DOĞU TÜRKİSTAN MÜCAHİDİNİ KAYBETTİ

Doğu Türkistan davasının önderi İsa Yusuf Alptekin'in dava arkadaşı İsmail Abdülkerim Hüdaverdi 78 yaşında vefat etti. 1949 yılında Doğu Türkistan'ın işgaliyle birlikte ülkeleri terk etmek zorunda kalan İsmail Abdülkerim Hüdaverdi, o tarihten bu yana Türkiye'de ikamet ediyordu.

Bir süredir böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi gören Hüdaverdi perşembe günü Şehremini Odabaşı Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Topkapı'daki Turgutlu aile kabristanlığına defnedildi.

 

DOĞU TÜRKİSTAN'IN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ

Doğu Türkistan, 49 yıldır Kızıl Çin işgal ve istilası altındaki tek esir Müslüman Türk ülkesidir. Türkiye, Doğu Türkistan'da yaşama mücadelesi veren 40 milyon Müslüman Türk üzerinde uygulanan ve belgelenen soykırım politikasına karşı gereken alaka ve hassasiyeti göstermek zorundadır. Bu, şahsiyetli ve milli bir politikanın da gereğidir. Türkiye, istese de istemese de bunu yapmak zorundadır.

Çin, zulüm ve baskıcı politikasını terk etmeli ve bir milletin insan haklarından istifade etme isteğini silah gücüyle engelleyemeyeceğini artık idrak etmelidir. Filistin, Afganistan, Çeçenis-tan bunun son örnekleridir. Doğu Türkistan'da "Yatıp ölgünce, atıp öl" diye bir atasözü vardır. Doğu Türkistan Türkleri bugün, sessizce tarih sahnesinden silinerek yok olma yerine insanca, hür ve bağımsız yaşama hakkını elde edebilmek için şehit olmayı göze almıştır. (M.Necati ÖZFATURA Türkiye 3 Mart 1998)

 

DOĞU TÜRKİSTAN'DA TARİHİ DİRENİŞ

Yeni Mesaj gazetesinin Doğu Türkistan Dosyası başlığı ile üç gün yarımşar sayfa yazılarak yayınlanan yazı dizisini Ufak KAYNAR bey hazırladı. Bu dizide Müslüman Doğu Türkistanlıların senelerdir Çin emperyalizmine karşı verdikleri mücadeleyi bunun karşısında İslam dünyasının şaşırtıcı ilgisizliği ve suskunluğunu dile getiren çok güzel bir yazı bazı alıntılarla sizlere sunuyoruz, kendilerine de böylesine güzel hazırlanmış yazılarından dolayı teşekkür ederiz.

Zulüm Devam Ediyor

Çinlilerin "Gerçek Çin Metodu" diye söz ettikleri 124 işkence çeşidini örneklerle şu şekilde sıralamak mümkün.

          1997 Şubat ayında Gulca şehrinde gözaltına alınan Müslüman 50 genç hapishane avlusunda çırılçıplak soyularak, karlar üzerinde saatlerce bekletildi. Bu da yetmiyormuş gibi tazyikli su sıkılarak elektrik verildi. Elleri ve ayakları kangren olan Müslüman gençler ameliyata alınarak Çinli tıp öğrencilerine canlı kadavra olarak kullanıldı.

          Urumçi şehrinde, komünist Çin hükümeti aleyhinde, dini propaganda yaptıkları gerekçesi ile tutuklanan 11 ila 25 yaş arasındaki gençler, askerlerin kafalarına sıktıkları kurşunlarla şehit edildiler. Vücutlarından kalp, kornea ve böbrekleri ise Çinli hastalara nakil yapılmak üzere alındı,

         Maddi çıkar elde etmek amacıyla dini propagandalar yaptıkları öne sürülen yüzlerce Müslüman alim, yazar ve direnişçi mücahit aileleri ile birlikte gözaltına alınarak, Türkistan'ın doğusunda kalan "Lop Nor Gölü" yakınlarındaki çöllerde Kızıl Çin ordusunun yaptığı nükleer denemelerde denek olarak kullanıldı.

