Gökbayrak

DOĞU TÜRKİSTAN'DA MÜSLÜMAN TÜRK KATLİAMI
Doğu Türkistan'da Şubat ayında yapılan geniş çaplı gösteriler sırasında, 103 Uygur Türk'ü öldürüldü. Almatı'daki Uygur Birliği Başkanı Kahraman Hocamberdi'de düzenlediği basın toplantısında Şubat ayında Gulca ve Urumçi bölgelerinde geniş çaplı gösteriler düzenlendiğini belirterek, gösterilerde 103 Uygur Türkü'nün katledildiğini doğrulayarak açıklamada bulundu.
Hocamberdi ayrıca, Ağustos ayında Doğu Türkistan Kazak sınırını geçerek Kazakistan'dan siyasi sağınıma isteyen Hamit Mamat, llyas Turdi ve Ali Berdî adlı üç Uygur Türkü'nün Kazakistan Başsavcılığı tarafından Çin'e iade ettiklerini belirterek, Kazakistan'ı kınadıklarını ifade etti.
Evet sevgili Gökbayrak okuyucuları Kazakistan bundan önce de teslim etmiş idi. Bu üç Türk şu anda mutlaka idam edilmişlerdir. Kazakistan hükümeti bunların hesabını mutlaka tarih önünde ödeyecektir. Medeniyeti Uygurlardan öğrenen sayın Kazak hükümeti yetkilileri acaba bizlerin Uyguristan  değil   Doğu   Türkistan prensibiyle Kazak-Uygur çatışması istemediğimizden mi yararlanmaya çalışıyor. Acaba bu üç genç Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türk'ü değil de Kazak Türk'ü olsaydı yine teslim ederler mi idi? Hayır. Oğuz Kağan yüzyıllar önce Çinlilerin, altınına, ipeğine, tatlı sözüne kanmayın diyerek eğer Türklüğünüzü inkar etmiyorsanız size, bize, herkese söylemiştir. Bu yaptıklarınız ne Türklüğe ne Müslümanlığa sığar. Damarlarında Türklüğü ruhunda Müslümanlığı olan hiç
bir İNSAN evine gelen insana düşmanı dahi olsa kötülük yapamaz. Biz yine de önce Türk sonra Uygur, Kazak, Kırgız,Özbek diyoruz. (28 Şubat 1999 Gökbayrak Araştırma Birimi )

D.TÜRKİSTAN UNUTULDU
Kamuoyuna dış Türklerle ilgili olumlu imaj vermeye çalışan Ecevit'de Anasol D hükümetinin izinde. Çetelerle ilişkisi nedeniyle TBMM tarafından düşürülen 55. hükümetin Başbakanı Mesut Yılmaz, Doğu Türkistan'la ilgili gizli bir genelge yayınlayarak cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş bir icraata imza atmıştı. Bu genelge ile Türkiye'deki Doğu Türkistan'la ilgili hiçbir faaliyete izin verilmiyor.
Çin'in Doğu Türkistan'da yaptığı zulümlerin Türk kamuoyuna yansıma sı önlenerek üstünün örtülmesi sağlanıyordu.
Çin, Doğu Türkistan'da zulüm ve katliamların dozunu artırdığı bir sırada Anasol D hükümetinin başbakanı imzası ile yayınlanan genelge insan hakları savunucuları ve Türk kamuoyunda infialle karşılanmıştı.

KATLİAMCILARA CESARET 
Türkiye'yi yakından ilgilendiren Kosova konusunda da "Kosova'daki çözümü Yugoslav Federasyonu toprak bütünlüğü" içinde kalınarak bulunmasını isteyerek Bosna ve Kosova'daki vahşetin sahibi Sırplar'a cesaret veren Ecevit'in başkanlığını yaptığı "NET SOL" hükümeti, Doğu Türkistan'la ilgili olarak da Yılmaz'ın ardından Çin'i cesaretlendiren adım atıyor. Bilindiği gibi binlerce yıllık Türk yurdu ve bağımsız bir devlet olan Doğu Türkistan Cumhuriyeti, komünist Çin ordularınca işgal edilmiş o günden bu güne bu bölgede Çin asimilasyonu zaman zaman çok kanlı katliamlarla sürmekte ve esareti kabul etmeyen Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz bağımsızlık mücadelesi vermektedir.
 
