Gökbayrak Araştırma Birimi

ABD, ÇİN FÜZESİ TEHDİDİNDE
Nisan ayının sonunda, önce ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın Çin'i ziyaretinden önce CIA'nın, Pekin'in "ABD'ye hedefli" uzun menzilli nükleer füzelerinin bulunduğu yolunda bir raporu ortaya çıktı. Basına yansıyan "çok gizli" CIA istihbarat raporuna göre, 13 adet CSS4 tipi ve menzili 8 bin mili aşan Çin füzesi ABD'ye yönelik olarak konuşlandırılmış durumda...
Çin'in elinde 18 adet CSS4 tipi füze bulunduğu da ifade edildi.
Beyaz saray yetkilileri, Çin'in nükleer savaş başlıklarını depolarda tuttuğunu ifade ettiler. Uzmanlar da, Pekin bir nükleer başlığı yerleştirinceye kadar, ABD'nin füzelere koordinat verebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirttiler. Ayrıca ABD'nin ise 6 binden fazla kıtalar arası nükleer başlığı bulunuyor. ABD Başkanı Bill Clinton'ın Çin gezisine bir ay kala CIA'nın ortaya çıkardığı bu durum daha önceleri de biliniyordu. Her ne kadar bir birlerine yakınlaşmaya çalışsalar da birbirlerine karşı tehdit olduklarını gayet iyi biliyorlar.
(3 Mayıs 1998)

ÇİN'DE DEMOKRASİ YÜRÜYÜŞÜ
Çin'de 1989 yılında yapılan demokrasi taraftarı gösteri sırasında çıkan olaylarda tutuklanarak hapse atılan 3 binden fazla kişinin hala hapiste olduğu bildirildi. Göstericiler 1989 yılında Pekin Tiananmen meydanında toplanarak ülkede demokrasi yürüyüşü yapmışlardı. 9. yıldönümünde Çin polisi bir kişi ile bazı yabancı gazetecileri gözaltına aldı.

KUNDUN FİLMİNE ÖDÜL

Tibetli budistlerin lideri Dalay Lama'nın çocukluğunu konu alan ve senaryosunu Melissa Mathison'm yazdığı yönetmenliğini Martin Scorcese'in yaptığı "Kundun" adlı film, "Gerçeğin Işığı" ödülüne layık görüldü. New York'da düzenlenen ödül törenine katılan Dalay Lama, ülkesinde geçiş dönemi yaşadığını, gelecek yılların kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. Lama "bir yandan, tamamen ortadan kaldırılma tehlikesi ile karşı karşıyayız, diğer yandan büyük bir değişim ümidi besliyoruz" dedi.

Şimdi, Doğu Türkistan'la aynı akıbete uğrayan Tibet'i bütün Hıristiyan ve Budist alemi ellerinden geldiği kadar desteklerken İslam alemi ne yapıyor? Üç dört gün önce ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright Çin Başkanı Jiang Zemin'i kızdırma pahasına Tibet'i gündeme getirmiştir.

Tibet konusunda yumuşamalarını isteyen Albrightın ardından Zemin konuşmasında 15 dakika Çin tarihinden bahsederek Tibet konusuna hiç değinmedi.  Bakalım bir ay sonra Çin'i ziyaret edecek olan Clinton insan haklarından dolayısıyla Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan konularına değinecek mi şimdiden merak konusu durumundadır. Tibet'ten daha fazla işkence ve zulümlere maruz kalan Doğu Türkistan'daki insan haklarına İslam alemi ne kadar sahip çıkıyor? Tibet'i bütün Hıristiyan ve Budist alemi bu denli hükümetler nezdinde desteklerken bir kez daha Doğu Türkistan'ın durumunu gözler önüne seriyor. Ama bizim davamızda ümitsizliğe yer yok. Tarih boyunca Çin'e boyun eğmeyen büyük Türk milleti gelecekte yine kendi azimi, kararlılığı ve inancı ile elbet birgün tarih içindeki yerini alacaktır. (4 Mayıs 1998)

