Çeviren: Kazım Gültepe
Araştırmacı - Yazar
Sabahın serinliğinde ve erken saatlerinde imamın önünde diz çökmüş Müslüman çocukların her biri Kur'an dan değişik sureler okuyorlar. Bu Doğu Türkistanlıların her gün tekrar ettikleri, bir dini vecibe ve eğitim şekli.

Çin Hükümetinin gözünde ise bu hareket, dini bir uyanış ve aynı zamanda kimlik bilincinin kuvvetlenmesi ve bağımsızlık için atılmış birer adım. Yarım yüzyıldır Müslüman Uygurlar Komünist Çin'e karşı bağımsız bir Doğu Türkistan için mücadele ediyorlar. Şimdiye kadar bu mücadeleyi Uygurlar sadece kendi bölgelerinde "Doğu Türkistan"da sürdürdüler. Ama şimdi Çin'in başkenti Pekin'i hedef aldılar.

Üç gün içinde iki bomba patlatıldı. Bunun üzerine Çin'in iç güvenliğinden sorumlu bakanı Tao Siju bu tip terör olaylarının başkentte olmasının imkansız olacağını söylemişti. Hatta bombaların patlatıldığı günlerden birinde büyük bir kongre toplantısında, kalabalık bir polis koruması altında olduğu halde yinede bir otobüs içinde bombanın patlamasına mani olamadılar, on kişi yaralandı. Bu eylemlerin sorumluluğunu üstlenen ve açıkça kabul eden bağımsızlık yanlısı Doğu Türkistanlılar üstlendi. Bu kapalı organizasyonun arkasında Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için mücadele eden Doğu Türkistanlılar ve Doğu Türkistan dışında Türkiye ve Kazakistan'da yaşayan Doğu Türkistanlılarında maddi ve manevi desteği olmaktadır. Başkentte ki patlamalarla Çin hükümetine Doğu Türkistan'da yapılan baskılara karşı bir gözdağı vermek olduğunu söylemek istediler. Şimdiye kadar başkent Pekin bu yöndeki olayları gizli tutabiliyordu. Yıllar önce bu ve benzeri olaylardan kimse haberdar olamazdı diyor, Pekin'de olan bir diplomat. Bu güne kadar Çin devleti ve hükümetleri bu tür olayları dünya'ya ve Çin halkına Kırıminal ve uyuşturucu çeteleriyle olan mücadele diye lanse ederken! Şimdi terörist ve teröristler olarak dünyaya duyurmaktadır.

Uygurlar ve başka etnik halk gurupları da artık Çin'in uygulamakta olduğu asimilasyon ve kültür
politikasına karşı boyun eğmek istememektedir. Çin Hükümetleri bu olaylara karşı değişik plan ve programlarla, uzun zamandır uyguladığı taktikle Çinliler (Han-Çinlileri) bu uzak bölgeye göçmen olarak iskan etmektedir. 1949 senesinde Doğu Türkistan'da sadece üçyüzbin (300.000) Çinli bulunmaktaydı. Bugün ise Doğu Türkistan'da yaşayan nüfusun yarısı Çinli'dir. Çin makamlarının verilerine göre sekiz milyon Çinli yaşamaktadır. Doğu Türkistanda. Dikkat edildiğinde iç Moğolistan'da Moğol halkıda bu taktik ve sistemle, kendi yurtlarında azınlık bir halk durumuna düşürülmüştür.

Bağımsızlık yanlısı ayaklanmalar, Doğu Türkistan, Tibet ve iç Moğolistan'da aynı zamanda çoğalmaktadır. Şimdiye kadar Tibet dış dünyada çok sempatisi ve destekçisi olan bir ülke olduğu halde gerek maddi gerekse silah olarak yardım alamamaktadır. Prof. Song Gang Çin akademisi ve sosyal ilimler üzerine çalışan bilim adamı, Pekin'de, Doğu Türkistan'daki durumun ve olayların farkında. Araştırmasında Uygurlar İslam ülkeleri ve komşu ülkelerden yardım geleceğine inanıyor ve bunu bekliyorlar.

1992 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Turgut Özal yaptığı bir açıklamasında "Sovyetler Birliğindeki Türk Cumhuriyetleri bağımsızlığına kavuşmuştur. Şimdi sıra Doğu Türkistan'a geldi" demişti.

Prof. Song Gang Doğu Türkistan için verilen mücadelelerin pek olumlu ve Rusya'daki gibi bir bağımsızlığa kavuşacaklarına ihtimal vermiyor. Prof. Song Gang gerek Doğu Türkistan dışındaki Uygurlardan gerekse Çin'e komşu İslam ülkelerinden, Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için gerekli yardımın geleceğine inanmıyor. Çünkü Çin'e komşu olan veya diğer Müslüman ülkelerin Çin devletiyle büyük ticari ve ekonomik ilişkiler içinde olduklarını belirtiyor. Ve bu ülkelerin bazılarının Çin'e ticari ve değişik alanlarda ihtiyaçları olduğunun tekrar altını çiziyor.
FOCUS 12/1997
 

  • 885 defa okundu.