Gökbayrak Haber
Merkezi

GÖKBAYRAK SEVDASI
Nurala GÖKTÜRK hanımefendinin 1500'ün üzerindeki şiirlerini ilk defa GÖKBAYRAK SEVDASI adlı
Nurâlâ GÖKTÜRK şiir kitabında toplamıştır. Çocukluk yaşlarında şiir yazmaya başlayan Nurala Hanım'ın genelde şiirleri küçük yaşta terk etmek zorunda kaldığı esaret altındaki yurdu Doğu Türkistan ile ilgilidir.

Ayrıca, Türklük ile ilgili konularda da şiirleri bulunmaktadır. Şiirleri bu güne kadar birçok dergi, gazete ve çeşitli yayın organlarında defalarca yayımlanmıştır. Çok güzel akıcı bir üslupla yazılan bu şiir kitabının önsözünden alınan şu çarpıcı, çarpıcı olduğu kadar güzel sözlere dikkat çekeriz.
Ben bir Doğu Türkistan'lı olarak vatanıma, davama hizmetle yükümlüyüm. Ben bu görevimi yerine getiremezsem orada yıllardan beri süregelen insanlık dışı zulüm ve işkence karşısında vicdanım asla rahat olmayacaktır.

DOĞU TÜRKİSTAN'DA YİNE 9 TÜRK ŞEHİD EDİLDİ
Doğu Türkistan'dan aldığımız haberlere göre Başkent Urumçi’de 29 Nisan günü 9 kişi hiçbir neden olmadan yargısızca enselerine birer kurşun sıkılarak öldürülmüştür. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diler bütün Doğu Türkistanlılara baş sağlığı dileriz. (Gökbayrak Haber Merkezi 30 Nisan 1998)

KÜRTAJ İLE İNFAZ
10 Mayıs "Anneler Günü" dolayısıyla Doğu Türkistanlı hanımlarla çocuklar, en uzaktaki ata yurdumuzun mazlum ve tutsak evlatları... Kızıl Çin temsilcilikleri önünde dünyanın bu en büyük zulmünü protesto ettiler. Bilmem dünya işitti mi? Kızıl Çin'de Doğu Türkistan halkına yapılan zulümleri, bilmem bizim medya ve yetkili kişiler işittiler mi, bilmem dünyanın en büyük Müslümanlarından birkaçını çıkaran bu diyarın çığlıkları, İslam alemin de duyuldu mu?

Fakat daha orijinal bir Çin zulmü var ki adı "Kürtaj ile infazdır."
Her kadının, bir tek çocuk doğurma hakkı vardır. Fazladan olan çocuk mutlaka öldürülüyor. Yedi sekiz aylık yavrular bile zorla sökülerek alınıyor. 2025 aylık çocuk bile "kota fazlası" denilerek kurşunlanıyor. Umumi kısırlaştırmalar da cabası. Yalnız Hoten şehrinde 27 bin kadın erkek kısır hale getirilmiş.

Bu Çin zulmü 40 – 50 seneden beri böyle gidiyor. Ne yazık ki, İslam dünyasından hiçbir tepki yok. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri belki Çin'den Rus'tan korkarak, Doğu Türkistan'da ezilen soydaşlarına dönüp bakmıyorlar.
Türkiye, İsa Yusuf Alptekin zamanında, bu ata yurt insanlarına, oldukça ev sahipliği yaptıysa da bugün, onları barındırmaktan sakınıyor gibiyiz. Yalnız Hollanda'dan, Almanya'dan ve özellikle Amerika'dan, bu kardeşlerimize şefkatli yakınlıklar görülüyor. ABD'de esir milletlerin haklarının konuşulduğu bu törende, geçen yıl Manhattan'da, 15 gün dalgalanan bayraklardan birisi de Doğu Türkistan'ın Gökbayrağı imiş. Gökbayrak, Atatarük'ün de tanıdığı, sevdiği bir sembol. Dostumuz İsmail Cem, Iraklı çocuklara olan acımalı sevgisini, geçen bir seyahatinde dile getirmişti. Çin seyahatinde ise Kaşgarlı Çocukların, mazlum hallerinden hiç bahsetmedi. Hâlbuki en çok ondan beklerdik ve bekliyoruz. Hiç bir millet, soydaşlarının kanını emen bir başka devletle gerçek dostluk kuramaz. Buna tevessül eden bir hariciyenin ciddiye alınması da imkânsızdır.
Evet her zamanki gibi muhterem Ahmet Kabaklı beyefendi Doğu Türkistan'ın dertlerinden bahsetmeye devam ediyor. Türk Edebiyat Vakfındaki bir anma programından sonra 12 Mayıs 1998 de Türkiye gazetesinden bazı bölümlerin alındığı bir makalesi. (G.H.M)