          Mücahit Ailesine mensup kızlar köy meydanlarında Çin'li askerlerin ahlak dışı tecavüzlerine maruz kalırken bütün dünya yine sustu. Tırnakların arasına çivi çakılan

genç kızların cinsel uzuvlarına da domuz kılı sokularak, hamile kadınların karnına çıkılıp tepinildi.

          Yüzlerce insan yere yatırılıp üzerlerinden kamyonlar geçirilip öldürülmüştür. (Yar-kent şehri ile Yenihisar ilçesi arasında 7000 kişi bu şekilde öldürülmüştür.)

          Diri diri gömerek öldürmek; (Kaşgar'da bu şekilde 6000 kişi katledilmiştir.)

          Yaşlı ve sakat Müslümanları tedavi altında yanlış ilaçlar vererek zehirlemek, benzin ya da gaz döküp yakarak öldürmek ve daha yüzlercesi.

 

Çin Gizli Raporu

İşgalci Çin hükümetini1955 yılında "Sincang Uygur Özerk Bölgesi" ile ilgili verilen haklar

Kağıt üzerinde kalmış, yasama yargı ise komünist parti yöneticilerinin insafına bırakılmıştı. Uyguladığı asimilasyon ve toplu katliamları örtbas edip kendini dünyaya şirin göstermeye çalışan Çin, diğer cephede ekonomik yatırımlar yaparak güç kazandı. Büyük imparatorluk amacı doğrultusunda hareket eden Çinlilerin önündeki korkulacak tek engel Orta Asyanın çıkış kapısı, petrol diyarı Doğu Türkistan'dır. 1991 Körfez savaşı sırasında bir Çinli generalin sarf ettiği sözler ise düşündürücüydü. "Gelecekte Türkiye'ye komşu olacağız" şeklinde devam eden sözler, başlangıcı Doğu Türkistan'dan, İran ve Irak'ın içinde olduğu Türkiye hayali yatıyordu.

Pekin tarafından "Çin'in Kaliforniası" diye adlandırılan Doğu Türkistan yeraltı zenginlikleri bakımından birçok ülkeyi geride bırakabilecek potansiyele sahip.

Çin ve Sovyet Rusya'nın 1950'de imzaladığı "Çin-Sovyet Karma Şirketi" ile işgal topraklarında Petrol ve Doğalgaz arama çalışmaları başlamış, fakat bağımsızlık hareketleri, ulaşım sonucu bu çalışmaları sekteye uğramasında yeterli olmuştu. Resmi verilere göre Doğu Türkistan'daki petrol yatakları, sömürgeci Çin rezervlerinin yüzde seksenini oluşturuyor. Bunu çok iyi bilen Çin yönetimi bölgedeki baskı ve asimilasyon faaliyetlerini hızlandırarak 1980'li yılların başında dış dünyaya kapılarını açmış yatırım anlaşmalarını devreye sokmuştur. İlk etapta Shell, Atlantik, Exxon gibi petrol şirketleriyle güneyindeki zengin petrol rezervlerinin çıkarılmasına yönelik anlaşmalar yürürlüğe sokuldu.

Jeolojik verilere göre Cungarya vadisinde yer alan Karamay ve Akbulak yataklarındaki petrol miktarı 100 milyar tondan fazla olduğu yönünde sonuçlar vardır.

"Wall Street" dergisinin 18 Şubat 1993 tarihli sayısında ise şu bilgiler veriliyor; petrol yatakları 410.790 km2 petrol rezervi 8.2 milyar tondur. Doğu Türkistan’daki doğal gaz rezervi toplamı ise 2,5 trilyon m3 olup, bu kaynaklar Suudi Arabistan'dan daha zengindir.

Bu zenginliklerin gerçek sahipleri Müslüman Doğu Türkistanlılar ise her türlü işkencelerle susturulmaya çalışılıyor, aylık geliri 10 doları geçmeyen Müslümanlar hastalıklı ve fakir bir hayat sürmekte, petrol kuyularında ise köle gibi çalışılmaktadır.

 

Dünya Müslümanları İlgisiz

Çeçenistan, Bosna ve Karabağ gibi Müslümanların katledildiği ülkelere verilen destek ve yardımlar, Doğu Türkistanlı Müslümanlara gösterilmiyor.

ALLAH (C.C.) yolunda, ezan sesinin susmaması için özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi veren Doğu Türkistan halkını üzen en önemli nokta İslam dünyasının şaşırtıcı ilgisizliği, himayesizliği ve suskunluğu olmuştur.

