Kazım Gültepe
Araştırmacı - Yazar

Bilindiği üzere Hz. İsa'nın doğum günü Hıristiyan âlemince her yıl, Aralık ayının 25'inde kutlanır. Eskiden doğuda Ocak ayının 6'sında kutlanırdı. Ermeni mitolojisinde yeni yıl tanrının adı Amanor’dur. Pağanlık çağında avlanan hayvanlar Amanor'un onuruna çam ağaçlarına asılırmış. Noel günü çam ağaçlarına çeşitli şeyler asılarak yapılan tören, Hıristiyanlığa bu Pagan geleneğinden geçmiştir. Her yeni yıl arifesinde Türkiye'de ve dünyada ciddi bir Hıristiyanlık propagandası ve çok sinsi bir yozlaşma başlatılır. Özellikle Ortadoğu ve balkanları hedef alan bu (Christmas - Noel) sadece bir alışkanlık ve folklorik bir unsur değil, Avrupa Hıristiyan Birliğini tesis etmek maksadıyla Roma Katolik Kilisesi tarafından, dördüncü yüzyılda ihdas edilmiş, dini bir faaliyettir. Süt çocuklarının rüyalarına kadar giren "Santa Claus", Christmas'ın sembolü olarak kabul edilir. Bu sembol İsviçre'de "Sinter Klaas" Almanya ve Fransa'da "Saint (Aziz) Nicholas" olarak bilinir. Bu sembolün İngiltere'deki adı da "Pere Noel"dir. İşte Türkiye'de Noel baba olarak ortaya çıkarılan bu dini figürün gerçek yüzü kısaca budur.

Şimdi okullarda da çam süslemek Noel baba kılığında sınıf, sınıf dolaşıp oyuncak dağıtımı ile konu gelenekleşmeğe başladı. Çocuklar bu işe özendiriliyor, kırmızı giysili pamuk sakallı Noel Baba imajı ister istemez oyuncak beklentisiyle yüreklerine sokuluyor. Noel Baba kültürü veya faaliyetler Türk Milletinin benliğini tahribe yönelik ahlaki ve dini dejenerasyon faaliyetleridir. Dini ve ahlaki dejenerasyonun itici gücü, batıl Hıristiyan inançları örf adet ve gelenekleridir.

TRT TV kanallarının bilhassa TRT - İNT tv kanalının her sene allandıra ballandıra övdüğü Noel Baba ve yılbaşı programları dini ve milli duygu ve düşüncelerimizi rencide etmektedir. Ramazan ayının başlangıcını, Miraç mucizesini beşer kelimeyle bitiren, o günün önem ve anlamını dahi bilmeyen Noel'e ise saatlerce zaman ayıran TRT - İNT'nin acaba başka bir amacımı var ki? Çocuklarımıza bizim dinimizle, kültürümüzle hiçbir ilgisi bulunmayan Hıristiyan adet ve ananelerine alıştırılmak istenmektedir.

Evlerimize kapıdan giremeyip devletimiz kanalıyla bacalardan inen Noel Baba yuvamıza mutluluk, bolluk, bereket getiren, bir Hızır İlyas değil. Korkut Atamızdan, Nasreddin Hocamızdan kalmış son bir iki fazilet mücevherimizi de çalıp götürecek bir din ve kültür hırsızından başka nedir. Noel'i kutlayanlar, kiliselere gidip mum yakanlar, Patrikhanede şaraplı ekmek yemek için kuyruğa girenler, çam ağacı altında hindi yemenin ömrü uzattığını söyleyenler. Boyunlarına haç takıp televizyon ekranlarında boy gösterenler. Noel Baba kılığına girmiş soytarılarla resim çektirmek için sıraya girmiş kıytırıklar gün geçtikçe çoğalmaktadır.

Misyoner faaliyetleri açısından Türkiye Asya'nın anahtarı durumundadır. Hele bağımsızlığını kazanan Türkistan, Türk Cumhuriyetleri de düşünüldüğünde Türkiye'nin sadece anahtar değil kilit ülke olduğu daha iyi anlaşılır. Rahip Samuel Zwemmer "Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar başka çareler deneyelim. Onlara önce Hıristiyan adetlerini, Hıristiyan bayramlarını, Hıristiyan kültürünü, Hıristiyan ahlakını aşılamalıyız" demektedir. Bakınız Yunanistan'da veya başka bir ülkede kilise yokmuş gibi torun vaftiz etmek için dün Fener Rum Patrikhanesine gelenler, bugün Ruhban okulunu gündeme getirmektedirler.

