"İsa Yusuf ALPTEKİN beyin vefatının 2. yıldönümü dolayısıyla 2 Ocak 1998 tarihinde Zeytinburnu Emine İnanç Vakfı Konferans Salonunda gerçekleştirilen anma toplantısında Oğlu Arslan Alptekin beyin konuşma metni."
Arslan ALPTEKİN

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Sayın Bakanım, sayın büyüklerim, ağabeylerim, bacılarım ve kardeşlerim, değerli basın mensupları cümleten Selamün Aleyküm.

Merhum babam İsa Yusuf ALPTEKİN'in Allah’ın rahmetine kavuşmasının 2. yıldönümü münasebetiyle düzenlediğimiz bu naçizane anma toplantısına katılmış olmanızdan dolayı hepinize şükranlarımı arz etmek isterim.

Bu gün burada merhum babam İsa Yusuf Alptekin'i anarken. Merhum babamın mücadele arkadaşları olan merhum Mesut Sabri Baykozi, merhum Mehmet Emin Buğra, merhum Osman Batur, merhum Osman Hacım Taşdan başta olmak üzere, bütün şehitlerimizi ve halen Kızıl Çin kurşunlarına hedef olup şehit düşmekte olan Aziz kahramanlarımızı da anmayı bir vicdani borç bilirim.

Türkiye başta olmak üzere Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Suudi Arabistan, Avrupa, Amerika ve Avusrtralya'da yaşamakta olan Doğu Türkistanlıların Doğu Türkistan'ı terk etmelerinin çok önemli bir sebebi vardı. Bu sebebi, Doğu Türkistan Milli Mücahitlerinden merhum Mehmet Emin Buğra şu veciz cümleyle ifade etmiştir.

"VATAN İÇİN VATAN'DAN AYRILDIK"

Çünkü Doğu Türkistan'ımız dünyaca fahiş derecede unutulmuş idi. Merhum Mehmet Emin Buğra, Hindistan'a iltica ettikten sonra kaleme aldığı bir çalışma programında özetle şunları ifade ediyor.
"Doğu Türkistan'ın komünist istilasına uğraması sebebiyle Hindistan'a iltica ettiğimiz 1950 yılında İsa bey ile ben, yurdumuzun İstiklal davası uğrunda yapacağımız hattı harekatı şöyle kararlaştırdık:

1- Doğu Türkistan'ın İstiklal davasını tam hedef olarak tutmak,
2- Dış ülkelerde yaşamakta olan Doğu Türkistanlılara İstiklal fikrini aşılamak,
3- Dünya kamuoyuna Doğu Türkistan'ı tanıtmak, ana vatandaki Kızıl Çin zulmünü duyurmak ve bu meyanda neşriyat yapmak."

Yayınlanan kitaplarından biri Kızıl Çin idarecileri tarafında Doğu Türkistan'a muhtariyet verildiğine dairdir. Kitabın Adı "Doğu Türkistan Kızıl Muhtariyeti Reddeder", bizde reddediyoruz.

Bakın merhum büyüğümüz ne diyor;
"Kızıl Rus ve Kızıl Çin gib i amansız düşmanlarının sırf propaganda maksadıyla verdikleri bu kuklalık payesini katiyen kabul etmeyecektir ve hiç bir zaman aldanmayacaktır. Çünkü ne şekilde olursa olsun Kızıl Çin ve Kızıl Rus tahakkümünün altında olmanın iç yüzünün ve akıbetinin ne olduğunu Doğu Türkistan milleti çok iyi bilmektedir.

Doğu Türkistan milletinin yegane gayesinin tam manasıyla hürriyet ve istiklal olduğunu ve Kızıl Rus ile onun peyki Kızıl Çin'in kendi aralarındaki siyasi tartışmanın yeni bir manzarası olan sözde muhtariyet ilanının bu memleketin hakiki sahipleri olan halkı katiyen ilgilendirmediğini sekiz milyon Türk ahalinin namına hür dünya milletlerine saygılarımızla ilan ve arz ederiz. (1 Kasım 1955 M.Emin BUĞRA - İsa Yusuf ALPTEKİN)

Nitekim merhum Mehmet Emin Buğra ve merhum isa Yusuf Alptekin vatan ve milletini seven,
Davasına bağlı, fedakâr ve vefakâr feragat ve fazilet sahibi yurttaşlarının ve Türkiyeli soydaşlarının maddi ve manevi destek ve yardımlarıyla, Doğu Türkistan'ın tam bağımsızlığını hedef alan Doğu Türkistan davasını başta Türkiye olmak üzere bütün dünyaya anlatmaya çalıştılar. Bağımsızlığı tam hedef alan Doğu Türkistan davasını daha etkin bir şekilde duyurabilmek için dernek vakıf ve özel bürolar kurdular. Çeşitli dillerde broşür, dergi ve kitaplar yayınladılar. Muhtıralar takdim ettiler. Uluslararası konferanslara katıldılar.

