Baybars Gülensoy
Selçuk Ün. Öğr. Gör.

Miran resimleri Orta Asya resmini ilk safhasını teşkil eder. Genel etkiler gibi Miranı da batı merkezleri etkilemiştir. İran (Part-Sasani) etkileri, önemli Greko-Budist merkez olan Gandara kabartma ve resimleri önem taşır. Ayrıca Doğu Çin ve Güney Hint etkilerinde söz konusudur.

Miran resimleri 3-5 yy.lara tarihlenmiştir. Bir usta ve öğrencilerinin elinden çıkmış olarak yorumlanırlar. Miran resimleri Uygurlar'ın sonuna kadar Orta Asya resmini etkilemiştir. Bir resmin üzerinde Titan adlı bir ressamın ismine rastlıyoruz. Miran resimlerinin özelliklerini şöyle özetleyebiliriz.
1.Konular Budizm’den alınmış bazı dini hikayeleri anlatır.Buda, bodisatva, kral, rahip ve diğer insanlar ele almıştır.
2.Figürler önemlerine göre büyüklük küçüklük tasvir edilmiştir.
3.Figürlerin gövdeleri cepheden, yüzleri 3/4 oranında cepheden tasvir edilmiştir. Oval yüzü, iri gözler, kemer biçimli kaşlar ve burun, ağız belirler. Sadık bakışlar, gerçeğe yakın olarak stupa etrafında dolaşan insanları tanımlar İnsanların tenleri pembe, bıyık, saçlar koyu olarak tasvir edimiştir.
4.Figürlerin dış konturları gölge çizgisi ile belirtilmiştir.
5.Perspektif yoktur. Bazı kompozisyonlarda perspektif verme gayreti görülür.

Örnekler:
İki duacı: Yeni Delhi müzesi 3.yy. a tarihlenir.
İki Rahip:Tanımlanamayan dini bir sahne Bodisatva mertebesine ulaşmış iki rahip tasvir edilmiştir. Bir figür daha büyük (muhtemelen kral) tasvir edilmiştir. Hint tarzında dalgalı peştimaller bürünmüşlerdir. Başlığın üzerinde kutsal bir su kabı taşınmaktadır. (Yeni Delhi Müzesi, 3.yy)
Buda'yı izleyenler: Buda'yı izleyen altı rahip. Buda büyük tasvir edilmiştir. Başının hizasında bir hale var. Arkasında iki sıra halinde rahipler, önceki yaprak biçimli bir yelpaze taşıyor (Yeni Delhi Müzesi 3.yy.a tarihlenmekte) Burada genel özelliklere ilaveten perspektif gayretinin var olduğunu görüyoruz.

2. Erken Tarihli Diğer Merkezler: 
a. Doğudaki Erken Merkezler:
Miran resminin bölge kullanımı, kalın kontur çizgileri, perspektif gayretleri Miran etkisi olarak Tunhuang kaya şapellerindeki fresklerde görülür. Burada farklı olarak açık renklere de yer verilmiştir.
Miran etkisinde bir figürde bölgeye Kuça yakınlarındaki Kızü'da bulundu. Burada da gölgelemeyi görüyoruz. Gerçekten Miran uzun süre Orta Asya'nın erundia denilen doğu kesimin de sürmüştür. Duacı-buda Berlin müzesi, 650.
Çok sayıdaki benzerleri arasından alman kızıl figürüne sükunet ifadesi hakimdir. Baş yana çevrilmiştir. Bu dönüş 3/4 oranına yakındır. 650 yılma tarihlenen duacı tanrı veya kral figüründe ana konturları gölge ile belirtilmiştir. Vucüt üzerinde ince bir elbise vardır. Bunun üzerinde de boncuk dizileri, ışık haleleri geçer.
Yüzde, alın dar tutulmuş ve burun çizgisi ile ikiye bölünmüştür. Burun çizgisi çene ucu kaşlar ve gözler beyaz olarak belirtilmiştir. Başta yüksek bir taç bulunmaktadır. Budanın başı bir hale ile belirtilmiştir.
Bu tasvir şekli daha sonra göreceğimiz Turfan resimlerini etkilemiştir.