MÜSTEŞAR ÇİN'E GİTTİ
Doğu Türkistan sorununu görmezlikten gelen Ecevit hükümeti, Çin'le "siyasi istişareler yapılması" için Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı büyükelçi Kormaz Haktanır'ı Çin'e gönderdi. Haktanır, dün Çin Dışişleri Bakanı Tang Jiagsuan ile ile görüştü. Görüşmede Türkiye arasındaki ilişkilerin daha da ileri götürülmesi konusunda fikir birliğine varıldı. Haktanır, 20 Mat'a kadar Çin'deki temaslarını sürdürecek.
Düşük hükümetin Başbakanı Yılmaz'ın, Türkiye'deki Doğu Türkistanlıların her türlü faaliyetini yasaklayan genelgesi, azınlık Ecevit hükümeti tarafından da aynen uygulanıyor.
(1 Mart 1999 Akit)

PEKİN, "ABD İNSAN HAKLARINA ÖNCE KENDİ KAPISININ ÖNÜNÜ SÜPÜRSUN"
Çin yönetimi, ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın başkent Pekin'e yaptığı resmi ziyaretin ilk gününde, ABD'nin insan hakları konusundaki durumunu anlatan uzun bir suçlama metni yayınladı.
Yeni Çin Haber Ajansının yayınladığı toplam 28 sayfalık metinde ABD'deki, gittikçe artan yoksulluk sorununda, her alandaki (öğrenim, iş, konut adalet) ırk ayrımcılığına ve genç suçlulara verilen idam cezası konularına değinilerek, "ABD, insan hakları konusunda kendi durumuyla ve kendi işleriyle ilgilensin, diğer ülkelerin içişlerine karışmasın" ifadesi kullanılıyor. (1 Mart 1999 A.A)

ÇİN'İN TAYVAN'DAKİ ÇETELERE SİLAH SATTIĞI ÖNE SÜRÜLDÜ
Çin'in, Tayvan'da sosyal kargaşa yaratmak için bu ülkedeki çetelere silah sağladığı öne sürüldü. Independence Evening Post gazetesinin, adlarının açıklanmasını istemeyen İstihbarat kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, Tayvan'daki silah kaçakçılarının son yıllarda Çin'den tabanca, tüfek, yarı makinalı tüfek ve patlayıcılar aldığı iddia edildi. Haberde, Tayvan'ın silah kaçakçılığıyla mücadeleyi arttırmasının ardından, Çin'in uluslar arası çetelerle istihbarata geçerek, silahların üçüncü bir ülke üzerinden Tayvan'a gitmesini sağladığı öne sürüldü.
(1 Mart 1999 A.A.)
 
İNGİLTERE VE ABD'NE "ÇİN İLE DİYALOGU KES"
Çin'in insan hakları ihlaline ve Doğu Türkistan ve Tibet'te işlediği faili meçhul cinayetlere karşı Londra'da dev bir protesto gösterisi yapıldı. Londra'nın göbeğindeki Grand Portland sokağından ünlü Trafalgar meydanına yürüyen on binlerce gösterici attıkları sloganlar ile Çin'e lanet yağdırdı. İngiliz halkının da büyük destek verdiği göstericiler, İngiltere ve ABD'ye "Çin ile diyalogu kes" çağrısında bulunuldu. (5 Mart 1999 Türkiye)

