ÜRÜMÇİ AKŞAM ÜRÜMÇİ AKŞAM GAZETESİ 21.11.2001 (bakış 6. sayfa)
BAŞKAN JİENG ZE MİN; “DOĞU TÜRKİSTAN” TERÖR GÜÇLERİNİN ULUSLAR ARASI TERÖRİZMİN PARÇASI OLDUĞUNU BELİRTTİ.

Son yıllarda uluslar arası bölücü ve milli akımların güçlenmesine paralel olarak dış ülkelerdeki “Doğu Türkistan” terör güçleri de bu fırsattan istifade ile gündeme geldiler. Onlar, ülkemizin Şincang bölgesine yönelik milli bölücü hareketleri tedrici olarak güçlendiler. Bu güçler günden güne azgınlaşarak yürüttükleri bölücü, bozguncu ve terör hareketleri ile Şincang’ın sosyal istikrarını ve ulusların birlik ve beraberliğine açık bir şekilde zarar verdiler. Böylece bu terörist güçler devletimizin toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarını tehdit etmeye devam etmektedirler.
Çin Halk Cumhuriyeti Ekim 2001 tarihinde “Doğu Türkistan” terör güçlerini uluslar arası terörizmin bir parçası olarak ilan etti. Başkan Jiang Ze Min 20 Ekim 2001 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşme sonunda, her iki lider şu ortak görüşte birleştiler; “Çeçenistan terör güçleri ile Doğu Türkistan terör güçleri, uluslar arası terörizmin bir kısmıdır ve onlara kesin olarak karşı konulması ve son darbenin vurulması gerekir.”
Başbakan Cu Rung Ci, 31 Ekim 2001 tarihinde Almanya’nın Başbakanı Shörder ile yaptığı görüşmede Çin’in “Doğu Türkistan” terör güçlerine karşı koyma ve son darbeyi indirme savaşının uluslar arası terörizmin bir parçası olduğunu tekrarladı.
12 Kasım tarihinde BM. Güvenlik konseyinde terörizmle ilgili olarak yapılan özel bir toplantıda söz alan Çin Dışişleri Bakanı Tang Çiya Şüven “Çin’in sürekli olarak terörizmin tehdidi ile karşı karşıya bulunduğunu “Doğu Türkistan” terör güçlerinin uzun zamandan beri uluslar arası terör gruplarının korunması ve onların maddi desteği ile çeşitli terör eylemlerinde bulunduklarını ve eylemler sonucunda masum insanların hayatlarını kaybettiklerini belirtti. Bakan, “Doğu Türkistan” terörist güçlerinin eylemlerinin açık ve net olarak bir hareket olduğunu, bunun için bu hareketin uluslar arası terörizmin bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti ve “Doğu Türkistan” terör güçlerine karşı kesin darbeler vurulması gerektiğini tekrarladı.
“DOĞU TÜRKİSTAN” TERÖRİST GÜÇLERİ ZORBALIK VE TERÖR YOLUYLA ŞİNCANG’I ÇİNDEN AYIRMAK VE SÖZDE “DOĞU TÜRKİSTAN” I KURTARMAYA ÇALIŞMAKTADIR.
“Doğu Türkistan” teröristlerine Şincang’ı bağımsızlığını savunanlar da denile bilir. Bu terim kaba kuvveti temel alan bu güçlerin zorbalık ve terör yoluyla Şincang’ı Çin’den ayırıp sözde “Doğu Türkistan”ı kurmaya çalışan bir kısım milli bölücüleri çağrıştırır.
“Doğu Türkistan” teröristlerinin ortaya çıkmasının tarihsel temeli 20.yüzyılda başlarında ortaya çıkan “Pantürkizm” e dayanır. Tarihçilerin tespitlerine göre Türkler, Çin yılnamelerinde adı geçen, hayvancılıkla uğraşan göçebe bir kabile olup, 6. yüzyılda Orta Asya’da Türk Hanlığını kurmuştur. Daha sonra Doğu ve Batı Hanlığı olarak ikiye ayrılmışlar ve daha sonra Uygurlar tarafından ortadan kaldırılmışlardır.
O tarihten itibaren Türkler çağdaş bir millet olarak gelişme fırsatı kaybetmişlerdir. Bu yüzyılın başlarında Türkiye’de tahsilini tamamlayıp Şincang’a dönen Pantürkizmci Mesut, (Dr. Mesut Sabri BAYKOZİ) bu tarihlerde gündeme gelen Pantürkizm ideolojisini Şincang’a götürerek sözde “Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi” fikrini ortaya atmıştır.
Bu hareket 1933’te İngiliz emperyalizminin desteği ile fırsattan yararlanarak Kaşgar’da “Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti”ni kurmuştur. Bu hakimiyet üç ay gibi kısa bir süre ayakta kalmış isede “Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi”için esaslı bir kısım bölücü unsurları eğitip yetiştirmiştir. Bu kişiler daha sonra arka arkadan Orta ve Batı Asya bölgelerine kaçarak bu ülkelerde Şincang’ı Çin’den ayırma faaliyetleri ile meşgul olmuşlardır. Ülke içi ve dışındaki bu bölücüleri tarihi dayanağı işte bundan ibarettir.
Soğuk savaş döneminin sona ermesi ile bazı ülkelerdeki milli bölücülük, çıkarcılık ve düşmanlık, bu tür akımların ciddi şekilde artmasına sebep olmuştur. Milliyetçilik ideolojisine dayanan bir kısım parti ve gruplar öncelikle kendi ülkelerinde başarı kazandılar. Böylece çok kutuplu dünya düzenine paralel olarak gerçek anlamda bölgesel dengeler bozuldu. Milliyetçiliği temel olan sorunlar şiddete dönüştü. Gelişmiş ülkelerin öncülük ettiği Global Ekonomi düzeni ülkeler ve milletlerin ekonomik, siyasal ve kültürel gelişmelerindeki dengesizlik, siyasi istikrarsızlıklardan doğan boşluklar, gündemde olan milli bölücülük akımlarının daha da serbest hareket etmesine fırsat vermiştir. Bu uygun ortamdan yararlanan “Doğu Türkistan” bölücü örgütleri Pantürkizm güçleri ile birleşerek uluslar arası sahnede kendi varlıklarını ve gelişmelerini tamamlamak için uygun zemini bulmaya gayret göstermişlerdir.

