Dünyamız ve Çin

 

Komünist Dinozorların Diktatörlüğü 
                                                                                                     
                                                                                                      Gökbayrak Araştırma Birimi

1989 yılında yolsuzluk ve suiistimalleri protesto etmek için 4 Haziran'da Deng Şiaoping'in emriyle askerler tarafından kanlı biçimde bastırılmış, bu gösteriler resmi olarak "karsı devrimci hareketler" olarak nitelendirilmişti. Kitlesel öğrenci hareketlerini destekledikleri için görevinden alınan Komünist Parti Eski Başkanı Zhao Ziyang gösterilerin bastırılması konusunun tekrar gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Buna cevaben Adalet Bakanı §iao Yang, kararın yeniden gözden geçirilmesinin soz konusu olmadığını belirterek, Çinli dinozorların yetkilerinin sarsılma işaretlerini ne zamana kadar ve-receklerdir. Birkaç, gün önce bir grup Fransız tarihçinin hazırladığı "Komünizmin Kara kitabi" adlı eserlerinde, Komünizmin 20. yüz yil içerisinde Çin'de 65 Rusya'da   20 Kamboçya   ve Korede 2'ser Vietnam ve Doğu Avrupa da l'er Afrika'da 1.7 milyon Latin Amerika'da 150 bin olmak üzere toplam 85 ile 100 milyon kişinin ölümüne yol açtığını yayınladılar. Çin'de bu yüz yıl içinde katledilen 65 milyon insanin yakınlarının sabrının kalmadığının işaretlerini almaya başladık bile.

 

2000 İN BAŞINDA ÇİN REJİMİ ÇÖZÜLECEK

 

Çin Komünist partisinin15.Kongresinde Şubat ayında ölen Deng Şiaoping'in görüşlerinin kabul görmesi, dikkatleri bu ülke üzerine cekti. Neydi? Deng'in görüşleri, 1976 yılında ölen Mao'nun ölümünden sonra iş başına gelmiş Komünist sistem içinde Liberalleşme akımı başlatmıştı. İngiltere de yayınlanan The Independent gazetesi konu ile ilgili olarak yaptığı yorumda "kapitalizm'i meşrulaştıran Çin yakında dağılacak" yorumunu yaptı. Hatırlarsak Deng Şiaoping bir zamanlar "zengin olmak muhteşem bir şey demişti" sözde eşitlik ilkesi olmasına rağmen Deng'in bu açıklamasından sonra üst tabaka lüks arabalar, lüks villalar ve cep telefonları aldı.

Komünizme özgü olan dışa kapalılıktan kurtuluşunun göstergesi önce Coca Cola ardından kadın çorapları, ülkeye girmeye başladı.

15. kongrede Komünist Çin rejimini temelden sarsarak kararlar alındı. Komünist parti    halkına   karsı olan kati tutumlarına rağmen ülkenin sanayi kuruluşlarının özelleştirmesini ve dışa açılmasını kabul etti.

Bunun arkasından özelleştirmenin sonucu olarak isten çıkartmalar ve 1 milyar 200 milyonluk nüfusa paralel olarak işsizlik ortaya çıkacaktır. Bu da yeni yeni tiaenemen olaylarını, zaten başlayan grevleri yürüyüşleri doğuracaktır. Bu sefer tiaenemen kadar kolay olmayacaktır.

 

ÇİN İŞÇİSİ SOKAKTA

 

Cumhuriyet gazetesinin Ekim ayı diş haberler sayfasındaki bu haberde Son komünist parti kongresinde (15.) özelleştirmenin önü açılan Çin'de kamu'ya ait bazı fabrikalar hakkında iflas kararı alınması üzerine işsiz kalan işçilerin düzenlediği protesto gösterişinde olay çıktı. Yaklaşık 1000 kadar işçi ve gösterici polisle çatıştı.

Komünizmin çözülmeye başlamasının işareti olan bu gibi önemli olaylar biz Doğu Türkistanlılar olarak çok iyi tetkik etmemiz gerekir. Komünist Partisinin elinde olan bu ve bunun gibi fabrikalar diş macunundan kamyona kadar birçok üretim yapmaktadırlar. Tekel olan bu üretim merkezlerinde dolayısıyla rekabet yoktur. İşletmelerin % 100 e yakını bu yılki bilânçolarını kayıpla kapanacağını açıklamışlardır.