Hoço'da bulunan ve 10. yüzyıla tarihlenen bodisatva tasviri Miran bölgesindeki Miran okulunun geç dönem örneklerinden birisidir. Sakin duruş, çekik gözler, gölge kontur çizgileri inceltilmiştir. İpek üzerine yapılmıştır. Berlin müzesindedir. Baş yine 3/4 oranında dönüktür. Zengin kıvrımlı elbise ve taç yaprak ve rozet şeklinde süslemelere sahiptir (askılar). Kompozisyon haleler içerisinde alınmıştır. Bu figür de Miran etkilerine rağmen açık renklerin hakimiyeti (ışığın kullanımı) tasvir şekliyle klasik bir etki sezilmektedir.

Yine Berlin müzesinde Turfan yakınlarından gelen panoda Buda ve duacılar kompozisyonunda (8-9 yy.) Granda etkilerini görüyoruz. Buda çokgenli ve zengin bir tahta oturmaktadır. Çevresinde üç duacı ve bir rahip bulunmaktadır. Buda tam cepheden meditasyon halinde gösterilmiştir. Baş ve vücudu 3-4 renk kuşağından oluşan halelerle çevrilmiştir. Bu tasvir şekli Pencikent'ten Tunhuang'a kadar bütün Orta Asya'da görülür. Yıldır sembolü olan rozetler budizmin ışığa verdiği önemi belirtir.

b. Batıdaki Erken Merkezler :
Balalık tepe, Belk'in kuzeyinde erken bir resim sanatı merkezidir. Burada Tunhuang'la (5.yy) çağdaş re-simlir bulunmuştur. Burada Buda yine büyük gösterilmiştir (sembolik). Bir çok dini sahnelere yer verilmiştir. Part- Sasani etkileri de söz konusudur.

Budalar Kompozisyonu: Bamiyan'da bir şapel'in tavan freski, Kabil Arkeloloji Müzesindedir. Merkezde büyük Buda etrafında yer alan 11 Buda, köşelerde 2 Buda'dan oluşmaktadır. Simetrik bir düzen gösteren kompozisyonda Budalar haleler içerisinde alınmıştır. 5-6 yy. a tarihlenirler. Burada başın siyah çizgilerle belirtilmesi erken Gandara etkisidir. Kakrak'dan Kabil Arkeoloji Müzesine gelen Kral kompozisyonu Gandara etkisini taşır ve 5-6 yy.'lara ta-rihlenir. Bu kompozisyon başarılı bir stilizasyon yanında renk zenginliğinde sahiptir. Asıl figür hilalli bir taç giymekte ve bir taht üzerinde bağdaş kurmuş bulunmaktadır. Ellerinde yayı vardır. Kompozisyondaki diğer iki figür lotus çiçekleri üzerine oturmuş iki Buda'dır. Budalar yuvarlak ve çok renkli haleleri içerisindedirler. Buradaki mimari öğeler de Gandara özellikleridir.

Kabil Arkeloloji Müzesinden gelen 7 yy. Mavi lotuslu Maiteya freski Hint heykellerini hatırlatır. S duruşlu vucüt belirgindir. Kol bilezikler, küpeler ve elbisesi bu görüşü doğrular. Zarif eller, vücuda hakim olan hatlar İran özelliğidir. Yine zarif gözler, oval yüz Orta Asya (Miran) özelliğidir. Böylece İran-Hint unsurları arasındaki uyumla yeni bir gelişme ortaya konmuştur.

Pencikent: Batı Türkistan'dan fazla İran etkileri yansıtan ve bu bölgenin resim sanatı bakımından önemli bir merkezidir. Bu bölgede ayrıca Varakşa'da önemli freskler bulunmuştur. Pencident bir Soğd şehridir ve 7.yy.'dan sonra Türkleşmiştir. Kazılarda iki katlı evler, saraylar ve toplantı salonları ortaya çıkarılmıştır. İpek yolu güzergahında olan şehir doğu ile batı sanatlarını birleştiği bir kavşak noktasıdır.
Saray kazılarında bulunan fresklerde nestorian, hıristiyan (Bizans) etkileri ile İran etkileri görülür. Çok renkli olarak yapılan panolarında mitolojik ve günlük hayattan (av, ziyafet, alay) alman konular işlenmiştir. Resimleri araştırmacılar 4 stile ayırırlar. Freskler Hermitaj Müzesindedir.
Firdevsi'nin Şeyhnamesi'ndeki Rüstem'in ejderle mücadelesi Türkler'in bir yuğ töreni vb. konular ele alınmıştır.

3. Hotan Okulu: Soğd, Sasani, Çin ve Tibet etkileri taşıyan küçük bir okuldur. Tang sülalesi zamanında Çin'de bazı Hotanlı sanatçıların çalıştığı bilinmektedir. İnsan tasvirlerini en karakteristik tarafı 3/4 cepheden gösterilmeleri, yuvarlak yüzlü oyuşları ve oturuşlarının oval bir kompozisyon meydana getirilmesidir. Figürlerin başlarını etrafında bir hale yer alır.

