Ahmet KABAKLI
Gazeteci - Yazar
(Bu makele 1998/36 sayılı gizli genelgenin yayınlanmasından birkaç ay sonra şimdi aramızda olmayan rahmetli A. Kabaklı Hoca tarafından kaleme alınmıştır.)
Uzun yıllar, Doğu Türkistan davasının kalemi olmaya çalıştığım o ülkenin eski cumhurbaşkanı, aziz dostum İsa Yusuf Alptekin’in aziz ruhundan utanıyorum. Çünkü, Türklüğün ata yurdu ve Kaşgarlı Mahmud’un diyarı olan Doğu Türkistan’ın davası öldüğü günlerden daha gerilere düşmüştür. Merhumun "irit" diye nitelendirdiği Çinli’lerin ayakları altında daha fazla ezilmektedir. Hürriyetsiz, mazlum, korumasız bir esir ülkedir Türkistan. Rusya Türkistan’ı dahi onlara nazaran cennet içinde yaşıyorlar.

Neden bu? Çin’in nüfusu gittikçe artıyor, korkunç nüfus hızından coğrafya deliniyor. Öyle ki birkaç yıl içinde Türkiyemizin nüfusu kadar yere ihtiyaç duyuluyor. Artan bu nüfusun üstelik de en iptidai olanları ata yurdumuz Doğu Türkistan’a zorla yerleştiriliyor. Gerçi Amerika, başka esir milletler gibi, Doğu Türkistan’ın Uygur ve Kazak halklarına da, az çok bakış-görüş ediyor ama bu çok azdır. Çünkü Çin ile olan ticâri ilişkileri onun da elini kolunu bağlıyor. Bizzat Amerika dahi, belki 2000’li yıllardan başlayarak, bu bitmez tükenmez Yecüç Mecüç tayfasının korkunç istilası altında kalmaya mahkum görünmektedir.

Esasta, bütün dünya milletleri, tûfan gibi başgösteren bu sarı tehlikeye karşı uyanık olmalıdır. Ancak, hür dünyanın Çin oldu bittilerine karşı hiç de dikkatli olmadığı açıktır. Ve yarın büyük pişmanlıklardan korkulabilir. Çin Halk Cumhuriyeti, bütün dünyanın, düşündükçe korkulu rüya göreceği bir tehlikedir. Ancak, bu Türk milleti için tehlikeden tahminden, korkudan da öte bir gerçektir. Çinliler Doğu Türkistan’ın bütün şehirlerine, ovalarına, zenginliklerine girmiş, insanlarına korkunç zulüm etmekte olup 30 milyonluk bu Türk vatanının bütün nimetlerini gasbetmektedirler. Irkımızdan en eski, asil tabakasından 30 milyonunun yaşadığı bir ülke, elbette ki sadece bizi gözümüz kadar ilgilendirir ve ona tüccar gözüyle bakılamaz.

Ama heyhat! Bizim, dış politikada, hele Çin hususunda iyice bilgisiz olan soyunu sopunu, geçmiş tarihini, gelecek günlerini düşünmez olan yöneticilerimiz Türkiye’nin bahtsızlığını katmerliyorlar.
Bir düşünün, daha iki ay önce, bir Türk Başbakanı (yanlış anlamadınız TC. Başbakanı) Çin Halk Cumhuriyeti’nin baskısı altında yalan yanlış konuşanların tesirinde kalarak, kendi açık imzasıyla bir bildiri yayımlıyorlar. Özellikle, Türkiye’de (çoğu) belki yüz yıldır barınan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi, tehdit eden, suçlayan, vatana bağlılıklarını yasaklayan bu genelge bütün milliyetçilerimizin bağırlarını da hûn etmiştir.

Daha iki ay önce bilmem hangi bilgisizlik, düşüncesizlik veya Çin hayranlığı ile yazıldığı anlaşılmayan "Başbakan"ın adını yazmak istemiyorum. Çünkü kendi evlâtlarından utanabilir. Doğu Türkistan’dan hâlâ "Sincan" diye Çinlilerin emperyalist sözlüğüyle bahseden bir Türk Başbakan, nasıl olabilir?

"TC’nin dış politikasının temel taşını, diğer ülkelerin bağımsızlık-egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı göstermek ve içişlerine karışmamak teşkil etmektedir.

Bu sebeple Türkiye’nin kendi topraklarında Çin Halk Cumhuriyeti’nin (Ç.H.C.) bölünmesine yönelik olduğu izlenimi verecek eylem ve davranışlara müsamaha edilemez. Doğu Türkistan, Sincan Özerk Bölgesi adı altında Ç.H.C.’nin bir parçasıdır."

Türkiye’deki Doğu Türkistan’lılar gibi, ümidinin hepsini TC devletinin kurtarıcılığına bağlamış, otuz milyon Türkistanlıyı da gönüllerinden yıkmıştır. Pek tabiî Çinlileri ve Türkiye’deki Ç.H.C. mensuplarını da, büyük dostları Türk başbakanına hayran bırakmıştır. Çünkü o başbakanın milletimizi tanımadan hattâ Doğu Türkistan’ın nerede olduğunu bilmeden bu genelgeyi Türk düşmanlarına yazdırmıştır.

Nitekim genelgesinde aynen şu satırlar bulunmaktadır:


"Sözkonusu toplantılarda Doğu Türkistan bayrağı asılmaması ve Ç.H.C.’yi rencide eden pankartlar kullanılmaması Çin misyonları önünde Çin bayrağının yakılmasının ve Çin’i rencide edici pankartların kullanılmasının engellenmesi

Yukarıda belirtilen hususlara uyulması hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim."
(Başbakan .......)

"Gün Işığında"

  • 770 defa okundu.