Yrd. Doç. Dr. Erkin EMET

Ünlü şair, dilbilimci ve edebi çevirmen İmin TURSUN 9 Ekim 1925 tarihinde Doğu Türistan'ın Ürümçi şehrinde bir esnaf ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz altı yaşındayken mahallesindeki dini okula gönderilen İmin Tursun burada Arap ve Fars dillerini öğrendi. Küçük yaşta Nevâi, Kul Hocaahmet gibi şairlerin şiirleriyle tanıştı. 1935 yılında Ürümçi'de bir fenni okul olan Niyaziye Okulu'nda okumaya başladı. 1938 yılında burayı başarıyla bitirdi. Bu dönemde Rus ve Çin okullarına giderek Çince ve Rusça öğrendi. 1938 yılında Ürümçi I. Gimnaziye okulunu kazandı ve bu dönemde şiir yazmaya başladı.

İmin TURSUN 1941 yılında eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra, öğretmen olarak çalışmaya başladı. 1950 yılına kadar ilkokullarda ve pedagoji enstitülerinde öğretmen olarak çalıştı. 1940'lar şairin yaratıcılık hayatında önemli bir yer tutar. Bu dönemde çeşitli konularda pek çok lirik eser yazdı. Şairlik hayatında hızla yükselmekte olan şair Çin Guomindang hükümeti tarafından hapse atıldı ve büyük işkenceler gördü. Böylece kimin gerçek dost, kimin düşman olduğunu anladı.
1947-1948 yıllarında DEVRANİ edebi mahlasıyla pek çok şiir yazıp duygularını dile getirdi. Şair bu dönemde "Gülüm" "Ürümçige İkkinçi Mektüb (Ürümçi'ye İkinci Mektup)", "Ketmeydu (Gitmeyecek)", "Men (Ben)", "Derdim ve Dermanim" gibi önemli şiirler yazdı.

İmin Tursun 1957 yılı Temmuz ayında yazdığı Çimennegül adlı kısa lirik şiiriyle ün yaptı. Bu şiir 1950'lerde yazılmış olan en iyi şiirlerden biridir. Bu şiir kısaca insanlarını yetiştiren ana vatanı ve o toprakları koruyanları, uğrunda ölenleri konu alan bir methiyedir.

Şair İmin TURSUN'un şiir yazması uzun yıllar boyunca aşırı sol siyasetin etkisiyle yasaklandı. O da bu yıllar içinde bilimsel araştırma ve tarcümanlıkla meşgul oldu. Uygur Klasik Edebiyatının önemli eserlerinden biri olan "ZELİLİ DİVANİ"ni neşre hazırladı. Bunun dışında, ÇİNCE-UYGURCA SÖZLÜK hazırlayıp, Çin klasiklerinden KİZİL RAVAKTİKİ ÇÜŞ (Kırmızı Revaktaki Düş), BATIYA SEYAHAT gibi romanları Uygur Türkçesine tercüme etti. Yine, Kaşgarlı Mahmut'un DİVAN-Ü LUGAT-İT TÜRK adlı eserinin YeniUygur Türkçesine tercüme çalışmalarına katıldı.

1978 yılında Çin'de uygulamaya konulan açıklık politikasının etkisiyle, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen, büyük bir yükselme kaydetti. Sırasıyla KELDİ NORUZ KÜLDİ GÜNCE (Geldi Nevruz, Güldü Gonca), KİZİLGÜL (Kırmızı Gül), MEN TESEDDUK, ECEB OBDAN ZAMAN KELDİ
(Ne Kadar Güzel Bir Dönem Geldi), BULBUL BİLEN TUTİ (Bülbül ile Papağan), TAP YOLUNGNİ EY YİGİT(Bul Yolunu Ey Yiğit), RONAK TAPGİN EY RENA KİZ (Başarılar Güzel Kız) gibi pek çok şiir ve masal yazdı. Son yıllarda şairin HEVES adlı şiir derlemesi, SEPER SEZGÜLERİ (Sefer İzlenimleri) adlı şiir, nesir ve tiyatro eserlerinden oluşan derlemesi, TARİMDİN TAMÇİ (Tarım'dan Damla) gibi dil, tercüme ve edebiyat tarihiyle ilgili makalelerden oluşan kitabı yayımlandı.

Şair, Çin Halk Cumhuriyeti Yazarlar Cemiyeti'nin üyesi, Çin-Orta Asya Kültür Araştırmaları Cemiyeti ve Doğu Türkistan Tarih Araştırmaları Cemiyeti'nin delege üyesi ve Çin Eski Yazı Araştırmaları Cemiyeti'nin fahri üyesidir. Şair, Doğu Türkistan'da TARİM dergisinin yayımlanmaya başlanmasından itibaren bu derginin yürütme kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır.

KELDİ NORUZ KÜLDİ GUNÇE


Kök kehtide tan çolpini tugdi-parlidi.
Kün leşkiri mevcudatni tündin ayridi;
Yil baharni töt pesilge reis saylidi.
Tebietke hayat suyi keldi yamridi.
Keldi noruz, küldi gunçe könül yayridi.
Gül işkida hendan urub bulbul sayridi.