Mehmet Emin Buğra beyin vefatından sonra İsa Yusuf Alptekin, merhum Osman Hacım Taşdan ve Tursun Hacım Yakup başkanlığındaki Doğu Türkistanlı yurttaşlarının ve Aziz Türk milletinin maddi ve manevi destekleriyle İstiklali tam hedef alan Doğu Türkistan davasını var gücüyle yürütmeye çalıştı. Ne varki, 1978 yılında geçirdiği araba kazası, arkasından tedrici olarak göz nurunu kaybetmesi ve yaşlanması aktif faaliyete engel oldu. Buna rağmen Doğu Türkistan Türklerine karşı olan vicdani borcunu oturduğu mütevazı evinden vefatına kadar yürüttü.

Eğer Türkiye ve dünya kamuoyu bugün Doğu Türkistan adını biraz bilir hale gelmişse bunu merhum Mehmet Emin Buğra ve merhum İsa Yusuf Alptekin'e ve onlara manen ve maddeten destek veren büyüklerimizin ve Aziz Türk milletinin fedakârlıklarına borçluyuz.

Doğu Türkistan Türklerinin bekası için bütün ömürlerini, maddi ve manevi varlığını seferber edip insanüstü mücadele veren büyüklerimizi şükranla anmayı bir milli ve dini borç telakki ediyorsak, onların mücadelesine Allah Rızası için sahip çıkmayı da bir farz olarak kabul etmemiz gerekir.
Zararın neresinden dönülürse kardır. Doğu Türkistan Türkleri bugün tarih sahnesinden silinmemek, insanca yaşamak ve kendi kaderini tayin hakkını elde edebilmek için bir ölüm kalım savaşı vermektedir. Bizden de bugün içinde bulundukları insanlık dışı durumu dünya kamuoyuna daha etkin bir şekilde duyurmanızı beklemektedir. Biz ise, birbirimizle uğraşmaktan Doğu Türkistan Türklerinin beklentilerini yerine getirememekteyiz. Doğu Türkistan'da bir olay patlak verirse, ancak o zaman bundan faydalanıp sesimizi duyurmak için hareket etmekteyiz.

Kızıl Çin mahkumu vatanımızın kurtuluş davasını yakın bir geçmişe kadar fedakar ve faziletli idealist büyüklerimiz birlik beraberlik içinde, imkansızlıklar içinde, yılmadan yürütmüşlerdir. Bizde tıpkı onlar gibi bu mücadeleyi yürütmek mecburiyetindeyiz.

Doğu Türkistan’ımızdaki kardeşlerimizin arzu istekleri de bu yöndedir. Onları ümitsizliğe sevk etmeye hiçbirimizin hakkı yoktur. Kendi davamıza kendimiz sahip çıkarak mücadele vermeden başkasından yardım etmedi diye sızlanmak, o başkasına haksızlıktan başka bir şey değildir.
Tarih boyunca her milletin kurtuluşu ve yükselişinin temeli o milletin kendi imanlı gayreti ve fedakarlığı ile atılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Kurtuluş Savaşı önümüzdeki en bariz bir delildir. Komünist Çin'in silahça ve sayıca üstün olan kuvvetleri vatanımızdaki Hürriyet aşığı kahraman milletimizin mukavemet hareketlerini kıramamıştır. Mücahitlerimiz, hala kurtuluş mücadelesini sürdürmektedir ve sürdürecektir. Vatanımız tam manasıyla hür ve müstakil oluncaya kadar mümkün olan her vasıtaya baş vurarak çarpışacaktır.

Bu durum karşısında, Cenab-ı Hakkın, "Allah'ın ipine sımsıkı sarılın birbirinizden ayrılıp dağılmayın", buyruğu gereği bizler en kısa zamanda birlik beraberliğimizi tesis ederek Aziz vatanımızdaki mücahitlerimizin kurtuluş mücadelesine destek vermemiz gereklidir.

Çünkü ortada bir hakikat vardır. "Hedefimiz hakkımızı gasptan kurtarmaktır".
Bu hakikate imanımız tam ise, zamanla bütün engeller ortadan kaldırılacak, davamız layık olduğu yere gelecektir.

Hazreti Peygamberimizin buyurduğu gibi;
"Hak yücelecek ve alt edilmeyecektir."

Şairin dediği gibi,;
"Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu dönmez yüzü vardır."

AMİN

  • 833 defa okundu.