Dr.Lokman Uzel
Dil Kültür Uzmanı
 
İçeride bir yandan ayaklanmalar ve iç karışıklarla uğraşan Çin, dışarıda komşuları ile anlaşmazlık içinde 18 yıl önce açık pazar ekonomisine kapılarını acarken; komünizme son vermemenin sancılarını yaşamaktadır.

Çin; Bu gün 1,2 milyar elcanı, (nüfusu) 10 milyonlarca işsizler ordusuyla (1), üretim alanında ilkel araçlarla baş başa, ticaret ve işadamlığına soyunmuş, yüksek dereceli askerleriyle, dünyada kedi, köpek ve karınca başta olmak üzere her türlü canlıyı yiyen halkıyla, sadece şehirlerde % 30'u aşan işsiziyle, ABD ve Batılılar'in ürettikleri iyi malların sahtesini üreterek ekonomisini sahte üretime bağlayan (2), 1978 yılından beri komünizm yönetimi altında pazar ekonomisine kapılarını açmak zorunda kalan, hırsızlık, eşkıyalık, soygunların arttığı, bazı bölgelerinde can güvenliğinin tartışıldığı, son yıllarda ic muhalefet ve özgürlük savaşçısı halklarla ve halk cepheleri ile başi dertte olan bir ülkedir.

 

Çin'in en çok başını ağrıtan ayaklanmalar ve bağımsızlık savaşları Çıkış Türkeli (Doğu Türkistan)'lı Uygur Türkleri ve Tibetliler tarafından verilmektedir.

1997 yilına Çin devleti bitkin, yorgun ve kararsız bir devlet olarak girdi. Kapitalizmin çeşitli şekillerle ve yollarla Demirperde ülkelerine kendisini tanıtabilmesi, bununla birlikte açık pazarın orada yaşayan insanlara daha ilginç gelmesi, üstelik yöneticiler seviyesinde kendi yönetimlerine olan güveni sarstı. Tabiki iç dinamizmi içinde bulunduğumuz cağa göre zayıf olan Çin'de de Rusya gibi siyasi düzen sarsılmış devletin güvenilirliği tartışılır olmuştu.

Çin devleti de dünyadaki son gelişmelerden etkilenmeden edememiş ve pazar ekonomisine kapıların aralamıştı. Tam 18 yıl önce çok az ölçülerde olmak üzere başlayan açık pazar denemesi bir türlü durmak bilmemiş, aksine devletin en üst seviyesindeki görevlilerden yandaş. bulamamıştı.

Böylece Sosyalist devlet içerisinde kapitalist ölçülerde pazar ekonomisi filizlenmişti. Pazar ekonomisi, sadece pazarda bir şeyler alıp satmakla sınırlı kalmamış, kapitalist ahlakide beraberinde Çin'e soktuğu için Çindeki Sosyalist ahlaki aşındırabilmiştir. Bu gelişmelerde Çin'de ahlaki değerler tartışmasını başlatmıştır. Zaten sosyal güvenliği, barışı ve bölgeler arası dengesi sarsılmış olan Çin'in artık sokak güvenli gide kalmayınca Çin Komünist Partisi Merkez Kurulu'nun 6. toplantısında pek çok konuda birbiriyle anlaşamayan kurul üyeleri şu karan almak zorunda kalmışlardır: "Ekonomideki yenilenme/pazar ekonomisinin gelişmesi sosyalist değerlerin bozulması karşılığında olamaz."

 

Yazılı yada sözlü yollarla rüşvet, vurgun, soygun olayları günü birlik dile getirilmektedir ki rahatsızlık sadece öğrenci işçi değil, bütün halk katmanlarından gelmeye başlamıştır. Bu durumu gören Çin komünist Partisi Yüksek Kurulu üyelerinin bir bölümü şaşkınlık içinde bu çatlağın çözümünü eski "sosyalist ahlaki diriltmede" bulmuşlardır.

Aşınmış olan sosyalist ahlaki düzeltmek için ise sosyalist düzenin kurulduğu yıllarda başvurdukları yollara tekrar sosyalist ahlaki düzeltmek için ise sosyalist yönetim iç dinami-ğini kurabilmiş, hangi sebeple tekrar başvuruyorlar. Hal buki 0 gün sosyalist yönetim iç dinamiğini kurabilmiş, hangi sebeple olursa olsun halkın çoğunluğunu arkasına alabilmişti. Bu gün böylesi bir durum ve heyecan söz konusu değildir. Çin, eski komünistlerin yaptıklarını bu gün yineleyerek toplumda örnek insanlar bulup tanıtma yoluna gitmektedir. Bir yıldır her gün gazeteler, radyolar, telegostericiler (televizyon) "örnek vatandaş," "ahlaklı vatandaş" diye birilerini tanıtarak vatandaşlarını ahlaklı olmaya çağırtmaktadırlar.

 

Çin'i yöneten akev üyelerinin çoğunluğuda bu çabaları ciddi bir çözüm olarak görmemekte ve yapılanları eski devrim kalıntısı uygulamalar olarak adlandırmaktadırlar. Çin Sosyal ilimler Akedemisi Uzmanı olan Liu Junning Yönetim örnek vatandaşa özendirme yolu ile kitleleri düzeltmesi uydurma bir çözümdür. Temiz ahlak sağlam ekonomisi olan devletle aranabilir. Fakirlik ise ahlak ölçülerinin aşılmasını zorlar. (Legal daily-Pekin/Çin, 1996)

(1)       Jan Van Luyn, Gazetecinin haberi, Pekin, 25 mei 1996

(2)       Bu konu, makalemin maksadını aşacağından Çin'le ilgili başka bir makalemde yer vereceğim.

(Devam edecek)

  • 758 defa okundu.