GULCA'DA KURTULUŞ MÜCADELELERİ
Doğu Türkistan İnformasyon Merkezi tarafından görevli olarak gönderilen gözlemcinin tespitlerinden birkaçı: Gulca yerel mahkemesine bağlı Dardantu hapishanesinde 3000, Karabuğra hapishanesinde 5000, Çiğişar hapishanesinde 7500, Çarpal İşkence hapishanesinde 1500 olmak üzere 17000'e yakın mahkumun bulunduğu tesbit edildi. Bunların %85'i Uygur Türk'ü, kalan %15'i de Çinlilerden meydana gelmektedir. Bu mahkumların onbinden fazlası siyasi mahkumlardır. Siyasi mahkumların 2500'ü Çiğişor hapishanesinde özellikle tutulmaktadır. Bu senenin Nisan ayında 3000'den fazla mahkum   Gulca'dan Çin'in "Gan  Su" bölgesine nakledilmiştir.
Kazakistan ile Doğu Türkistan arasındaki Korgaz sınır kapısında 6 Nisan 1998, Çin sınır görevliler tarafından bir ihbar üzerine, Almatı'dan Doğu Türkistan'a gitmekte olan deri yüklü kamyonda silah bulunmuştur. Deriler'in arasında 5 otomatik tüfek, 12 tabanca, 2 dinamit çıkmıştır. Çinli yetkililerin bildirdiğine göre, bu silahların sahibi olan Uygur Türk'ü yakalanamadan kaçmayı başarmıştır. Bu olaydan sonra Gulca'da evler polis ve özel tim tarafından teker teker dolaşılarak 200 kişiden fazla Uygur Türk'ü tutuklanmıştır. Tutuklamalar halen devam etmektedir.
(Doğu Türkistan Informasyon Merkezi, 18 Mayıs 1998)

FATİH'TEN ATATÜRK'E TÜRK DÜNYASI
Hoca Ahmet Yesevi Vakfı tarafından düzenlenen ve Eminönü Belediyesi tarafından desteklenen "Fatih'ten Atatürk'e Türk Kültür Etkinlikleri" Vakıf başkanı Erdoğan Aslıyüce'nin açılış konuşması ile başladı. Bütün Türk dünyasının kucaklaştığı bu etkinlik 22 Mayıs 1998'de Doğu Türkistan Gün'ü ile devam etti. (22 Mayıs 1998, G.H.M)

ÇİNLİLER 150 UYGUR İLKOKUL ÖĞRENCİSİNİ ZEHİRLEDİ
23 Mayıs 1998 tarihinde Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde Uygur Türkleri ile Çin'liler arasında çıkan silahlı çatışmada 50 civarında Çin'li ölmüştü.
Çatışmada Uygurlar'dan darbe yiyen Çinliler, onlardan öç almak için büyüklere gücü yetmeyince bu sefer kinini küçük çocuklara kustu. 8 Mayıs günü bir grup Çin'li, çocuklara aşı yapmak bahanesiyle Gulca şehri Kepekyüzü Mahallesindeki bir ilkokula gitmişler ve 150 Uygur çocuğa zehir aşılamışlardır.
Bu aşılama neticesinde birkaç çocuğun ölmesi üzerine durumu fark eden diğer öğrenci velileri çocuklarını hastanelere götürmüşlerdir.

Yukarıda bahsettiğimiz Çinliler daha sonra Gulca Şehri 9. İlkokuluna gitmişler, orada da çocuklara yine aşı yapmaya kalkışmışlar, daha önceki olaydan haberdar olan Okul Müdürü, sağlık idaresinden belgeleri olup olmadığını sormuş, böylece katillerin gerçek yüzü ortaya çıkmış ve Okul Müdürü tarafından kovulmuşlardır.
Bu olayın halk arasında duyulması hükümete karşı yoğun tepkilere yol açmış, olaylardan haberdar olan hükümet yetkilileri Uygurlarla Çinliler arasında doğabilecek muhtemel gerginliği ortadan kaldırmak amacıyla bu canilere sahip çıkmış; "bu adamlar aslında sağlık idaresinin elemanlarıdır. Fakat bölücü bir grup tarafından aşılar değiştirilmişlerdir" gibi komik savunmanın içine girmişlerdir.