ÇİN'E TİBET PROTESTOSU
Çin'in Tibet'teki baskısını protesto etmek isteyen ve ellerinde Tibet bayrağı taşıyan iki Fransız dağcı, Fransa'nın başkenti Paris'teki ünlü Nötre Dame katedralinde gösteri yaptı. Tibetlilerin Komünist Çin'e karşı başlattıkları direnişin 40. yılında gösteri yapan iki Fransız ayrıca, çeşitli pankartlar açarak, Birleşmiş Milletleri göreve çağırdı. Fransa Tibet baskı grubu da bir bildiri yayınlayarak, Çin'in baskıcı tutumu sonucu, Tibet halkının, kültürünün ve yurdunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. (11 Mart 1999 Türkiye)
Bilindiği gibi Doğu Türkistan 1949 yılında Tibet ise 1959 yılında Çin işgalci kuvvetleri tarafından istila edilmişti.

DOĞU TÜRKİSTAN'DA ÇİN ZULMÜ
Bulgar Türkleri, Makedonya, Bosna, Kosova derken gözden kaçan bir yer var: Doğu Türkistan. Halbuki buranın önemi yalnızca tarihle sınırlı değil. Jeopolitik açıdan olduğu kadar maden zenginlikleri açısından da büyük önemi olan Doğu Türkistan, değişik ve acımasızlığıyla ünlü Çin işkencesine maruz bir yer. Ve en çok bel bağladıkları merci olan Türkiye'de son günlerde açıklanan bir genelge, "Doğu Türkistan'la ilgili herhangi bir çalışmanın yapılamayacağı" şeklinde. Kendisi de bir Doğu Türkistanlı olan Ali Çalışır, gözden uzak kalan bu konuya dikkat çekiyor. (11 Mart 1999 Yeni Şafak)

ÇİN, ÖNEMLİ TAVİZLERDE BULUNACAĞIZ
Çin, bu yılsonunda çok taraflı görüşmeler başlamadan önce, Dünya Ticaret Örgütü'ne (WTO) girme konusunu çözmeyi umduğunu bildirdi.
 
Çin Merkez Bankası Başkanı Dai Pianglang, Çin'in WTO'ya girmek için 13 yıldır sürdürdüğü çabalar çerçevesinde önemli tavizlerde bulunabileceğini söyledi. (12 Mart 1999 Türkiye)

DOĞU TÜRKİSTAN'DA DNA ARAŞTIRMASI
(Doğu Türkistan'ın tarihi Türk toprağı olduğunu inkar eden Çin şimdi de Uygurlar üzerinde DNA araştırması yapmaya başlamışlardır.)
Çin'de bir grup bilim adamının tarihi ipek yolu güzergahı üzerindeki araştırmalarında DNA teknolojisi kullanmaya başladıkları ve ilk araştırmalarda iyi sonuçlar elde ettikleri belirtildi.
Xu Yongging, Şanghay Fudan Üniversitesi ile birlikte yürüttükleri bu çalışmayı Uygur özerk bölgesinde gerçekleştirdiklerini söyledi. Çinli yetkili, bu bölgede, tarihi 3200 yılı öncesine kadar uzanan 10 kadar topluluğa ait DNA örnekleri topladıklarını bildirdi. (14 Mart 1999 A.A.)

TÜRK'E BU SALDIRI NEDEN?
Türk Anadolu'ya doğru adım attığı andan itibaren başladı bu saldırı. Daha önceki saldırıları saymıyoruz şimdilik. Hani o tarihteki meşhur Çin saldırılarını... Çin saldırısı aslında durmuş değil. Sinsi bir şekilde saldırı hâiâ devam etmektedir. Çinliler, Doğu Türkistan davasını anlatabilecek, bu davayı dünyaya mal edebilecek liderlerden yoksun olduğumuz için Çin saldırısı devam etmektedir. Burası işin doğu cephesi. Ayrıca ele alınması gerekir.
(Baki Dökme Ortadoğu 19 Mart 1999)

