Mehmet Emin BUĞRA
Mehmet Emin Buğra'nın kaleminden...
İslamiyetten evvel ve İsIamiyetin 10. asrına kadar Türk ilim adamları, hükümdarları, mütefekkirleri, edipleri, din adamları ve sanatkârlarının Türklük sahasında yarattıkları ilmi eserleri tarihi abideleri, ilmi ve içtimai fikir mahsûlleri, dini ve edebi şaheserleri sanat yadigarlarının ne kadar çokluğu ve göz alıcı kıymeti hakkında izaha ihtiyaç yoktur. 

Fakat maalesef üç dört asırdan beri Türk dünyası üzerine çökmüş olan kör taassub ve anarşinin yıkıcı ve karanlık tesirleri neticesinde o kıymetli ata miraslarımızdan pek çoğunun yok olması veyahut unutulması felaketine uğradığımızı görüyoruz. İşte bu meyanda Divan-ı Lügat-it-Türk ve Kutadgu Biliğ gibi kendi mevzuunda eşi bulunmayan mühim eserlerde ortadan kaybolmuştur. Yaşadığımız asırda yeniden faaliyete gelen uyanış devrimizin ışığı altında nisyan karanlığından kurtulan ata miraslarımızdan biri olan Divan-ı Lügat-it Türk' ün ilim dünyasına lâyık olan yerini alan tekrar yer işgal etmekte olduğu nu sevinç ve gururla görmekteyiz.

10 Şubat 1074' te yazılıp bitmiş olan Dİvan-ı Lügatüt-Türk bu yıl 10 Şubat günü 925 yaşını ayak basmıştır. Bu münasebetle bu mübarek günümüzü iftiharla kutlarız ve bu vesile ile bu kıymetli eserin mühim hususiyetlerini ve müellifi olan Kaşgarlı Mahmud' un şahsiyeti hakkındaki bilgilerimizi sayın okuyucularımıza kısaca arz ediyorum.

Divan Ne Zaman Yazılmıştı?
Mahmud kitabın sonunda "Kitabı yazmağa 464 yılı Cemaziyülevvelin başında başlandı ve dört kere yazıldıktan ve düzeltildikten sonra 466 yılı Cemaziyülahirin 12' sinde bitti" diye yazılmıştır, buna göre kitabın yazılışına 25 Ocak 1072 Miladi yılında başlanmış ve 10 Şubat 1074'te bitirilmiş olduğuna muhakkak nazarı ile bakılmak icap eder. Prof. Hartmann ile Brockelmann bu tarihi kabul etmişlerdir. Fakat kitabın başında Mahmud, Bu eserini Abbasi Halifesi EI-muktedi Biemrillaha hediye ettiğini yazıyor. Bu halifenin tahta çıkması 1075' de vaki olmuştur. Yine kitabın 1. cilt 290. sahifesinde kitabın 470 de yazılmakta olduğunu gösteren bir kayıt olduğu gibi 3. cilt 116. sahifede "Biz kitabı yazdığımızda sene 69 idi." ibaresi vardır. İşte bu kayıtlar, kitabın sonundaki tarihi şüphe altında bırakmaktadır.

Yukarıdaki kayıtları birbirine uydurmak maksadıyla Prof. Fuat Köprülü, Ahmet Cağferoğlu ve A. Zeki Velidi Toğan. birçok tetkiklerden aldıkları neticeden sonra kitabın 466' dan sonra bir daha düzeltildiğini kabul etmişlerdir. Lâkin daha sonra bu mevzuda uzun ve derin tetkik ve tahliller yapmış olan üstad Kilisli Rıfat Bilge ve Besim Atalay, kitaptaki 69 ve 70 rakamlarının yanlış olduğunu ve kitabın sonundaki yazının çok açık olup kabule şayan olduğunu ileri sürmüşlerdir ve şimdi ki hakim kanaat, kitabın 25 Ocak 1072 de başlanıp 10 Şubat 1074 de tamamlanmış olduğu merkezindedir.

