Dr. Lokman Uzel
Dil-Kültür Uzmanı
 
Bu arada Cenevre'de toplanan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Kurulu, çoğunluk kararı ile Han Çini'ni insan haklarına uymadığı için kınamıştır. Buna karşılık da Han Çini Hükümeti, Han Çini'ne gelecek olan Hollanda Ekonomi bakanı ve 40 kişilik iş adamları heyetini kabul etmemiş, ayrıca Han Çini Dış İşleri Bakanının Hollanda gezisini de iptal etmiştir. Han Çini Danimarka Hükümeti'ne karşı da aynı kararları alacaklarını belirtmiştir.

Bütün bu gelişmelerden şu sonuç çıkmaktadır; Avrupa Birliği ülkeleri, Avrupa Birliği anlaşmalarına, çıkarları ölçüsünde bağlı kalmaktadırlar. Avrupa Devletleri'nin çıkarlarını takip için Avrupa Birliği'ne ihtiyaçlarının olduğu çok açık ortadadır. Bu gün Fransa, çıkarlarına uyduğu için Avrupa Birliği'nden ayrı bir biçimde Han Çini ile ilişkilerine yön vermektedir. Ağızlarına doladıkları insan hakları ilkeleri ise şimdilik gündemin dışındadır. Yarında bir başka Avrupa ülkesi, çıkarları gerektiği için, Han Çini'ni ya da Rusya'yı savunabilir. Bunlar gerçekçi aydınların bilebilecekleri sıradan gelişmelerdir. Önemli olan ise, bizim içimizdeki pek çok Avrupalılaşmış ya da kendini Avrupa'yı tanıdığını zannedenlerin bu tutarsızlıkları görebilmeleridir.

Eğer öyle olmasaydı yani ABD, AB, (Avrupa Birliği) hem de Japonya daha tutarlı siyaset izleyebilselerdi. Bu gün Han Çini'nin hareket sahası daralacak, izlediği katı tutumu bir an önce değiştirebilecekti. Bu son gelişmelerle elbette Han Çini kendi dertlerine çare bulabilmiş değil, ancak zaman kazanabilin iştir.

UYGUR TÜRKLERİ:
Han Çini'nin Batı sınırındaki Uygureli'nde(Doğu Türkistan) bağımsızlık mücadelesi veren kuruluşların Almatı'daki temsilcilikleri ve haber merkezlerinin dünya basınına yaptıkları açıklamalardan edindiğim bilgiler; Han Çini'nin Batısı'ndaki UYGURELİNDE, Han Çinlileri ile Uygur Türkleri arasındaki çatışmalar devam ediyor. Uygurlar mücadelelerine ferdi eylemleri de eklediler. (NRC, Handelsblad, 08 Mart 1997)
Artık Uygurlarla Han Çinlileri'nin bir arada yaşayamayacakları, olaylarda yönlendirme gücü olan Uygurlarca ortaya atılmaya başlandı. Olay sadece siyasi değildi, bunun sebeplerini İmam ABDUL ABDUŞAKİR şöyle dile getirmektedir. Uygurlar en az para kazanan, en kötü işlerde çalışan, ülke yönetiminde hiç bir görev almayan, hiç güvencesi olmayan kesimdir. Öte yandan bölgede yaşayan Uygurlar hızla Çinlileştirilmektedirler. Bu hızla giderse kısa zaman sonra Uygur halkı yok olmakla karşı karşıya kalacaktır. 1949'da Uygureli'nde %15 Han Çinlisi var iken, bu gün bu sayı %38 çıkmıştır.
"Geçmişte ise Uygur hanımlar zorla Han Çinlilerle evlendiriliyor, kalabalıklar halinde Uygurlar kısırlaştırılıyorlardı. Ama bu gün Han Çinlileri Uygurları daha kısa yollardan Çinlileştirmek istemektedir. Aslında olaylar pek yeni değildir. Ancak geçmişteki direnişimiz başka bir şekillerde olmuştu. Uygureli son iki yüzyıldır olayların olduğu bir bölgedir."

ABDURAF MAKSUM İBRAGİMA;
1940 yılında kurulmuş olan Doğu Türkeli -Türkistan devletinin kuruluşunda bile oyuna gelindiğini söylüyor. Çünkü Stalin önce destek vermişti. Sonra Stalin'in oyunuyla yıkıldı. 1944 yılında 12 Uygur'un yönetiminde kurulmuş olan devlet, Han Çini'nin Ordusunca 1949 yılında otarlanmıştır/işgal edilmiştir. O zamanın Doğu Türkeli/Türkistan Devleti Genel Sekreteri, yaşamakta olan tek kurucu ABDURAF MAKSUM İBRAHIMA, o zaman Moskova'nın bir oyununa uğrandığını ortaya atıyor. Stalin'in önce devletin kuruluşuna yardım ettiğini sonrada elimizin (yurdumuzun) işgalini düşündüğünü ama bu arada Çin'i baş belası olacak eylemci güçlerden kurtardığını ileri sürüyor. "Ayrıca Stalin'in kendimin (A.Maksum Ibrahima) dışında kalan 11 Doğu Türkistan/Türkeli devleti kurucusunun öldürülmesinden sorumludur. Çünkü o zaman, Moskova'ya gitmekte ve içinde 11 (Türkistan)/Türkeli yöneticisini taşıyan uçağın düştüğü açıklanmıştı, aslında uçak düşmemiş içindeki 11 Doğu Türkeli yöneticisi uçak havaalanına indikten sonra Stalin'in emriyle sivil polislerce tutuklanmışlar, daha sonra da işkence ile öldürülmüşlerdir."
Aynı şekilde Han Çini'nden Kazakeli'ne kaçıp gelip yerleşmiş Uygurlar'da Çin Hak Cumhuriyeti'nin Uygurlarla ilgili siyasetlerini Ruslardan öğrendiklerini söylüyorlar. Bununla ilgili şöyle bir hikaye anlatıyorlar.
Stalin Mao'ya Moskova'da karşılaştıklarında bir örnek vererek Mao'ya bağımsızlık yanlısı Uygur Türkleri ile nasıl uğraşması gerektiğini şöyle açıklıyor. ALİ(YEV) ABBAS: Stalin Mao'nun eline yaşayan ve tutulması çok zor olan bir kuşu verir. Ancak Mao kuşu tutmakta çok zorluk çeker, bu defa Stalin kuşun kanatlarındaki tüyleri kesip Mao'ya verir ve Mao kanat tüyleri yolunmuş kuşu hiç zorluk çekmeden tutar. Bu olayla Stalin Han Çini yönetiminin Uygur Türkleri'ne karşı nasıl uğraşacağını anlatmıştır.


  • 820 defa okundu.