M. Emin Batur

Yıllardır Doğu Türkistan konusunda, ehil olan yada olmayan, fakat mutlaka faydalı olabilme gayreti ve düşüncesi içerisinde olduklarına inandığımız şahsiyetler tarafından çok şeyler anlatıldı, çizildi. Bunların hepside muhakkak ki, bir binanın iman esnasında kullanılacak birer tuğla idi.
Şurası da bir gerçek ki, şimdiye kadar ifade edilmeye çalışılan konuların bir çoğu karamsarlıkları, ümitsizlikleri de beraberinde getiriyor ve bunlardan da mutlaka olumsuz yönde etkilenenler olabiliyordu. Ancak, bazılarımızda, Doğu Türkistan adına dünyada ve Türktiyede güzele, iyiye ve ümitli ol¬maya yönelik gelişmelerinde olduğunu biliyor yaşantımızı ona göre tanzim ediyorduk.
Çaresizlik yeis, karamsarlık bizlerin (Doğu Türkistanlıların) harcı olamazdı. İşte biz Kayseri Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Merkez teşkilatı mensupları olarak hiçbir dönemde ümidimizi yitirmeyip, aksine her geçen gün bilenmiş bir azimle ve kararlılıkla Doğu Türkistan davasına karşılaştığımız birçok imkansızlıklara rağmen dört elle sarıldık. Karşımıza çıkan olumsuzlukların içerisinden olumlu yönlerini ayrıt ederek isti¬fade etmeye çalıştık.
Teşkilat olarak bizim en çok üzerinde ısrarla durduğumuz ve duracağımız husus muhtariyet değil kayıtsız şartsız bağımsızlık idi. Halkımızın, Çin'in tanıyacağı sözde özerkliğin kısmi rehavetine kapılmasını değil, Müslüman Türk'ün şan ve şerefine yaraşır bir şekilde istiklâllerini elde edene kadar zalim Çin yönetimine karşı mücadele etmesi ve gerekiyorsa bu uğurda şehadet şerbetini içmeleri idi.
 
Kimilerine göre sivri olarak addedilen ve fakat yıllardır esaret altında, akıl almaz Çin işkencelerine rağmen mücadele ederek kanlarını ve canlarını vermekte olan mücahit kardeşlerimizin fikirleri olarak bildiğimiz "İstiklâl" fikrinden zerre kadar taviz vermeme kararında olduğumuzun altını çizerek bir kez daha ifade ediyoruz. Bu duygu ve düşünceler bir tahmin değil, bir kehanet asla değildir. Bu, 1990'dan sonra peyder pey Doğu Türkistan'dan çeşitli vesilelerle, ama mutlaka vatana millete faydalı olabilme düşüncesi ile özellikle aziz Türkiye'mizi hedefleyerek gelen Doğu Türkistan'lı kardeşlerimizin de fikirlerini yansıtmaktadır. 1995-1996 yıllarında TÖMER Kayseri Dil kursunda Türkçe öğrenmek üzere gelen birçok öğrencilerimiz oldu. Onlarla kurmuş olduğumuz yakın münasebetlerimizde düşüncelerimizle düşünceleri arasında hiçbir fark olmadığını gördük. Her biri birer "Gökbayrak" idi. İleriye yönelik amaçlan, hedefleri vardı.
Hiçbirisi "yanlızca hayatımı idame ettireyim" düşüncesinde değildi. Hepside daha henüz hayatlarının baharında arkalarında, Annesini, babasını ailesini gözyaşları içinde bırakarak, vatanlarına hizmet edebilme aşkı ile ayrılmışlardı. Bu gün, kimi üniversitede öğrenci, kimileri öğretim üyesi, araştırmacı. Geleceğin Doçenti, Profesörü, bilim adamı. Ama, bize göre herbiri kendilerine sonsuz şükran borçlu olduğumuz birer Doğu Türkistan Savaşçısı.
Hepsine Cenab-ı Hak'dan hayırlı muvaffakiyetler niyaz ediyorum.

  • 1090 defa okundu.