Divan-ı Lügat-it Türk' ün nerede yazıldığı bilinmemektedir. Besim Atalay ve M. Şakir Ülkütaşır. Kitabın Bağdat' ta yazılmış olduğunu tahmin etmişlerse de buna dair hiçbir delil yoktur...

Divan Niçin Yazılmıştır?
Kaşgarlı Mahmud kitabını ne maksatla yazmış olduğunu kitabın önsözünde izah etmiştir. Bu izahı biz şöyle hülasa edebiliriz.
1. O zamanlarda Türk hakanları ve sultanları hemen hemen bütün İslâm dünyasını idare ediyorlardı. Bütün İslam memleketlerindeki asker ve devlet adamlarının Türk olduklarından her millete mensup olan müslümanların Türk dilini öğrenmeye ihtiyaçları vardı.
2. Arap ve Acem bilginleri kendilerinin Türkçeyi öğrenmeye olan ihtiyaçlarının karşılanması yolunda "Türk dilini öğreniniz çünkü onların uzun süren devletleri vardır" mazmununda hadisler rivayet ediyorlar ve bu hadis mucibince Türkçe öğrenmenin vacip olduğunu söylüyorlardı.
3. Böyle büyük bir ihtiyacı karşılamak için Türk dilini bütün kollarıyla anlatan geniş ihatalı bir kitap lazımdı. Mahmud böyle bir kitabı vücuda getirecek derecede olgunlaşmış bir Türkçe. Arapça ve Farsça dil alimi idi. Mahmud bu ihtiyacı karşılamak ve hem de Türk dilinin Arapçadan hiç geri kalmayan bir dil olduğunu ispat etmek niyetiyle Divan-ı Lügat-it Türk'ü yazmıştır. 

O zaman İslâm Dünyasınca umumi lisan olan Arapçayı kitaptaki Türkçe sözlerin tercümesi olarak kullanmıştır ve Türkçenin Arapça ile yarış atları gibi beraber mahiyette olgun bir lisan olduğunu göstermek için her yerde Arapça dil kaideleri ile Türkçe dil kaideleri arasında mukayeseler yapmış ve Türkçenin Arapça ile müsavi derecede ve belki de daha yüksek bir dil olduğunu başarı ile ispat etmiştir.

Kitabın Hususiyetleri
Divan-ı Lügat-it Türk adını işiten ve ilk bakan bir kimseye Türkçeden Arapçaya bir lügat kitabı olduğu intibaı hasıl olabilir, ama bu kitabı az çok okuduktan sonra bu intibaında yanıldığını hemen anlar: çünkü bu kitabı okuyan herhangi bir kimse, bu kitabın hem Türk dilinin ve hem Türkolojinin bütün kollarını ihtiva eden bir Türkiyat Ansiklopedisi olduğunu takdir eder.

Kitabın hususiyetleri hakkında tafsilatlı malumat elde etmek isteyenlere Besim Atalay'ın yazdığı Divan-ı Lügat-it Türk, tercümesinin mukaddimesini ve M. Şakir Ülkütaşır'ın "Büyük Türk Elçisi Kaşgarlı Mahmud" ismindeki kıymetli eserini okumalarını tavsiye ederim. Ben bu makalede kitabın hususiyetleri hakkında ancak kısaca fikir verebilirim.

Divanda Türkçe kelimeleri çok vazin şekillerli belletilmiş ve en açık Arapça tercümeleri verilmiştir. Türkçenin gramer kaidelerini inceden inceye tahlil etmiştir. Türk lehçelerine ve bu lehçelerin özelliklerine dair lisaniyat sahasında fevkalâde mühim bilgiler verilmiştir. Türk lehçelerinin arasındaki B. M, E. C. D. T. gibi ses farkları ve başka fonetik farklarını ve bu farklara ait kaideleri uzun ve açık anlatılmıştır. Türk lehçelerinin hangilerinin temiz ve fasih olduğuna ve hangilerinin karışık ve rekik olduğuna dair ilmi metodlar gösterilmiştir.

