BİR HATIRLATMA

1 Eylül 1997 tarihli Kurultay gazetesinin "Dışa Bakış" köşesinin yazarı Mürselin Tan, "Kanlar Ülkesi Afganistan" başlıklı yazısının bir bölümünde bakın ne diyor:

Kuzeyde, "Afgan Türkistan'ı" burada Türkmen kabileleri var. Kuzey Doğuda "Çin Koridoru" denilen ve Sinkiang'la sınırı olan bölgede Özbekler oturuyor."

ifadelerinde bulunuyor Afganistan'ın kuzey doğusu Çin toprağı değil Sinkiang hiç değil Afganistan'ın kuzey doğusu Öz be öz TÜRK yurdu Doğu Türkistan dır. "Sinkiang" ismi ise Çin tarafından 1884 yılında "yeni kazanılmış toprak" anlamında işgal etmiş oldukları 35 milyon Müslüman Türk'ün şu anda yaşam mücadelesi vermekte olduğu Dünya Türklüğünün ana yurdu Doğu Türkistan'dır.

 

DOĞU TÜRKİSTAN DRAMI

4 EYLÜL 1997 TÜRKİYE

Esir Türklerin dolayısıyla Doğu Türkistan'ın sesi olan Sayın M. Necati Özfatura beyefendi "Doğu Türkistan Dramı" başlıklı yazısında Hislerimize tercüman olacak nitelikli kıymetli sözlerinin son kısmında - bakın neler söylüyor.

"Ölüme karşı yaşamak için savaş veren 40 Milyon (Kırk Milyon) Doğu Türkistanlının haklı feryatlarına, insani isteklerine kulak tıkanması, hele hele soydaş ve dindaşlarının kayıtsız kalmasının affedilir bir tarafı yoktur... Doğu Türkistanlının derdine derman olmak gerekir. Aksi halde; Doğu Türkistan'da ve hür dünya'da hayat mücadelesi veren soydaşlarımızın hoş olmayan illegal faaliyetlere yönelmesi kaçınılmaz olacaktır..

 

ALMANYA, DOĞU TÜRKİSTAN'DA ÇİN ZULMÜNÜ İNCELİYOR

15.9.1997 BÜYÜK KURULTAY

Doğu Türkistan'daki Çin zulmünü yerinde incelemek ve halen devam eden olaylarla ilgili bir rapor hazırlamak üzere, Almanya Parlamentosu insan Hakları Alt Komisyonu, oluşturduğu bir heyeti 2 Eylül'de Çin'e gönderdi. Almanya’daki Uygur Türklerinin birleşerek Münih'te kurdukları Doğu Türkistan Avrupa Birliği Derneği'nin, Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'da yıllardır süren katliamların durdurulması çağrısına nihayet icabet eden Federal Almanya Parlamentosu, katliam ve işkence iddialarını yerinde incelemek ve görmek üzere, insan Hakları Komisyonu Başkanı Dr. Katharina Lübbe'nin başkanlığında bir heyeti bölgeye gönderme karan aldı.

 

TÜRK ASKERİNE KURŞUN SIKAN CEHENNEMLİKTİR

17 EYLÜL 1997 ORTADOĞU

Alihan töre Sağuni, 1885 yılında şimdiki Kırgızistan'ın Tokmuk (eski Balasagun) şehrinde Özbek bir aileden dünyaya geldi. Mekke, Medine, Buhara mektep ve medreselerinde tahsil gördü.

Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'ın kurtuluşu için başlatılan mücadelenin lideridir. Ama o asıl mücadelesine 1914 yılında Çarlık Rusya'sında başladı. Doğum yeri olan Kırgızistan sınırlan içerisindeki Balasagun'daki Tokmuk şehrinde Türk gençlerinin Rus Ordusu saflarında Türk Ordusuyla çarpışmaya gönderildiğini öğrenince ünlü fetvasını verdi. Din alimi Alihan töre ünlü "Türk Askerine Kurşun Sıkan Cehennemliktir" fetvasından tam 20 yıl sonra Doğu Türkistan Milli Ordusu Başkomutanı oldu. 300'den fazla askeri operasyona katılmış ve komutanlık yapmıştır. Çin ordusunu birkaç defa mağlup etmiştir. Sovyetler Birliğine kaçırılmış, kaçırılışı. Dünya kamuoyundan gizli tutulmuştur. Hayatının son yıllarında İslam dini, Milli Kültür, himayesi yolunda büyük çaba gösterdi. 1976 yılında Taşkent'te vefat etti. Şeyh Taşmeddin Bey'in mezarlığına defnedildi.)

