M.EMİN BATUR
 
Hiç şüphesiz ki kâinatın, canlı ve cansız bütün varlıkların yaratıcısı yüce Allah (c.c) insanları yaratırken kavim kavim yaratmış, diğer canlılardan ayrı olarak insanlara bir takım hususiyetlerde bahşetmiştir. İnsanoğlunun mensubu olduğu kavmini sevmesi ve o kavme hizmet etme aşkı insanın fıtratında vardır, ve bu gerçeği hiç kimse inkar edemez.
İlmi araştırmacılar, son ilahi dine İslam adının verilmesini, bu sözcüğün, söz konusu dinin temel nitelikleri olan şu üç anlamı birden içermesine bağlamaktadırlar.
a-) İslam sözcüğünün bir anlamı teslim olmaktır.
Böylece bu dini benimseyen, Allah'a onun hükümlerine boyun eğmiş, varlığını, birliğini, kitabını ve peygamberini tanıyarak hak dinini kabul etmiş olur.
b-) İslam, kurtuluş ve esenlik anlamına gelen "selam" sözcüğü ile aynı kökten dir.Buna göre bu dini benimseyen inkarcılık ve şirk gibi her türlü yanlış inanışlardan ve kötülüklerden sıyrılarak esenlik ve mutluluğa ulaşmış olur.
c-) İslam karşılıklı uyuşmak, anlaşmak,dostça ilişkiler kurmak anlamına gelen müsaleme sözcüğü ile de kök ve anlam birliği taşır.İslam'ın bu anlamı özellikle Furkan Suresi' nin 63.ayetinde vurgulanır ve açıkça ifade edilir.Konuyu daha da genişletmek ve derinleştirmek
Mümkündür. Fakat ne kadar incelenirse incelensin, ne kadar derinleştirilirse derinleştirilirsin insanlar için bitmek tükenmek bilmeyen bir huzur ve saadet reçetesinin membaıdır.
Millet kavramı ise; Aynı topraklar üzerinde yaşayan.aynı kökten gelen ortak bir tarihleri,kültürleri, gelenek ve görenekleri olan çoğu kez de aynı dili konuşan insanlardan oluşan topluluklara verilen addır. Milliyetçilik de bu ortak özelliklere haiz insanların bir birlerinin haklarını araması, bir birlerini sevmesi, koruması, korumaya çalışması, milli ve manevi değerlerine birlikte sahip çıkması, bütün bu hususiyetleri kendilerinden sonraki nesillere aktarmaya çalışması anlamına gelmektedir. Tüm bu özellikler ise Yüce Allah'ın Hz. Muhammed (s.a.v) vasıtası ile insanlara tebliğ edilmesi için göndermiş olduğu İslam dininin emirlerine tamamen uymaktadır. O halde İslamiyet, "millet ve milliyetçilik" kavramları neden birbirlerine ters düşürülmektedir? Nitekim bir Hadis-İ şerifte " Kişi kavmini sevmekle suçlanamaz " buyrulmaktadır.
Şu da bir gerçektir ki Türk Milleti hiçbir baskı ve zorlamaya maruz kalmadan kendi isteği ile İslam dinini kabul etmiştir. Bilhassa M.S 10. asırdan itibaren Karahanlıların Sultanı Abdulkerim Saltuk Buğrahan'la birlikte kitleler halinde Müslüman olmuş ve hemen hemen Türklüğün bütünü bu Yüce dinle şereflendirmiştir. Çünkü daha önceleri de tek tanrı dinine inanan Türklerin yaşayış biçimi ile İslam’ın emir ve yasakları arasında çok fazla bir farklılık yoktu
Fakat acı bir gerçektir ki, İslam dininin dışında kalmış olan Türk boyları ekseriyetle Türklüklerini de kaybetmişlerdir. Bilhassa Hıristiyanlaşan Türkler kısa bir sürede Milli hüviyetlerini de yitirmişlerdir. (Macarlar. Bulgarlar,Avarlar, Peçenekler, Etrüskler ve niceleri bugün batı dünyası içinde eriyip gitmişlerdir) Yalnız İslamı kabul eden Türklerdir ki 10. asırdan itibaren dünyanın en büyük imparatorlukları olan Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde haşmetli,kültür ve medeniyetini kurmakla kalmamışlar. milli ve dini birlik ve beraberlikleri sayesinde İslam'ın şanını yüksek tutmayı da, başarmışlardır. Tarih boyunca
nerede, ne zaman İslamiyet’e zarar verecek bir durum söz konusu olmuş şa, Türkler İslam'ın bayraktarlığını yapmış ve orada adalet, nizam ve intizamıda beraber görülmüştür. Bunun aksini iddia etmek, et ile tırnak gibi olan ve asla birbirinden ayrı düşünülmemesi gereken Türk-İslam sentezini birbirinden ayırmaya çalışarak, Ya Türklüğü inkar etmek, yada İslam'ı zayıflatmak amacı güden maksatlı bir tutum sergilemek, gaflet ve ihanet içinde olmaktan başka bir şey değildir.
Her geçen gün Müslüman Türkler üzerinde yoğunlaşan Türk ve İslam düşmanlarının baskılarını azaltmanın, durdurmanın, yok edebilmenin teminatı, mensubu olmaktan gurur duyduğumuz Türk Milletini can-ı gönülden seven, yürekleri Allah sevgisiyle dolu, vatanı ve Bayrağı için gözünü kırpmadan can verebilen nesiller yetiştirmektir.
Cenabı-ı Hak dünyada Vatansız, Bayraksız, Milli ve Manevi duygulardan yoksun, Ahirette de imansız ve Kur'an sız bırakmasın

  • 1102 defa okundu.