DOĞU TÜRKİSTAN'IN GELECEĞİ
Doğu Türkistan Göçmenler Derneği tarafından düzenlenen panelde, "Doğu Türkistan Gerçeği ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı" tartışıldı. Konuşmacılar; Komünist Çin rejimi altında yaşayan Doğu Türkistanlıların uğradıkları zulüm ve baskıları anlatarak, dünya kamuoyunun dikkatinin çekilmesi gerektiğini belirttiler. Çin rejiminin uyguladığı jenosit ile ilgili olarak istatistik bilgileri sunan Prof.Dr. Burhan Kuzu, 1946 yılında Çin'in de imzaladığı Jenosit sözleşmesine uymadığını söyledi.
Kuzu, bu anlaşmada din ve inanç ayrımının yasaklanmasına rağmen kurallara uyulmadığına dikkat çekti. Kuzu, Çin rejiminin halkı sindirmek amacıyla infaz mangası oluşturduğunu ve son olaylarda 1500 Doğu Türkistanlı'yı katlettiğini belirtti. 1997 yılında 9 bin mücahidin çırılçıplak sokaklarda gezdirildiğini ve bir camiye yapılan baskın sonucu da 100'e yakın insanın öldüğünü sözlerine ekledi.Daha sonra söz alan öğretim üyesi Özlem Yücel de, "Milletlerarası hukukta Şelf Determinasyon hakkı ve Bölgesel Otonomi" üzerine görüşlerini aktardı. Yücel, yaptığı konuşmasında, milletlerin kendi kaderini tayin hakkının yeni ortaya çıktığını belirterek, özellikle Rusya ve Çin'in uluslararası antlaşmalara imza atmalarına rağmen uygulamalarda farklı olduklarını söyledi. DTGD Genel Bşk. Yrd. Arslan Alptekin ise "Doğu Türkistan'a Çin'li göçmen politikası karşısında kendi kaderini tayin hakkı konusunda görüşlerini aktardı. Alptekin, Kominist Çin rejimi altında Doğu Türkistanlıların karşı karşıya bulundukları baskı politikaları ile ilgili olarak bilgi verdi. Alptekin Çin'in bilinçli bir göç politikası uyguladığını kaydetti. 
(22 Mart 1999 Akit)

ÇİN'DE BÜYÜK YOLSUZLUK
Çin hükümeti, büyük bir yolsuzluk olayını ortaya çıkardı. Maliye Bakanlığından bir yetkili, yaptığı açıklamada; bazı kamu görevlilerinin, geçen yıl 15 milyar Yuan (1.8 milyar dolar) tutarında vergi kaçırmaya yardımcı olduklarının ve devlet tahvilleri ihraç fonlarını başka amaçlarla kullandıklarının belirlendiğini kaydetti. (26 Mart 1999 Türkiye)

ÇİNLİ BAŞKANA PROTESTO EYLEMİ
Resmi bir ziyaret için önceki gün Türkiye'ye gelen Çin Ulusal Halk Kongresi Başkanı Li Peng, gezisinin ilk durağı İstanbul'da protestolarla karşılandı. Doğu Türkistanlılar'a yönelik baskı ve katliamları protesto amacıyla 30 kadar Doğu Türkistan'lı genç tarafından protesto edildi. Sultanahmet Camii girişinde elinde bayrak ve benzin şişesi bulunan iki Doğu Türkistanlı genç protesto eylemini gerçekleştiremeden gözaltına alındı. Diğer Doğu Türkistanlılar da polis tarafından dağıtıldı. Peng, Sultanahmet Camiinde tespih çektikten sonra resmi temaslarda bulunacağı Ankara'ya gitmek üzere kaldığı Çırağan Oteli'ne döndü. (4 Nisan 1999 Sabah)
 
