bölgelerinden temayüz etmiş bilginler, devlet adamları kurucular kuruluna seçilirler. Türkistan'ı temsilen Doğu Türkistan lideri merhum İsa Yusuf Alptekin 1981 yılında kurucular meclisi üyesi seçilmiştir. İsa Yusuf Alptekin'in sağlığının bozulması ve toplantılara katılmaması üzerine Doğu Türkistan vakfı başkanı E. General M.Rıza Bekin 1990 yılında kurucular meclisi üyeliğine getirilmiştir. Halen bu görevi sürdürmektedir. Bu yıl Rabita kurucular meclisinin 36. dönem toplantısı 31 Ekim -2 Kasım tarihleri arasında Mekke'de yapılmış ve Doğu Türkistan ile ilgili 5 maddelik çok önemli tavsiye karan alınmıştır.

Dünyada, Müslümanlar arasındaki kardeşliği ve dayanışmayı geliştirmek ve Allah adını yücede tutmak gibi, çok kutsal bir amaç taşıyan bu konferansa katılmak şerefine ve mutluluğuna erdiğim için Allah'a şükrediyorum. Konferansın kutsal amacına ulaşabilmesini yüce Allah'tan diliyorum. Tüm Müslümanlığı tüm insanlığı çok yakından ilgilendirmesi gereken; İslam ülkesi Doğu Türkistan ve orada var olabilme mücadelesi vermekte olan mazlum Müslümanların, elem verici durumunu huzurlarınıza getirmek imkanı verildiği için yüce heyetinize şükranlarımı sunuyorum.

Bu bahtsız ve mazlum ülke; Müstevli Çinlilerce "Sinkiang" diye adlandırılan Doğu Türkistan İslam aleminin ayrılmaz bir parçası olan Doğu Türkistan'ın, fiziki coğrafyası, tarihi geçmişi, etnik yapısı kültürel varlığı ve dini .inançları hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olduğunuza eminim. Doğu Türkistan da ilk Çin istilasının vuku bulduğu 1759 dan bu yana dini ve milli benliklerini koruma amacı güden, 200'den fazla silahlı ayaklanma olmuş bu direnişler sonrasında kısa sürelide olsa, halkımız Doğu Türkistan İslam Devleti (1863-1876) , Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti (1933-1937) ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti (1944-1949) Gibi İslam adını taşıyan devletler kurma gurur ve sevincini yaşama fırsatı bulmuştur.

Bilindiği gibi Doğu Türkistan jeopolitik ve jeostratejik konumu, petrol başta olmak üzere stratejik hammadde kaynaklara ve doğal zenginlikleri bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biri olması itibariyle; Çin için hayati öneme haiz , vazgeçilmez bir ülkedir. Bu değerler, Doğu Türkistan'ı Çin'in ayrılmaz bir parçası yapma emelinin temelini oluşturmuştur. Slogan haline getirilen bu geleneksel milli hedefe Müslüman olan halkın manevi varlıklarının yok edilebilmesi ile ancak ulaşabileceğini düşünen ve bilen Çin yönetimi, planlı ve sistemli bir şekilde her türlü vasıtayı kullanarak gittikçe artan bir hırs ve iştahla ülkeyi Çinleştirme siyasetini uygulamaya gelmiştir. Komünist Çin yönetimi, dini değerleri yok etmeye hedef alan bir baskı ve terör siyasetini hür dünya ve özellikle İslam aleminin gözü önünde gittikçe artan bir şiddetle pervasızca uygulamaktadır.

1997 yılında Gulca da vuku bulan dini direniş hareketinin; geçmişteki emsalleri gibi, çok kanlı bir şekilde bastırıldığı malumlarınızdır. Çin komünist yönetimi, son yıllarda, Doğu Türkistan Müslümanlarına karşı uygulaya gelmekte olduğu şiddet tedbirlerini arttırmış dini ve milli terbiye veren okul ve medreseler kapatılmıştır. Çeşitli bahaneler uydurularak hocalar, aydınlar ve din öğrenimi gören ve küçük yaştaki çocuklar tutuklanarak çalışma kamplarına gönderilmekte; korkunç işkencelerle sakat bırakılmakta veya idam edilmektedir.

Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi'nin tespitlerine göre;
Doğu Türkistan'da Ocak 1999'dan Mart 2000 tarihlerine kadar, çıkan karışıklıklar da Çin güvenlik kuvvetlerince öldürülen işkence sonucu ölen ve çalışma kamplarında dayanamayarak ölenlerin sayısı 2.500 civarındadır. Komünist Çin yönetimi; Doğu Türkistan da siyasi tarih ve coğrafyadan insanlık hafızasından silmek, bu İslam ülkesini tamamen Çin'e katmak ve Çinlileştirmek amacı ile Müslüman halka karşı geniş kapsamlı jenosit planın uygulamaya konmuş bulunmaktadır. 

Doğu Türkistan halkının manevi ve kültürel varlığını, hak, hukuk ve onurunu koruyan din adamları, aydınlar ağır baskı ve tehditlerle susturulmaktadır. Yerleşim alanları kitleler halinde getirilen Çinli göçmenlere verilme suretiyle; yerli Müslüman halk yaşanması güç ve verimsiz alanlara sürülmektedir. Doğu Türkistan'ın yeraltı ve yerüstü zenginlikleri talan edilip Çin'e taşınmaktadır.

Müslüman halkın en temel hakkı olan aile kurma varlığını devam ettirme ellerinden alınmıştır. Müslüman kızları Çinlilerle evlenmeye zorlanmakta hamile kadınların çocuk sahibi olmalarını engellemek için zorunlu kürtaja tabi tutulmaktadır. Bu uygulamalar esas, Çin yönetiminin bizzat imza koyduğu birleşmiş insan hakları sözleşmesi başta olmak üzere, insanlığın temel hak ve hukukunu kabul ve güvence altına alan bütün uluslar arası anlaşmalara ve nizamlara tamamen aykırıdır.

Doğu Türkistan'daki din kardeşlerimizin maruz kaldığı bu acıklı durum, Uluslararası Af Örgütü Avrupa Parlementosu insan Haklan izleme Komitesi gibi birçok uluslararası kurum ve kuruluşların yayınladığı raporlarla da belgelenmiştir. Birleşmiş milletler insan hakları komitesi her yıl Cenevre'de yapıldığı toplantıda Doğu Türkistan'daki insan haklan ihlallerini tutuklamaları ve cinayetleri üyelerinin bilgisine sunmaktadır. Batı, Doğu Türkistan Müslümanları ile bu derece ilgilenirken; İslam dünyasının susması, hiçbir ilgi ve tepkinin gösterilmemesi, kınayıcı bir mesaj dahi yayınlamaması elem ve kaygı verici bir durumdur. Hele, mesela insan hakları ihlali olarak düşünülürse ve ele alınırsa bu üzücü durumun hiçbir mazereti olamaz. İslam dünyasının, Doğu Türkistan Müslümanlarına karşı tarihteki katkılarından dolayı da minnet borcu vardır.

Sizlerin, hükümetlerinizi İslam konferansı teşkilatını ve Yüksek İslam Şurasını ikaz etmek sureti ile bölgeye acil insan hakları heyetinin gönderilmesini ve konunun Birleşmiş Milletler de görüşülmesinin temini hususunda girişimde bulunmalarınızı; insanlık ve dindaşlık adına diliyoruz. Ayrıca, İslam âleminin Doğu Türkistan kardeşleri için yapabilecekleri basit fakat önemli bazı davranışları da vardır. Örneğin İslam ülkelerinin Cindeki temsilcilikleri ve Çin'i ziyaret edecek resmi kişilerin gezi programlarına Doğu Türkistan da dahil edebilirler. Böylece onları unutmadıklarını gösterebilirler. Bu kadarcık bir ilgi ölüm kalım mücadelesi vermekte olan din kardeşlerimiz için bir tesellidir. Manevi bir güçtür.

Nitekim İran İslam Cumhuriyeti Başkanı Sayın Muhammed Hatemi Çin'i ziyaretinde gezi programında ısrarla Doğu Türkistan'ı da dahil ettirmiştir. Kaşgar'daki kardeşlerimizde birlikte Cuma namazı kılmış halka moral vermiştir. İnsanlık özellikle İslam dünyası için önem taşıması gereken Doğu Türkistan konusu, yapılacak İslam Konferansı'nın gündemine alınmasını arz ve teklif ediyorum.