 

TÜRK DÜNYASI VE TÜRKİYE (BAĞIMSIZLIK RÜZGÂRLARI

(22 EYLÜL 1997 BÜYÜK KURULTAY)

Doç. Dr. Ramazan ÖZEY Bey Türk Dünyasının Coğrafi konumunu, nüfusunu, yüzölçümlerini anlattıktan sonra şöyle devam ediyor. "Bu gün artık dünyamızda, bağımsız 8 Türk Cumhuriyeti (Türkiye, K.K.T.C, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan) ortaya çıktı. Öte yandan Doğu Türkistan, Dünya platformunda sesini duyurmaya başladı. Bu gün Türkçe konuşan bir insan, Adriyatik denizinden Çin şeddine kadar gitse, yol boyunca derdini anlatabilir ve aynı dili konuşan insanlarla konuşan kısa sürede anlaşabilir. Bu gün sözde Çin'e bağlı özerk bölge durumunda olan Doğu Türkistan'ın merkezi olan Urümçi halkı, Türkiye’nin Avrupa topraklarında bulunan Edirne veya Kosova'daki Prizen şehri ahalisiyle, Pekinlilerle anlaşabildiğinden daha kolay anlaşabilir.

 

DOĞU TÜRKİSTANDA CİHADA DEVAM.

24 EYLÜL 1997 TÜRKELİ-AKİT

Doğu Türkistanlı Müslümanlar dünyanın en büyük ordusuna karşı mücadele veriyor. Kızıl Çin, bağımsızlık savaşını bastırabilmek için bölgeye tam bir milyon asker yığdı. Dünyada şimdiye kadar hiçbir bağımsızlık mücadelesinin böyle bir ordu ile karşı karşıya gelmediğini ifade ediyor.

Doğu Türkistanlılar, İslam dünyasının mücadelesine kayıtsız kalmasından şikayetçi. Çin'in, Doğu Türkistan'da geçen şubat ayında başlatılan "İSTİKLAL SAVAŞI’NI bastırabilmek için bölgeye yoğun şekilde yığınak yapmaya devam ettiği bildirildi. Bu bir milyonluk asker bulundurmalarını askeri uzmanlar, bir dış tehdit bulunmamasına rağmen Çin'in bu bölgede bu kadar büyük miktarda asker bulundurmasının, Doğu Türkistan'da güçlü bir direnişin varlığını ortaya koyduğunu söylediler.

İngiliz The Ekonomist dergisindeki yer alan değerlendirmede askeri uzmanlar modern silahlara karşı, ilkel silahlarla mücadele ettikleri ifade edilerek, bunların el yapımı basit silahlar ve değişik yollarla elde edilmiş hafif silahlardan oluştuğu belirtildi. Doğu Türkistanlı Müslüman Türklerin gerçekleştirdiği bu operasyonlar başkent Urümçi, Kulca, Kaşgar, Hoten, Kargalık, gibi şehirlerde yoğunlaştı. Bu operasyonlarda çok sayıda Çin askeri öldürülürken, Çinlilere ait üretim merkezleri, rafineriler ve demiryolları da tahrip edildi, cephanelik havaya uçuruldu. The Ekonomist dergisi, silahlı bağımsızlık mücadelesinin başladığı Şubat 97 tarihinden bu yana binden fazla kişinin idam edildiğini, onbinden fazla Doğu Türkistanlının da tutuklanarak, toplama kamplarında ağır işkencelere tabi tutulduğunu bu kişilerden haber alınamadığını bildirdi. Bütün zorluklara rağmen Doğu Türkistan da bağımsızlık mücadelesi gün geçtikçe daha organize bir hale geldi ve kırsal alanlarda Çin ordu birliklerine karşı verilen mücadelede önemli başarılar elde edildi. Öte yandan değişik ülkelerde faaliyet gösteren Doğu Türkistan kökenlilerin kurduğu dernekler, ülkelerinde verilmekte olan bağımsızlık mücadelesi ve Kızıl Çin yönetiminin vahşi zulümlerini dünya kamuoyuna duyurmak ve Müslümanların dikkatini bu bölgeye çekmek için yoğun çalışmalar yürütüyorlar

