Kürşad Gürkanlı
 
Turfan ve Beş Balık Uygur hanedanlığının sınırları kesin olarak çizilemiyorsa da, bu hanedanlığın dâhilinde birçok Türk boy yaşıyordu(l). Doğu Türkistan'a gelmiş olan Uygurlar, başlangıçta yalnız Turfan ve Beş Balık bölgelerine yerleşmişlerdi, çin sınırında sayısız felaketlere uğrayan 13 Uygur boyu da batıya geçmiş (2) ve Shachou, Kanchou (Kansu), KaoChıang (Turfan) Uygurlarına karışmışlardır(3). 840'ta Ordu Balık'ta (Kara Balgasun) öldürülen Uygur hakanının yeğeni Mengli Tiginli 856'da "Kağan" seçtiler(4). bu kağan "Ulu Tanrı'da Kut Bulmuş Alp Külüg Bilge Kağan" unvanını aldı(5). Bu unvan manisi: "Yüce Tanrı'da Saadet bulmuş, kahraman, meşhur Bilge Kağan" demektir (6). Mengli Tigin'in kağanlığı Çin tarafından tanımıştır. Çin kaynakları Turfan Uygurları için Hsichou Uygurlarıda demişlerdir. Bunun sebebi ise T'ang sülalesi zamanında kaochıang (Turfan) olarak bilinen şehrin 460 senesinde Çin'in bir eyaleti haline getirildiği zaman isminin Hsichou olarak değiştirilmesindendir (7). Bu Uygurlardan gerek Çin kaynaklarında ve gerekse batı kaynaklarında oturdukları yer isimlerine göre ve bazen de hükümdarlarının unvanlarına göre isimlendirilmişlerdir. Sadece tek bir şehir veya dar bir bölgeye yerleşmemiş olan bu Uygurların kaynaklarda aynı bölge insanı olsalar bile, değişik isimler altında ortaya çıkmalarının sebebi çeşitlidir. Bunlardan en önemlisi zaman, zaman birisi diğerine nazaran daha fazla üstün sağlamış olan şehirlerin ortaya çıkmış olmasıdır. Bir diğer önemli sebep ise başta bulunan hükümdarların unvanlarıyla Çin kaynaklarına geçmeleridir. Tibetlilerin hücumuna karşı, nüfuzu altında tutmak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin, bu Uygur devletini derhal tanıdı. 873'e doğru "kağanın" Buku Cin olması muhtemeldir. T'anglar ismen kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan meşru Çin idaresine isyan eden Turfan, Beş Balık askeri valilerini ortadan kaldırarak Hami'ye kadar hâkimiyet kurmalarına müdahale etmiyorlardı. Bu suretle siyasi nüfuzu gittikçe artan ve İç Asya ticaret yollan üzerinde olması ile de iktisaden gelişen Uygur Devleti aynı zamanda Maniheizm'in bölgeye yayılması
 