Milyonlarca askere sahip Kızıl Çin karşısında şehir ve köylerde örgütlenen mücahitler şu anda ellerindeki derme çatma silahlarla cihad ediyorlar.

Korkak Çin komandoları dağlarda tespit ettikleri Müslüman Gerillaların üzerine 3 binden az olmayan timlerle saldırmakta ve mücahit ailelerine akla hayale gelmeyen işkenceler uygulamakta.

İslami tebliğ yaptığı için Pakistan'a kaçan 13 Müslüman genç bu ülke tarafından Çin sınır devriyelerine teslim edilmiş, oracıkta kurşuna dizilerek şehit edilmişlerdir. Sınırlara yerleştirilen Çinli askerlerden oluşan katil birlikler, her fırsatta zevk için mazlum halka ateş açıp, onları hedef tahtası olarak kullanıyor.

Dünya Müslümanları bu vahşete seyirci kalmamalıdır. Yapacakları her türlü yardımlar Doğu Türkistan'ın bağımsızlık yolundaki engelleri tek tek yıkılmasına yardımcı olacaktır.

(2-3-4 Mart 1998 YENİ MESAJ)

 

DOĞU TÜRKİSTAN'DA DURUM

Doğu Türkistan'daki uygulamalar dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ediyor. Zaman zaman patlak veren protestolar şiddetle bastırılmakta birçok Türk asıllı kişi hayatını kaybetmektedir. Yerel makamlar tarafından terörist olarak gösterilip idam edilenlerin resim ve filmleri insanları dehşete düşürmektedir.

Çin devlet başkanının geçen sene ABD'yi ziyareti sırasında bütün açıklığı ile görüldü. Çin merkezi idaresi Doğu Türkistan'daki baskı ve şiddet hareketleri meselesine ciddiyetle eğilmeli ve önlemelidir, Ayrıca göç yoluyla "asimilasyon" politikası; baskıyı, şiddeti, çatışmayı getiren millet ve kültürleri silmeye yöneliktir. 21. asrın eşiğinde ve medeniyetin ulaştığı bugünkü seviyede bundan mutlaka, vazgeçilmelidir.

(Prof. Dr. Nevzat YALÇINITAŞ 6 Mart 1998 TÜRKİYE)

 

KADINLAR GÜNÜ BİZİM İÇİN ANLAMSIZ

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mehmet Emin BATUR, Doğu Türkistanlı kadınların hâlâ işkence altında olduğunu belirterek "Doğum kontrolü, Çinlilerle zorla evlendirme yoluyla asimile olan ve evlatlarını organ mafyasına kurban veren Doğu Türkistanlı kadın için kadınlar günü diye bir gün anlamsız olur.

Bugün bizim için her gün gibi sadece zulüm ve çile günüdür" dedi.

(Zaman, Büyük Kayseri, Kayseri Gündem, Yeni Kayseri, Kayseri Anadolu Haber, Türkiye, Ortadoğu, Hergün, Büyük Kurultay, Elif TV, Erciyes TV, Ba¬şak TV, Kay TV, 9 Mart 1998)

 

DOĞU TÜRKİSTAN NÜFUSU YOK EDİLİYOR

Tarık Zafer Tuna'ya Kültür Merkezi, Doğu Türkistan Göçmenler Demeği'nin düzenlediği "Doğu Türkistan’da Bebek Katliamı ve Kürtaj" paneline ev sahipliği etti.

Prof. Dr. Salih Tuğ'un yönettiği panele Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Dr, Nurgül Elbaşı ve 1995 Uluslararası AF örgütü İstanbul sözcüsü Özlem Dalkıran katıldı.

(9 Mart 1998 Milli Gazete)

 

DOĞU TÜRKİSTAN'I HATIRLAMAK

Bu vatan tekmil için bolgan feda yaşlar kanı?

Pul ü mal hem canını etken nisar baylar kanı

Tiğlerindin barklar aşkan mücahitler kanı?

Bar yokini sarfetken general ü gaziler kanı?

Kaldı mağlup ahi ahir kâr Türkistanımız.

 

Bu vatanın bütünlüğü için kendini feda edecek gençler hani?

