840 yılında Kırgız Türklerinin Uygurlara saldırması ile Ötüken Uygur Devleti yıkılmıştır. Uygurlar bulundukları yerleri yani bugünkü Moğolistan’ı terk ederek göçmeye başlamışlardır. Türk boylarının birbirleriyle mücadeleleri sonucunda bir Türk boyunun başka bir Türk boyunu göç etmeye zorlaması daha öncede görülmüş olaylardır. Her ne kadar Türk boylarının birbirleriyle mücadelesi iyi bir olay değil ise de, meydana gelen göçler sayesinde bir çok bölge kısa zamanda Türkleşmiştir. Uygur göçlerinin sebebi tarihi bir hadise olan Kırgız saldırısı iken, Uygurlar göç etmelerinin sebebini Çinlilerin hile ve entrikalarına bağlamışlardır ki Uygurların "Göç Destanında" bunu bütün açıklığı ile görmek mümkündür. Bu destan bize Türk kavimlerinin tarihi düşmanı olan Çin'i hiç unutmadıklarını gösterdiği gibi Türklerin vatan toprağını nasıl kutsal bildiklerini göstermesi bakımından da çok önemlidir.

Uygurların bu göçleri Türk ve Dünya tarihi bakımından çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Uygur Türkleri yerleşik hayata geçip büyük bir medeniyet meydana getirdikleri gibi Doğu Türkistan'a göç eden Uygurlar doğu ve batı Türkistan’da hüküm süren ilk İslami Türk Devleti olan Karahanlı Devletinin önemli bir unsuru olmuşlardır. Karahanlı Devleti ise kendisinden sonraki Türk-İslam devletlerine bir çok alanda örnek olmuştur.

B. Ögel: "Bugünkü Orta Asya Türklerinin çoğunluğu da, dil ve inanç bakımından Uygurlardan geliyorlardı. Bu sebeple Karahanlı devleti ile Çağatay Edebiyatının kökleri, Uygurlara dayanıyordu. Doğu Türkçesini böyle yüksek bir seviyeye getirme şerefi, hiç şüphe yok ki, Uygurlara aitti" diye ifade etmektedir. (1) B. Ögel'in ifadelerinden de anlaşılacağı gibi Uygurların Türk tarihinde çok büyük bir önemi vardır.

Uygurların göç ettikleri yerler şuralardır:
1) 840 yılının Eylül ayında, Uygurların başkanı Savcı ve yeğenleri olan beş kardeş ile 15 Uygur kabilesi Batı'daki Korluklara kaçmışlardır. Sonradan bunlardan bir kol Tibetlilere, bir kolda Fon-hsi bölgesine gitmiştir. (2)

2) Diğer Uygur boyları Doğu Türkistan'a göçmüş ve Tanrı dağlarının güneyindeki Turfan ve Karaşar şehirlerinin içinde ve yakınında yerleşmişlerdir. Tür medeniyet tarihinde büyük bir yeri olan Uygurlar, sonradan Dokuz-Oğuz veya Toguzguz adı ile adlandırılmışlardır. Uygurların büyük kitleleri bu bölgeye gelmiş olmalıdır. (3) Doğu Türkistan'a göç eden Uygur Türkleri, Karahanlı devleti içinde çok önemli rol oynamışlardır.

3) Uygur boylarından bazıları ise, ünle Doğu Türkistan arasında bulunan ve Kansu (Kan-Çhov; Kan-Çou) adını alan geniş ülkeye göç etmişlerdir. Bu Uygurlar Kon Cov odlı şehirde, yeni bir Uygur Devleti kurdular. Bunlara "Sarı Uygurlar" adı verilmiştir. (4) Halo batı Cin sahasında yasamaktadırlar. (5)

4) 13 boydan meydana gelen dördüncü grup da, Çin'in güney sınırlarına indiler.