na vasıta oluyordu (8). T'angların yıkılışı sırasında Tunhuang (BinBuda mağaralarının bulunduğu) askeri bölgesini işgal eden Çinli kumandan "Batı Hanlarının AltınDağ Krallığı" ismini verdiği bu devlete Uygurları tabi tutmak istemiş, ancak Kançau (Kansu) Uygurları tarafından gönderin Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tunhuangıı kuşatarak halkı kralı teslime zorlamıştır (9). İşte bu olaydan sonra Doğu Türkistan Uygurları da müstakil olmuştur(911).
Bundan sonra, güneyde Tibet, Batı Türkistan'da Karluk bölgesi ile sınırlı ve başlıca şehirleri Turfan, Kaşgar, Beş Balık, Kuça, hami olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek sanat, edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyasi hadiselerle ilgili fazla bilgi görünmüyor (10). Bu Uygurlar artık Bozkır Türk devletlerinden farklı idiler: "Hâkimiyetlerini genişletme düşüncesinde olmamış, büyük siyasi çatışmalara girmemiş, başta Çin olmak üzere komşularıyla dostluk ve ticari münasebetlerini devam ettirmeyi tercih etmişlerdir (11). 924 tarihinde, Hıtay devletinin kurucusu Orhon daki eski Uygur başkentini ziyaret ediyor: Bilge Kağan yazıtının silinerek yerine kendisine Kıtan dilince, Türkçe ve Çince bir kitabenin yazılmasını emrediyor. Öyle anlaşılıyor ki Hıtay hükümdarı bu emri yerine getirilmemiştir. Çünkü getirilseydi, Bilge Kağan yazıtı zamanımıza kadar gelmezdi. Hıtay devleti Göktürkler ve Uygurlarla her bakımdan ilgilenmektedir (12).
947'lerde başkentin Koço (Doğu Türkistan'da Turfan'ın yakınlarında Karakhoco) şehri ve yazlık merkezlerinin Beş Balık (Peiting/ olduğu ve "Kün Ay Tanrı'da Kut bulmuş Ulug kut oranmış, alpın, erdemin il tutmuş Alp Arslan Kutlug Kül BilgeTanrı Han"ın devleti idare ettiği biliniyor. 948'de "Kün Ay Tanrıteg küsönçig körtle yarukTanrı Bögü Tenriken"in bulunduğu Khoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. Bu Uygur hükmdarı "İdukkut" ile anılıyor ve başkente "İdukkut (İdikut) şehri" deniliyordu (13) 981 senesinde KaraKoço'ya gönderilen Çin elçisi WangYenTe'nin seyahat notları kültür tarihimiz açısından çok önemlidir. WangYenTe Uygurlara, Sung devleti tarafından, Kıtanların (Hıtayların) kuvvetlenmesi üzerine gönderilmişti. Sunglar, Kıtanlar'a karşı Uygurlarla andlaşma yapmayı planlıyorlardı. Ancak Çinliler fazla birşey elde edemedi. Çünkü bu yıllarda savaştan çok ticaretle uğraşan Türkler, hem Çin'i açıkça reddetmişler hemde andlaşma yaparak Kıtanları kızdırmamalardır. Bu Uygurlar 10. yüzyıldan itibaren gelişen 1112. yüzyılda olgunluğa erişen Türk medeniyetinin kurucusu olmuşlardır. Bilhassa Mani din Turfan ile BeşBalık Uygurları arasında epey rağbet görmüş ve birçok eser bırakmışlardır. Doğu Türkistan Uygur Devletinde: Budizm,Nasturi Hıristiyanlık ve başlangıçta ek az olmak üzere islamiyet tesirini göstermiştir (14).
Turfan Uygur devleti önce KaraHıtaylara bağlandı (1206). Uygur kağanı, KaraHıtay hükümdarı Yehlü Tashih'yi kendi başkentinde 3 gün misafir etmiş ve Yehlü Tashih ülkesine döndüğü zaman 600 at. 100 deve, 3000 koyun hediye etmiştir (15). Çin kaynakları, Uygurların Hıtay devletinin kuruşuşundan beri onlarla dostça geçindiklerini kaydediyor. Hıtay devletinin merkez teşkilatında Uygurların çok öemli mevkiler aldığını görüyoruz. KaraHıtayların son Gur Han'ı kendi oğlunun terbiyesi için Uygur hakimini çağırıyor ve bu işe onu memur ediyor (16) . Hıtay devletinin kurucusunun karısı bir Uygur prensesi idi. Devletin idaresinde ve savaşlarda kocası kadir rolü olan bu imparatoriçe, 924 senesinde kendisine gelen Uygur elçisine özel bir karşılama yapılmasını istemişti. Bu arada Uygur alfabesinin Hıtay devletinin resmi yazısı olmasında da büyük tesir yapmıştı (17). kaochıang (Turfan) Uygurlarının KaraHıtay'lara vassal olduktan sonra 1209 senesinde de Cengiz Han'a vassal olduklarını görüyoruz. Cengiz Han'ın Noyman hükümdarı Tayang Han'a ve Merit Reisi Tokto'ya hücum ettiği sırada, Kaochıan hükümdarı Barçuk İdikut 500 kişilik adamıyla Moğol ordusuna iltihak etmiştir (18). Yapılan savaşın kazanılmasından sonra Barçuk İdikut, 1211 senesinin baharında Cengiz Han'a gitmiş, at ve köpek hediye etmiştir. Cengiz Han'da kızı Al Hatun'u kendisine zevce olarak vermiş ve kendisine oğlu olarak kabul etiğini söylemiştir. Barçuk İdikut, Cengiz Han'ın kumandanlarından Cebe Noyan'ın Harezmşah hükümdarı Muhammed Harezmşah'a karşı giriştiği sefere de iştirak etmiş ve şehrin kuşatılmasıda bulunmuştur. Uygurlar Barçuk İdikut zamanıdan KaraHıtay zulmüne başkaldırmışlar ve Cengiz Han'a Kutalmış Kaya, Ömer Oğul ve Törbay adlı elçileri göndererek ona itaat edecekleri bildirdiler. Cengiz Han, Uygur İdikut'unu beşinci oğlu saymakta idi.