Malını, mülkünü, hem canını saçacak zenginler hani?

Kılıçlarından şimşekler çakacak mücahitler hani?

Varını yoğunu sürfeden paşalar ve gaziler hani?

İşte sonunda yenik düştü Türkistanımız.

 

(Çin esaretindeki Doğu Türkistan için Taifte 1951 yılında kaleme alınmış bir nevi ağıt. mersiye.,.)

Esli Türkistan Türkün gayrini bigane kıl

Ata din kalgan mirasni evlat ile âbâd kıl

Bu vatan evlatları gaflettedir bidar kıl

Sonra hergiz tüşmüsün kulluk yaman agâh kıl

Kurusun düşman ayağı toprak-ı Türkistanımız.

 

Türkistan’da Türkten Başkasını yabancı bil!

Atadan kalan mirasını evlatlarınla şenlendir.

Bu vatanın gaflette olan evlatlarını uyandır!

Asla kul olma, kulluk yamandır;

Uyanık dur ki düşmanın ayağı Türkistan toprağından çekilsin.

 

Edebiyat sohbetleri köşesinde Sevinç Çokum hanımefendi 70'lerin sonlarına doğru İ.Yusuf Alptekin beyin vasıtasıyla Hamidullah Tarım beyden bizzat dinleyerek not aldığı şiirle süslediği güzel yazısını "ama biliyorum ki onların yaşadıkları acılar, hürriyet sevdaları dakikalara ya da kâğıtlara sığmayacak denli büyüktü, derindi" diyerek bitiriyor.

(Edebiyat sohbetleri, Sevinç Çokum 12 Mart 1998 Türkiye)

 

NEVRUZ KUTLAMALARINDA DOĞU TÜRKİSTAN

20 Mart 1998'de Erciyes Üniversitesinin düzenlemiş olduğu Nevruz kutlamalarına katılan Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği de Uygur yemekleri ile her zamanki yerlerini alarak birbirinden güzel yemekleri davetlilere ikram ettiler.

(21 Mart 1998 Yeni Kayseri, Zaman)

 

DOĞU TÜRKİSTAN'IN KURTULUŞU YAKIN

Orta Asya’da bağımsızlığını kazanamamış tek devlet olan Doğu Türkistan'ın kurtuluşunun yakın olduğunu söyleyen BBP Genel Başkan Yardımcısı Recep Kırış, "Dünya milletleri daha çok hürriyet noktasına gidiyor. Çin'in kendinden olmayan bir millet olan Doğu Türkistan'ı elinde tutması mümkün değildir. Doğu Türkistan için herkesin hazırlıklı olması gereklidir."

dedi.

Kırış, Doğu Türkistan ve Türk Cumhuriyetleri konusunda duyarlı politikalar izleyebilmek için Türk dış politikasının millileşmesi gerektiğini de söyledi. Kırış "Mustafa Kemal Atatürk yıllar öncesinden işaret etmesine rağmen Türkiye, dış politikada Türk dünyasına yönelik sağlıklı bir politika oluşturamamıştır.

Türk Cumhuriyetlerinin kurtuluşu Allah'ın bir lütfüdür. Bu konuda hazırlıksız yakalandık denebilir. Ancak hiç olmazsa Doğu Türkistan konusunda hazırlıksız yakalanmamak için politikalar üretmeliyiz. Türk milletinin her ferdi bu konuda üzerine düşeni yapmalıdır" dedi

 (22 Mart 1998 Zaman)

 

ZAMAN ZAMAN AYNI ŞEY

26.3.1998 tarihinde Türk televizyonları içinde sevilen sayılan kanal olan Samanyolu'nda saat 20.05'te Haber Kritik programına canlı yayınla katılan Türkiye Azerbaycan Dostluk Derneği Başkanı Tarihçi sayın Muzaffer Özdağ beyefendi Çin'in şovenistliğini anlatarak: "Çin sömürgeci korkak bir millettir. Türk tarihinin 2000 yılını inkar ediyor. Doğu Türkistan'ı Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğunu söylüyorlar. 1949'dan sonra Çin'e 34 milletin taşındığını söylüyorlar. Hun imparatorluğunu, Göktürkleri, Uygur Devletini inkar ediyorlar." diyerek devam ederken, Haber Kritik'in spikeri konuyu hemen değiştirerek "Türk Cumhuriyetleri özgür oldular 6 Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti ilişkilerini açılayabilir misiniz? diye sorarak konuyu değiştirmiştir.