ÇİN'DE KOMŞU ÜLKELERE TEHDİT
Çin'in Hindistan'ın savunma faaliyetlerini gözetlemek için Myanmarın Coco adalarında gelişmiş elektronik gözlem üssü ve Hindistan sınırlarını vurabilecek kapasitedeki süpersonik uçaklar için Tibet'te havaalanları inşa ettiği yolundaki açıklamalar Hindistan tarafından açıklandı.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zhu Rangzan her ne kadar bunu yalanlar açıklamalar yapsa da pek inandırıcı gelmiyor. Çünkü Doğu Türkistan'ın, Tibet'in, İç Moğolistan'ın şu anki durumlarını bilenler Hindistan'ın endişelerinde hiç de haksız olmadığını açıkça ortaya koyacaktır. Çin'in 2000 yılından hemen sonra Tayvan'ı kendi sınırlarına katacaklarını söylemesi de bir örnektir. Haritaya baktığımızda sömürmekte olduğu ülkelerin hepsi de komşularıdır. Buradan bizim Türk Cumhuriyetlerimizdeki Devlet Başkanlarına da duyurulur. Çin emperyalizminin belki devletler seviyesinde farkına varamamışlarsa Hindistan'ın bu açıklama ve endişelerinden halk olarak kaygı duymalarını bir kez daha hatırlatırız. 
(7 Mayıs 1998)

ÇİN İŞKENCESİ
Yıllardır Doğu Türkistan'da uygulanmakta olan işkenceleri dünya kamuoyu görmezlikten geliyordu. Kanada televizyon muhabirinin bir zanlının nasıl sorgulandığını gösteren gizli kamera ile çektiği görüntüler bütün dünyada yankı uyandırdı.
Şanghay'da bir zanlıyı gözaltına alarak Lu Wan Karakoluna getiren polisler, ellerini Karakolun parmaklıklarına kelepçelediler. Zanlıyı bayılana kadar döven Çinli polisler, suçu ispat edilemeyen kişiyi daha sonra hücreye attılar.
Kendi insanına (Çinli) böyle işkence yapan Çin'in Müslüman Türk'e neler yaptıklarını bir düşünmek gerekir. İnsan Haklarını Türkiye'de arayan sözde insan hakları savunucuları acaba bunlara hangi açıklamayı yapacaklar?   (20 Mayıs 1998)

DÜNYADA ÇİNLİ CASUS KORKUSU
Çin'in ABD'deki casuslarının, Beyaz saray, Amerikan kongresi ve Washington'daki düşünce kuruluşlarını hedeflediklerini bildirdi.

ABD Temsilciler Meclisi'nin Ekonomi Komitesi'nde konuyla ilişkin bilgi veren Amerikan Savunma İstihbarat Kuruluşu'nun (DIA) uzmanı Nicholas Eftimiades, Çin'in istihbarat yöntemlerini anlattı. Eftimiades, Çin'in ticaret ve istihbarat amaçları için rüşveti düzenli olarak kullandığını kaydetti.
Dünyada istihbaratı ile sayılı ülkeler arasındaki Amerika'nın Beyaz Saray, Amerika Kongresi, Washington'daki düşünce kuruluşlarına yönelik casusluk planları olan Çin'in dünyanın hangi ülkesine giremeyeceğini de ispatetmiştir.

Öte yandan Çin'e gitmek için hazırlanan Bill Clinton, ABD meclisi ve kendi partisi olan Demokrat Parti üyelerinin karşı çıkmalarına rağmen Çin'e gitmek için ısrarlı olması dönüşte başının ağrıyacağını gösteriyor.

Dergimizin önceki sayılarına da bu konuya yer vermiştik yeri gelmişken bir hatırlatma yapalım.
ABD Temsilciler Meclisi, Çin'e uydu teknolojisi satışlarını engelleyecek bir yasa tasarısını büyük çoğunlukla kabul etti.

