Yazar: Mehmet Emin Buğra
Tercüme: M.Emin Batur
 
Hun Devletinin Mahiyeti:

Bu büyük Türk Devleti muhtelif Türk hanlıkları ve Beyliklerinin bir büyük kumandanın idaresi altında birleşmelerinden vücuda gelmiş bir ithadiye (konfederasyon) imparatorluğu olup, kadim saka ithadiyesine benzer bir devlet idi.

 

Mühim ve büyük işlerde, özellikle de yabancı devletler ile savaşma işinde devletin büyük başkanı (Tanrıkut)'nın emri kat-i olup, başka küçük işlerde ve her hanlık ve beyliklerin dahili işlerinde Hanlar ve Beğler müstakil idiler. Hatta ki kendi komşuları ile savaşma ve barışmada serbest idiler.

Mezkur Hanlık ve Beğlik bölgelerde Tanrıkut tarafından asker bulunmazdı. Belki her Han'ın ordusunda Tanrıkut'un mümessili ve onun katip ve hizmetkarları bulunurdu. Tanrı-kut yabancı bir devlet ile savaşacak olsa ithadiyeye dahil Türk Hanları kuvvetleri miktarınca askerini gönderip savaşa katılırlardı. Her yıl muayyen bir miktar Tanrıkut hazinesine katkıda bulunmaya her Han mükellef idi.

 

Çin, İran ve Avrupa tarihleri çoğunlukla da Hunları haydut ve vahşi bir kavim diye tanıtmaktadırlar. Bu sözler kesinlikle hakikatsiz, iftira olup, kılıç ile intikam alamadıkları düşmanlarından (!) kalem ile intikam almaktan ibarettir. Bunun için Hun'ların medeniyetlerini biraz olsa da beyan etmeyi tarihçiliğin icabından saymaktayız. Ama bu hususta yine malumatı yukarıdaki düşman kaynaklarından almaya mecburuz bu kaynaklar gerçi mümkün olduğu kadar Hunlar ve başka Türk'leri kötülemeye çalışsalar da sözgelişi onların medeniyet, insaniyet ve teşkilatlan hususunda biraz malumat vermek mecburiyetinde kalmışlardır.

 

Bu malumatlara göre:

Hunlar gayet büyük ve muntazam bir devlet teşkilatı kurmuşlardı bütün bölgelerinde nizam ve asayiş vardı. Hunların adliye ve siyasi kanunları mükemmel idi. mahkemeleri ve cezaevleri vardı. Devletin büyük küçük idari mekanizmaları vardı.

 

Hun devletinde her şekilde umumi halk içtimaileri var olup, ammenin iradesi ile tüzün (kanun) 1er yapmak ve mühim zorlukları halletmek mümkündü. Hun devleti kutlu bir askeri teşkilata sahip idi. 300.000 'den ziyade askeri gücü vardı. Bütün Hun devleti mensubu halk askeri inzibat ve intizama tabi idi. Yani her Türk bir askerdi. Yine bir taraftan her kişi bir miktar tarım alanı ya da yaylaya sahip idi. Hunlar devrinde madencilik sanatı ve ticaret, umumi Türk yurdu oldukça terakkide idi.

 

Çin'liler Hun devletinden çok istifade etmişlerdi. Çin'de önce revaç bulan takvim kadimi türk takviminden başka bir şey değildi.

 

Hun devletinde bütün teşkilattan askeri teşkilat daha mühim bir yer tuttuğundan memleket askeri teşkilat itibarı ile orta, sol ve sağ diye üç bölüme ayrılırdı. Orta kolun askeri işleri doğrudan doğruya Tanrıkut'un kendi idaresinde idi. Sol doğu taraftaki kolun askeri işleri veliahd'in idaresinde idi. Sağ (Cuvanğar) batı tarafındaki kolun askeri işleri Tanrıkut hanedanından bir Tegin şehzadenin idaresinde olurdu.

 

Doğu tarafı güneşin doğduğu taraf olduğundan mukaddes sayılırdı, tanrıkut kendisini Çin imparatorundan yukarı tutardı. İşte düşmanların ifadeleri ile sabit olan bu medeniyet o zamanların en yüksek medeniyeti sayılan bir medeniyetidir.

  • 817 defa okundu.