Mehmet Emin Batur

Bu gün, güzel ülkemizin karlı karşıya bulunduğu durum, bir ülkenin savaş halini gözler önüne seren ve o ülkenin insanlarına ağır sorumluluklar yükleyen bir durumu ifade etmektedir.
11 Ağustos 1999 günü milletçe yaşanan bir deprem felaketi bütün insanımızı yediden yetmişe büyük bir acıya ve yasa gark etmiştir. Türkiye'mizde yaşadığı halde bu acı tablo karşısında deprem bölgelerindeki felaketzede insanlarımızla kenetlenmeyen, onlara yardım etmede yarışmayan ve en azından yüreği sızlamayan bir ferdin olabileceğine imkan ve ihtimal vermiyorum.

Türk milletinin en önde gelen özelliklerinden birkaçı, yardımseverliği, kadirbilirliği, vatan ve milletini doğrudan ilgilendiren hususlarda çok çabuk birbirleri ile kenetlenmesi ve mevcut badireyi çabucak atlatabilmesidir. Yaşanan deprem felaketinin ardından birçok dış ülkelerden insani yardım adı altında yardım ve yardım ekipleri gönderildi. Bunlar için ilgili ülkelere müteşekkir olmamak mümkün değildir.
Fakat bazı gazete ve televizyonların adeta bütün kurtarma çalışmalarını ve yardımları dış ülkelerin yapmış olduğunu ifade eden haber ve manşetleri üzücü bir çarpıtmadır. Böyle propagandalar yapmakta ısrar edenlerin Aziz Türkiye’miz için iyi niyet beslediklerinden şüphem olduğunu ifade etmek isterim.

Bazı muhafazakâr geçinen gazeteler tabiri caiz ise mal bulmuş mağribi misali "Türk'ün Türkten başka dostu var" "Türkün Türkten başka dostu yok diyenler mahcup oldu," gibi fırsatçılık kokan manşetlerinin altında yatan Türk düşmanlığını nasıl saklayabilirler. Bir Yunanistan'ın, bir Suriye'nin, bir İran'ın veya bir başkasının Türkiye’miz hakkında ileriye dönük olarak hangi seviyede iyi niyet beslediklerini, çok uzağa gitmeye gerek yok, daha dünkü Kıbrıs meselesinde ve Türkiye’mizin can düşmanı PKK olayında yakinen gördük. Bütün yaşadığımız felaketler ve Türkiye’mizin şartlarını oldukça zorlayan bu olumsuzluklar yüce Allah(c.c)'ın yardımı ve Türk milletinin dayanışması ile muhakkak aşılacak, yaralar sarılacak ve yine hayat devam edecektir. Ondan sonrada yerlere göklere sığdıramadığımız yabancı ülkelerin Türkiye’mize her alanda he kadar dost olduklarını bekleyip göreceğiz.

Temennimiz deprem felaketi ile yakaladığımız dostlukların gerçek anlamda devam etmesidir.
Bir diğer önemli hususta şudur ki: 17 Ağustos 1999 tarihinden itibaren yetkisi olan olmayanın aile reisliğini doğru dürüst yapamayan bazı kişiler hükümetin eksikliklerini söylemeye ve hatta Türkiye Cumhuriyeti Devletini eleştirmeye kadar ileri gitmeye başladılar.
Elbette ki ülkeyi idare edenler de insandır. Deprem seni beni etkilediği gibi onları da etkiledi,bir an bir şaşkınlık yaşanmış olabilir ama sonradan bütün hükümet üyelerinin ve şanlı Türk ordusunun nasıl bir çaba içinde oldukları ortadadır. Ateş düştüğü yeri yakar mağdur halkımızın elbette bir çok meselelerin bir an evvel halledilmesini istemesi normaldir.

Fakat kimsenin elinde sihirli değnekte yoktur ki bir dokunuşta her şey halledilsin. Ama öyle inanıyoruz ki, ölenler geri gelmese de Türk milleti birbirlerine olan her türlü serzenişlerine rağmen Devlet - Millet dayanışması içerisinde güçlü olduğunu dünyaya bir defa daha ispat edecek ve yaşanan bu felaketin neticesinden medet uman Türk düşmanlarına gereken dersi verecektir.

  • 754 defa okundu.