Ahmet Kabaklı
 
Azerbaycanlı üstün ve ünlü şair mütefekkir BahtiyarVahapzade dostumun, vatan sevgisine dair, önemli bir konuşmasını Türk Edebiyatı Vakfında hayranlıkla dinlemiştik.

Şu günlerde vatan, milliyetçilik meseleleri bazı sebeplerle bahis konusu oluyor. Bu insani meseleyi duygulu, şiirli sanatkâr gücüyle dile getiren böyle üstat satırlarla size sunmaktan bahtiyarım. Birkaç yıl önce Vilnüs'e gitmiştim. Şair dostum A.Vukontas bana şehrin turistik tarihi abidelerini, eski kiliselerini ve müzelerini göstererek bunlar hakkında büyük gururla bilgiler veriyordu. O, Vilnüs'ün en basit sokaklarından, binalarından hatta parklarındaki ağaç ve çiçeklerden öyle bahsediyordu ki, ben gördüklerimden çok onun kendi vatanına hayranlığına hayran kalmıştım. Bana gösterdiği binalar, kiliseler, kaleler, müzelerdeki eşyalar, parklardaki ağaç ve çiçeklerin benzerlerini başka şehirlerde ve ülkelerde de görmek mümkündür.

Daha doğrusu bunlar mucize değil. Mucize olan bunlar hakkında ağız dolusu bana malumat veren Vukontas'ın kendisi idi. O, vatanının her taşını, her binasını, her sokağını kalbinin ateşi ile ısıtarak, onları bana mucize şeklinde ulaştırmak istiyordu, istiyordu ki. ben de gördüklerime onun kadar hayran kalayım, onun gibi aşık olayım.

Ben ise... Hayalimde gördüklerimin kendi vatanımda benzerini arıyor, ona benzerini bulunca seviniyor, bulamayınca içimden kederleniyordum. Bu ne kadar doğal bir histir. Benim kalbimde, beledçimin vatanı ile kendi vatanım karşı karşıya durmuştu.

Niye böyle bir müze yahut böyle bir park bizde olmasın?
Bu sorudan önce başka soru sormalıyız. Niye bizde Vukontas gibi vatan delileri azdır? Evet adam akıllı deli. 

Genellikle, hakiki ve büyük sevgi deliliktir Mecnun da Romeo da, Varter de, Biot Rice de, Anna da onlarca, yüzlerce, seneler, kendi sevgililerinin delisi değil miydi? Delilik fanatikçesine sevginin türemesidir. Demek sevgi fanatik vurgunluktur... Leyla tam kusursuz, tanı kamil güzel miydi? Asla! Lakin Mecnun fanatikçesine sevdiği için, Leyla'da hiçbir kusur göremiyordu. Göremezdi de.
Eğer görebilse kusuru Leyla'da değil sevenin sevgisinde aramak lazımdır. Vatan sevgisine geldiğimizde burada durum biraz farklıdır. Sevgiliyi kendimiz için seviyorsak vatanı halkımız için, bu halkın geleceği için. Yüzünü bile göremeyeceğimiz torunlarımız ve onların çocukları için seviyoruz. Böylece burada bu iki sevginin derecesini ölçtük... Ve gördük ki. Vatan sevgisinin karşısında kadına olan sevgi mazmunca küçük ve zayıftır. Kadına olan sevgimizde benlik vardır. Vatan sevgisinde ise onun yerini büyük genişlik ve içtimailik alır. Çok ilginç sevdiğimiz kadım kendimizden başka gözümüzün nuru bile sevse biz ona düşman kesiliriz. Şahsi düşmanımız da olsa vatanımızı seveni bizde severiz.

Diğer yönden, sevdiğimiz kadının kusurunu çoğu zaman göremiyoruz, onun yanlışını da süs biliyoruz. Ama vatanımızın ve halkımızın eksik yönlerini, kusurlarını görüyor ve bunları derhal ortadan kaldırmaya, vatanımızı istediğimiz seviyede görmeye çalışıyoruz.

Pekiyi, bu neden böyledir?

Çünkü eğer sevgilinin kusuru varsa, yalnızca bana aittir. Ben onu göre de bilirim, görmeye de... Çünkü o yalnızca bana aittir. Lakin vatanın güzelliği de kusuru da bu vatanın evlatlarının hepsine aittir. Vatan herkesindir. Vatan yalnızca benim evim değil, milyonların evidir. Vatanın kusuru da, güzelliği de aynı bu milyonlara mahsustur. Bunun için de vatanın menfaati karşısında onun evlatlarının hepsi sorumludur. Vatan çeşitli fikirli ve akideli evlatları birleştiren tek annedir. Böylece, vatanın talihi yalnızca bana değil, onun vatandaşlarının hepsine bağlıdır. "Orman çakalsız olmaz" demişler.
Halkın lâyıklı evlatları yanında istemediğin kadar bu vatana layık olmayan çakallar da vardır. Bu çakallar ise, vatanın oduyla ısınır, dumanından kaçar. Sabir'in dediği gibi, bu "canlı değirmenler" vatanın ekmeğini yer, suyunu içer, havasını yutar ve omzuna yük olur.

Bunlar vatana hiçbir şey vermez ama istediklerini alırlar. Evine bir saat su gelmediğinde vatanına da sövüyor halkına da. Böyle canlı değirmenlerin vatan sevgisi şahsi menfaatinden başlar. Vazifesi, yalısı, beş odalı evi, evinde her türlü düzeni, rahatlığı ve geçimi varsa, vatan güzeldir. Yoksa... "Böyle ülkede yaşamaktansa, ölmek daha iyidir." diye öz kusurlarını da vatanın ayağına yazanlar var.
Böylesinden sormalısın: Sen ki, bu vatandan bunları talep ediyorsun, pekiyi kendin bu vatana ne vermişsin? Sen ne yapmışsın? Hangi pınarın gözünü açmış, hangi ağacı dikmiş, hangi yetimin gözyaşını kurutmuşsun?

Vatanın nimetlerine ortak, derdine hastalığına ise bigâne olanlar, hep bana ne felsefesiyle yaşarlar, ama yeri gelince de ağız dolusu vatanın, halkın adına konuşur, kendisini halkın layıklı evladı sayarlar.
En büyük sevgi vatan sevgisidir, dedik. Bu sebeple, insanlık tarihinde vatan delileri, millet mecnunları için şahsi istek vatan sevgisinden başlar.

Onların şahsi isteği, kişisel arzusu milyonların istek ve arzusunda eriyip kaybolur. Bu zaman o. bir insan olarak kendisi vatanlaşarak vatan timsaline döner. Bu noktada o, şahsiyet seviyesine yükselir.

09 Kasım 1999 - Türkiye Gazetesi

  • 1034 defa okundu.