“DOĞU TÜRKİSTAN” TERÖRİST GÜÇLERİ İÇİN;ORTA ASYA:İLERİ CEPHE- TERÖRİST KAMPI BATI ASYA : BÜYÜK KAMP AVRUPA VE AMERİKA İSE; ULUSLAR ARASI SAHNE VE KURSUDUR.

Yabancı kaynakların bildirdiklerine göre; Dış ülkelerde etkili olan “Doğu Türkistan” bölücü örgütlerinin sayısı 51’dir.
Bunların 19’u Orta Asya’da 14’ü Batı Asya’da 18’i ise, Avrupa ve Amerika’dadır.
Orta Asya: onların vatanı parçalama hareketlerinin ilk deneme sahası, Şincang’a sızma ansızın saldırarak istikrarsızlık yaratma ve silahlı eğitim yapmaları için ön cephe ve ileri bir üsttür.
Batı Asya: “Milli Uyum Gücü” nü yaratmak, manevi lider-Dahi ve kadrolar ordusunun yetiştirmek için büyük bir kamptır.
Avrupa-Amerika: Bu teröristler için “Şincang’ın bağımsızlığı” davasını evrenselleştirme yolundaki bir kürsü sahnesidir.
Genel olarak ele alındığında; Avrupa ve Amerika’daki “Şincang Bölücü” teşkilatları kamuoyunu ikna ve en önemlisi bağış toplama işlerini temel olarak ele almışlardır.
Batı Asya’daki Doğu Türkistan teşkilatları milli bölücülük büyük kampını kurmayı büyük hedef olarak belirlemişlerdir. Onların bu hareket şekli de Kalem ile Alem mücadelesine eşit şekilde yer vermiştir.
Orta Asya’daki Doğu Türkistan teşkilatları ise, Çin’in Şincang ve Batı bölgelerine sızarak yerleşmek, ansızın ve beklenmedik anda kargaşa yaratmak, zorba ve terör eylemleri ilk hedef olarak benimsemişlerdir. Onların yöntemi; kalemden Alemi daha önemli yere koymak veya yerine göre Kalem ile Alem-i eşit şekilde kullanmaktır.
“Doğu Türkistan” terörist güçlerinin ekonomik kaynakları: Dış ülkelerde ticari faaliyetlerde bulunmak, İşletmeler ve Atölyeler kurmak, çeşitli zehirler ve uyuşturucu pazarlamak ve bazı ülkelerin mali yardımlarından oluşmaktadır.
Afganistan’a sığınanların askeri eğitime kabul edilmiş olmaları bu teröristlerin temel seçeneklerini oluşturmaktadır. Rusya’daki ilgili birimlerin tespitlerine göre: yaklaşık 200’den fazla “Doğu Türkistan” teröristi Bin Ladin’in üslerinde ve kamplarında eğitim almışlardır. Onların büyük bir bölümü ticaret veya hac yapmak bahanesi ile Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan yolu ile Afganistan’a gitmişlerdir. Bunlar Afganistan’daki kamplarda eğitim görmüşler, yapacakları eylemler gereken parasal kaynaklarını temin ettikten sonra arka arkadan Şincang’a gizlice sızarak terörist faaliyetlerde bulunmuşlardır.
Kesin deliler şunu ispatlamışlardır ki 5 Şubat 1997’de Gulca’daki isyan hareketi ile 25 Şubat 1997’de meydana gelen patlamaları bu teröristler gerçekleştirmişlerdir.
Bildirildiğine göre bu teröristlerin bazıları tecrübe kazanmak için Çeçenistan ve Kosovaya’da giderek oradaki yasa dışı silahlı çatışmalara katılmışlardır.
“Doğu Türkistan” terörist güçlerinin uluslar arası arenadaki boşluklardan faydalan ma esaslarına gelince;
Onlar Orta ve Batı Asya, Avrupa ve Amerika’yı kendilerinin dış ülkelerdeki hareket alanı ve ikmal üssü olarak seçmişlerdir.