 

YEMİN

29 EYLÜL 1997 BÜYÜK KURULTAY

Sayın Talat Ülker bey Sedir köşesinden "Hani bir yeminimiz vardı. Bıyıkları yeni terleyen gençliğimizin ılık kuşluğunda iliklerimizden kılcal damarlarımıza akan sıcacık kan damarları tazeliğince haykırdığımız bir yemin ... Hani Allah'a, Kuran'a Bayrağa, silaha yemin olsun; gazilerim, şehitlerim emin olsun" derdik. Diyerek başlayıp şöyle devam ediyor.

"İzm'ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir" derdi büyüklerimiz. Bilirdik ki yabancı iklimlerden esen her rüzgar kötüdür Gülşensimize. Biz kendi güllerimizi sulayacaktık terimizle. îzm'lerle kavga edecektik, yemin etmiştik GÖK-BAYRAK VE GÖKKILIÇ'LAR ÜSTÜNE.
 

ALNINDAN VURULAN UMUT DOĞU TÜRKİSTAN

3 EKİM 1997 ORTADOĞU

"Doğu Türkistan hafızalardan çoktan silinen adını hatırlatmak için ismini kan sızan tırnakları ile kazıyor coğrafyasına. Dikenli tellere takılıp acı revan içinde kalan güvercinler uçuruyor bin bir ümitle, bıkmadan usanmadan insanlığın ağırlaşıp kapanmış göz kapakları zoraki açılıyor şu sıralar ve belli belirsiz, Doğu Türkistan denen bir silueti seçmeye çalışıyor.

Türkistan mağrur ve yan bakılmaz hâkimiyetinin ilk olarak I699'da sarsıldığını hissetmiş. O yıllar tasavvuf hareketleri farklılaşıyor. Hidayetullah Hoca ilamıyla tanınan bir tarikat şeyhiyle başlayan yanlış inançlar, ülkeyi zayıf düşürüyor. Onun zamanında ülkenin bir kısmı Moğolların işgaline girerken, müşidi Appak hocanın döneminde de Appak'ın Çinlileri ülkeyi işgale davet etmesiyle Çin esareti başlıyor. Bunun sonrasında ayaklanmalar, bastırmalar, özgürlükler, inkılaplar ve kaybetmeler var." Böylesine önemli bir dizi yazısı ile devam ediyor.

 

DOĞU TÜRKİSTANDA ÇİN BASKISI

(KAYSERİ ANADOLU HABER-KAYSERİ GÜNDEM-YENİ KAYSERİ STAR HABER, ORTADOĞU-ZAMAN-AKİT-TÜRKELİ 4-7 EKİM 1997 BAŞAK TV. ERCİYES TV, ELİF TV, KAY TV)

Kayseri Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mehmet Emin BATUR yaptığı yazılı açıklamada, Çin'in Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerini yok etmek için 120 çeşit işkence uyguladığını, son olarak ta damardan zehir enjekte ederek öldürmeye başladıklarını belirtti.

Batur, insan hakları savunucusu Avrupa ülkelerinden, Çin'in uyguladığı vahşet ve baskı politikasına karşı daha duyarlı davranmalarını istediklerini söyledi.

 

UYGURLAR 9 ÇİNLİYİ ÖLDÜRDÜ

4 EKİM 1997 ORTADOĞU

Hong Kong'da yayınlanan Oriental Daily News Gazetesinin haberinde geçen ay sonlarına doğru yapılan Çin Komünist Partisi 15. Kongresinden sonra meydana gelen olaylarda, Sincan (Gerçek ismi Doğu Türkistan) bölgesinde bazı hükümet kuruluşlarına saldırı düzenlediği iddia edildi. Bu saldırılar sırasında hükümet yetkilisi ve Çin Halk kongresi üyesi toplam 9 kişinin Öldürüldüğü öne sürülen haberde, bazı direnişçilerin yakalandıkları kaydedildi.

