Baybasr Gülensoy
Selçuk Ün. Öğr. Gr.

I. Uygur Sanatının Tanımı ve Önemi
Uygurlar, Dokuz Oğuz boyundandırlar. Bugünkü Moğolistan'da, Orhun, Selenga ve Tula nehirlerinin bulunduğu alanlarda yaşarken 744 yılında Göktürklerden I bağımsızlıklarını kazanarak Karabalsagun'u başkent yaptılar. Daha sonra güneye inerek tarım havzasına yerleşip burada önemli şehirler kurup önemli kültür ve sanat eserleri yarattılar.

Uygur Tarihinin Ana Hatları (744-1368)
Uygurların ataları Dokuz Oğuzlar ve Asya Hunlarıdır. Uygur kelimesinin anlamı "akraba" veya "müttefik" veya "medeni" anlamına gelir. Çin kaynakları onlardan "şahin kadar hızlı" diye söz eder.
Uygurlar ilk önce Tabgaçlar devrinde (386-534) Kaoki adı ile tarih sahnesine çıkmışlar, 630 yıllarında Doğu Göktürk ordusu ile yapılan savaş kazanılanca Uygurlar genişlemiş ve bütün Dokuz Oğuz boylarını kendilerine bağlamışlardır. 

Uygur Hakanlığı (744-840):
744 yılında Kutluk Bilge Kül Kağan in Göktürk topraklarım işgal etmesiyle Uygur devleti kuruldu. İlk başkentleri Ordubalık, Karabalsagun idi. Bilge Kül Kağanın yerine Moyen-Çor geçti (747). Çinlileri
mağlup ederek Tarım havzasının Uygurların kontrolüne geçmesini sağladı (751 Talaş savaşı). 759 yılında Moyen-Çor'un yerine oğlu Böğü Kağan geçti. Böğü Kağan da Çin'e seferler düzenledi 762 yılında Böğü Han resmen Maniehizmi kabul etti. Böylece Uygurlar savaş kabiliyetlerini yitirdiler. Daha sonra değişik Hakanların yönettiği Uygurlar; Çinli'lerin yarattığı iç kargaşa, idaredeki anlaşmazlıklar Ma-niehizmin etkisi, kuraklık, hayvan hastalıkları gibi siyasi ve ekonomik sebepler yüzünden zayıfladılar. Kırgızlarla yaptıkları bir savaşta yenildiler (840).

Kansu-Sarı Uygurlar (847-1226):
Uygur Hakanlığı yıkıldıktan sonra bir kısım Uygurlar Kansu bölgesine gelip yerleşmişlerdir. Önemli bir siyasi varlık gösterememişler, Kitanların (10. yy) ve Tangutların (1028) nüfusu altına girdiler. Sonra Moğol hakimiyetini kabul ettiler. Bugünde hala aynı bölge "Sarı Uygurlar" adıyla yaşamaktadırlar.

Turian Uygurlar (856- 1368):
Turfan bölgesinde yerleşen Uygurların başında Mengli Kağan bulunuyordu (840). Komşuları ve Çinlilerle iyi ilişkiler kurarak 856'da bağımsızlıklarını ilan ettiler. İpek yolu çevresinde Başbalık, Urumçi, Karasar gibi şehirleri ellerinde tutarak ticaretle uğraştılar. Turfan ya da Batı Uygurlarından 981-984 tarihleri arasında Çin'den Uygurlar bölgesine giden seyyah Wang Yente ayrıntılı olarak söz eder. Daha sonraları Uygurlar Hitaylara ve Moğollara tabi olmuşlar. 1368'de Ming sülalesinin hakimiyetini kabul etmişerdir. 

