A.Samet İLKTÜRK 
 
Çin'de Doğu Türkistan Korkusu

Doğu Türkistan'daki Türklere karşı bu güne kadar uyguladığı soykırım, doğum kontrolü, nükleer denemeler vs. gibi tedbirlerle bağımsızlık harekatını, sindiremeyen komünist Çin hükümeti, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla daha da hızlanan Doğu Türkistan mücadelesini durdurabilmek için yeni diplomatik yollara baş vurmaya başlamıştır. .
Pekin yönetiminin korkulu rüyası haline gelen, Müslüman Uygur Türklerinin Doğu Türkistan'daki varlıklarını askeri terbirlirle yok etmeye çalışan ve Doğu Türkistan'da asimilasyonu başaramayan Çin, Rusya'dan bağımsızlığının kazanan Türk Cumhuriyetlerinin Uygurlar üzerdindeki etkisini azaltabilmek için Orta Asya'daki yeni Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerini güçlendirme yollarını aramaktadır.
Çin'in asıl korkusu bağımsızlığını kazanan orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bu durumu Doğu Türkis¬tan'daki Türkler için tek hedef haline gelmesidir. Sovyetler birliğinin çökmesinden hemen sonra bir açıklama yapan Çin yönetimi ülkenin en kuzeyinde yer alan Doğu Türkistan'ın. ortaya çıkan milliyetçi akımlardan etkilenmemesi için şimdiki Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Çin'e yakın sınırlarının demir perde ile korunmasını istemişti. Yabancı ideolojilerin ülke içindeki ayırılıkları güçlendirmemesi için o dönemde bir dizi tedbirler alan Pekin yönetimi, bütün gizlemeler rağmen, Doğu Türkistan'da meydana gelen ayaklanmaları çok sert askeri tedbirlerle bastırma yoluna gitmiştir. Hala çok gergin olan bölgede, milliyetçi duyguların her türlü tedbire rağmen yok edilemediği bilinmektedir.

Çin başbakanı Orta Asya'da

Çin başbakanı Li Peng Doğu Türkistan'da her geçen gün hız kazanan bağımsızlık hareketlerini durdurabilmek için, ekonomik ilişkileri güçlendirme adı altında, Türk Cumhuriyetlerinden destek arayışına çıktı. Li Peng 34 yıllık aradan sonra ilk kez Orta Asya'yı ziyaret edecek olan ilk Çin'li lider.
Bütün bu gelişmeler ışığında Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türkleriyle aynı dili ve dini paylaşan Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'la ilişkiler bu ülke için büyük önem taşımaktadır.
Basın organlarında yer alan haberlere göre Çin başbakanı Li Peng'in Orta Asya'ya yaptığı 12 günlük diplomatik çıkartmanın asıl amacının Doğu Türkistan'daki İslami ve milli gelişmeyi denetim altına almak. Gezi her ne kadar ekonomik ilişkiler güçlendirme adı altında sürdürsede, Doğu Türkistan konusunun bu ülkelerde görüşülecek ağırlıklı konu olduğu bilinmektedir. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasından sonra bu ülkeler ile ekonomik iş birliği başlatmak isteyen Çin hükümeti, Bu ülke ile bir dizi anlaşmalar imzalamış olsa dahi istenilen ekonomik canlılığı görememiştir. Bu antlaşmalar kağıt üzerinde kalmıştır. Bu durumun en büyük sebebi Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin içinde bulunduğu döviz darboğazı ile ticari bağlantıyı sağlayan karayollarının yetersiz oluşudur.
Li Peng'in 12 günlük resmi gezisinin en büyük hedefinin bölgedeki siyasi istikrarı sağlamak olmasıdır. Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri ile yine aynı soydan gelen, Kazak, Özbek, Kırgız ve Tacikler yaşamaktadır. Kazakistan ve Kırgızistan'ın Çin'le ortak bir sınıra sahip olması işgal sonucu birbirinden ayrılan akrabalar arasındaki bağları yok etmiş değildir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Türk boyları arasındaki bağlar dahada güçlenmiştir. Bu insanlar Çin'in geçmişte nasıl oldu bittiyle topraklarını işgal ettiklerini unutmuş değildirler.
Doğu Türkistan'daki müslüman Türk halkı Pekin'in baskıları na karşı haklarını koruyabilmek için gizlide olsa faaliyette bulunmaya devam etmektedirler.