Şimdi sormak gerekir o spikere zulüm altındaki 35 milyon Müslüman Türk halkının durumunu anlatan kaç program hazırladınız onlar bizim öz kardeşlerimiz değil mi böyle bir ilim adamının komünizmi anlatmasına neden müsade etmiyorsunuz,

Yoksa Çin'i küstürürüz diye mi endişe ediyorsunuz? Bu ikinci defadır devam eden aynı olaydır. Lütfen biraz daha mazlum milletlere karşı hassasiyetinizi artık gösterin.

(26.03.1998 Gökbayrak Haber Merkezi)

 

DOĞU TÜRKİSTAN'DA YİNE DEPREM

Doğu Türkistan'da meydana gelen depremde çok sayıda evin yıkıldığı, ancak can kaybı olmadığı bildirildi.

Merkez üssünün Artuş kentinin 90 km kuzey doğusu olan 6 şiddetindeki depremde ilk belirlemelere göre 400 evin yıkıldığı bazı çiftlik hayvanlarının telef olduğu zararın ise 14.6 milyon dolar olduğu bildirildi.

(30 Mart 1998 Büyük Kurultay)

 

1. TURFAN'DA ŞURASI TOPLANDI

MHP'Iİ Anamur Belediye Başkanlığının himayesinde: Uluslararası Turfan'dacılar şura için Anamur'da toplandı.

(Turfan, Doğu Türkistan'ın sayılı şehirlerinden olup Tanrı Dağlarının kuzeyinde Urümçi'nin hemen güneyinde kalan üzüm başta olmak üzere meyve ve sebzeleri ile meşhur şehri. Anadolu’muzda Turfanda sözü buradan gelmektedir, çünkü dört mevsim her türlü sebze ve meyve yetiştirmek mümkündür.)

Şurada, özellikle Akdeniz sahillerinde bulunan Turfan'da sebze ve meyve üreticileri ile bunlara hizmet veren kuruluşların tanıtımı yapıldı.

 

BARIN KATLİAMI LANETLENDİ

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı M.Emin Batur, 1990 yılının Nisan ayında Çin güçlerinin saldırıları sonucunda 5 bin Doğu Türkistanlının şehit olduğu katliamın 8. yıldönümünde bir kez daha Çin'i şiddetle kınadıklarını bildirdi.

(54 ulusal ve yerel basın kuruluşlarına basın bülten, ulaştırılmıştır. Geniş bilgi Dernekten Haberlerde 6 Nisan 1998 Gökbayrak Haber Merkezi)

 

GULCADA SİLAHLI ÇATIŞMA

Doğu Türkistanlı mücahitlere, Çin Polisi tarafından yapılan gece baskınında silahlı çatışma çıktı. Çin'de Uygur Türkleri keyfi ve vahşi baskı rejimi, en küçük şüphe ve suçlara en fazla ceza uygulamakta olup, söz konusu mücahitler idam cezası ile karşı karşıya olduklarından, bu baskına silahla karşılık vermişlerdir.

Çıkan çatışma halen devam etmekte olup, şu ana kadar mücahitler 4 şehit vermişler, Çin tarafından ise 40'a yakın polis ölmüş ve daha fazlası ise yaralanmıştır. Bu olaylardan sonra Doğu Türkistan'ın Kazakistan'a sınır kapısı olan Korgas sınır kapısı kapatılmıştır.

(23 Nisan 1998 Doğu Türkistan Azatlık Teşkilatı Dış ilişkiler Bölümü Haberi-Doğu Türkistan enformasyon Merkezi)

 

KAŞGAR'DA 2 POLİS ARABASI AYNI ANDA PATLADI

Saat 11 civarında Çin polisi ve özel takip timlerine ait olan bu araçlar içerisinde bulunan tim komiseri ile Kaşgar Emniyet Müdürü patlamada ölmüş ve 8 kişi ağır yaralanmıştır.

Bu patlamayı Doğu Türkistan Azatlık Teşkilatı üstlenmiştir.

(23 Nisan 1998 Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi)

  • 791 defa okundu.