ECEVİT "ÇİN'LE İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEYE BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ"
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye'de bulunan Çin Halk Cumhuriyeti Meclis Başkanı Li Peng, Başbakan Bülent Ecevit'le görüştü. Başbakanlık Merkez binasındaki görüşmede Türk heyetinde, Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Daryal Batıbay, Başbakan Ecevit'in Dışişleri danışmanı Ertuğrul Çırağan, Dışişleri baş danışmanı Ümit Pamir ile bazı üst düzey yöneticileri de bulundu.
Başbakan Ecevit, görüşme başlarken yaptığı konuşmada, Li Peng'i Ankara'da görmekten büyük mutluluk ve onur duyduğunu söyledi. Ecevit, Çin ile Türkiye'nin ilişkilerinin geliştirilmesine verdikleri önemi vurgulayarak, "Sizin ziyaretiniz bu eğilimin karşılıklı olduğunu gösteriyor.
Uzun yıllardan beri Çin'den ülkemize gelen en üst düzey ziyareti siz gerçekleştirmiş oluyorsunuz. Bu nedenle size şükranlarımı sunuyorum. Cumhurbaşkanı ve Başbakanınızı da Türkiye'de görmek isteriz" dedi. (5 Nisan 1999A.A.)

İNSAN HAKLARI KONUSUNDAKİ ELEŞTİRİLERİN GÖLGESİNDE
Çin Başbakanı Zhu Rengji'nin 20 Nisan'a kadar sürecek ABD ve Kanada ziyareti, başlıyor. Zhu Rangji'nin ABD ziyaretinde, Çin'deki insan hakları ile ilgili eleştiriler, ABD yönetiminin Cenevre'deki 55. BM İnsan Hakları Konferansı'nda Çin karşıtı önergeyi destekleyeceğini açıklaması, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne katılmak için 13 yıldır yürüttüğü çabalar, iki ülke arasındaki ticarette Çin lehine olan açık, bu ülkenin ABD'den nükleer teknoloji çaldığı iddiaları, ABD'nin füze savunma sisteminin Tayvan'ı kapsaması ve ABD'nin Tibet politikası gibi uzun bir sorunlar listesi görüşülecek. (5 Nisan 1999 A.A.)

ÇİN'İ DOĞU TÜRKİSTAN'DA KOSOVA KORKUSU SARDI
Başta BM olmak üzere her türlü platformda Kosova konusunda Sırplardan yana tavır sergileyen Çin, başta Doğu Türkistan bölgesi olmak üzere işgal altında tuttuğu, Orta Asya Müslümanlarının yaşadığı bölgelerde Kosova gibi bir durumla karşı karşıya kalmaktan korkuyor. ABD'nin tirajı yüksek gazetelerden New York Times'ta yer alan bir haberde, bugün ABD'ye gelmesi beklenen Çin Başbakanı Zhu Rangji'nin bu seyahati erteleyebileceği öne sürülürken, bunun nedenleri ise şöyle açıkla nıyor. "NATO ve ABD'nin Kosova'ya müdahalesi Çin'i korkutuyor, çünkü Çin işgali altında tuttuğu Orta Asya Müslümanlarının topraklarında da durumun aynen Kosova'ya benzemesinden endişe ediyor.
Kosova'ya müdahal eden NATO'nun ileride Çin'deki etnik grupların insan haklarının ihlal edildiğini öne sürerek, Kosova için yapılanları kendilerine de uygulanabileceğinden korkuyor."
Çin'in endişelenmekte haklı olduğunu Doğu Türkistan Milli Araştırma Merkezi Başkanı Gulamettin PAHTA, ABD Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları Komitesi Başkanı ve Kongre Üyeleri ile görüşmelerde, gazetede yer alan haberin doğru olduğun tespit ettiklerini söyledi. (6 Nisan 1999 Akit)

