Yazar: Mehmet Emin Buğra
Tercüme: M.Emin Batur
Hunların dini yukarıda beyan edilenlere uygun şekilde idi. Lakin bunların devrinde yukarıda bahsedilen vechi ile çok tanrılı din revaç bulup akideleri usulü aşağıdaki şekilde idi. Dünyanın idaresi doğrudan doğruya Tanrı elinde olmayıp her bir işi için başka memurları vardı ve bu memurların her birini bir mabutluk rütbesinde diye akide yapılırdı. Mesela dünyanın idaresi yani yaratma ve yok etme fasılları güneş, ay ve gökyüzünün elindedir denilirdi. Bunların her biri için hususi ibadet ve kurbanlık ayinler vardı, yeryüzünü insanın cismani mürebbiyesi diyerek akide edip onun için de kurbanlar ederlerdi. Mabutlar için yapılacak kurbanlıkların çoğunluğunu teşkil etmekte idi. Yukardaki mabutların her biri için hususi mabetler ve heykeller vardı. Yine bunlardan biraz küçük olan su, yağmur, ziraat, ateş rüzgar Tanrısına akide ve kurbanlar edilirdi, demek ki o vakitlerde bütün dünyada mevcut olan müşriklik Türk yurdunda da hakim idi.

2. Fasıl - Hun Devleti Devrinde Şark-i Türkistan
M.Ö. 206 yılında Şark-i Türkistan'daki 36 hanlık küçük devletler yukarda bahsedilen vechi ile Hun ithadiyesine girip kendi üstlerindeki Hun Tanrıkut'unun nüfuzunu tanıdılar. Bu tarihten itibaren takriben yüzyıl müddetle Şark-i Türkistan ahalisi mükemmel bir güven içinde yaşadılar, bu emniyet sayesinde Şark-i Türkistan'da ziraat, ticaret ve sanat işleri pek genişleyip, medeniyeti oldukça terakki etmiş idi. Bu hanlık yurtlarında Hun Devleti tarafından asker bulunmazdı. Fakat her Han'ın ordusunda bir veya birkaç kişiden ibaret olan bir mümessillik heyeti tanrıkut huzurundan gelip dururdu. Her han her yıl muayyen bir miktar varlığını Tanrıkut huzuruna takdim etmeye mükellef idi. 

Tanrıkut yabancı devletler ile savaşsa her han kendi kuvveti nisbetince askerini alıp Tanrıkut'un emri mucibince muharebeye katılırdı. Bütün hanlıklar bu umumi siyaset itibarı ile Hun tanrıkut'unun yüksek idaresi altında olup her hanlık kendi hudutları içindeki dahili işlerinde müstakil idi. Her han halkı onun yerinde oğlu veya hanedandan bi kişi veya yurt ahalisinin iradesi ile bir kişi han tayin edilir idi. Tanrıkut bunu tesdik ederdi. Şark-i Türkistan Hanlığı devletleri M.Ö. 108 yılına kadar işbu vaziyet içinde yaşarlar ve bu müddet içinde Şark-i Türkistan Hanları'nın Çin ve başka yabancı devletler ile hiçbir münasebet ya da küskünlükleri yok idi.

Çin'in Şark-i Türkistan'a İlk Taarruzu ve Mağlup Oluşu:
M.Ö. 119 yılındaki Gansu muharebesinde Hun askerleri mağlup olup, Çin askerleri Gansu'yu istila ettikten sonra imparator Vuvdi tamahkarlık kolunu Şark-i Türkistan'a uzatmaya başladı. Gansu hududuna birleşik olan Luvlan Kuvcuv hanları Çin askerine karşı şiddetle müdafa ediyorlardı. Sonunda M.Ö. 108 yılında imparator Vuvdi, Çavpuvnu adında bir kumandanın mahiyetinde Şark-i Türkistan'a sayısız asker yolladı, luvlan vilayetine hücum edip Luvlan hanını esir aldı. Ondan sonra Kuvcuv hücuma uğrayıp Kuvcuv hanı savaşarak sonunda mağlup oldu. Bu suretle Şark-i Türkistan'ın Şark'daki kuvvetli iki hanlığı Çin'in eline geçti.

  • 728 defa okundu.