Divanda pek çok Türk Edebiyatlarının örnekleri de vardır ki onları Halk şiirleri, klasik şiirler ve atasözleri olarak üçe ayırabiliriz:

Divanda Türk memleketlerinin coğrafyasına ait her Türkün göğsünü kabartacak kadar güzel bilgiler vardır. Divanın 28. sahifesine eklenmiş olan Türk memleketlerinin renkli haritası: çok kıymetli bir tarihi vesikadır.

Divan bize eski 12 hayvan resimli Türk takviminin menşei ve bu takvimin yıllarının hususiyetleri hakkındaki itikadları anlatıyor. Divanda eski Türk folkloru ve etnografyasına dair enteresan malûmat vardır. Türklerin bazı itikadları, adetleri, devlet idarelerine ait birçok bilgiler divanda bulunmaktadır.
Divandan öğrenmek kabil olan bilgilerin en ehemmiyetlilerinden biri de Türk zümreleri ve onların ayrı ayrı hususiyetleri hakkındaki geniş malûmattır. Divanda Türk tarihine dair kıymetli malûmata sık, sık rastlanılmaktadır.

Divanda görülmekte olan yukarıdaki bilgiler Türk yurtlarına veyahut oymaklarını bir kısmına bağlanıp kalmamış, o zaman Macaristan' dan Mançurya' ya kadar uzanmış bulunan büyük Türk yurtlarının hudutlarına varıncaya kadar, Macaristan' da oturan Peçenek, Sibirya ve Mançurya' da oturan Çumul ve Yamar. Kansu ve Köknorda oturan Tangut va Katun sini Türklerine varıncaya kadar Bütün Türk ülkelerini ve oymaklarını içine almış bulunmaktadır.

Divanın daha bir hususiyeti vardır ki Mahmud yıllarca süren bir seyahat esnasında muhtelif Türk zümreleri arasında dolaşmış ve her zümrenin dili. edebiyatı, coğrafi durumu ve sairsini bizzat öğrenmiş olduğundan verdiği bütün bilgilerin kaynağı Mahmud' un kendisidir ve hiçbir kimseden veyahut kitaptan iktibas etmemiştir.

Hülâsa: Divan-ı Lügatüt-Türk kendi mevzuunda bir eserdir ve tek kalacaktır. 

Kitabın Yazarı Kaşgarlı Mahmud' un Şahsiyeti
Mahmud’un şahsiyeti hakkındaki bilgimiz, yalnız kendisinin kitabında yazdığı kısa açıklamalardan ibarettir: Mahmudun babasınını adı Hüseyin ve büyük babasının adı Muhammeddir.Mahmud’un babası Barsğan "ışık kol civarında karakol veya onun yakınında bir şehir" den olup kendisi Kaşğarda doğmuştur ama maalesef Mahmud’un doğum yeri belli değildir. Mahmud’un yazdığına göre Mahmud. Türkler içinde neseb itibari ile çok yüksek ve cengâverlikle meşhur bir ailenin çocuğudur. Mahmud Karahanlıların gayretleri ile o zamanlarda ilim ve kültür merkezlerinden biri haline gelen Kaşğar’da tahsil görmüştür: Arapça ve Farsça dillerini ihtisas derecesine kadar öğrenmiş: dînî. edebi ve felsefi sahada da olgun bir bilgin olmuştur.

Mahmud bütün Türk yurtlarını karış, karış gezmiş ve Türk zümrelerinin lehçelerini, edebiyatlarını, tarihlerini, coğrafi durumlarını, yaşayışlarını itikat ve folklorlarını öz yerlerinde tetkik etmiştir ve not almıştır, bu çalışmaları sayesinde Türkoloji sahasında Ansiklopedik bilgilerle mücehhez bir bilgin haline gelmiştir.

Mahmud' un Türk âlemine yapmış olduğu seyahatinin. Türk ve Türkçe üzerindeki tetkiklerinin ona
bahşettiği bilgilerden başka onun dimağında çok derin bir milliyetçilik hissi uyanmıştır. O devirde İslam dünyasında hiçbir kimse milliyetçilik hissini göstermediği halde Mahmud. Türkü ve Türklüğü göklere kadar yükseltmek için uğraşmıştır ve bunu kitabın mukaddimesindeki heyecanlı yazısı ve kitabın muhtelif yerlerindeki sözleri açıkça göstermektedir.

