Nevruz ülkemiz ve Yaşadıklarımız 

SONUÇ VE BİR DURUM DEĞERLENDİRMESİ

 

(22. sayıdan devam)

Oktay FAKIOGLU Tarih Öğretmeni

 

Türkler en eski zamanlardan İslamiyet’e girene kadar gecen zaman içinde kendi icatlar olan "12 hayvanlı Türk takvimi"ni kullanmışlar, İslamiyet’in kabulü ile hicri takvim alınmıştır. Büyük Selçuklular devrinde Sultan Melikşah adına düzenlenen "celali takvimi" (1079 yılından itibaren) kullanılmış olup bu takvimde yılbaşı 21 mart alınmıştı ki, bu takvim 1858'e kadar Hindistan'da-ki Babürler devletinde de kullanılmıştı.

Osmanlı’da önceleri hicri takvim kullanırken 1739'da I, Mahmut zamanında mali işlerde kullanılmak için hicri takvimle beraber Rumi takvimde kullanılmıştır. Nihayet 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren de Türkiye dışındaki Türklerde bulundukları ülkelerin takvimini kullanmak durumunda kalmışlardır. (22) Yani şu an Türk dünyasında ortak ve milli bir takvim uygulaması yoktur. Miladi takvim ile yılbaşının 1 Ocak olarak kabulü, aslında ne Avrupa ne de Asya kıtası, özellikle Türk topluluklarının yaşadığı coğrafya için yeni bir yıla girişin başlangıcı olması esasi, Türk kültür tarihi ve sosyal yaşayışı, coğrafi ve iklim değerleri bakımından bir uygunluk göstermemektedir.

Aralık ayı sonunda ocak ayinin başında yeni bir yıla girilmesi iklim şartlarındaki bir değişimden kaynaklanmıyor. Olay bir kültür ve medeniyet meselesidir. Aralık, Ocak,Şubat ayları kış aylarıdır. Dolayısıyla, 1 Ocakta iklim bakımından değişen ne ki yeni bir yıla gi-rilmiş olsun? Yani olay mantıken de uygun değil. Ama 21 Mart tarihi, Avrupa ve Asya kıtasının da bulunduğu kuzey yarım küre için ilkbaharın başlangıcıdır. Dolayısıyla yeni bir mevsime girilmiş olunmaktadır. (23)

Yani durum gösteriyor ki Nevruz, hem iklim, hem mantık, hem de kültürel olarak daha milli ve Türk'e uygun bir gün, bir başlangıçtır. Bu durum, dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğü gerçegi gibi bir gerçektir

.

Bütün bu yeni bilgi, inceleme-araştırma ve yorumlar ışığında kutladığımız Nevruz bayramı, ülkemizde kardeşlik, huzur ve iç barışa, dostluğa vesile olurken, yıllardır ayrı  kalan Türk dünyasının birliğine, kucaklamasına ve bütünleşmesine, yeni bir kutup ve yeni bir birlik olmaya doğru giden yolda, önemli bir kilometre taşi olmuştur. Artik güneş. doğmakta, şafak sökmekte, Türklük bilinci uyanmakta ve Turan ülküsü hayalden hayata geçmeye başlamaktadır

.

1993 yılında ülkemizde ilk defa Orta Asya Türk Devletleri ve diğer Türk topluluklarının temsilcilerin katılımıyla kutlanan 21 Mart Nevruz Bayramı, son yılların, hatta son yüzyılın en önemli sosyo-kültürel ve siyasal özellikli olaylarındandır. Bu olayla tarihte ilk defa Türk dünyası bu kadar birbirine yakınlaştı.

Aslında bu yakınlaşma ve kaynaşma düşüncesi geçtiğimiz yüzyılda gündeme gelmişti; 1860'lı yıllarda dilde başlayan millileşme fikri zamanla İsmail Gaspiralı ile 'Dilde, fikirde, iş de birlik', Ziya Gökalp ile de Turan ve Türk Birliği ülküsünü gündeme getirmiş 1910 yılında yayınlanan "Turan" Şiiri bu düşüncenin adeta parolası olmuştu. (24)

 

18-Aykut Edibali, Birlik Davamız, BayrakYayinları, 1st. 1991.

19-Süleyman Kocabaş, Tarihte Türk – Rus Mücadelesi, Vatan Yay. 1989 - Kayseri

20-A. Cem Ersever, Kürtler PKK ve A. Öcalan Kiyap Yayin - Dağıtım, Ank. 1993

21-Yeni Türk Ansiklopedisi c: 10

22-Altan Deliorman Tarih - 1, Bayrak Bas. Yay.Tanıtım 1st. 1994

23-Nurjen Asian - Coğrafya - 1, Serhat Yay.İst. 1994

24-Prof. Dr. Aydın Taneri, Türk Kavramının Gelişmesi, Ocak, Yay. Ank. 1993

  • 748 defa okundu.