Bunların bu bölgede belirli seviyede sosyal ve siyasi temele sahip olmalarından dolayıdır ki;
1. Bazı batı ülkeler Çin’in gelişmesini önlemek ve frenlemek amacı ile “Doğu Türkistan” teröristlerinin Çin’e karşı bölücü eylemlerini sürekli olarak kollamakta ve yardım etmektedir. 17 Ekim 2001’de Avrupa Parlamentosu Çin Halkının ve Hükümetinin sert protestolarına rağmen yurt dışındaki “Doğu Türkistan Teşkilat”larının en üst liderlik organı olan “Doğu Türkistan Milli Meclisi”nin Avrupa Parlamentosunda açıkça izin vermiştir.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu olaylardan aşırı derecede hiddetlendiğini bildirmiş ve sert şekilde protesto etmiştir.

2. Dış ülkelerdeki Pantürkizm güçleri “Doğu Türkistan” güçleri ile birleşerek “Büyük Türk Birliği Gövdesini” kurmaya hem de bütün dünyada “Gazat- Cihat” yolu ile bağımsız bir devlet ve milli hakimiyet kurma kampanyasına teşebbüs etmektedir.

3. Orta ve Batı Asya ülkelerinde sözde “Doğu Türkistan” teröristlerinin bölücü hareketlerini yürütmeye muhtaç çok sayıda insan kaynağı mevcuttur. Bu kişilerin büyük çoğunluğu “Doğu Türkistan Milli Bölücü” hareketlerine katılması da onların az bir kısmı Şincang’ın Bağımsızlığı güçlerine körü körüne destek ve yardım etmektedir.


DOĞU TÜRKİSTAN” TERÖRİST GÜÇLERİ BUNDAN SONRA “TİBET BAĞIMSIZLIKÇI”LARININ YOLUNU TUTARAK ULUSLAR ARASI KAMUOYUNDAKİ ROLÜNÜ İYİLEŞTİRİP PEKİŞTİRMEYE ÇALIŞMAKTA VE BÖLÜCÜLÜK HAREKETLERİNİ SOSYALVE POLİTİK KATMANLARA KABUL ETTİREREK EVRENSEL DÜZEYDE MÜCADELELERİNİ SÜRDÜRMEYİ HEDEFLEMEKTEDİRLER.