Çin Başbakanına Mektup

Çin'in yıllardan beri Doğu Türkistan'da uygulamakta olduğu soy kırımı ve nükleer denemelere karşı hür ülkelerde bulunan Doğu Türkistanlılar tarafından çeşitli yollarla protesto edilmiş bu durum çeşitli bildiriler ile de kınanmıştır. Çin hükümetinin sistemli bir şekilde Doğu Türkistan'daki halkın doğum oranını 1997 yılına kadar durdurmayı ve bunuda cerrahi müdahelelerle kadınlarımızı kısırlaştırarak gerçekleştirmek istemesi, Doğu Türkistandaki halkın yaşlanmasını ve doğalolarak soy tükenmesini hızlandırıp bölgeye çok sayıda Çin'li yerleştirerek, Türk halkını azınlık durumuna dürüşle planları Merkezi Kazakistan'da olan Doğu Türkistan İnkılabı Milli Birlik Cephesi tarafından Çin Başbakanı Li Peng'e açık mektupla çağrıda bulunarak Doğu Türkistan'da uygulanan zulümü kınamıştır. Mektupta Doğu Türkistan inkılabı Milli Birlik Cephesi şu isteklerine dile getirmişdir.
Biz Orta Asya ve Kazakistan da ikamet etmekte olan 500 binden fazla Uygur adına Çin'in vatanımız Doğu Türkistan'la ilgili politikasına karşı kendi tutumumuzu ifade etmek istiyoruz.
Etnik, kültürel ve tarihi esaslara bakıldığında Doğu Türkistan hiç bir zaman Çin'in ayrılmaz bir kısmı olmamıştır ve 6 bin yıldan beri Uygur ve diğer Türk halkının ana vatanı ola gelmiştir. Biz Doğu Türkistan'ın bugünkü durumunu işgalci devlet Çin tarafından zaptedilmesinin neticesi ve onun hukununun ihlali ve katı askeri rejiminin tesis edilmesi diye değerlendiriyoruz.
Doğu Türkistan İnkılabı Milli Birlik Cephesi, Doğu Türkistan'a çok sayıda Çinli'yi göçmen olarak getirilmesini vatanımızın Lobnor Nükleer Deneme Poligonu ve oradaki nükleer deneme neticesinde 210 bin kişinin ölümünü ve kadınları kısırlaştırma plan dışı çocukların öldürülmesinden ibaret gayri insani politikasını Doğu Türkistan'ın yerli halkına nispeten katliam ve etnik Çinliler için meydan oluşturmak çabası olarak değerlendiriyoruz. Biz ilan ediyoruz ki;

1- Halkımızı tarihte görülmemiş baskılar ve ölüm tehlikesinden kurtarmak için kendimizde kalbimizin em¬riyle lazım olan herşeyi yapmak hukuku var diye sayıyoruz.

2- Kazakistan Cumhuriyeti hükümetini, Çin ile Doğu Türkistan halkına zararı olan anlaşma ve sözleş¬meler yapmamaya çağırıyoruz.

Biz Kayseri Doğu Türkistan kültür ve Dayanışma Derneği olarak Doğu Türkistan İnkilabı Milli Birlik Cep¬hesinin isteklerine katılmaktayız. Bir Türk devleti olan kazakistan hükümetinin Çin ile yapacağı antlaşmalarda Doğu Türkistan'da, kendi Öz vatanlarında her türlü insani ve hukuki hakları elinden alınan müslüman Türk halkına karşı daha sağ duyulu olacağına inanıyoruz.