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜNÜN ÇİN RAPORU:
Çin yönetiminin, Müslümanların çoğunlukta olduğu Doğu Türkistan bölgesinde insan haklarını çiğnemeye devam ettiği bildirildi. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından hazırlanan raporda, Doğu Türkistan'da 1997 başından bu yana yaklaşık 200 kişinin idam edildiği belirtildi.
92 sayfalık raporda, idam edilenlerin çoğunun, "adaletsiz yargılamalar sonucu, terörist ya da yıkıcı faaliyetlerden suçlu bulunan" Uygurlar olduğu kaydedilerek, Doğu Türkistan'da verilen idam cezası oranının, Çin'in öteki bölgelerinden daha yüksek olduğuna dikkat çekildi. Uluslararası Af Örgütü'nün raporunda, siyasi muhaliflere "sistematik" olarak işkence yapıldığı, muhaliflerin keyfi olarak tutuklandığı vurgulandı. Raporda, 90'lı yıllarda tutuklanan yaklaşık 200 "siyasi mahkum"un adları da verildi ve bu kişilerin halen cezaevlerinde olduğu vurgulandı. Rapora eklenen bildiride de, "rapora kaydedilen olaylar, bölgede şiddetli baskının sürdüğünü gözler önüne seriyor; fakat daha da kötüsü, hükümetin enformasyon alanındaki kısıtlamaları göz önüne alındığında, bütün bunların buzdağının görünen kısmı olabileceğidir" ifadesi kullanıldı. (20 Nisan 1999 A.A.)

ÇİN'DE MÜSLÜMAN'A DEVLET TERÖRÜ!
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) yayımladığı bir raporda, Çin'de gizli kalmış bir devlet terörünü açıklayarak; bu ülkenin Doğu Türkistan'da yaşanan Müslüman Türk azınlıklara uygulanan insan hakları ihlallerine geniş yer verdi. Örgüt, raporunda; Müslüman azınlıkların çoğunlukta olduğu, etnik olarak karma bir nüfusa ve özerk bir yapıya sahi olan bu eyalette Komünist Çin rejiminin haber alma özgürlüğünü kısıtlamasından dolayı, dünya kamuoyunun burada olup bitenlerden pek bilgi sahibi olmadığını vurguladı.

Dini Faaliyetlere Kısıtlama:
Raporda, 1999 yılından bu yana dini liderler ile Islâmi okulların faaliyetlerine getirilen kısıtlamaların arttığı belirtiliyor. Örnek olarak; okul kapatma, imamlık görevlerine son verme, dini görevlilerin görevlerini yerine getirmelerinde, "Ulusal ayrılıkçılık yapmama ve komünist parti liderliğini destekleme koşulları getirme, camii ve öteki ibadet yerlerinin kapatılması, din öğretmenleriyle müminlerin hapsedilmesi.

Binbir Çeşit Zulüm:
Af Örgütü raporda başlıca şu konularda kaygılarını ifade etti: "Uygurlar, Kazakların ve bölgedeki diğer etnik toplumlara mensup kişilerin yargılanmadan gözaltına alınmlaları ve salt insan haklarını, şiddet kullanmaksızın yerine getirdikleri için uzun hapis cezalarına çarptırılmaları, fikir suçlarından dolayı insanların adil bir yargıdan geçirilmeden, insanların hükümet politikalarını sırf protesto etmelerinden dolayı öldürülmeleri ve bu öldürülmelerinin çoğunun yargısız infaz şeklinde gerçekleştirilmesi, idam cezasının yaygın bir şekilde kullanılmasında herhangi bir sakınca görülmemesi. (22 Nisan 1999 Akit)

