Gökbayrak Araştırma
Birimi

DİL BİRLİĞİ SAĞLANMALIDIR.
İstanbul'da bu yıl birincisi düzenlenen Türk Dünyası Kadınlar Kurultayı muhteşem bir törenle açıldı. 37 ayrı ülkeden 85 kadın delegenin katıldığı kurultay 3 gün sürdü.
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Turan Yazgan yaptığı konuşmada, Türk düşünürü Gaspı raf İsmail Bey'in "Dilde,, fikirde, işte birlik" ifadesini hayata geçirmek için önce dilde birliğin sağlanması olduğunu söyleyerek,, "Dünya'da hiç bir millet kendi dilinden başka bir dili kullanmamaktadır. Otuz çeşit alfabeyle yazıp okuyan Türk Dünyasının tek bir dilde karar alması şarttır. Onun için alfabe birliğini sağlayarak, bu zamana kadar biz erkeklerin yapamadığı kadınlarımızdan beklemek teyiz bu toplantı dilde birliğin başlangıcı olabilmelidir. Sovyetler Birliğinin ve komünizmin dağılmadan önce kadınlarımız pamuk tarlalarında ağır şartlarda çalıştırılmış, ölü doğum yapacaklarını bile bile yaşama mücadelesi vermişlerdir. Yine bugün Doğu Türkistan ve Kazakistan'da nükleer denemeler yapılmakta, orada bulunan Türk kadınları'nın %70'i sakat çocuk doğuracak olmalarına rağmen, yaşam savaşı vermektedirler. Türk kadını başta Doğu Türkistan olmak üzere tüm dünyada hür olmalıdır. Bunun için dilde birliğin şart olduğunu bir defa daha ifade etmek istiyorum. Delegeler daha sonra Taksim Atatürk Anıtı'na çelenk koydular, saygı duruşunda bulundular. Kurultay üç gün sonunda sonuç bildirgesiyle son buldu.

3 MAYIS: TÜRK ASRINA SELAM OLSUN
3 Mayıs Türkçüler bayramı kutlamalarında Avrupa'da çeşitli faaliyetler gerçekleştiren Türk Federasyonunun Genel Başkanı Mehmet Erdoğan, 21. asrın Türk asrı olacağını söyledi.
Teşkilat Başkanları ve 3 binin üzerinde vatandaşın iştirak ettiği kutlama programı Kuranı kerim okunarak açıldı ve topluca İstiklal Marşı okundu.
NRW 3. Bölge Başkanı Nazmi Işık ve Bölge Eğitimcisi Yüksel Üzüm'ün konuşmalarından sonra Türk Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Erdoğan da 3 Mayıs'ın sıradan bir gün veya yıl olmadığını, bundan 700 yıl önce aşiretten devlet olmaya başlanılan bir yılı yaşadığımızı kaydetti.

11 MAYIS: 925 YILLIK ŞAHESER
Türk Dil Kurumu ve Türk Kültür ve sanatları Ortak Yönetimi (TÜRKSOY) Kaşgarlı Mahmut'un (Doğu Türkistan) Divanı Lügat-it Türk'ün yazılışının 925. yıl dönümü dolayısıyla Türk Dil kurumunda bir bilgi şöleni düzenlendi. Kültür Bakanı İstemihan Talay, Kaşgarlı Mahmut'un 925 yıl önce kaleme aldığı Divanı Lügat-it Türk'ün bu gün bile. Herkesin anlayabileceği dil yapısıyla örnek bir eser olduğunu belirtilerek "Divanı Lügat-it Türk, her Türk'ün okuması, bilmesi gereken temel bir yapıttır." dedi.

19 MAYIS: KIRIM'DA BÜYÜK MİTİNG
Kırım Türklerinin vatanlarından sürgün edilmelerinin 55. yıldönümü dolayısıyla başkent Akmescid'de büyük bir miting düzenlenecek. Mitinge, Kırım'ın her köşesinden 60 bin'e yakın Tatar'ın katılması bekleniyor. New York'taki Kırım Türkleri Derneğinde ise şehitler için mevlid okutuldu.

24 MAYIS: SURİYE ETNİK TEMİZLİĞE GİRİYOR.
Aydınlar Ocağı tarafından Süleymaniye Kültür Merkezinde düzenlenen "TürkiyeSuriye ilişkileri ve Suriye'nin Etnik Yapısı" konulu açık oturum yapıldı. Türkmeneli Vakfı Başkanı Hasan Özmen ise, yaptığı konuşmada, "Suriye etnik temizliğe giriyor"
"Türkiye Suriye sınırında bulunan Kürt ve Türkmen köylerini içerilere alarak, başlatılan bu köylere Arap kökenlileri yerleştiriyor. Türkiye sınırında bulunan Türmenler'le kendi sınılarında bulunan Türkmenler'in bağlantısını kesmek ve onların akrabalık bağlarını kısmen veya tamamen bitirmektedir." dedi.