ÇİN, 30.000 ASKERİ DOĞU TÜRKİSTAN'A KAYDIRDI
Hong Kong'da çıkarılan Jing Ming Dergisi'nin Mayıs 1998 sayısında verdiği habere göre Çin'in Jilin bölgesinde yetiştirilmiş olan 30.000 özel tim elemanı Doğu Türkistan'a kaydırıldı. Çin hükümetinin çok acele olarak Doğu Türkistan’a çok kısa sürede ki 11 Nisan'a kadar bu sevkıyatını bitirmiş olması Çin Hükümeti'nin gerçek niyetinin ne olduğu sorusunu akla getirmektedir. (Doğu Türkistan informasyon Merkezi  G.H.M)
 
KAYSERİ ERCİYES'TE TÜRK DÜNYASI ORMANI
Cumhuriyetin kuruluşunun 75.inci yıldönümü kutlama etkinlikleri çerçevesinde, "Türk Birliği" için kurulan "Türk Dünyası Ormanına 90 bin fidan dikildi. Bütün dünya Türklüğünün birliğini temsil edecek olan fidanlar Erciyes'in eteklerine dikilirken fidan dikimi için yapılan törende Türk Cumhuriyetleri temsilcileri, birlik ve beraberlik mesajı verdiler. Türk Dünyası Ormanı'nın kuruluş törenine Kayseri Valisi Mustafa Yıldırım, Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, KKTC büyükelçileri, Doğu Türkistan'ı temsilen Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu ve 40 kişilik folklor ekibi, Batı Trakya ve Irak Türkmenleri temsilcileri katıldılar. (Geniş bilgi Dernekten Haberler'de) G.H.M 24 Mayıs 1998

ÇİN'E KARŞI BİRLİK ŞART
Almanya'nın Münih şehrinde Çin işgali altındaki topraklar için Alman Milletvekillerinin de katıldığı Barış içinde Çözüm Sempozyumu düzenlendi. Sempozyuma, tehdit altındaki milletler teşkilatı, Almanya Tibet Lusiyatif Grubu, Almanya Doğu Türkistanlılar Birliği, Alman gazeteciler, Avrupa Parlementosu İnsan Haklan Komisyonu Üyesi Ufi Fischer ve çok sayıda teşkilat başkanı katıldı. (24 Mayıs 1998 Türkiye  - Gökbayrak Avrupa Temsilciliği)

