Mehmet Emin Batur

1949 yılında Kızıl Çin insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Doğu Türkistan'ın işgalini gerçekleştirmiş ve uzun yıllar dünyaya bütün kapılarını kapatarak Doğu Türkistan halkını tamamen yok etmek ve tarih sahnesinden silmek için vahşi ve insanlık dışı uygulamalarını sürdürmüştür.
Günümüzde ise, Komünist Çin'in köhnemiş yönetim şekli çürümüş ve tıpkı hiç sarsılmaz zannedilen eski Sovyetler Birliği gibi çökmek ve dağılmak üzeredir. Yıllar yılı kan ve gözyaşı üzerine kurdukları hakimiyet yolun sonuna gelmiştir. Çünkü "Zulm ile âbad olanın ahiri berbad olur" Kızıl Çin işgali altındaki ülkelerin insanları (Tibet, İç Moğolistan ve Doğu Türkistan) Çin boyunduruğundan kurtulma mücadelesini hiçbir zaman ellerinden bırakmamışlardır.

Doğu Türkistan Türklerinin mücadelesi ise işgalci Kızıl Çin yönetimine adeta kan kusturmaktadır. 1949 yılından beri irili ufaklı 412 defa ayaklanan Doğu Türkistan halkı her defasında Çin cellatlarının katliamlarına maruz kalmışlar fakat asla yılgınlık göstermemişlerdir. Bu kutlu mücadele bütün alanlarda olanca hızı ile sürmektedir. Tibet'in davası ise birkaç defa Birleşmiş Milletlere taşınmış, Budist ülkelerin ve Avrupa'nın desteğini kazanmış bir davadır. İç Moğolistan halkı da ülkelerindeki zulmü hiçbir zaman içlerine sindirmemiş, Kurtuluş için fırsat kollamaktadır. Çin halkının da bu despot yönetimi istemediği ortadadır. 1989 yılında Çin'in ünlü meydanı Tiananmende tank paletlerinin altında ezilmeyi göze alacak derecede bu günkü Çin idaresinden bıkmış milyonlarca demokrasi yanlısı Çin'liler faaliyetlerini ülke içinde ve dışında sürdürmektedirler. 22 Şubat 1999 günü Çin'li Demokrat "Yurt dışındaki Çinlilerin Demokrat Hareketi İletişim Cemiyeti" Başkanı Wei Jing Sheng Dünya Uygur Haber Ağı Muhabiri Ferhat Mehmet'e şunları söylemektedir. "Doğu Türkistanlıların yürütmekte olduğu silahlı mücadelesi bence haklı bir mücadeledir. Bu tip silahlı mücadeleler sadece Doğu Türkistan'da değil, Çin'in diğer bölgelerinde de cereyan etmektedir... Ben Çin'in içinde ve dışında çok sayıda halkın aynı zamanda Çin demokratik güçlerinin Doğu Türkistan halkının kendi kaderini kendi tayin etme mücadelesini desteklediğine inanıyorum."

Türkiye'de yaşayan ve Çin'lilerin dostluklarını kazanabilmek uğruna 35 milyon Müslüman Doğu Türkistan Türk'ünü gözden çıkarabilecek çıkarabilecek basiretsizlikte ve 1828418 km2 yüzölçüme sahip koca bir Türk toprağını altın tepsi içerisinde Çin'linin bahşedeceği dostluk karşılığında sunmayı düşünen kıytırık akıllılara sesleniyorum! Aklınızı başınıza toplayın Doğu Türkistan asla sahipsiz değildir. Doğu Türkistan önce Allah, sonrada göğsünü gere gere ve büyük bir gururla "Ben Türk'üm1' diyebilen yüce Türk Milletinin ve Doğu Türkistanlıların ülkesidir.Sahibinden habersiz neyi kime peşkeş çekiyorsunuz? Birileriniz, sözde İslâm kardeşliği adına Çin'de okul açacağım ya da açtım diyerek gazetenizi Çin'in Türkiyedeki yayın organı haline getiriyor, Çin'li temsilcilerin yalan yanlış beyanlarına kral sofralarında çektiğiniz resimlerle sık sık yer veriyorsunuz. Özel televizyon kanalınızda çok özel anlaşmalar yapılmışcasma hemen hemen her gün Çin propagandası yapıyor, Çin adına yayınlanacak bir program bulamazsanız temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp Çin'i yalan dünyanın cenneti gibi gösteren sözde programları inançlı Türk halkının evlerine konuk ediyorsunuz.Gerçek Müslüman gibi davranmak istiyorsanız bir günde, Doğu Türkistan'da daha ana rahminde iken öldürülen bebekleri, uyuşturucu ve içkinin serbest bırakılarak Müslüman Türk çocuklarının nasıl zehirlendiklerini, açlık vesefaletten ölüp giden Türk insanının dramını, kapılarına kilit vurulan veya domuz ahırı haline getirilen binlerce camileri, enselerinden kurşunlandıktan sonra organları satlığa çıkartılan masum insanları, kısacası yok edilmekte olan Doğu Türkistan'ın görüntülerini yayınlayın. Kaybedecek bir şeysi olmayanlar gibi davranın çok şeyler kazanacaksınız.

Sayın Coşkun ARAL hiç birşey kaybetmedi aksine Türk insanının kalbinde taht kurdu. Çünkü bu günkü Doğu Türkistan ve Çin gerçeğini objektif olarak gözler önüne seren bir program yayınladı.
Kimilerinizde, siyasi çıkarlarınız uğruna, ezeli ve ebedi Türk toprağı olan Doğu Türkistan topraklarını büyük bir cehalet örneği sergileyerek veya fıtratınızın gereği olarak "Doğu Türkistan Çin toprağıdır" deyiverdiniz.

Unutmayınız ki, bütün bu yanlışlar hangi sebeple yapılıyor olursa olsun, isterseniz bu büyük yanlışlarınızın adına, "insanların kardeşliği uğruna deyin", isterseniz "o günün şartlarında bir siyasi manevra idi" yalanını uydurun, bunun adı ne olursa olsun Doğu Türkistan topraklarını ve 35 milyon Müslüman Doğu Türkistan Türk'ünün İstiklâl ve Bağımsızlığını dünya insan hakları örgütlerince tescilli insan hakları ihlalcisi olan kızıl Çin hükümetine bahşetme hakkını hiç kimse kendisinde göremez.
Sözlerimin sonunda şunu açıklıkla ifade edebilirim ki: Bundan 510 yıl öncesine kadar Çin, Avrupa'dan Amerika'ya kadar dünyanın bir çok ülkesindeki Doğu Türkistan adına yapılan faaliyetleri kaygı ile takip ederken, daha sonra endişelenmiş, telaşlanmış ve bu günde resmen panik içindedir. Dolayısıyla Doğu Türkistan'da zulmün dozunu artırmakta, dış ülkelerde de kesenin ağzını sonuna kadar açmış bulunmaktadır.

  • 696 defa okundu.