Doğu Türkistan terör güçleri Ekim 1999’da Almanya’nın Münih kentinde II., 2001 yılının Ekim ayında da Belçika’nın Brüksel şehrinde III., Doğu Türkistan Milli Kurultayı ile 2000 Yılının Kasım ayında Estonya’nın Talnin şehrinde III. Dünya Uygur Gençleri.
Kurultayları tertip ederek görülmemiş tarzda yayıldılar (tanındılar) ve çok büyük bir gelişme sürecine elde ettiler.
Örgütsel ele alındığında Doğu Türkistan Terörist güçleri arkalarında mevcut Orta ve Batı Asya, Avrupa ve Amerika’daki çeşitli grupları iki büyük çatı altında birleştirmiştir.
Doğu Türkistan Milli Kurultayı ve Dünya Uygur Gençleri Kurultayı’ndan ibaret iki büyük çatı örgüt esas ve temel aldığı yeni bir liderlik organını oluşturmuşlardır.
Hareket programına bakıldığında; onların ideolojik ve teorik programlarından başka belki bir büyük organizasyonu da bulunmaktadır;
Örneğin siyasi bakımdan Çin’in iç kısımlarında gizli terörist eylemler yapmaya teşvikten başka, uluslar arası platformda kendilerini barış elçisi yolu ile demokratik ve insan hakları sloganlarını dile getirmeye ve onların uluslar arası arenadaki mücadele hedefinin Şincang’ın bağımsızlığı meselesini uluslar arası bir dava haline getirmeye çaba göstermektedirler.
Bundan sonra uluslar arası düzeydeki siyasi faaliyetlerini daha aktif hale getirip uluslar arası tanıtım ile propagandayı güçlendirme yoluna gitmişlerdir. Esas gayeleri Dünyada Çin’e karşı bütün güçlerin birleşmeleri sürecine güçlendirmekten ibarettir.
Geçen Ekim ayında Doğu Türkistan Milli Kurultayında “Doğu Türkistan” terörist güçlerinin yeni hareket programını tespit edildi. Yani Şincang’ın Bağımsızlığı bundan sonra Tibet’in Bağımsızlığı yolunda yürütülecektir ve Dalay Lama’yı kendilerine örnek alarak meselenin evrensel rolünü iyileştirmekten başlayarak Şincang’ın Bağımsızlığı yolundaki faaliyetlerinin tabanına daha da derinleştirip topluma yaymak ve uluslar arası düzeyde harekete geçmektedir.
Şuna özellikle dikkat etmemiz gerekir ki; “Doğu Türkistan” terörist güçlerinin bundan sonra planının ülkemize sızarak ansızın saldırarak, kargaşa yaratarak, zorbalık ve terör eylemleri yapmaktan vazgeçiyor, demek değildir.
Onlar belki kalem ve Alem’e aynı şekilde önem vererek uluslar arası düzeyde büyük mücadele bayrağını açmaya önem vermektedir. İnsan hakları ve demokrasi pankartlarının arkasına saklanarak insanları aldatmak sureti ile dünya kamuoyunun destek ve himayesine erişmeyi hedeflemektedirler.
11 Eylül olaylarından sonra bütün ülkeler, terörün evrensel bir düşman olduğu gerçeğini yakinen görmüş oldular. Bu yıl Ekim ayında Şanghay’da toplanan Asya- Pasifik Ülkeleri (APEC) gayri resmi Zirve Toplantısında terörizme karşı, mücadele etme konusunda şöyle bir ortak bildiri yayınladı;
“Zirveye katılan bütün Liderlerin ortak görüşü şudur ki, masum insanların hayatını hiçe sayan bu ve bunun gibi, terörist eylemlerin türü ne olursa olsun, ne zaman, nerede, kim ve kimler tarafından yapılırsa yapılsın, tüm insanlığa, bütün inançlara, bütün uluslar arası barış ve özgürlüğe yapılan en ağır saldırıdır.”
Günümüzdeki teröristler, uluslar arası toplumun nazarında sokakta kaçan farenin herkes tarafından öldürülmek istendiği bir durumu düşmüştür.

“DOĞU TÜRKİSTAN” TERÖRİZMİNİN DE ULUSLAR ARASI TERÖRİZMİN BİR PARÇASI OLARAK ULUSLAR ARASI CAMİANIN HEDEFİ HALİNE GETİRİLMELİDİR.

BÖYLECE, GERÇEK TEDBİRLERİN KULLANILARAK ULUSLARA ARASI SAHNEDE ÇİN KARŞITI GÜÇLERİN “DOĞU TÜRKİSTAN” TERÖRİSTLERİNİ TEKRAR KULLANMAYA ZORLAMAK SYRETİ İLE “DOĞU TÜRKİSTAN” TERÖRİST GÜÇLERİNİN ÜLKE İÇİ VE DIŞINDAKİ ORTAYA ÇIKABİLECEK BÜTÜN KÖKLERİNİN KURUTULUP YOK EDİLMESİ LAZIMDIR.

NOT: Bu makale Pekin’de yayınlanan “Dünyada Zaman” isimli Çince gazeteden Uygurca’ya çevrilerek yazılmıştır.

  • 1230 defa okundu.