45 YILLIK ÇİLE
Ural-Altay Kültür ve Dayanışma Derneği ve İzmir Türk Birliği derneklerinin bildirisinde, asimilasyon ve soykırımla ilgili olarak şu bilgiler veriliyor: "45 yıl iktidarda kalan Bulgar Komünist Partisi'nin Makedon'lar, Gagavuzlar ve Pomak, Türklerine karşı uyguladığı asimilasyon politikasını başarı ile uyguladıktan sonra Bulgaristan Türklerine yönelmesiyle başladı. Bu uygulamaya karşı Bulgaristan'ın çeşitli bölgelerinde mitingler açlık grevleri başladı. Bu mitingleri totaliler rejim acımasızca dağıttı. Yüzlerce insanımız öldürüldü. Binlercesi hapse atıldı. Bele Kampı'nın şöhreti Alman esir kamplarını aştı. Yüzyıllarca hakimiyet sürdürdüğümüz topraklarda Todarjivkov yönetiminin "Onlar Türk değil, Bulgar asıllı Müslüman, kendi iradeleri ile soylarına dönüyorlar" (Tıpkı Doğu Türkistan'da Çinlilerin Uyguladığı yöntem) uydurma tezini Türk halkı kabul etmedi.

DIŞ TÜRKLER BAKANLIĞI YOLDA
Devlet Bakanı Abdulhaluk Çay, MHP'nin seçim programında yer alan biçimde icracı yurt dışı Türkler Bakanlığı için yasal düzenleme gerektiğini, bunun alt yapı çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Çay, "Bu konuda koalisyon ortaklarımızla uyum içindeyiz."dedi.
 
7 HAZİRAN: TACİKİSTAN'DA TÜRK KIYIMI
Avrasya İnsan Hakları Derneği Genel Başkanvekili Mehmet Bayır, Tacikistan Büyük elçiliği önünde Tacik hükümetini protesto etti.
"Tacik hükümetinin Ruslarla işbirliği yaparak ülke nüfusunun yüzde 40'ını oluşturan Özbek Türklerine, Layak Türkleri'ne Barlas Türklerine ve Kongirat Türkleri'ne Yönelttiği vahşeti ve terörü Türk ve Dünya kamuoyuna açıklamak ve bu zulmü protesto etmek için geldik" dedi.

16 HAZİRAN: KOSOVA'DA TÜRK ÖZLEMİ
Nüfusun Çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Prizren'e giren NATO birlikleri, ellerinde Türk bayrakları  taşıyan her yaştan insanla karşılaştılar. Soydaşlarımız adeta, "Mehmetçik'i bekliyoruz" diyorlardı.

18 HAZİRAN: DÜNYANIN HER KÖŞESİNDE TÜKLER EZİYET GÖRÜYOR.
Türk Ocağının 52'cisi İstanbul Bakırköy'de açıldı. Türk dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Turan Yazgan konuşmasında, Türk Ocağının kurulduğu günden beri Türk Dünyasına hizmet ettiğini bu sorumluluğun daha iyi anlaşılması gerektiğini söyledi. Yazgan; "Dünya'nın neresine bakarsanız bakın, hâlâ" Türkler eziyet görmektedir. Doğu Türkistan ve Özbekistan’da da durum böyledir. Buralar da hâlâ çocuklar sakat doğmakta, insanlarımız etnik baskı ve işkenceye maruz kalmaktadır. Dünya ülkelerinin 21. yüzyıla girerken böyle ırkçı ve şovenizme dönük yaptırımları insanlık haklarına aykırı hem de insanlık suçu olarak işlenen en büyük cinayettir. Bizler Türk olarak ne tarih boyunca, ne de doğamız gereği ve sindirilmiş bir milletiz, asla böyle uygulamalara karşı sessiz kalamayız. Gün gelecek yapılan tüm işkencelerin, baskıların ve kıyımların hesabını soracağız. İşte o zaman tüm dünyaya Türk'ün ne kadar adaletli ve ne kadar asil bir millet olduğunu bir defa daha göstereceğiz.

25 HAZİRAN: BU TOPRAKLAR KABUL EDEMEZ!
Yıllarca asker, kadın, çocuk, yaşlı, öğretmen demeden onbinlerce insanın hayatına mal olan bölücü başı Apo, geride bıraktığı kan gölü ve vahşetin hesabını vermeye başladı. Sayıları 30 bini bulan şehit aileleri ve 65 milyon Türk milleti'nin yanı sıra tüm dünyanın gözleri bir anda çete başının duruşmalarına çevrildi. Kamuoyu, Abdullah Öcalan'ın ifadeleri ile meşgul edilirken şehit yakınları, "Şehitlerimizin yattığı vatan toprağına Apo'nun leşini koyamazsınız" diyor...

  • 709 defa okundu.