 

ŞANLI DİRENİŞ.

4EKIM 1997 AKİT

Doğu Türkistanlı Müslümanlar, Çin işgalinin 47 yıldönümü kutlamaları sırasında bir dizi eylem gerçekleştirdi, 40'a yakın Çinli öldü. Doğu Türkistan’da 9 Çinli öldürüldü Çinin Doğu Türkistan’ı işgal edişinin 47 yıldönümü için 1-4 Ekim tarihleri arasında şenlikler düzenlediği, bu şenlikler sırasında Doğu Türkistanlı Müslüman direnişçilerin işgalcilere karşı saldırılarını yoğunlaştırdığı bildiriliyor. 1.5 Milyon Çin'lininde yaşadığı Şihanbaz şehrinde şenlikler düzenleyen Çinlilere karşı gerçekleştirilen bombalı saldırıda Çin Halk kongresi üyesi 9 kişinin öldüğü, çok sayıda kişinin de yaralandığı haberi veriliyor.

Küytün şehrinde ise işgalci Çin yetkililerin bulunduğu yedi katlı bir binaya bırakılan bombanın patlaması sonucu otuzdan fazla Çin'li öldü.

Petrol şehri Karamaya'da bulunan bir rafineride meydana gelen patlamada ise büyük hasar meydana geldi. Bombalı eylemler üzerine Çin yetkilileri, bölgeye takviye zırhlı askeri birlikler gönderdi ve Müslümanlar üzerindeki baskıyı arttırdı

 

KARGALIKTA 7 HAİN BOĞAZLANARAK ÖLDÜRÜLDÜ

5 EKİM 1997 GÖKBAYRAK HABER MERKEZİ

 

 Doğu Türkistan aldığımız (kaynağı gizli) son haberde Kargalık ilçesinde aralarında hocalarında olduğu 7 Çin işbirlikçi vatan haini boğazlanarak Öldürüldü.

-          Ayrıca Ürümçideki Uygurca öğrenim gören okullara yoğun bir şekilde Çinli öğrenci yerleştirilerek Uygurca öğrenimi sağlanıyor. İyi Uygurca bilen Çinli Öğretmen yetiştirmeye başladılar.

-          Çinlilerin en çok üzerinde durdukları Doğu Türkistanlı gençlerden 60.000 kişinin hapishanelerde olduğunu doğrular nitelikli kesin haberde sadece; Gulcanın Ulanbay bölgesinde 2000-3000 arasında gencin hapiste olduğu öğrenildi.

-          Yurdun her köşesinde olmak üzere özellikle Kaşgar da ölüm pahasına el işlemesi GÖKBAYRAK'ların sık sık şehir meydanlarına hükümet binaları önlerine asıldığı farkına varıldığında da hemen indirildikleri öğrenildi.

 

DÜZELTME – HATIRLATMA

6 EKİM 1997 ORTADOĞU

"Türk-Çin İlişkilerinde Yeni Dönem" başlıklı yazısında Sayın Necdet B. SİVASLI;

1-         Geçmişte Rusya ile yapmış olduğumuz hatalardan

2-         Çin'in doğusunda yaşayan Türkler konusundaki hassasiyetinden

3-         Çin ile ticari anlaşma uğruna sıcak ilişkiler kurulması gerektiğinden

4-         Anadolu kaplanlarını Çin'e davet etmesinden bu yazı elbette ki Ortadoğu'yu bağlamaz yazılan yazılar sorumlusuna aittir. Türk Milliyetçiliğinin sesi olan gazetelerimizden birisinden bu yazının yayınlanmış olması bizleri üzmüştür. Turan fikrinde olanların bu yazıyı okumuş olmasını isterdik imkânlarımız el vermiyor. Sadece birisine cevap vereceğiz "Çin'in doğusunda yaşayan Türkler" ifadesini kullanmış.