Ayasofya yıllardır mahzun ve mazlum beklerken düşmanlar uyumuyor. İstanbul'u Kostantınopolis olarak görüyor ve hala başkenti kabul ediyor. Evet, Türkiye’miz Türkçe konuşan fakat Türk gibi düşünmeyen kafalarla dolu olduğu için birçok entrikanın farkında değiliz. Malazgirt'te, Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da hangi görevde bulunmuştur Noel Baba? Yoksa Sütçü İmam gibi Türk Milletinin vatanı ve namusu için düşmana kurşun mu sıkmıştır da devlet kanalıyla sevgisi aşılanmak isteniyor. Binlerce yıllık Türk tarihinde, 1418 yıllık İslam tarihinde böyle bir gün yoktur, millet müşterek bir tarih ve kültürden gelen insan topluluğuna denir. Kültür önemli ve belirleyicidir. Milli kültürlerini muhafaza edemeyen milletlerin büyük devlet sahibi olmaları muhaldir. Tarihte olmamıştır. Bugünde yoktur. Gelecekte de olmayacaktır. Aynı zamanda milletleri millet yapan çocuğu aileye, aileyi topluma, toplumu millete bağlayan ve onların birlikte yaşamasını sağlayan ortak değerlerdir kültür. Milli kültüründen uzaklaşarak dejenere olmuş bir milletin yaşaması mümkün değildir. Eğer birileri çıkıp mümkün derse o milletin gönüllü bir köle gibi sömürülmesine yok olmasına razı olmuş demektir.

Anadolu kültürünün ön saflarında kahramanca gözükenlerin Türlükten rahatsız olmaları ağızlarında "Hümanizm - Uygarlık" gibi sözleri gevelemeleri daha çok bundandır. Anadolu kültürü tabi olarak Anadolu Milleti sonucuna varır, böyle olunca Türkiye'nin Kıbrıs, Kerkük, Azeri ve daha uzak Türk boylarıyla hiçbir ilgisi olmaması lazım. Eğer milliyetimizi sadece Anadolu toprağına bağlayacak olursak Trakya bölgesi, Batı Trakya'daki, Bulgaristan'daki Türkleri kendimizden saymamamız gerekir. Eğer daha önceki kavimlerin kültürleri, sonra gelenleri o derece etkileyip değiştirseydi, Avrupa'da 200 yıl hükümran olan Avarların topraklarında yerleşmiş çeşitli Slav topluluklarını Türk saymamız icap ederdi. Asırlık Kırım'a yerleştirilmiş Rusları da. Doğu Türkistan'a yerleştirilen Çinlileri de Türk saymamız gerekirdi. Oysaki kültür, beşeri bir hadisedir. Toprağa ve coğrafyaya bağlı değildir.

Milli kültür politikasını hala tespit edememiş, Türkiye'mizde bu ilim dışı, yeni icat kültür tezi yazık ki taraftar bulabilmekte. Hatta himaye göre bilmekte. Son zamanlarda ise resmileştirme yoluna gidilmektedir. Anadolu veya Bodrum kültürü dış dünyaya, ne kadar hümanist, ne kadar Avrupai olduğumuzu ispat için geçerli bir malzeme telakki edilmektedir adeta. Şanlı Türk milleti tarihinin hiç bir döneminde esareti, dolayısıyla devşirmeliği kabul etmemiş ve esaret altında yaşamamıştır.

Türk milletinin atası belli, tuttuğu bayrak, yattığı toprak bellidir. Türk milleti vatanı, bayrağı ve namusu uğruna savaşmayı ve ölmeyi daima şeref bilmiştir. (Bu İslam öncesi ve sonrası hiç değişmemiştir.) Taa Kür'şad ihtilalinden beri böyledir. Şanlı Türk Milletinin sahte ve suni atalara ihtiyacı yoktur. Hiç kimse unutmasın veya umutlanmasın, dost da düşman da şu gerçeği iyi hesap etsin, iyi bilsin ki bağrında sıra dağlar gibi şehitleri yatan bu kutsal vatan toprakları Noel Baba veya Homeros'un döllerinin değil Hele kılıç artığı devşirmelerin hiç değil. Müslüman Türk evlatlarınındır.

Ey Türk Beyleri, milletim işitin yukarıda gök çökmedikçe, aşağıda yer delinmedikçe Türk ulusu senin ülkeni kim alabilir. Töreni kim bozabilir.
Bilge KAĞAN

  • 705 defa okundu.