Bazı panolar frontal ve gelişmiş bir stilzasyonla gerçekleştirilmiştir. Geometrik basitleştirmede dizler kırılmış ve başla aynı yuvarlak içinde gösterilmiştir. Hariti figürü ile meditasyon yapan Buda kompozisyonlarında figürler tam cepheden tasvir edilmiştir. Beş çocuklu Hariti geleneksel bir devri temsil ediyor ve çocukluğu koruyor. Meditasyon yapan Buda'da cepheden tasvir edilmiştir. Vucüt üzerinde çeşitli süsleme ve semboller vardır. Ay yıldız lotus ve ko fan at Sasani etkilerini gösterir.
İran Bodisatva elipsoit bir kompozisyon gösteriyor. Dört kolu var. Ellerinde değişik artibüler tutuyor (üçgen, bıçak, kadeh) belinde kılıcı vardır. Elbisenin üzerinde rozetler, köşelerde çiçekler vardır. 7yy. British Museum.

İpek Pernses, ipek böceği taşıyor, Dandanilikten'ten gelişmiştir. 7.yy. a tarihlenir, Britsh Museum.

Yine Hotan (Dandaniklik)den gelen ahşap bir panoda iki rahip ata ve deveye binmiş olarak başlarında taçlar, haleler sağ ellerinde içki kapları ve bellerinde kılıçlar vardır. Bir vahşi kuş dalış yapmaktadır. Buradaki çizgisel teknik Çin etkilerini gösteriyor. 7yy. Britsh Museum.

7-8 yy. larda en parlak dönemini yaşayan Hotan okuluna mensup bazı ressamların Çine gidip çalıştıklarını biliyoruz. Bunlar Yeni-Li Pen'in çağdaşı Wei Chih Po Chih-na ile Wei Chih (-Seng gibi sanatçılardır. Wei Chih I Seng'in bazı eserlerinin kopyeleri günümüzde gelebilmiştir. Berenson Rulosu (Dans eden kızlar) gibi (5).

4.Kuzey Yolu Üzerindeki Ana Merkezler :
Taklamakan'ın kuzeyinden geçen ipek yolu üzerinde Tumşuk, Aksu, Kızıl, Kuntura, Karaşar, Sorçuk, Murtuk'da Budist mağara tapmaklarında önemli duvar resimleri bulunmuştur. Kuça önemli bir yerleşmedir. Kuça resimlerini ilk örnekleri 4.yy.a tarihlenir. Bu resimler 6. yy.'da gelişir ve 7-8-9 yy.larda zirveye ulaşır.
 
6.yy. başlarına tarihlenen Kızıl'dan gelen duvar fresklerinde bir çoban tasvirinde kaşlar, gözler, ağız şekli, elbise kıvrımları İran-Hint etkileri olarak karşımıza çıkar. Kuça ve Kumtura'da gördüğümüz parlak renklerle ortaya konan başarılı kompozisyonların benzerleri Sorçuk ve Karaşar bölgelerinde de görülür. Bu fresklerde çok bariz olarak Uygur tipinde insan tasvirleri vardır. Buradalarda yabancı özelliklere rağmen kendine has ayırt edici anlatım şekilleri ortaya çıkmıştır. Tasvir edilenler çoğunlukla Uygurlu rahipler ve vakıfçılardır. Kuça, Soçuk resimleri Orta Asya Uygur resminin ilk ve önemli etkileridir.

Kuzey yolu üzerindeki bu merkezler Uygur resim sanatının geliştiği ve belirli karakter kazandığı bölgedir.

Örnekler:
Sorçuk yakınlarında Mingöl'den freskte rahipler Uygur tipinde tasvir edilmişlerdir, 8-9 yy.
Sorçuk VII. Papel'den vakıfçılar tipik örneklerdir, 8-9 yy. a t ar inlenir ler.

Turfan Bölgesi (Uygur Resmi )
Turfan'ın Orta Asya resim sanatı içinde önemli bir yeri vardır. Şehir l.yy'dan sonra gelişti ve yeni kervan yolu kuzey yolu üzerinde önemli bir merkez oldu. Tsü-ki Hım, Toba-Tabgaç (kuzey Wei- Çin Hanedanı Türk asıllı)ların elinde kaldı. 640 yılında sonra bölge Uyguların eline geçti. Bölgedeki Hoço (İdikurt) Uygur başkenti oldu.