II. Uygurlarda Din:
Maniehizm: Uygurlar arasında ilk yayılan din maniehizm'dir. Turfan, Kızıl, Kuço gibi Uygur şehirlerinde birçok Maniehist metinler bulunmuştur. Maniehizme göre en yüksek hakim varlık ışıktır. İlahi varlığın cevheri ışık alemin de Tanrı kendi gücüyle ve ilmiyle çevrili olarak hüküm sürer. İlk insanı Tanrı karanlıklardan ışık ve nuru yardımıyla kurtarmıştır. Maniehizm XI-XIV yüzyıllar ararsında Çin'de de yayılmış daha sonra Konfüçyanizm ve Budizm karşısında gerilemiştir.

Budizm: 6. yy'dan sonra yayılmaya başlayan Budizme göre insan bedeninin şuuru içinde düşünceye dalarak tanrıyı bulur. İnsanın bedenle doğmuş olması en büyük talihsizliktir. İnsan çeşitli nedenlerle yeniden doğar, kendi başarıları ve Buda'nın takdiri sonunda ruhların dünyasına kavuşur. Bodhisatva ve melekler koruycular, rahipler, duvar resimlerinde, rulolarda, heykeller-de, tapmaklarda karşımıza çıkarlar.(2)

III. UYGURLAR ve UYGUR SANATIYLA İLGİLİ ARAŞTIRMALAR
Uygurlarla ilgili araştırmalar 19. yy sonunda başlamıştır. Turfan, Koço, Sorcuk gibi Uygur şehirlerinde ve Budist tapmaklarda bulunan kitaplar, rulo resimler bilim adamlarının eline geçince, dikkatler bu bölgeye çevrildi. Gerçekten Çinliler bu bölge hakkında çok şey biliyorlardı. 629 yılında Çinli rahipler bu bölgeden geçmiş ve seyahat notlarında buradaki tapmaklardan ve şehirlerden söz etmişlerdir.
W. Radloffun 1862 yılında bölgeye yaptığı araştırma gezisinden sonra en son 1872 yılında bir ilim heyeti buralara gelmiştir.

Bölgedeki araştırmaların en önemlilerini Sir Aurel Stein yapmıştır. Kendisi 1889'da başladığı kazı ve araştırmalarını Tun-Hunağ Miran, Niya, Hotan, Dandan-ilik ve Hoço gibi Uygur şehirlerinde yapmış çok önemli sonuçlar elde etmiştir. A. Grünwedel, Hoço (İdikut) ve Tarım havzasındaki çalışmalarını 1902 yılında başlatmıştır. Şehirde kazılar yapıp surları belirlenmiş bir çok tapmak ve evi ortaya çıkarmıştır (Alman). Grünwedel'den sonra bölgeye gelip bir çok şehirde araştırma yapan Alman A. V. Lecog'dur. Lecog, başta Hoço olmak üzere bir çok şehirde kazı ve araştırmalar yapmıştır. Grürrvvedel ve A. V. Lecog araştırmaların kuzey ipek yolu üzerindeki Kızıl, Kuça, Karaşar, Turfan gibi şehirlerde yoğunlaştırmışlardır.

Fransız dil bilimcilerinden P. Pelliot'ta 1905 yılından sonra belgede uzun araştırma gezileri yapmış ve çok değerli malzeme toplamıştır. I. Dünya savaşından sonra Orta Asya'daki araştırmalar azalmıştır. Ancak bazı İskandinavyalı araştırmacılar tekrar bu bölgelerde incelemelerde bulunabilmiştir. Bunlardan İsveçli Sven Hedin ile Gun-nar Jarring etnoğrafik malzemeleri derlemiş ve folklor konuları üzerinde durmuşlardır.

İpek Yolu:
İpek yolu ilk ve orta çağlar boyunca Çin ile kuzey ve batı ülkelerini birbirine bağlayan önemli bir ulaşım ve ticaret yoludur. Yol Orta Asya'nın çöl, dağ, ova, vaha gibi çetin coğrafyasını aşmaktadır. Yol güzergâhında önemli şehirler kurulmuştur. Bölge devletleri her zaman ipek yolunu kontrol altına almaya çalıştılar.

  • 787 defa okundu.