YESEVİ'DE DİVANI HİKMET NAĞMELERİ
Hoca Ahmet Yesevi Vakfı'nda aslen Doğu Türkistanlı olan, Divanı Hikmeti tanıtmak amacıyla İstanbul'da bulunan, Erkin Yunusoğlu ile "Divanı Hikmet" hakkında kısa bir söyleşi yaptık. Erkin Yunusoğlu, "Sadece Müslüman Türkler'de değil, Türkler'in Müslüman olmadan önce de bu tarzda eserler söylemekteymiş" dedi.
İstanbul Hoca Ahmet Yesevi Vakfı'nda, Yesevi Vakfı Başkanı Erdoğan Aslıyüce, gazetemiz yazarlarından Arslan Bulut, Yazı İşleri Müdürümüz Timuçin Mert, gazeteci Kemal Çapraz ve seçkin bir davetli topluluğuna mini bir konser veren Erkin Yunusoğlu, "Türkiye'ye istek olursa yine gelmek istiyorum. İnşallah bu en kısa zamanda olur" dedi. (Lütfü Küpeli Büyük  Kurultay  26  Nisan   1999,

DOĞU TÜRKİSTAN'A İHANET
Yılmaz - Ecevit hükümeti döneminde Türkiye ile Çin arasında başlayan sıcak ilişkiler Doğu Türkistan davasına büyük darbe vurdu. Ankara, Doğu Türkistanlıların faaliyetlerini yasaklayıp Çin'e garanti verince Müslüman Uygurlar Türkiye'den umudunu kesti. Türkiye'de gözaltına alınan, sorgulanan, yaşam alanları kısıtlanan Doğu Türkistanlılar, faaliyetlerini Türkiye'den Almanya'ya kaydırdılar. Kapılarını bu insanlara sonuna kadar açan Almanya, Doğu Türkistan Özgürlük hareketine büyük destek vermeye başladı. Yıllardır Çin zulmüne karşı Türkiye'de mücadele veren Doğu Türkistanlılar için şimdi Almanya yeni bir umut kapısı oldu. Doğu Türkistan davasında Türkiye'nin bıraktığı boşluğu dolduran Almanya bu insanlara kapılarını sonuna kadar açtı. Türkiye'deki Doğu Türkistanlı kaynakların verdiği bilgilere göre, Uygur diasporasının faaliyet merkezi ABD'den sonra Almanya'da yoğunlaşıyor.

Büyük Oyuna Devam:
Almanya Çin zulmünden kaçan Uygur Türklerine hiçbir engel çıkartmadan vize veriyor. Almanya,    oturma izni vererek Uygurlar'ın göçlerini teşvik ediyor. Almanya ayrıca bu göçmenlere maddi yardım yaparak, Doğu Türkistanlıların uluslararası alanda seslerini yükseltmelerini de sağlıyor. Doğu Türkistanlıların Almanya'da çeşitli sivil toplum örgütleri kurması ise Çin'in Berlin Büyükelçiliğimin sert protestoları ile karşılaşıyor. Doğu Türkistanlılar, Türkiye'nin artık sığınma merkezi olmaktan çıktığını ifade ediyorlar.
MHP'nin Tavrı Merak Ediliyor:
Yeni Mecliste ikinci parti olan ve DSP ile koalisyon hesapları yapan MHP'nin Türkiye'nin Çin'e verdiği tavizler ve Doğu Türkistan Müslümanları'na yönelik kısıtlamaları konusunda ne tür tavır alacağı merak ediliyor. Ecevit hükümeti döneminde yoğunlaşan baskılar ve Pekin ile sürdürülen sıcak temas, DSP ile koalisyona girmesi durumunda MHP'liler için kolay kolay hazmedilemeyecek.
(Yeni Şafak 30 Nisan 1999)