Bu kayıplar ile mevcut banka kredilerinin muazzam bir bölümünü ayakta durdurabilmek için harcamaktadırlar. 118 bin devlet işletmesinden çalışan 118 milyon işçi ücretlerini alamamaktadır. Zaten ayda aldıkları 6 ila 12 dolar arasında değişen ücret karşılığını alamamanın yanında hiç olmayan sağlık sigortalarının yıllardır ödenmemesine de kızgın olduklarını ifade etmektedirler. Yıkılışın sadece bir boyutu Çin'i incelemeye alan gözlemciler bu totaliter yapıyı 2000'den sonra kesinlikle değişeceğini vurguluyor.

 

UYGURLARDAN DEĞİL, ÇİNLİDEN ZARAR GELİR

 

Ekim ayinin baslarına doğru Çin ile Kazakistan arasında toplam tutan 9.5 milyar dolar tutarında bir anlaşma imzalandı. Bu antlaşmaya göre Kazakistan’ın Uzen ve Aktubinsk bölgelerindeki petrolün 3 bin km. uzunluğundaki boru hattı ile Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’a taşınması bekleniyor. Bilindiği üzere daha öncede Kazakistan-Kırgızistan, Tacikistan, Çin ve Rusya sınır güvenliği anlaşması adi altında Nisan 1997 tarihinde bir antlaşma imzaladılar bu antlaşmaya göre müşterek askeri güç kullanarak ayrılıkçı hareketlerin bastırılması sözde terör suçlularının karşılıklı iadesi gibi...

 

Yukarıdaki anlaşmanın sonucu olarak bu Türk Cumhuriyetleri Doğu Türkistanlıları ellerinden geldiği kadar zor durumda bırakmaya çalışmaktadırlar. Bilindiği üzere Türkiye - Doğu Türkistan arasında direk uçak seferi yoktur. Urümçi (Doğu Türkistan’ın Başkenti) Almati-İstanbul hattını kullanmak gerekiyor. Kazakistan’ın İstanbul konsolosluğu vize için başvuran Doğu Türkistanlıya. İstanbul Almati uçak bileti yanında Almati-Urumçi biletini de alma mecburiyeti getirmektedirler.

Ayrıca bizim Kazakistan’daki Uygur teşkilatlarını-da Kazak hükümeti kapattırmıştır. Bütün bunlar Çin'in Kazakistan'a verdiği talimatlar doğrultusundadır. Bu gibi baskılar o kadar çok ki kardeş bildiğimiz ülkelerin geçmişini hatırlamaları gerekir çünkü her şeyin bir bedeli vardır, zamanla göreceğiz, Türk Cumhuriyetlerinin Doğu Türkistanlılara yaptığı eziyetlere 4 Eylül 1997 tarihli Türkiye gazetesi yazan muhterem M. Necati Özfatura bey en güzel cevabı vermiştir.

"Unutulmamasın ki, Kazakistan'da yaklaşık 750 bin Uygur Türkü yaşamaktadır. Bunun yanı sıra bu ülkede bulunan Özbek, Kırgız, Tatar Türkleri Kazakistan'da Türk nüfusunun çoğunluğunu teşkil etmesini sağlamaktadır, Rus nüfusuna karşı... Ve unutmasın ki, Kazakistan’ın siyasi yapısı da bu dengeler üzerine kurulmuştur. Bu dengelerin rencide edilmesi ülkenin siyasi, askeri, sosyal yapısını olumsuz etkiler. Uygurlar Türk’tür ve Kazakların akrabasıdır, kardeşidir. Uygurlardan Kazaklara bir zarar gelmez. Uygurlardan değil Çinli'lerden korkmak gerekir. Bugün Kazakistan'da sayıları 500 binin üzerindeki Çin nüfusu çok yakında 3-4 milyona ulaştığında geri dönülmez bir girdabın içinden çıkamazsınız. Ölüme karşı yaşamak için savaş veren 40 milyon Doğu Türkistanlının haklı feryatlarına, insani isteklerine kulak tıkanması, hele hele soydaş ve dindaşlarının kayıtsız kalmasının af edilir bir yanı yoktur. Doğu Türkistanlının derdine derman olmak gerekir.