Temsilciler Meclisi, Çin'e uydu teknolojisi satışına onay veren ABD Başkanı Bill Clinton'un da ulusal çıkarlara uygun davranmadığını bildirmişlerdir. Clinton'un verdiği bu onayı Meclis Başkanı Kongrede soruşturulmasını istiyor.

Çin Halk Kurtuluşu Ordusundan bir yarbay Kasım 96 seçim kampanyası sırasında ABD'deki Demokratik Partiye (Bill Clinton'un Partisi) verilmesi için halen tutuklu bulunan John Chung'a para vermişti.

Chung, Çinli yarbay Liu Chaodan aldığı 10 bin doları Demokrat Partiye vermişti. Clinton yönetimi, Çin'e uydu satışını Demokrat Parti'nin bağışı almasından sonra onaylamıştı. Ancak, parti parayı daha sonra iade etti. 
(22 Mayıs 1998)
 
NÜKLEER ÇILGINLIK
Nükleer denemelerin faturasını, 1964 yılından bu yana Komünist Çin'in Doğu Türkistan'ın Lapnor bölgesinde 43 deneme ile orada yaşayan 35 milyon Müslüman Türk'e ödettiğini bütün dünya biliyor.
Dünyanın 1.2 milyar nüfusu ile en kalabalık ülkesi olan Çin'den sonra yine Asya da bulunan 967 milyon nüfuslu dünyanın ikinci kalabalık ülkesi Hindistan'ın, 11- 13 Mayıs 1998 günlerinde yaptığı 5 nükleer denemeyi takiben 26 - 30 Mayıs 1998 günlerinde aynı bölgede yer alan 132 milyon nüfusu ile Çin, Hindistan, ABD, Endonezya, Brezilya ve Rusya’dan sonra dünyanın 7. kalabalık ülkesini oluşturan Pakistan'ın da yaptığı yedi nükleer deneme ile, öncelikle Çin'e daha sonra Hindistan'a meydan okuduğunu gördük. 

Daha önce de "Çin'den komşu ülkelere tehdit" başlığında anlatmaya çalıştığımız gibi son yıllarda Çin'in askeri niyetlerinden korkmaya başlayan Hindistan'ın savunma Bakanı George Fernandez açıkça Çin'i suçlayarak Çin'in Pakistan'a nükleer ve balistik füze teknolojisi sağladığını söyleyen bakan Hindistan'ı askeri çevreleme ile tehdit ettiğini vurguladı.
 
Müslümanlığı ile övünen Pakistan'ın Kominist Çin ile böylesine dirsek temasında bulunup flört'te bulunmasının ispatı işte; Geçen yıl Mayıs ayında Çin zulmünden kaçan 13 Doğu Türkistanlı genç Gilgit sınırından kaçarak Pakistan'a sığınmıştı.

Pakistan hükümetinin emri ile askerler tarafından Çin'e iade edilmesinden sonra 12 genç enselerine kurşun sıkılarak ödem edilmiştir. İsimleri aşağıdadır;

Abdullah, Abdulreşit, Abdulsamet, Muhammed Ali, Muhammed Kerim, Mahmud, Abulkasım, Abdurrahim, Muhammed Yasin, Muhammed Turdi, Nur Ali Abdullah, Abdulselam, ismi öğrenilemedi. "Türk'ün Türk'ten başka dostu yok" sözünü doğrularcasına Pakistan hükümetinin bu yaptığını tarih birgün soracaktır.

Bu yaptıklarının ne İslam'da ne de insanlık vicdanında yeri yoktur. Şehitlerimizi burdan bir kez daha rahmetle anıyoruz. Pakistan'da öğrenim gören 155 öğrencinin de Çin hükümetine teslim edilmesi için resmi girişimde bulunduğu haberlerini aldık. 
(15 Haziran 1998)

  • 740 defa okundu.