Çin'in doğusunda Çin denizi vardır. Çin'in batısında bütün dünya Türklüğünün anayurdu. Türkiye’mizden iki buçuk defa büyük, 35 Milyon Müslüman Türk'ün yaşadığı DOĞU TÜRKİSTAN vardır. İç siyasetle (Başkent Günlüğü) ilgilenen birisinin dış siyasette böyle gaf yapması doğaldır.

 

TÜRKİSTANLA İLGİLENMEMEK İHANETTİR."

9 EKİM 1997 TÜRKİYE

Sayın Kenan Akın bey Flaş köşesinden "Türkistan'ı Unutturmamalıyız..." başlıklı yazısında:

"Değerli yazarımız Yavuz Bülent Bakiler'in "Türkistan'la İlgilenmemek İhanettir" başlıklı yazısını okuduktan sonra, birkez daha konuya değinmek sorumluluğunu duyduk.

Yavuz Bülent Bakiler, nefis yazısının bir bölümünde "Destanlarımızın, atasözlerimizin, gelenek ve göreneklerimizin, güzel sanatlarımızın, oyunlarımızın, mimarimizin... Kaynağı da Türkistan'da..." diyor ve Türkistan'dan uzak duranları, korkanları, millet olarak cezalandırmamanın da ihanet olacağını Öne sürüyordu.

Ne var ki, toprakları üzerinde "özgürlük" bayrakları açan kahraman Uygur Türklerinin mücadelesini görmezlikten gelen medyanın ağır toplarının bu vurdumduymaz tutumları karşısında kahrolmamakta elde değil. Dünyadaki değişim rüzgârlarının Çin'e ulaştığı ve hükmünü yavaş yavaş olsada İcra etmeye başladığı bir süreci yaşıyoruz. Başbuğ merhum Türkeş'in dediği gibi "Türkistan'da taş yerinden oynamış durumda".

Gerek Çin işgali altındaki Doğu Türkistan topraklarında gerek dünyanın her yöresinde, Uygur Türklerinin davasının gündemden kolay kolay inmeyeceği anlaşılıyor. Yeterkı gereken ilgi gösterilsin ve trajedi bütünü İle dünya kamuoyuna mal edilsin.

Bütün mesele, hür dünyanın Doğu Türkistan davasına sahip olmasında toplanıyor.

Türkistan'ı unutmamak ve unutturmamak, her şeyden önce bir insanlık görevi olsa gerek

 

SAVAŞA MI AVA MI?

11 EKİM 1997 TÜRKİYE

Sayın Ünal BALAT bey'in Romanlaşan Hayatlar isimli röportajlarının ilkini Gazi Berat Hacı ile gerçekleştirmiştir. 1930'lu yıllarda bir genel ayaklanma baş göstermişti... Ben o zaman bıyığı yeni terlemiş bir delikanlıydım. Bir ara gençlerin askere alınacağını bildirdiler. Bende girdim... Askeriz ama silah nerede? Cephane nerede?...

Her birimizin eline, o zaman avcıların kendi elleriyle yaptıkları ve "Ahut" adı verilen bir avcı tüfeği ve birde bıçak verdiler... Sanki biz savaşa değil de ava çıkıyoruz gibi... ve emektar mücahitler o bıçağı ve Ahut'u birer komanda gibi nasıl kullanacağımızı öğrettiler günlerce... Her birimiz çelik yay gibiydik... ve hepimizin hedefi Çinlilerle savaşarak bağımsızlığımızı elde etmekti.

Allahu ekber Allahu ekber... La ilahe illallahü vallahü ekber!.. diyerek savaştığımız günleri hiç unutmuyoruz... bu mücadelenin sonunda bağımsızlığımızı elde etmiştik ama neyleyeyim ki tez gitti elimizden...

 

TÜRK'ÜN YÜREĞİNİN KANADIĞI YER: DOĞU TÜRKİSTAN

13 EKİM 1997 BÜYÜK KURULTAY

Sayın Yunus Buğra YILMAZ bey Görüş köşesinde Uluğ Türkistan'ın Rus ve Çİn işbirlikçileri tarafından nasıl parçalandığını, Çin Irkçılığının korkunç katliamlarını, ve Osman Batur'un vermiş olduğu Gerilla Savaşını anlattıktan sonra şöyle bitiriyor.