Aksi halde; Doğu Türkistan'da ve hür dünyada hayat mücadelesi veren soydaşlarımızın hoş olmayan illegal faaliyetlere yönelmesi kaçınılmaz olacaktır."

 

ORTA ASYA'YA RUSYA-ÇİN-İRAN ÜÇGENİ

 

Birleşmiş Milletler tarafından organize edilen ve bütun dünyadaki dini liderleri Konya'da bir araya getiren "Global Form" Orta Asya Bölgesel toplantısının ardından yayınlanan raporda bizim yıllardır anlatmaya çalıştığımız Çin tehlikesini doğrular biçimde kararlara varıldı.

Orta Asya’nın büyük istikrarsızlıklara gebe olduğu ve tehlikeli sayılabilecek gelişmeler raporda aynen şöyle yer alıyor.

 

 "Orta Asya Bölgesi, etrafını saran birçok güçlü ülkenin gündeminde yer almaktadır. Bu ülkeler Rusya, Çin ve Iran.

-           Askeri çatışmalar ve anlaşmazlıklar yaygın haldedir.

-           Uyuşturucu trafiği ciddi bir sorun niteliğindedir.

-           Siyasi, sosyal ve ekonomik yaşam gitgide suça bulaşmaktadır.

-           Silahların büyük ölçüde yayılma riski bulunmaktadır.

 

KASAP LE PENG ARANIYOR

 

IMF toplantılarına ev sahipliği yapan Hong Kong sık sık Çin aleyhtarı gösterilere sahne alıyor. Çin'in 1989 yılında Tiennanmen Meydanında özgürlük isteyen gençlere karşı takındığı tavrı protesto eden göstericiler, "Kasap Le Peng Aranıyor" yazan pankartlar taşıdılar.

 

KIRK YILLIK ÇIN FUARINA DAVET

 

Evet bu davet 30 Eylül 1997 tarihli Zaman gazetesinin iş dünyası sayfasinda (Zaman 2) Çin'in bayrağı basılarak yapılmıştı. Devamında "Çin'in en geniş ve en kapsamlı fuarı olan Çin İhraç Mallan Fuarı (CIMF) 15–30 Ekim 1997 tarihli arasında başlayacak. Güney Çin'in en büyük şehri olan Guangzhou'da 1957 yılının ilkbaharımdan beri düzenlenmekte olan fuar, 160 bin m2 relik bir alana yayılmış olan 46 ticari temsilci tarafından düzenleniyor. Binlerce katılımcı tarafından ziyaret edilen fuarda, 100 binden fazla türün sergileniyor yine." İstanbul muhabiri Muhammed Yılmaz’ın bu haberinin devamında "Çin'de teknoloji o kadar ilerlemişki, para getirecek her şeyin kopyasını yapabiliyorlar. Bizim Hereke halisinin bile." Şimdi sabah gazetesinin bir haberinde de Cin taklitçiliğinden bahsederken bizim Hereke halılarımızın fotografini ^ekerek giden Çin'liler halının ortasındaki Hereke yazan markasını da motif sanarak Çin halisi diyerek dokuyup, reklamlarını yapmış ve alay konusu olmuştu. Çin mallarının kalitesi bununla anlaşılmış oluyor.

 

ÇİNLİ MUHALİFE NOBEL ADAYLIĞI

 

Çinli muhalif Lin ŞinŞu, Nobel Barış Ödülü'nün siyasi tutuklu Wei Jinqşeng'e verilmesini istedi. Lin şin-Şu 1995 sonundan beri 14 yıl hapis cezasını çekmekte olan Wei'e Nobel barıs, ödülünün verilmesini isteyerek "Wei demokrasinin cesur bir savaşçısıdır. Ödülü alırsa bu tüm Çin halkının zaferi olacaktır" dedi. Buna karşı çıkan Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Şen Guofang   "ödülün Çin yasalarını ihlal eden Wei'ye verilmesinin düşünülemeyeceğini" söyledi. Hatırlarsak Wei I Jingşeng 1979 yılında ülkede demokrasi çağrıları yaptığı gerekçesi ile 15 yıla mahkûm edilmiş 1993 Eylül ayında Pekin 2000 olimpiyatlarını düzenleme hakkını elde edebileceği düşüncesiyle 6 ay için serbest bırakılmıştı. Wei tekrar siyasi faaliyetlere yeniden başladığı gerekçesiyle 1994 Nisan ayında yeniden tutuklanmıştı. 1995 yılında da 14 yıllığına hapis cezasına çarptırıldı. İnsan Haklan konusunda her zaman sınıfta kalan Çin (ortalama günde 17 kişinin idam edildiği) gelecekte bu insanlara ve dünyaya nasıl hesap vereceğinin hesaplarını da bir an önce yapması gerekir.