ÇİN ZİYARETİ
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Sayın Bülent Ecevit'in Çin Halk Cumhuriyetindeki resmi temasları sırasında öğleden önce Başbakan Yardımcısının öğleden sonra da cumhurbaşkanı Jiang Zemin'in Doğu Türkistan konusunda Türkiye’deki Doğu Türkistanlılardın şikâyetlerini dile getirmişlerdir. Bizlerin bir yorumda bulunmamıza gerek yok sayın Hasan Basri Pehlivan en güzel cevabı vermiştir. Aynen yayınlıyoruz:
Kanayan Yaramız: DOĞU TÜRKİSTAN
Batıya küstükçe yüzünü doğuya çeviren "Devlet Ricalimiz" geçtiğimiz hafta Çin seferindeydi. Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit, bakanlarımız ve her resmi gezinin müdavimlerinden oluşan heyetimiz, Çin'de oldukça izzet ikram görmüş. Her zaman olduğu gibi yine "dostane bir havada ve iki ülke ilişkileri açısından verimli" geçen ziyaretin bizi ilgilendiren yönü; Çin Devlet Başkam Jiang Zemin'in Sayın Ecevit'e yönelttiği şikâyetleriydi. Jiang Zemin'in karın ağrısı meğerse "Türk aşırı sağının Çin ile ilgili bölücü tahrikleri" imiş. Bu konudaki hassasiyetlerini bildirerek Türk Devleti'nde gereken tedbirlerin alınmasını talep etmişler. Türkiye'de "Çin'e yönelik bölücü tahrik" te bulunmaktan zevk duyacak yegane kitle bizim kitlemiz olduğu için, "Aşırı sağ" nitelemesinin tüm iticiliğine rağmen, Zemin'in sözlerini üzerimize alındım, bizim de söyleyecek bir kaç sözümüz olacak herhalde.
Sayın Jiang Zemin efendi:
Doğu Türkistan en eski Türk yurtlarından biridir. Orada yaşayan halk uzaydan gelmeyip o toprakların yüzlerce yıllık sakini ve sihibidir. Doğu Türkistan Türklerini ülke sınırlarınız içerisinde bulunan elli küsur etnik gruptan biriymiş gibi takdim etmeniz, yalnız Çinlilere mahsus hilekârlığın, düzenbazlığın şahsınızca icrasından başka bir şey değildir. Çin Devleti orada, dün silahsız masum insanların üzerinden tankla topla geçen, bugün ise aynı insanları her türlü hürriyetten yoksun bırakan işgalci bir güçtür. Baskı, sindirme, asim il e etme, soykırım gibi insanlık dışı sistemli politikalarınız artık dünyanın da malumudur.
Doğu Türkistan'da yaşayan elli milyon Türk'ün istiklaline kavuşacağı günü iple çekmek ve bu uğurda ne gerekiyorsa yapmayı vazife bilmek her ne kadar sizi rahatsız etme de bizim için nefes almak kadar tabii bir hadisedir. Kısacası: Doğu Türkistan davasına yeterince destek veremesek de size yönelik "bölücü tahriklerimiz" elden geldiğince devam edecektir.
Sayın Bülent Ecevit,
Buyurmuşsunuz ki; "Eğer Türkiye'deki marjinal de olsa bazı gruplar bu tutumlarını sürdürürse o bölgedeki Müslümanlara çok zarar verirler, bildiğim kadarı ile Çin o bölgenin kalkınması için çaba harcıyor. Bu tutum sürerse sertleşebilir ve o bölge halkı Uygurlar zarar görebilirler"
Sanırım Çinliler sizi üstü kapalı bir şekilde ve diplomatik nezaket (!) içerisinde tehdit etmiş. Öyleyse hem oradaki Uygurların hayrı için, hem de Türk Devleti'nin menfaatleri için bizleri 1944'lerdeki gibi tabutluklara gönderin. Hani komünist Rus imparatorluğunun benzer bir "bölücü tahrik" şikayeti ile İsmet Paşa Türk Milliyetçilerini sürüm, sürüm süründürmüştü ya, siz de aynısını yapabilirsiniz. Hem alışığızdır, şaşırmayız da.
Sayın Ecevit
Çin o bölgenin kalkınması için gayret sarf ediyor olabilir fakat bu gayret o bölgenin asli sahibi Uygur Türklerinin değil, bölgedeki nüfus dengesini lehe çevirmek için gönderilmiş bulunan milyonlarca Çinli'nin hayrınadır. Uygur Türkleri hayatın her sahasından tecrit edilmiş bir şekilde kaderlerine terk edilmiştir. Türkiye'deki marjinal gruplar diye tabir ettiğiniz kitle her gün Çin Konsolosluğu önünde teşekkür mitingleri düzenlese bile Çin yönetiminin Uygur Türklerine bakış açısı değişmeyecektir. Uygur Türkleri yüzyılın şahit olduğu en büyük "Devlet terörünün kurbanları"dır. Çin zulmü hakkında malumat edinmek isteseniz size, birinci elden Doğu Türkistan muhacirlerini dinlemenizi tavsiye ederim.
Ve... unutmadan;
Mazlum Doğu Türkistan davasına destek amacıyla düzenlediğimiz tel'in mitingleri için kullanılan "Bölücü tahrik", "marjinal grupların tutumu" gibi ifadeleri şiddetle reddediyoruz. Demokratik tepkimizi, milliyetçi tavrımızı, kanunlar dairesinde ortaya koyduğumuz gösterilerimiz, yürüyüşlerimiz, Türk milliyetçileri olarak iftiharımızdır.
Yaşasın Doğu Türkistan'ın İstiklâl mücadelesi.
(15 Haziran 1998  B.Kurultay)

KUTATGU BILIG VE KÜLTÜR TARİHİMİZDEKİ YERİ
Doğu Türkistan, Türk Dili ve Edebiyatının en önemli eserlerinin kaynağıdır. Kutadgu Bilig, 1069 yılında Kaşgar'da yazılmış ve o zamanki Karahanlı hükümdarına sunulmuştur.
Tekrar yayın hayatına başlayan haftalık Türkeli'de birkaç haftadır yayınlanan "Kutatgu Bilig ve Kültür Tarihimizdeki Yeri" başlıklı yazı dizisi Prof.Dr. İbrahim Kafesoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Takip edilmesi mutlaka gerekli bu yazıdan dolayı Türkeli'ye teşekkür eder hoş geldin diyoruz.

