Baybars Gülensoy
Selçuk Ün. Öğr. Gör.

Kaya tapmaklarında da uygulandığını tespit etmişlerdir. Kızılda Büyük budist kaya tapınağı (7. yy.'da) böyle bir uygulama görürüz. Bugün Orta Asya Türk kültür çevrelerinde bu örtü sitemi hala kullanılmaktadır. Bindirmeli ve ortasında ışıklığı olan ör-tü-ahşap kubbe Anadolu'ya da gelmiştir. Doğu Anadolu evlerinde, özellikle Erzurum evlerinin tandırevi denilen aşhaneleri bu örtü sistemine sahiptir. Bu örtü Anadolu Türk mimarisinde tekke, kümbet, camii, han gibi diğer yapılarda da uygulanmıştır (3).

Uygur Mimarisinde Kullanılan Bazı Örtü Elemanları:
Tonot: Örtü elemanı olarak Uygurlar tarafından yaygın bir uygulamaya tabi tutulmuştur. Bilindiği gibi tonoz, bir kemer gözünün aralıksız devem etmesi sonunda meydana gelen örtü öğesidir. Tonozlar taş ve tuğladan yapılırlar.

Kubbe: Uygurlar stupa (mezar) yapılarında ve bazı tapınaklarda kubbe kullanmıştır. Kubbe yapılarda küresel biçimli bir örtü unsurudur.

Türk Üçgeni: Uygurların ilk olarak kullandıktan üçgen biçimli geçit öğesi tromptur. (4)

V. UYGUR HEYKELİ
Uygur heykeli de diğer sanat alanları gibi dış etkilere açıktır. Büyük İstender'e Hindistan'a dolayısıyla Çine yayılan Hellenistik sanat bu ülkelerin sanatlarını etkilemiştir. Greko Budist sanat denilen yeni bir sanat doğmuştur. Hellenistik etkileri bütün bölge sanatlarında ve Orta Asya'da görebiliyoruz. Heykel sanatına açık bir din olan Budizm Yunan haykelinin çıplak insan vücutlu, elbise ve yüz ifadesi gibi bazı özelliklerini benimsiyor. En önemli heykel konusu olan Buda ve Bodisatvalar Appollon gibi çıplak olarak tasvir ediliyor. Elbise şeffaf ve ince kıvrımlar oluşturarak vücudu sarıyor. Yüzde donuk veya bir arkaik gülümseme şeklinde ifade hakimdir.

Buda heykelleri oturur vaziyette meditasyon halinde tasvir edilirler. Heykeltraşlıkta sadece Buda heykelleri yapılmamıştır. Stupar, Pagodalar ve tapınakların cephe ve içlerinde kabartmalar ve grup heykellerde yapılmıştır.

Hellenistik etkileri Sogdiana (Pencikent) heykellerinde ve Kuşhan heykellerinde de görüyoruz. Orjinal insan ölçülerinde Kuşhan kralı Kaniş-ka'nın heykelide bu gruba girer. (2. yy.) Vücudu S çizen kütlevi elbiseli kadın heykeli Soğd bölgesinde Toprak Kaleden gelmiştir ve 4. yüzyıla tarih-lenmektedir. Heykelde ana malzeme stukodur. Bunun yanında ahşap ve bazı taş türleri kullanılmıştır. Uygur heykelinin ürünleri çoğunlukla tapınaklarda yer alan Buda ve Bodisatva heykelleridir. Ayrıca bir çok hayvan ve insan figürleri de yapılmıştır. 

Ahşap iskeletleri hazırlanan heykeller daha sonra yoğrulan balçık ve alçı ile şekillendirilip fırınlanır veya kurutulurdu. Heykeller perdahlanır ve boyatılırdı. Kazılar sırasında bir çok heykelin parçalarının birbirine kenetlerle tutturulduğu görülmüştür.

Önce Greko-Budist etkilerin görüldüğü Orta Asya heykel sanatı Uygurlarla belirli bir üslup özelliğine kavuşmuştur. Orta asya heykelinde en çok işlenen konu Buda'dır. Meditasyon yapan,, dünyadan bağlarını kesen Buda, Mirvena'ya varmış, hazar ve mutluluk içinde oturmuş bir şekilde tasvir edilmiştir. Buda heykelleri sakin huzura kavuşmuş, hafif gülümseme arkaik gülümsemeyi andıran içindedir.
Uygur heykelinin ana özellikleri şöyle özetlenebilir;

1.Heykelin ana malzemesi stuka ve ahşaptır.
2.Heykeller genelde normal insan vücudundan küçüktür. Figürler sayıca fazladır. Ancak Buda heykelleri abidevi olarak yapılmıştır. Buda heykelleri oturur ve yatar vaziyette tasvir edilmişlerdir.
3.Heykeller çoğunlukla frontal olarak tasvir edilmiştir. Hareket çok az yer verilmiştir. Ayaklar ve kollar hafifçe ileriye geriye atılmıştır.

4.Yüzde İdealize edilmiş bir ifade var (arkaik gülümseme).
5.Elbise şeffaf olarak vücuda yapışmış ve vücut hatlarını ortaya koyar.

  • 832 defa okundu.