Saygılarımla...
Doğu Türkistan Vakfı Başkanı
Emekli Gen. M. Rıza Bekin

DÜNYA İSLAM BİRLİĞİ KURUCULAR MECLİSİNİN 31 EKİM – 2 KASIM 2000 TARİHLERİ ARASINDA MEKKE'DE YAPILAN 36.DÖNEM TOPLANTISINDA DOĞU TÜRKİSTAN İLE İLGİLİ ALDIĞI KARARLAR

1) Dünya İslam Birliği kurucular meclisi İslam İlkelerini resmi temsilcilikleri ile bu ülkelerin siyasi kültürel ve iktisadi heyetlerinin Çin'de Müslümanların yaşadığı bölgeleri ziyaret etmeleri ve onların dini faaliyetlerine katılmaları ve bu suretle bu kardeşlerimize manevi olarak destek olmaya ve onlarla olan kardeşlik bağlarını güçlendirmeyi tavsiye eder. Ayrıca bu ülkede yaşayan Müslümanların hayat şartlarının iyileştirilmesi dini özelliklerinin korunup güçlendirilmesi ve bütün İslam milletleri ile olan ilişkilerin geliştirilmesine yönelik her türlü ekonomik tedbirleri almaya çağırır.
 
2) Dünya İslam birliği kurucular meclisi, İslam konferansı teşkilatı üyesi olan bütün İslam ülkelerinin Çin halk Cumhuriyeti ile olan iyi ilişkilerinden azami derecede istifade ederek, Çin Halk Cumhuriyeti hükümetinden, bu ülkede yaşayan Müslüman halkların dini ibadetlerini yerine getirebilmeleri hac ve umre ibadetlerini yapabilme ve camilerde Kur'an Kursları açabilmeleri dini öğretim ve eğitimlerinin sağlanabilmesi için dini kurslar ve okullar açmalarına imkan tanınmasını Sinkiang’a (Doğu Türkistan'a) yönelik Çinli göçmen akının bu İslam bölgesinin dini özelliklerini yok etme politikalarına son vermelerini talep etmelerini talep eder.

3) Dünya İslam Birliği Kurucular Meclisi Suudi Arabistan hükümetine dünya Müslümanlarının hac farizasını yerine getirebilmeleri için uygun şartları temin ettiği doğu Avrupa ülkeleri Rusya federasyonu ve Orta Asya’da yaşayan Müslüman topluluklarından binlerce Müslüman’ı hacca davet ederek onları himaye ettiğinden dolayı şükranlarını beyan eder. Suudi Arabistan hükümetinden hac ve umre için gelen Çin Müslümanlarına özellikle Doğu Türkistanlılara, komşu Pakistan, Kazakistan vb. ülkelerdeki dış temsilcilikleri vasıtası ile vize işlemlerinde her türlü yardım ve kolaylığı göstermelerini ümit eder.

4) Dünya İslam Birliği Kurucular Meclisi, İslam ülkeleri hükümetleri ve teşkilatlarının Doğu Türkistanlı Müslüman öğrencilerin ülkelerindeki öğretim kurumları ile teknik okullara kabul edilmeleri ve onların bu ülkelerde geçici olarak kalabilmelerine izin verilmelerini onlara eğitim bursu temin etmelerini ve bu öğrencilerin kurdukları dini cemiyetleri desteklemelerini tavsiye eder.

5) Dünya İslam Birliği Kurucular Meclisi Dünya İslam Birliği icra komitesine İslami kuruluşlar ve uluslararası teşkilatlar özellikle İslam Konferansı Örgütü İnsan Hakları Komitesi ile işbirliği ve ortak hareket ederek Doğu Türkistan Müslümanlarına yönelik insan haklan ihlallerinin ortadan kaldıracak her türlü tedbiri almaya kamuoyunun bu konuda aydınlatılması ve dikkatinin çekilmesi ve bu bölgedeki insan hakları ihlallerinin durdurulması için harekete geçmeye çağırır.

Umudu, yalnızlığı
Sana anlatmamak
Yüreğimde tahtın var
Vatan aratmamak
Bir gün uzak hayaller
Gerçek olacak elbet
Dualı ağızlardan
Akıttığı gözyaşı
Vatan diye sevdayı
Gerçekleştirecek elbet
İçim yanarda söyleyemem
Çekik gözlerin ağlatır beni
Benim vatanımdır Türkistan
Her gece koynunda uyutur beni
Işık doğdu doğuyor
Kar çiçekleri mutlu
Yarınlar kimin sevdasıysa
Onun gönlünde
Türkistan saklı
Ne yalan sözlerin
Ne siyasi lafların
Türkistan geceleri
Oturup ağlayanların

Selim ÖZDEMİR

  • 873 defa okundu.