DOĞU TÜRKİSTAN
Türk Dil Kurumu Başkanı Sayın Prof.Dr. Ahmet Bircan Ercilasun beyin "Dil Üzerine" köşe yazısında Doğu Türkistan'ı her yönü ile çok güzel anlatmış ve son sözlerini şöyle bitirmiş.
Türk Dünyası'nın bu önemli ve medeni bölgesi, bugün maalesef Çin tutsağıdır ve çok zor durumundadır. Mehmet Emin Buğraların Osman Batur'ların, İsa Yusuf Alptekin'lerin 1944'te kurduğu son bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti, 1949'da Kızıl Çinliler tarafından kanla boğulmuştur.
O tarihten bu yana Doğu Türkistan'a Çinli yerleştirilmektedir; bugün neredeyse nüfusun yarısını
 
Çinliler oluşturmaktadır. Ancak her şeye rağmen Doğu Türkistanlıların istiklâl ateşini yanık tutmakta, sık sık ayaklanarak kendilerini ispat etmektedirler. Son hadiselerde Doğu Türkistanlıların istiklâl şuurunun ne kadar canlı olduğunu göstermiştir. Bütün dünyada hürriyet ve istiklal rüzgârlarının estiği günümüzde, Çin'in kölelik temelleri üzerine kurduğu imparatorluğunu daha fazla devam ettirmesi mümkün değildir. (22 Haziran 1998 Türkeli)

DOĞU TÜRKİSTAN'DA YİNE DEPREM
Doğu Türkistan'ın kuzeyinde orta şiddetle bir deprem oldu. Çin'in kendi haber ajansı Sinhau'dan alınan habere göre Aksu'da Türkiye saati ile 09.40'da meydana gelen deprem Richter ölçeğine göre 5.2 şiddetinde oldu. Ölen ya da yaralanan olmadı. Geçen yılda depremde de 40 Doğu Türkistanlı ölmüştü. Kominist Çin hükümetinin 1964'ten beri Doğu Türkistan'ın Lop Nor bölgesindeki nükleer denemelerinin bir sonucu olduğunu bir kez daha hatırlatırız.

ABD'NİN DIŞ POLİTİKASI SORGULANIRKEN
Sayın Hasan Mesut Hazar Washington Mektubu köşesinden "Başkan Clintonun Çin Gezisi", "Amerika Nereye", Çin'e Herkes, Herkese Clinton karşı başlıkları ile devam eden yazısının son bölümünü şöyle bitiriyor.
Şimdi, "Pekiyi, Başkan Clinton Çin'de Doğu Türkistan'daki vahşeti gündeme getirecek mi?" şeklinde düşünenler olabilir. Buna cevap vermek ise çok kolay! Doğu Türkistan, Türkiye'nin ne kadar meselesi ki Başkan Clinton bunu gündeme alsın... Geçin, efendim; geçin...
Yaşasın insan hakları! Varolsun kanlı salyalı demokrasi şampiyonları! Ambargolara (!) ve çifte standartlara devam; kan içici zalimlere selam...
(26 Haziran 1998 Türkiye)

HAZAR'DA ŞİİR ZİYAFETİ
Sivrice Belediyesi ve Sivrice kaymakamlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen "IV. Uluslararası Hazar Şiir ve Müziki Akşamları " etkinlikleri 50'ye yakın Şairin katılmaları ile yapıldı.
Bu yılki şiir akşamına Azerbaycan, Makedonya, Doğu Türkistan ve Kuzey Kafkasya'dan şairlerin katılması ile bu düzenleme ulusal bir boyut kazandı.

Doğu Türkistan davasını her fırsatta dile getiren ve Elazığ valisi Sayın Lütfullah Bilgin "Bir milletin ayakta durabilmesinin kültürüne bağlı kalması ile mümkün olacağını" belirterek sözlerine devam etti.
Elazığ temsilcimiz Hidayetullah Göktürk'ün annesi ve Doğu Türkistanlı şair Nurala Göktürk Elazığ valisi Lütfullah Bilgen'e Doğu Türkistan Bayrağı, Gökbayrak ve Doppa hediye ederek, Türkiyemizin Doğu Türkistan davasına sahip çıkmasını beklediklerini söyledi. (Gökbayrak Elazığ Temsilciliği)

  • 964 defa okundu.