Cengiz Han ölümünden önce ülkesini oğulları arasında paylaştırmıştır. Bu taksimata göre Tanrı Dağlarının Orta kesimi ve Doğu Türkistan Çağatay'a verilmişti. Bundan sonraki gelişmeleri ise daha sonra inceleyeceğiz. Karahanlı ile Uygur Türkleri arasındaki ilişkiler ise çok önemlidir. Ne yazıkki gerek 840 göçleri sonucu kurulan yeni Uygur Devletleri hakkında, gerekse Karahanlı Türk Devleti hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bilhassa Karahanlıların ilk yüzyılları karanlıktır, onlar hakkında muasırların teferruatlı bilgi vermeye başlamaları ise: Karahanlı Türklerinin Samanoğulları Devleti aleyhine genişlemesiyle başlar ve Büyük Selçuklu Sultanı Sancar dönemine kadar Karahanlılar hakkında verdikleri malumat bazen azardır, bazen artarak devam eder. Karahanlı Devleti bazı tarihçilere göre ilk Müslüman Türk Devletidir (Bazı Tarihçiler ilk Müslüman Türk Devleti olarak " İdil Bulgar" devletini kabul eder). Bununla birlikte Türkistan'da kurulan ilk Müslüman Türk Devleti Karahanlılar olduğu gibi, büyük devlet niteliği taşıyan ilk Müslüman Türk Devleti Karahanlılardır.

1)Saadetin GÖMEÇ. Uygur Türkleri Tarih ve Kültürü, Ankara 1997. s.62
2)S.GÖMEÇ, a.g.e, s.62
3)Özkan İZGİ, Çin Elçisi Wang YenTe'nin Uygur Seyahatnamesi, Ankara 1989, s.26
4)S. GÖMEÇ, a.g.e. s.62
5)Ö.İZGİ, a.g.e, s.25: S. GÖMEÇ, a.g.e, s.62, İbrahim KAFESOĞLU, Türk Milli Kültürü, 14. Baskı, İstanbul 1996
6)Ö. İZGİ, a.g.e, s.30: Türk Dünyası El Kitabı, C.I, Ankara 1992
7)S. GÖMEÇ, a.g.e, s.62
8)İ. KAFESOĞLU, a.g.e, s.129
9)S. GÖMEÇ, a.g.e, s.59: Ö.İZG, a.g.e, s.27: t.KAFESOĞLU, a.g.e, s. 127
10)Türk Dünyası El Kitabı, s. 149
11)Ö. İZGİ, a.g.e, s.29
12)Bahaddin ÖGEL, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi Orta Asya Kaynak ve Buluntularına Göre, Ankara 1991. s.364
13)I. KAFESOĞUL, a.g.e, s. 128: Cevat HEY'ET, Türklerin Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Yay.Haz. Melek MÜDERRİSZADE, Ankar 1996,s.21
14)İ.KAFESOĞLU, a.g.e, s.129
15)Ö.İZGİ, a.g.e, s.30: B.ÖZGEL, a.g.e, s.364: S.GÖMEÇ, a.g.e, s.63
16)B. ÖGEL, a.g.e, s.364
17)S.GÖMEÇ, a.g.e, s.63
18)Ö. İZGİ, a.g.e, s.30: S. GÖMEÇ, a.g.e, s.64

  • 1058 defa okundu.