Mahmud, sonradan Buhara. Semerkand, Nişabur ve Bağdat gibi ilim merkezleri olan şehirleri gezmiştir ve Bağdat' ta yerleşmiş veyahut uzun bir müddet orada kalmıştır. Mahmudun nerede ve ne zaman öldüğünü bilmiyoruz.

Divan-ı Lügat-it Türkün bulunup basılışı
Asırlardan beri Divan-ı Lügat-it Türk nüshalarının mevcut olmadığı bilinmiyordu. Keşfuz-Zunun. İkdul-Cuman FiTarihi Ehliz-Zaman, Tarihul-Bedr Fi Avsafı Ehlil-Asr gibi meşhur bibliyografya ve tarih kitaplarında Divan-ı Lügat-it Türkten bahsedilmektedir.
1913' te bir tesadüf eseri olarak İstanbul' da oturan Ali Emiri Efendi isminde bir zatın eline Divan-ı Lügat-it Türkün bir yazma nüshası geçmiştir. Kitap ve Edebiyat meraklısı olan Emirî Efendinin bu kıymetli kitabın eline geçmesinden duyduğu memnuniyetini Kilisli Rıfat Bilge heyecanlarla anlatıyor. Bu yazma nüsha, kitabın yazılışından 192 yıl sonra Kaşgarlı Mahmud’un kendi kalem ile yazılmış olan asıl nüshadan alınarak Şamlı Ebubekir isminde bir zat tarafından yazılmıştır. Divanını başka bir yazma nüshası bugüne kadar ortaya çıkmamış olduğuna göre Emiri Efendinin ele geçirdiği nüsha, kitabın yegane nüshası sıfatını taşımaktadır.

Divan-ı Lügat-it Türk'ün bu nüshası. Üstadı Kilisli Rıfat Bilgenin fedâkârane gayreti ve merhum Talat Paşanın teveccühü ile 1333–1335 Hicri (1914–16 Miladi) yıllarında basılarak ilim dünyasının istifadesine arz edilmiştir. Kitabın bulunduğu ve basıldığına dair mufassal malûmatı Kilisli Rıfat Bilge Yeni Sabah Gazetesinin 4, 7, 11, 14 ve 18 Ekim tarihli nüshalarında neşretmiştir ve M. Şakir Ülküta-şır tarafından yazılan "Büyük Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmud" isimli eserde dercedilmiştir.

İlim Dünyasında Divan-ı Lügat-it Türk
Kitap basılır basılmaz ilim dünyasını dikkatini çekmiş ve dil ve Türkoloji sahasında eşsiz bir vesika olarak kabul edilmiştir.
Kitabın neşrini müteakkip günlerde Türkiye ve Avrupa’daki Türkiyatçılar kitabın tetkikine koyulmuşlardır. Alimlerin bir kısmı, kitabın tercümesi ile uğraşmış ve bir kısmı da kitabın ihtiva ettiği Filoloji, tarih, coğrafya, edebiyat. Folklor ve başka sahalarda eserler vücuda getirmişlerdir. Ben bu makalede Divandan istifade eden veyahut Divan hakkında eser yazan âlimlerin ve eserlerinin tafsilini vermek için sözü uzatmayı doğru bulmuyorum ve ancak o bilgilerden bazısının isimlerini veriyorum. Türkiye: Prof. Fuat Köprülü, Kilisli Rıfat Bilge, Apdulahat Nuri, Hüseyin Namık Orkun. Necip Asım. Köprülüzade Ahmet Cemal. Adnan Neşet. Besim Atalay. İshak Refet, A. Zeki Velidi Toğan. Ali Ulvi Elöve. Ahmet Cağferoğlu. Nureddin Ardiç, M.Şakir Ülkütaşır. Kazım Dilçimen. Ferid Birtek ve başkaları.
Avrupadan:Prof. Martin Hartmann. C. Brockelmann, Smoloviç, Bartold ve başkaları.

  • 766 defa okundu.