AKREPLE DOSTLUK

 

                                                                                                                         M.Emin BATUR

 

Bir süredir Türkiye’mizdeki bazı kalem erbabının sık sık kullanmayı adet haline getirdiği "Globalleşme" ve "Küreselleşme" kelimeleri bende nedense can sıkıcı bir çağrışım uyandırmaktadır. Bu iki kelimeyi bizim yazarlarımız ve siyasilerimiz muhakkak ki çok iyimser yaklaşımlarla ve yürekleri insancıl duygularla dolu olarak kullanmaktadırlar. Bu çok yerinde bir tutumdur. Müslüman Türk Milletine de yaraşan böylesi değerlere önem vermek ve sürdürmektir. Fakat gelin görün ki dünya kuruldu kurulalı her nedense aynı insancıl tavırları Türk milletinin ve Türk devletinin dışındaki milletlerden ve devletlerden görmemekteyiz, göreceğimize de ihtimal veremiyorum.

Şanlı Tarihimizin her sayfası Türk Milletinin kadirşinaslığı, alicenaplığı, engin hoşgörüsünün sergilendiği, insanlığın mutlak ihtiyacı olan aynı yeryüzünü paylaşmanın temel prensiplerinin ortaya konulduğu tablolarla doludur. Bunu bütün dünya biliyor, fakat bilmezlikten geliyor, inkar ediyor.

Biz yine genel karakterimiz olan bu hasletlerimizi her şeye rağmen sürdürmeye çalışıyoruz. "Globalleşme" ve "Küreselleşme" kelimelerinin asıl sahibi ve uygulayıcısı yine biz olmaya ve dolayısıyla tarihteki bazı hataları tekerrür ettirmeye niyetli gibiyiz. Artık yeter..! Neden hep biz mağdur duruma düşelim. Hun devleti, Göktürk devleti, Uygur devleti o tarihlerdeki tek hasmımız olan Çinliler'e göstermiş olduğumuz ve hatta saflık derecesine varan tek taraflı iyi niyetimizden ve hoşgörümüzden dolayı yıkılmadı mı? Osmanlı Devleti'nin yıkılışı da yine bu tutumumuzun neticesi değil mi?

Peki bu gün batılı devletlerden, Ortadoğu’daki bazı Arap devletlerinden gördüğümüz muameleler farklı mıdır? Biz neden böyleyiz? Neden tedbirli değiliz? Metehan'ı, Atilla'yı, Kürşad'ları, Bilge Kağan'ı Moyençur Kağan'ı ve bu günde Doğu Türkistan'ı işgal edip, Türk halkına zulmeden, yok etmeye çalışan emperyalist Çinlilere karşı ülkesinin istiklâli uğruna mücadele eden büyük Türk'lük mücahidi İsa Yusuf ALPTEKİN'İ kaybettik.

Çin tarihteki aynı Çin'dir, yine nev'i şahsına münhasır yapısıyla sinsice kurbanlar istemeyi sürdürmektedir. Kendi atasözlerine göre "uzaktakini oyala yakındakini ez" politikasını sürdürüyorlar.

Almadan vermek Allah'a mahsustur. Bu güne kadar neler elde ettik, neler vermişiz bir kez daha münasebetlerimizi inceden inceye gözden geçirelim.

Dünya ile entegrasyona gidelim ama, niyetlerin, tutumların karşılıklı, dengeli ve Müslüman Türk Milleti'nin varlığına zarar vermeyecek nitelikte olduğunu anlayabilirsek.

  • 795 defa okundu.