Paylaşılamayan Türk Yurdu

Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyetinde 27 Mart 1994 tarihinde yapılan referandumu Moskova yanlılarının kazanması yarımadada havayı gerginleştirdi.
Durumun bu şekilde gelişmesinin kırımın esas sahibi Kırım Türklerinin azınlık durumunda olmasıdır. Kırım Türkleri 1945 yılında Rusya'nın Kırımı işgal etmesinden dolayı sürgüne gönderilmiş, katledilmiş ve bu topraklara Ruslar yerleştirilerek nüfusun çoğunluğu Rus olan bir Kırım meydana getirilmişti. Kırım'da yapılan referandumu yarımadanın Rusya'ya bağlamasını isteyen Rus ırkçısı Yuriy Meskov taraftarlarının kazanması ve Meskov yönetiminin Kırımı Rusyaya bağlamak için yönetiminin alacağı karar ve uygulamaları anayasaya aykırı ilan eden Ukrayna, son gelişmeler üzerine Kırım'da bulunan askeri birliklerine takviye etmeye başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine Kırım devlet Başkanı Yuriy Meskov, parlamentodaki odasından dışarıya çıkmayarak Ukrayna birliklerine karşı hazırlık yaptığı ve parlamento binası etrafına kadın ve çocukları toplamayı planladığı bildirilmektedir.
Kırım'daki bu gerginlik bu toprakların esas sahibi 350 bin civarındaki Türk halıkını tedirgin etmektedir.
Kırım Tatar Milli Meclisi halkın provakasyonlara kapılmaması için sürekli uyarıda bulunuyor. Milli meclis başkanı Mustafa Cemiloğlu (Kırımlıoğlu) Meclisi sürekli toplantıda tutarak Türkleri Ruslar ile Ukraynalılar arasında meydana gelecek çatışmalardan uzak tutmak için yoğun bir çaba harcamaktadır. Kırım Tatar Milli Miclisi tarafından yapılan açıklamada Kırımın Ukraynaya bağlı Özerk bir Cumhuriyet olduğu hatırlatılarak bunun dışındaki bir değişikliği kabul etmeyeceklerini belirttiler.
Şu anda Uktayna'nın takip ettiği politikayı desteklediklerini beyan etmişlerdir.
Şurası açık görülüyorki Kırımın esas sahiplerinin hiç bir fikri sorulmaksızın Rusya ile Ukrayna Kırım'ın pazarlığına oturmuşlardır. Dileğimiz Rusya ile Ukrayna arasındaki gerginliğin patlayarak Kırım'ın 2. Bosna'ya çevrilmemesi buradaki söz hakkının Kırım'ın gerçek sahibi Türklerin olmasıdır.

Doğu Türkistan Davasına Yeni Kan
Her geçen gün biraz daha güçlenen ve önemi artan haklı davamızdan aramıza yeni bir güç katılmıştır. Kırgızistan'ın başkenit Bişkek'te Uygur İltifak derneği tarafından (ittifak) isimli bir gazete yayın hayatına başlamıştır. Kırgızistan'da yaşayan Uygurların kurduğu İttifak Derneğinin girişimleri ile kurulan gazete Kırgızistan Hükümetinin onayı ile 20 Mart 1994 günü Uygur Türkçesi ile basılarak çıkmıştır.

1. sayısında Kırgızistan Devlet başkanı Askar Akayev, yayma başlayan gazete için bir kutlama mesajını gönderdi. bu gazetenin Kırgızistan'da yaşayan Uygurlar ile Kırgız'ların çok öncelerden beri birlikte yaşayarak iyi ve kötü günlerinde bir olup kardeş gibi yaşayan iki halk olduğunu belirtti.

Hali hazırda Kırgızistan'da 40 bine yakın Uygur bulunmaktadır, 15 günde bir çıkacak ittifak gazetesinin 1000 tirajlı basılacağı bildirilmiştir. İttifak gazetesine ve onu çıkartan ittifak derneğine yayın hayatında başarılar dileyerek, Doğu Türkistan davasına hayırlı olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ederiz.

  • 930 defa okundu.