Nevruz Ülkemiz ve Yaşadıklarımız

SONUÇ VE DURUM DEĞERLENDİRMESİ 
(23.Sayıdan Devam)
Oktay FAKIOĞLU
                               Tarih Öğretmeni

 

Balkan Savaşları'yla Osmanlı'nın Avrupa topraklarını kaybetmesi ve daha sonraki yıllarda Arap dünyasının Batı tahrikleriyle ayrılma çalışmaları o zamanki kamuoyunda, özellikle aydınlarda millî duygu ve düşüncelerin gündeme gelmesine sebep olmuştu. Elde kalan Anadolu Coğrafyasının muhafazasının mili? unsura dayanmakla, millî bilinci güçlendirmekle mümkün olacağı anlayışı o yılların temel fikri yapısını oluşturuyordu. Aynı duygu Cumhuriyeti kuran kadro ve aydın kesimde de mevcuttu. Türkiye Cumhuriyeti Türk nüfus ve Türk kültürü temel esas alınarak kurulmuştu. (25)

II. Dünya Savaşının son yıllarına gelindiğinde savaşın sonuçlarının netleşen durumu ülkemizde Sovyet tehdit ve isteklerinin hissedildiği dönem oldu. Stalin'in malum tavrı Türkiye'yi Batı Bloğuna daha da yaklaştırırken, sosyalist-komünist hareketlerin hızlanmasına, millî veya milliyetçi akımların ise baskı ve denetim altına alınmasına yol açtı. 3 Mayıs 1944 milliyetçilik olayı bunun en ilginç örneklerinden biri oldu. (26)

0 günlerden bugüne ülkemizde sosyalist-komünist hareketler kendilerine engel olarak özellikle milliyetçi kesimi hedef almışlar Türkten, Türklük kavramından söz eden bütün değerlere cephe almışlar Türk Milliyetçilerini ise "ırkçı", 'Turancı", "faşist" diye suçlamışlardı.

Onların bütün kaygısı ülkede millî duyguların 'milli mücadele' döneminde olduğu gibi yeniden uyanma ihtimaliydi. Sovyetlerin gönüllü 'temsilciliğini' yapan bu güçler Türkiye Türkleriyle "esir Türkistan" Türklerinin birlik şuuru içinde kaynaşma, birleşme düşüncesine engel olmaktı. Bütün suçlamaların temel psikolojisi bu idi. (27)

 

Çin marksizmi de Sovyet marksizmi de bu noktada ortak tavır içindeydi. Dışarıda barış, kardeşlik, emek, halkların kardeşliği edebiyatını yapanlar, içerde milleti kabilelere bölerek yapay milletler oluşturmaya çalıştı. Birlik, kardeşlik, dostluk yerine düşmanlık ve ayrılık yarattılar. Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Doğu Türkistan böyle ortaya çıktı. (28)

Aynı politikayı ülkemizde de uygulamayı düşünenler 'kurtarılmış bölgeler' projesi ile pek çok 'kızıl devrimler' serisini uygulamaya çalışıp ülkemizi Sovyetleri bir peyki yapmaya uğraştı.

Ancak Türk milleti ve Türk ordusu bu iğrenç tuzakları bozarak onların bu melun düşüncelerini, heveslerini kursaklarında bıraktı. (29)

1980'den bugüne kadar geçen sürede 'sol hareketler' in amaçlarından vazgeçmeyerek her olayı ve durumu amaçları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştıkları görülüyor. Her türlü 'bölücülüğün' arkasında yer aldıkları artık gün gibi ortada. İnanmadıkları halde 'Nevruz'u Marksist emellerine alet edip iç barışı bozmaya çalıştıklarını görüyoruz. Çünkü onların temel hedefleri Türk'ü ve Türklüğü yıkmak, araçların ismi ve özelliği onlar için önemli değil.

Uyanan Türk dünyası artık ne Sovyet zihniyetine ne de Çin oyununa kanmıyor. 250 milyonu bulan Türk milleti artık ortak değerlerin her şeye rağmen yaşadığını öğrenmiş durumda. Artık bütün Türk dünyası Hoca Ahmet Yesevi'ye, Yunus'a, Mevlana'ya, Hoca Nasreddin'e hep beraber sahip çıkmaktadır. Ortak bir tarih ve kültür değerlerinin yeni nesle kazandırılmasına çalışmaktadır.

İşte bu değerlerden bir tanesi de NEVRUZ’DUR. Yıllardır ayrı kalan Türk dünyası Nevruz'la yeniden tanıştı, kucaklaştı. Bundan sonra da 'dilde, fikirde, iş de irlik' anlayışını prensip edinip bütün Türklerin yaşadı¬ğı yerlerin bir ülke olduğu anlayışıyla TURAN'a doğru yürüyecektir adım adım.

Yıllardır Sovyetler bu "birlikten" korktu. Ayrıca Sovyetler dışında Türk nüfusa sahip diğer ülkelerde aynı telaş içindeydi. Çünkü bunlar bili yordu ki; Türk birleşirse dünyada çok şey değişecekti. Tarih bunun yaşanan örnekleriyle doluydu.

Şimdi yapacakları bir şey kalmadı. Birliğe ve Turan'a engel olamayacaklar. Türk'ün birleşen bu gücü ile bütün zalim güçler tükenecektir. Zayıf ve bölünmüş İslam alemi yeniden Türk ile güçlenip birleşecektir.

İşte bu heyecan ve anlayışla duygularla Türk Dünyası olarak XXI. asra girerken parolamız "ne mutlu Türk'üm diyene", hedefimiz "Dünya Türkleri Birleşin" olsun.

 

Çünkü diyor ki şair;

Vatan, ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan;

Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN.

 

25-       Peyami Safa, Türk inkılâbına Bakışlar, Ötüken yay. ist. 1993

26-       3 Mayıs 1994 50. yıl armağanı, Akademi kitabevi, İzmir 1994

27-       Peyami Safa, Sosyalizm, Marksizm, Komünizm Ötüken yayınevi İst. 1990 N.F.Kısakürek, Sosyalizm, Komünizm ve insanlık, B.Doğu yay

Osman Turan, Türkiye'de Komünizmin Kaynakları, Nakışlar yay.

Dr. Fethi Tevetoğlu, Türkiye’de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, Ankara 1967

28-       İsmet Bozdağ, Sovyet marksizmi, Çin Marksizmi ve Türkiye Gerçekleri

Kültür ve Turizm Bak. Yay. Ank. 1987

Cemal Anadol, Hazar yükselirken, Orkun Yay. ist. 1992

29-       Dr. Faruk Sükan ihanetler karşısında Türkiye Ank. 1995

12 Eylül öncesi ve sonrası, Milli Güvenlik Konseyi Genel Başkanlığı, Ank. 1981

  • 817 defa okundu.