ECEVİT'İN ÇİN AŞKI
Ankara Çin ile geliştirmeye çalıştığı askerî ve ekonomik ilişkiler karşılığında Doğu Türkistan'ı feda ediyor. 1980'den bu yana Türkiye'den Çin'e en üst düzey ziyaret 1984'teki Başbakan Turgut Özal'ın ziyareti oldu. Bir yıl sonra da Çin Başbakanı Türkiye'ye geldi. İki ülke arasında uzun süre üst düzey bir ziyaret gerçekleşmedi. Ancak 11 sene sonra, 1996'da Cumhurbaşkanı Demirel pe-kin'e gitti. Demirel'in ana gündem maddesini Doğu Türkistan oluşturdu. Ertesi yıl da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı benzer bir ziyarette bulundu. Türkiye-Çin ilişkilerinde ANASOL-D döneminde bir canlanma oldu.
Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'in çabaları ile 1998 yılı içinde Türkiye'den Çin'e dört önemli üst düzey ziyaret gerçekleşti. Çin'e bizzat kendisi bir ziyaret gerçekleştiren Ece-vit dönüşünde, Türkiye'de bazı gösteriler düzenleyen Doğu Türkistanlıları küçük radikal gruplar olarak nitelendirdi.
Dışişleri Bakanı İsmail Cem de aynı sene Çin'e bir ziyarette bulundu. Cem ziyaretinde Türkiye-Çin arasındaki ilişkilerde askeri işbirliğine dikkat çekti ve Türkiye'nin Çin'in toprak bütünlüğünün tehdit edilmesine müsaade etmeyeceğini bildirdi.
Gizli Görüşmeler:
ANASOL-D'nin son aylarında ise Çin'den Türkiye önemli bir gayri resmi ziyaret gerçekleştirdi. İstanbul'da yapılan Dünya Uygur Türkleri toplantısından hemen sonra üst düzey bir Çin istihbarat heyeti gizlice Ankara'ya geldi. Çinli heyetin ziyaretinden sonra da Yılmaz'ın ünlü genelgesi yayınlandı.
Çinli istihbaratçılar Türkiye'deki Doğu Türkistanlılar ile ilgili istihbari işbirliği istediler. 1999 yılında ilk üst düzey ziyaret mart ayı ortasında Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Korkmaz Haktanır tarafında gerçekleştirildi. Haktanır, Doğu Türkistan konusunda Çinli muhataplarına geniş güvenceler verdi. İki ülke arasındaki son üst düzey ziyaretler nisan ayının ilk haftasında oldu.
Türkiye'den Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş Pekin'e giderken, Çin Ulusal Halk Daimi Meclisi Başkanı Li Peng de eşzamanlı olarak Türkiye'de temaslarda bulundu. 
(30 Nisan 1999 Yeni Şafak)

ATA YURDU: DOĞU TÜRKİSTAN
Ata yurdu Doğu Türkistan'ı Çin toprağının bir parçası olarak kabul ve ilan eden her türlü ifade ve yaklaşımlar bizleri yaraladığı gibi ecdadımızın kemiklerini de sızlatmaktadır. Tarihin Türkistan adıyla yurt olarak tapusunu verdiği toprakları bir başkasına aitmiş gibi göstermek Türk adını unutturmak, Türk varlığını kimliksiz vatansız bırakmak sinsi Çin siyasetinin işini kolaylaştırmaktadır. Toprakları işgal edilen, yıllarca iliklerine kadar sömürülen, yüzlerce genci kurşuna dizilen, nükleer denemelerle genlerinden dahi intikam alınan Doğu Türkistanlı soydaşlarımızın imdat çığlıkları kulaklarımızda çınlamaktadır. Atatürk'ün mazlum milletler hakkındaki duyarlılığını benimseyen kişilerin bu çığlıkları, bu çağrıları artık duymalarını, milletimizin onayından geçmeyen ve geçmeyecek, devletimizin elini kolunu bağlayacak belgeler yayınlamamalarını istiyoruz. Doğu Türkistan, Türk Dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. O coğrafyada yaşayan Uygur ve Kazak Türkleri, Türk Milleti'nin çilekeş evlatlarıdır. Komünizmin pençesinde inleyen bu Türk kardeşlerimiz elbet bir gün hürriyetlerine kavuşacaklardır.
(Büyük Kurultay 26 Nisan 1999)

  • 721 defa okundu.