5) Beşinci ve küçük bir gurup da Uygurların eski köle ve çobanları olan Doğudaki Moğol kabilelerine sığınmıştır. Bunlardan başka Kadırgan dağlarının ötesinde yaşayan Kitan, Kay gibi, Moğol ve Tunguz asıllı kabilelerin başlarında do eski Uygur reisleri vardı. 932 de kurulan Hitay devletinin kuruluşu ve ilk düzeninde bu Uygurlar önemli rol oynamışlardır. (6)

Gök-Türk devletinin yıkılması ile Tibetliler kuvvetlenmiş ve Doğu Türkistan'daki bazı Ticaret şehirlerini ellerine geçirmişlerdi. Bayon-ur kogan (747-759) Tibetlileri Doğu Türkistan'dan kovdu. İşte bundan sonra Ticaret hayatına atılmış olan Uygurlar, yavaş, yavaş, Turfan, Beş-Balıg, Kuça, Karaşar gibi şehirlere yerleşme hazırlığına başladılar. Esasen Çibi gibi Uygur oymakları Turfan ve Hami gibi kültür şehirlerinin etrafında idiler. Bes-Balıg şehrinde ise Basmil Türkleri vardı. (7) Görülüyor ki Uygurlardan öncede Doğu Türkistan'ın etrafından ve içlerinde, Türkler yaşıyorlardı. Fakat şuurlu olarak yerleşmeye iskan politikası, Uygurlar ve Bayan-Çur Koğan ile başlamıştı. (8)

Tarihte Türklük isimli eserde Laszlo Rasonyı Uygurlardan öncede Turfan'da Türklerin var olduğunu Uygurlar ve batıda Kaşgar’daki Yogmalar ve Korluklar vasıtasıyla Toharların Türkleştiğini belirtmektedir. (9) 840 tarihinde meydana gelen göçler sonucunda kurulan yeni Uygur Devletleri şunlardır:

1) SHA-CHOU (Güneye inen Uygurların Kurduğu Devlet)
2) KAN-ÇOU (KAN-ÇHOU yada KAN-SU) Uygur Devleti. (Sarı Uygurlar)
3) Doğu Türkistan Uygur Devleti (Turfan (Kao-Chang) Uygur Devleti) Bu devletlerden şüphesiz ki en önemlisi Doğu Türkistan Uygur Devletidir. Bu devlet ilerde Karahanlı Devletine temel teşkil edecektir.
SHA-CHOU Yerleştikleri bu şehrin adım alan bu Uygurlara Çinliler maniheizm dinini benimsemiş olmalarından dolayı ve beyaz elbise giyindiklerinden kendilerine "Beyaz giyinmiş göğün oğullan" ismini takmışlardır. Ayrıca bu bölgenin önemli şehirlerinden biri olan Tunhuang'ın (Bin buda mağaralarının bulunduğu yer) Sha-chou'ya yakın olmasından dolayı buradaki Uygurlara "Tun-huang" Uygurları da denilmiştir. Sha-chou Uygurları hakkında fazla bilgi yoktur. Siyasi hakimiyetleri çok kısa sürmüş, ilk önce Liaa (Hıtay yada Kitan) ların ve daha sonrada Hsi-Hsia (Tangut) ların hakimiyetini tanımışlardır. Bu bölgenin önemi Çin ile Orta Asya arasındaki ticaret yolu üzerinde bulunmasından ileri gelmektedir. (10)

KAN-ÇOU (KAN-ÇHOU yada Kan-Su) Uygur Devleti (Sarı Uygurlar)
Bir kısım soydaşlarının aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine yerleşerek, buranın merkezi Kan-Çou'ya yerleşen Uygurlar, Çin ile ticari münasebetler kurup iyi ilişkiler kurmak istemişlerdir. (11)
Uygurlar bu bölgeye gelmeden önce bölge ve ticaret yolu, Tibetlilerin eline geçmişti. Bu bölgeye gelen Uygurların askeri bakımdan çok zayıf olduklarını Çin kaynakları belirtmekledir. (12) Bu bölge Budizmin en çok yayılmış olduğu bir yerdi. Budistlerin en kıymetli eserlerinin bulunduğu "Bin Buda" veya "Dun-Huang" (Tun-huang) mağaraları da Sarı Uygurların yakınında idi. Bu sebeple Uygurların eski dinleri Mani dini, burada çok yaşamamıştır. Uygurlar burada yeniden Buda dinini kabul etmişlerdir. (13) Budist kitaplarının Sarı Uygur kağanını "Gök Hükümdarı" diye göstermeleri ve 10. yüzyılın başında buradan Çin'e gelmiş olan rahiplerin yeşil cübbe giymiş olmaları da onların, çoktan Budist olduklarını gösteren delillerdir.