"Gökbayrağın hasretini çeken soydaşlarımızın, fırsat buldukça zulme baş kaldırmışlardır. Öz yurtlarında, yaşayamaz hale getirilen Doğu Türkistanlı Yiğit Türkler, bağımsız olarak yaşayan soydaşlarından, dindaşlarından destek beklemektedirler. Her gün kötü haber aldığımız Doğu Türkistan'a destek olmak en başta Türkçüyüm, Milliyetçiyim diyenlerin ve bütün Türklerin boynumun borcudur. Yoksa hiçbir kimse Türkçüyüm, Milliyetçiyim Türküm diye söylenmesin."

 

"ÇİN'DEN BÜYÜK SAHTEKÂRLIK

19 EKİM 1997 TÜRKİYE

ABD'de sergi düzenleyen Çin, Doğu Türkistan'ın eskiden beri Çin'lilere ait olduğunu öne sürüyor."

Evet yanlış okumadınız. Çin'li işadamlarının İhlas Holding'e sözde ticari anlaşma adı altında TGRT ve Türkiye gazetesini susturmak için yakınlaşmalarının sahtekarlıktan ibaret olduğunun bilincinde olan İhlas Holding bu cesaretli başlıkları geçmişte de attı şimdide atıyor gelecekte de hiçbir menfaat gözetmeden Müslüman Türk'e yaraşır bir biçimde atmaya devam edecek. Binlerce Teşekkürler. Hepsini yayınlamaya gerek yok sadece Resim altı yazısında şunlar var.

"Orlando'daki Çin sergi sarayı önünde toplanan Doğu Türkistanlılar, Çin yönetiminin utanç verici ve ABD'lileri yanıltıcı propagandasını protesto ettiler. Çin tarafından bastırılan broşürlerde Çin şeddi ile birlikte cami fotoğrafı koyarak, Çin'de din ve kültür Özgürlüklerinin bulunduğu gibi yanıltıcı propaganda yapılıyor."

 

ÇİN'İN NİFAK PLANI

27 EKİM 1997 TÜRKİYE

Türkiye Gazetesinin dış haberler sayfasından verilen bu başlık altında: Doğu Türkistan halkı üzerindeki oyunlar bitmek bilmiyor. Doğu Türkistan'ın bütün caddelerini "Ayrılıkçı güçlere karşı savaşın, anavatanı koruyun" yazılı pankartlar donatan Çin yönetimi, Müslümanlar arasına nifak tohumları ekmeye çalışıyor."

 

BİR DUA YOLLA ALPTEKİN REİSE"

27 EKİM 1997 ORTADOĞU

 

Sayın Lütfı Yıldız bey "Ülkü Yolu Şehitleri" isimli araştırma yazısında; "Doğu Türkistan'ın Lideri ve Doğu Türkistan Cumhuriyetinin Eski Genel Sekreteri Isa Yusuf Alptekin, 94 yaşına kadar davasını taviz vermeden savunmuş ve mücadelesinden yılmamıştır."

Kayseri Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı ile de bir röportaj yapmış Genel Başkan uzun sözlerinin sonunu şöyle bitiriyor. "Davamızı Isa beyin devrettiği ekibi sürdüreceğiz ve mutlaka onun ve diğer şehitlerimizin ruhları şad olacaktır.

 

DOĞU TÜRKİSTAN'DA PAMUK TOPLAYAN ELLER

28 EKİM 1997 ZAMAN

Habere girmeden önce bir düzeltme yaparak başlayalım. "Çin'in otonom bölgelerinden Doğu Türkistan'da okul çocukları, bölgenin kuzey batısındaki Kargalık kentinde, mini mini elleri ile pamuk topluyorlar."

Şimdi: O bölge öncelikle Çin'in değil orada yaşayan ve her türlü asimilasyon, soykırım ve katliamlara maruz bırakılan 35 milyon Müslüman Türkün toprağı Doğu Türkistan dır. Otonom sözüne gelince: Komünist Çin'in 1955 yılında sözde "Uygur Aptunum Rayun" adını verip zulüm ve işkencelerine devam ettiği ve Dünyanın gözünü boyamak için uydurduğu isimdir. Komünist Çin bu ismi telaffuz etse de bizim Türk medyasının bütün kesimi zaman zaman tekrarlamaktadırlar. Lütfen biraz hassasiyet.