Turfan resimlerinin ilk örneklerinde İran-Hint etkileri yanında "Kuça tarzı" etkisi ve asıl Çin etkisi görülür, daha sonra Uygurlar Turfan resimlerinde kendilerine has bir üslup geliştirdiler. 7-8 yy.lardan sonra gelişen bu yeni üslubun en iyi örnekleri Hoço ve Bezeklikte karşımıza çıkar.
Yüzün 3/4'ünün tasvir edilişi, oval yüz, iri gözler, gölgeli çizgi kullanılışı, elbise kıvrımları ve diğer detaylar Sorçuk resimleriyle benzerlik gösterir.

Bezeklikte bulunan Dua eden Deva gibi. Büyük panolarda, çok başarılı kompozisyonlar görülür. Figürler arasındaki friskler karakteristik olarak gösterilmiştir. Vakıfçılar arasında veya duacılar arasında asiller ve prensler kolayca tanınabiliyorlar. Bu portre özelliğini en iyi Buda'nın ölümü için ağlayanlar panosunda görebiliriz. (Çin-Uygur-Araplar).

Uygurlar giderek tam bir portreciliğe ulaşmışlardır. Yaklaşık 100x 335 cm. ölçülerinde ipek üzerine yapılmış bir Uygur prensi tasviri bunu en iyi örneğidir. Vücûdunun nisbetsizliğine rağmen, yüzde gerçekçi bir ifade elde edilmesidir.

Yaşlı prens: Uzun sakallı ve saçlı olarak tasvir edilmiştir. Başında mavi konturlarla belirtilmiş üç tepe-likli bir siyah başlık vardır. Kızıl kahverengi uzun kaftanı üzerinde mavi, yeşil, kahverengi çiçekler yer alır. Kaftanın altından açık renk pantolon ve siyah çizmeleri görülmektedir. Belindeki altın levhalardan oluşan kemerinde bileği, çakmak taşı, şiş, bıçak ve yiyecek çubuğu taşımaktadır. Elinde bir adak çiçeği tutmaktadır.

Uygur fresklerinde önemli kişiler tasvirlerde, belirli sıralama içindedirler. Kendilerini belirten yazı ve işaretler vardır.

Vakıfçı bir Uygur Prensi: Bezeklik 19. tapmaktan gelmiştir. 8-9 yy.lara tarihlenmektedir. Perdeleri açık bir pencere önünde tasvir edilen prens çiçekli bir kaftan giymekte ve elinde adak çiçeği taşımaktadır. Başına yüksek bir taç giymiştir. Yüzü 3/4 yandan tasvir edilmiş, siyah sakal ve bıyıkları vardır. Freskin altında adı okunmaktadır. (I. Tengriken il tutmuş Alparslan tokul, 2. tegin Üge Teken Tarkan Tekin ile Toğrul beg. 3. Tengri'den Körki bu erür. )

Bir Uygur Pernsesi: Uzun bir elbise, eller göğüs altında birleştirilmiş adak çiçeği taşıyor. Çok süslü bir şapka - taç giymiştir. Bezeklik 9 yy.
Uygur resminde portreciliğin gelişmesine rağmen resimde manzaranın azaldığım görüyoruz. Bunun yanında mimari bazı gerçek binalar karşımıza çıkar.

Başını Sudan Çıkaran Ejder Fresik: 65x54 cm. ölçülerinde olup, Bezeklik 19. tapmaktan gelmiştir. Stilize dağlar arasında bir göl ve ejder tasvir edilmiştir. Vadiler arasında ağaçlar tasvir edilmiştir. Çift boynuzlu başı, kanat ve pençeleri ile saldırgan bir pozisyondadır.

Uygurlar sadece tapmaklarda fresk tekniğinde resim yapmamışlardır. Uygurlar zamanından kalan yazma kitaplarda da ve tapmak saçakları üzerlerinde resimler yapmışlardır. Bunların konuları dini ve günlük hayatla ilgilidir.

DİPNOTLAR
1) Nejat Diyarbekirli, Hun Sanatı.
2) E. Esin, tslam Öncesi Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş İst. 1978. 
3) M. Cezzar, Anadolu Öncesi Türklerde şehir ve Mimarlık. İst. 1977.
4)Dr. O. Aslanapa. Türk Sanatı. İst. 1984.
5) Dr. O. Aslanapa, Türk Sanatı. İst. 1984.

  • 842 defa okundu.