 

ÇİN İRAN VE RUSYA KISKACI

 

Çin'in yayılmacı zihniyetini yıllardır dünya kamuoyuna anlatmaya çalıştık. Fakat nüfusundan faydalanmak isteyen bazı ülkelerin sözde ticari anlaşma yapabiliriz zihniyetiyle yakınlaşmaya çalıştığı Çin, bakın nasıl Türkiye ve çevresindeki ülkeleri silahlandırıyor.

Amerikan kaynaklı Eylül 1997 tarihli bir haberde Rusya ve Çin'in üç, yıl içinde işlevsel hale getirebilecek uzun menzilli füzelerin geliştirilmesinde İran'a doğrudan yârdim ettiği bildirildi. İsrail istihbarat raporuna dayanılarak verilen haberde Washington Times gazetesine göre, İran,Şahab-3 ve Şahab-4 adi verilen füzeler için Rusya ve Çin'den teknoloji yardımı alıyor. Füzelerin, kimyasal, biyolojik ve hatta nükleer baslıklar fırlatarak Almanya’yı bile vurabileceği belirtildi.

 

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINA DUYURU!

 

Amerikan ABC televizyonunun programında gizli kamerayla yapılan çekimlerde, New York'da çalışan Çin'li bir doktorun çok sayıda Amerika'lı için Çin askeri hastanelerinde organ nakli ameliyatları ayarlandığını söyledi. Programda Çin'de yapılacak "kelepir" organ nakli ameliyatları hakkında Amerikalılara hitap eden ilanlar yayınlayan bir Çin gazetesinin görüntülerine de yer verildi. 1760 yılından bu tarafa Komünist Çin'in zulmü altındaki Doğu Türkistan başta olmak üzere Tibet, I5 Moğolistan, Mançurya gibi ülkelere karşı işlemekte ol-dukları işkence ve katliamlarını doğrulayan bu haber, kendi insanına yaptıkları insan hakları ihlallerini başkalarına elbette ki yapabileceklerini've yaptıklarını ortaya koyuyor. Her ne kadar Washington büyük elçisi yalanlasa da, Çin askeri hastanelerinde, idam edilen mahkûmlardan alınan organların yüksek ücretler karşılısında başta Amerikalılar olmak üzere pazarlık usulü satıldığı gerçeğini gizleyemezler.

 

MAO NUN PABUCU DAMA ATILDI

 

Çin komünist partisinin tarihi önem taşıyan 15. kongresinde Deng Siaoping tarafından başlatılan reformların sürdürülmesi kararı alındı. 1949 komünist devrimin önderi Mao'nun görüşleri yerine Deng'in döneminde öne çıkan kapitalizm kongrede oybirliği ile onaylandı. Hatırlarsak 1976 yılında Mao'nun ölümünden sonra dış dünyaya açılmalar başlamış ve liberalleşme akimi başlamıştı. 1989 yılında öğrenciler ve halk ardından Ekim ayinin 15 inden sonra 20 bin Müslüman (Cin'deki Şianda, toplamı 100 milyonun üzerinde)in ayaklanması Şimdide özelleştirme adı altında zaten 5-6 dolar aylıkla çalışan işçilerin kapı önüne bırakılması halkı canından bezdirmeye başladı. O diktatör komünist rejimin diş dünyaya açılma zorunda kalmasından sonra demokrasiyi tanımaya başlayan halk "Kasap Li Peng Aranıyor" pankartları ile sokağa döküldü. En büyük tehlikeleri de budur 5-10 milyonluk askerin 1.2 milyarlık insan ile baş etmesi kolay değildir.

 

ABD-ÇİN: AŞK MI NEFRET Mİ?

 

12 yıllık aradan sonra ABD'ye resmi bir gezi düzenleyen Çin devlet başkanı Jiang Zemin ve Bill Clinton Ekim ayinin sonunda (1997) görüştüler. Bu zirveye girmeden önce ABD-ÇİN münasebetlerine kısaca geriye dönüp baktığımızda, Çin'i dünyanın en büyük pazarı olarak gören ABD, elde ettiği tavizler doğrultusunda bu ülke üzerinde kontrolü sağlayacağını hesaplıyor.