Bizim çokbilmiş otonom, özerklik, muhtariyet kelimelerinin manası neymiş diye Türk Dil kurumunun yayınlamış olduğu sözlüğe bakmamış kendi insanlarımıza seslenmeden geçemeyeceğim.

Özerk: Ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş) muhtar, otonom.

Özerklik: Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması muhtariyet, otonom.

 

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu - Türk Dil Kurumu. Sayfa (1148)

Şimdi habere dönelim. "Pamuk yetiştirme yönünden dünyanın önemli merkezlerinden biri olan Doğu Türkistan'da bu yıl pamuk rekoltesinin 1,5 milyon ton civarında olması bekleniyor." Ey özerkçiler dinleyin karın tokluğuna çalıştırılan o küçücük çocuklar topladıkları pamukları kendisi mi değerlendiriyor? Otonom neydi, bir kişinin bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması demek değilmiydi.

Kime hizmet ediyorsunuz?

Buradan Zaman Gazetesi ne’de genel olarak bu haberinden dolayı teşekkür ederim.

 

AVRASYA CANLANIYOR

28 EKİM 1997 ZAMAN

 

Sayın Fikret Ertan bey Devran köşesinden Avrasya’daki iki tarihi olaydan ikincisi olan:

1- "Kazak petrolünün ilk defa Çin'e şevkinin başlaması ile ilgili. Geçen perşembe günü Özen sahasından demir yolu ile yola çıkan bu petrolde deneme amacı ile sevk ediliyor. Bu petrol yaklaşık 3000 km. yol kat ederek Çin'in Doğu Türkistan bölgesine ulaşacak ve böylece Çin'de Hazar'dan çıkan Kazak petrolünü kullanmaya başlayacak."

2- "Yapılan hesaplara göre Kazak-Çin petrol boru hattı 16 ay sonra tamamlanması bekleniyor. Bu hat devreye girdiğinde Kazakistan çok rahatlayacak. Daha da ötesinde, Kazakistan siyasi bakımdan da Çin'le yakınlaşmış olacak. Ayrıca, bu hattın ulaşacağı Doğu Türkistan'da elbette bu hareketten bir pay alacak, orada da ekonomik hayat canlanacak, belki yeni büyük yatırımlar mümkün olacak bu problemli bölgede."

Evvela Doğu Türkistan isminin kullanılmasından dolayı memnuniyetimizi bildiririz. Fakat Doğu Türkistan'ın Çin bölgesi tarifini kesinlikle, kabul etmeyiz. Çünkü Askeri Siyasi, Coğrafi, Dini, İnsani, Tarihi hiçbir bağımız yoktur. 1949 yılında fiilen Komünist Çin tarafından işgal edilmiştir. Eğer o cümleyi şöyle yazsak "Bu petrol yaklaşık 3000 km. yol kat ederek Çin işgalindeki Doğu Türkistan'a ulaşacak ve böylece Çin'de Hazardan çıkan Kazak petrolünü kullanmaya başlayacak" ne olur. Çin bize savaşmı açar? İç İşleri Bakanlığımıza ültimatom mu verir? Yoksa yazarımız işinden mi olur?

Kazak petrolünün Doğu Türkistan’a ulaşmasından kendine düşen payı alacak deniliyor? Doğu Türkistanlıya ne zaman pay verildi. Doğu Türkistan'ın kendi petrol rezervleri şimdilik kesinleşen rakamlarla 511 merkezdedir. Şimdilik diyoruz çünkü her an bir yerden petrol fışkırmaktadır. Hazırda depolanmış petrol olarak 24 milyar ton petrol mevcuttur. Bu muhteşem petrol ve doğal gazdan pay almak surda dursun petrol üretim merkezlerinde dahi iş verilmiyor. O Müslüman Türk İnsanı Çalışamıyor. Ta Çin'in içlerinden kendi Çinlilerini getirip çalıştırılıyor. Komünizm’le yönetilen hangi insanın ekonomik durumu canlanmış ki.

  • 757 defa okundu.