Koydi kedem kün hemelle karni pui puşlap
Kök muz erip ketti egiz rezgini başlap;
Kiydi zemin yeni iğin cendini taşlap
Sehiy bolsa bahar rizki kelür kuş kuşlap
Keldi noruz, küldi, gunçe, köhül yayridi
Gül işkida hendan urup bulbul sayridi


Kakşal giyah aram ayda yandi esirge
Hoşal köklem çimen tolgay körki hösnige;
Cimi candar yüzlinip çog köklem peslige
Yaşargay can yetip dilber canan veslige
Keldi noruz küldi gunçe könül yayridi.
Gül işkida hendan urup bulbul sayridi.


Pelek cerhi buraldi, gül-çimenge bakti,
Kel ip noruz cut çillinin zencinin çakti
Kakçirigan can tomurda yeni kan akti.
Visal eylep noruz mehri gunçige yakti
Keldi noruz küldi gunçe könül yayridi.
Gül işkida hendan urup bulbul sayridi.


Dedi gunçe: Nev baharim-dil humarimsen
Şu alemde men yaratkan ezizyarimsen
Dedi noruz: boynimdiki til tumarimsen.
Canim pida erkin üçün, çünki arimsen.
Keldi noruz, küldi gunçe, könül yayridi.
Gül işkida hendan urup bulbul sayridi.


Dedi noruz : Künüm ötmes sensiz aşnisiz.
Gunçe yüzünni körmisem, yüzüm renasiz.
Dedi gunçe : noruz kelmey hayat menisiz
Cenim sende, bolmisan ger canim panahsiz.
Keldi noruz, küldi gunçe, köhül yayridi.
Gül işkida hendan urup bulbul sayridi.


Güzel ismin rastyezilgan noruz etimga
Mehru işkifi cifi ornigan yürek katimga
Turku hulkuhecep yakkan eklu ditimga
Mehgü öçmes ot tutaşkan cismu zatimga.
Keldi noruz, küldi gunçe, könül yayridi.
Gül işkida hendan urup bulbul sayridi.


Noruz okup keldi nahşa "hay hay ölen" vay
Gunçe otkaştek yasan di tan kaldi kün-ay
Çaldi zaman şadiyanga nagra hem sunay
Çüşti barçe hor bermige tutuşup kent çay.
Keldi noruz, küldi gunçe, köhül yayridi.
Gül işkida hendan urup bulbul sayridi.


GELD
İ NEVRUZ GÜLDÜ GONCA

Göğün derinliklerinde çoban yıldızı doğdu, parladı.
Güneşin askerleri varlıkları geceden kurtardı.
Yıl, baharı dört mevsime başkan seçti.
Tabiata hayat suyu geldi, her yeri su bastı.
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı.
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.


Geldi güneş mart ayında kara "kışt kışt" diyerek
Mavi buzlar eridi, aktı sular pisliği önüne katarak
Giydi toprak yeni elbisesini yırtık pırtıklarını atarak
Eli açık olunduğunda, gelir baharın rızkı kat kat.
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı.
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.


Kuru bitkiler bu aylarda döndü aslına.
Sevinçli bitkiler, tüm tabiat sevinçle bürünecektir yeşile
Tüm canlılar yönelip kor gibi bahar faslına
Gençleşecektir can ulaşınca dilber cananın vaslına
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.


Felek çarkı döndü, güllere, çimenlere baktı.
Gelip nevruz, soğuk kırağının zincirini kırdı.
Özlemle yanan can damarında taze kan aktı.
Kavuşunca, Nevruz'un şefkati goncaya hoş geldi
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.


Dedi gonca: İlkbaharım, sen gönülden sevdiğimsin.
Bu alemde yarattığım aziz sevgilimsin
Dedi Nevruz: Boynumdaki muskamsın
Canım fedadır hürlüğün için, çünkü *namusumsun.
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.

Dedi Nevruz : Günüm geçmez sensiz, sevgilisiz.
Gonca yüzünü görmezsem, yüzüm solgun olur renadan mahrum gibi.
Dedi gonca : Nevruz gelmediğinde hayat anlamsız
Canım sende, eğer sen olmazsan canım sığınaksız
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.


Güzel ismin doğru yazılmış benim Nevruz adıma
Şefkatin ve aşkın samimce yerleşmiş yürek katıma.
Huyun suyun pek hoş geldi bana
Ebediyen sönmez ateş tutuştu bedenimde
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.


Nevruz söyleyerek geldi "hay hay ölen"1 vay
Gonca Otkaş2 gibi süslendi, şaşkınlaştı güneş ile ay
*Çaldı zaman "şadiyan3" şarkısını nağra4 ve sunay5 ile
Başladı herkes eşlik etmeye bu melodiye ellerindeki şekerli çayla
Geldi nevruz, güldü gonca, gönüller açıldı
Gülün aşkıyla bülbül neşeyle öttü.


Ürümçi  1979

l-"hay hay ölen": Uygurlarn Nevruz kutlamalarında söyledikleri bir şark    2-Oktaş: Güzellik sembolü peri  3-Şadiyan: Çok hareketli bir müzik 4-Nağra: Bir müzik aleti 5-Sunay: Bir müzik aleti.


  • 763 defa okundu.