9. yüzyılın sonunda Turfan Uygurları (Doğu Türkistan) tarafından Doğu Türkistan’dan kovulan Tibetliler, Kansu'ya gelmişler ve Sarı Uygurların başına ciddi olarak dert olmuşlardır. Çinliler beraber Tibet tehlikesini altlatan Sarı Uygurlar ancak 10. yüzyılın başlarında rahat nefes alabilmişlerdir. (14) 10. yüzyılın başlarında Kansu Uygurları, bağlı oldukları ve merkezi Tun-huang olan Çin askeri bölgesiyle ilgilerini kestiler. Burada 905 yılında, muhtar bir devlet kuran bir asi general "Batı Hanları'nın Altın-dağ krallığı" adını verdiği bu devlet Uygurları tabi tutmak istemiş, fakat Kan-Cou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huong'ı kuşatarak halkı "kralı teslim etmeğe zorlamıştı (911)ki, bu hadise ile Uygurların batı koluda (yani Turfan Uygurları) istiklal kazanmıştır. Bu hadiseden sonra Sarı Uygurların itibarı çok artmıştır.

923 senesinde Kan-çou Uygurlarının başında hakan olarak Sen-mei (cesur ve doğru) bulunuyordu. 924'te Sen-mei ölünce yerine küçük kardeşi Tegin (924-926), sonra A-tu-yu (Podruk; seçkin) ve Sen-yu hakan oldular. 933 yılında Tibetlilerin, Uygur kervanlarını soymaları üzerine başlayan Tibet harpleri Uygurların kendi çıkarlarını korumak için yaptıkları savaşlardır. Bu savaşlarda Çinli'ler Uygurların yanında yer alarak, kendi çıkarlarını Tibetlilere karşı korumuşlardır. (16)

938 yılında Çinlilerin Hotan kralına gönderdikleri bir elçi aynı yıl Sarı Uygurlara da uğramıştı. Bu elçinin anlattıklarına göre Sarı Uygurların hakanının ordugâhı da tıpkı Orhun’daki Uygur Hakanının ordugâhı gibi çadırlı kamp yeri idi. Göçebe ananeleri değişmemişti. Şehrin güneyindeki dağlar, Uygurların sürülerine otlak vazifesi görüyordu. Bu dağlarda Şato Türklerinden bazı kabileler yaşamakta idi. Şato Türkleri savaşçı özelliklerini kaybetmemişlerdi. Bu sayede Kansu Uygurları yıllarca Çin ve Tibet akınlarından korunmuşlardır. Sarı Uygurlar önce Hıtayların (907-1211) (940'tan sonra) hakimiyeti altına girdi. Daha sonra 1028 de Tangotların hakimiyetei altına girdiler. 1226 yılında Cengiz Han Moğollarının hakimiyetini tanıdılar. Kubilay Han zamanında bütün Çin'i elinde tutan Türk-Moğol imparatorluğu ile XV. yüzyılda bütün Moğolistan'a ve kuzeye, Buda dinini yayanlar Sarı Uygur rahibleriydi. (17) Uygurlar hakimiyetini kabul ettikleri Hıtay, Tangut ve Cengiz Han Devletinde çok önemli makamlara geldikleri gibi adı geçen bu devletlere kültür sahasında çok büyük etkileri olmuştur. Cengiz Han Moğollarının Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında Uygurların çok büyük etkileri olmuştur.
Doğu Türkistan Uygur Devleti ve Uygur Kültürü ile bu kültürün Türk kavimleri ve yabancı kavimlerin üzerindeki etkileri üzerinde ilerde durulacaktır.

1)Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Cağları, C. I, ist. 1997, sil
2)Özkan izgi, Çin Elçisi Wang Yen-Te'nin Uygur Seyahatnamesi, Ankara 1989, s.25
3)B. Ögel, a.g.e, s. 75
4)B. Ögel, a.g.e., s. 75
5)İbrahim Kafesoğlu, Türk Dünyası El Kitabı, C.I, Ankara 1992, s.l 49
6)B. Ögel, a.g.e., s. 75
7)B. Ögel, a.g.e., s. 66
8)B. Ögel, a.g.e., s. 67
9)Laslo Rasanyi, Tarihte Türklük, Ankara 1993, s.l 06
10)Özkan izgi, a.g.e., s. 26
11)i. Kafesoğlu, a.g.e., s. 148
12)Özkan izgi, a.g.e., s. 27
13)B. Ögel, a.g.e., s. 93
14)Özkan İzgi, a.g.e., s. 27
15)i. Kafesoğlu, a.g.e., s. 148
16)Ö. izgi, a.g.e., s. 28
17)B. Ögel, a.g.e., s. 94
 

  • 874 defa okundu.