Çin'de Japonya’dan sonra en  büyük yatırımcı konumunda olan ABD, Cin'in en büyük ticaret ortağı konumunda 1974 Ticaret kanunu çerçevesinde bazı ülkelerle birlikte Çin'e de "En çok gözetilen ülke-Most Favoured Nation" statusunü veren ve günümüze kadar da devam eden ABD, kapılarını Çin'e açarken karşılığında da 44 milyar dolarlık bir kayba uğradı. Çin'den Dünya Ticaret Örgütünün şartlarını kabul ederek gümrük vergilerini indirmesini isteyen ABD, stratejik çıkarlarının uğruna Çin lehine olan ticaret fazlalığını sineye çekiyordu. Bunun karşılığında da ABD'nin en büyük kozu insan hakları olmuştur.

Geçtiğimiz Ocak ayında ise Çin'deki insan haklan ihlalleri konusunda ABD'nin yayınladığı rapor iki ülke arasında restleşmelere varmış ve Çin mart ayında yayınladığı cevabi bildiride ABD'yi silahların, teröristlerin ve ırkçılığın ülkesi olarak tanımlamıştı. 1996 Mart ayinda Çin'in Taiwan açıklarında tatbikat yapması üzerine ABD'de 2 savaş gemisini Taiwan açıklarına yollayarak Çin'e gözdağı vermişti. Yine geçtiğimiz yıl Taiwan ile ABD arasında silah ve Uçak alım antlaşması da Çin tarafından sert bir dille eleştirilmişti. ABD ile Cin arasındaki bu çıkar çatışmaları sadece bunlar değildir. Çin'e stratejik silah parçalarının satılmasında ambargo uygulayan ABD, Çin'in bu parçaları nükleer silahların yapımında kullandığını ve bunları da İran ve Pakistan gibi ülkelere sattığını belirterek 1994 yılında yaptığı bir antlaşma ile Çin'in herhangi bir ülkeye özellikle nükleer silah yapımında kullanılan teknoloji ihraç edemeyeceğini de bildiriyor. Öbür taraftan Çin 1985 (yılında yapılan antlaşma çerçevesinde ABD'nin teknoloji ambargosu uygulayamayacağını öne sürüyor.

(Bunun yanında ABD'den Çin'e getirilen Super Computer'lerin nükleer tesislere monte edildiğine dair iddialar da iki ülke arasında ciddi sorunlar oluşturuyor. Bunlar olup

Biterken ABD ile Japonya yakınlaşması (müttefik rolü) Çin'i tedirgin ediyor. (ABD-Japonya-Rusya-İran ve Çin ilişkileri her biri ayrı bir konu olduğundan diğer sayılarımızda değinmeye çalışacağız.) ABD'nin Pasifik’teki 100 bin askerinin yaklaşık 47 bini Japonya'da bulunuyor.

şimdi bu en son ABD-Çin zirvesine gelirsek insan haklan, ticaret savası, teknoloji korsanlığı, Taiwan, ABD-Japonya güvenlik antlaşmaları, Tibet, Doğu Türkistan, vb. konular üzerinde görüştüler. Bu görüşmede üzerinde durulması gereken önemli bir konu insan hakları konusundaki görüş ayrılıkları basın toplantılarına da yansıdı. Jiang Zemin 1989 yılındaki Pekin Tiananmen Meydanı’nda yapılan gösterilerin kanlı bir şekilde bastırarak Cin’i delerin yer aldığı pankartlar tasındı.

Doğu Türkistanlılar ve Tibetlilerin ellerinde pankartlarla yer aldıkları gösteride Amerika'lı aktör Richard Gere gösteride yaptığı konuşmada Çin yönetiminin uzlaşmadan söz eden Dalay Lama'nin gözünü korkutmaya çalıştığını söyledi. Richard Gere Çin makamlarına 20 defa başvurmasına rağmen vize verilmediğini de ifade etti. Gösteriye katılan uluslararası af orgüt üyeleri de Çin yönetiminin insan haklan politikasını ve işgal altındaki insanlara karsı işledikleri zulmü kınadılar.

  • 765 defa okundu.