Celalettin BATUR
Üç kıtada tarih boyunca geniş sahalara yayılan Türkler, gittikleri yerlerde birçok kültür merkezleri meydana getirmişler, temas ettikleri çevrelere göre çeşitli yazılar, çeşitli alfabelere kullanmışlardır. Nitekim Göktürk Soğd, Uygur, Mani, Brahmi, Arap, Süryani, Ermeni, Rum, Latin, Slav vs. alfabelerini Türklerin kullanmış olduklarını görüyoruz. fakat az veya çok kullanılan bu alfabelerin içinde dört tanesi geniş ölçüde kullanılarak Türklerin umumi milli alfabeleri haline gelmiştir. Bunlar Göktürk, Uygur, Arap ve Latin alfabeleridir.
Türkçenin ilkyazı dili devresi olan Eski Türkçenin ikinci umumi ve milli alfabesi Uygur alfabesi olmuştur. Uygur yazısı 8. asırda Göktürk hâkimiyetine son vererek kendi devirlerini açan Uygurlar tarafından kullanış sahasına çıkarılmış olup İslamiyet ten önce en geniş ölçüde kullanılan umumi Türk yazısıdır. Eski Türkçe devrine ait eserlerin tamamına yakın denecek kadar büyük bir kısmı bu yazı ile yazılmıştır.
İslamiyet ten sonrada uzun zaman yazılan Uygur yazısı İslamiyet le birlikte 10. asırdan itibaren yerini Arap asıllı Türk yazısına bırakmağa başlamıştır. fakat bu intikal çok uzun sürmüş ve bu iki yazı daha asırlarca Türk ülkelerinde yan yana, hatta aynı eserlerin satırlarında alt alta ikili olarak kullanılmağa devam etmiştir.
Uygur alfabesi Soğd alfabesinden alınmıştır. Uygurlar Soğd alfabesini geliştirerek bazı küçük ilave ve değişikliklerle Uygur alfabesi haline getirmiştir. Uygur yazısı Türklerin elinde çok işlek bir şekilde kullanılmış, bir yandan çok yaygın umumi yazı olarak ihtiyacı karşıladı¬ğı gibi, bir yandan da hattatlık sahasında kullanılan bir sanat yazısı haline gelmiştir. Sanatkârane yazıda harflerin arasındaki bitiştirme çizgileri istenildiği kadar uzatılabilmekte ve çeşitli kalın kalemler kullanılmaktadır.

Uygur Türklerinin yazısını üç bölümde incelemek gerekir:

1- Orhun Yazıtı:

Uygur Türkleri bu yazıyı VI-VII. yüzyıllarda Ordus, Orhun ve Selenga civarında yaşadıkları sıralarda ve Uygur imparatorluğu'nun yıkılmasından sonra (840) büyük kafileler halinde Doğu Türkistan topraklarına gelip, yerleştikten sonraki devirlerde kullanmışlardır.
Bu yazıyı ilk defa Rus bilginiYadrinçiyev 1889 senesinde Orhun ve Yenisey civarında yapmış olduğu araştırmalar sırasında ele geçirmiştir. Aynı yazı bilahare, Altay, Güney Kazakistan, Doğu Türkistan (İli, Hoten, Guma) ve Yakutistan etrafında da bulunmuştur. Bu yazı ilk zamanlarda sağdan sola ve son zamanlarda da Çin yazıları gibi yukarıdan aşağıya doğru yazılmaktaydı

2- Hue-Hu yazısı:

(Çinlilerin Uygur yazısı manasında kullandıkları runik yazı) Uygur Türkleri Doğu Türkistan toprakları içine kafileler halinde göç ederek gelip yerleştikten bir müdet sonra bu yazıyı kullanmağa başlamışlardır. (VII-IX. yüzyıllar) Uygur Türkleri esas bu yazının keşfinden sonradır ki Doğu Türkistan toprakları içinde en zengin kültürlerini yaratmağa başlamışlardır. Bu yazıyı diğer Türk kavimleride kullanmışlardır. Moğollar ve Mançurlar'da bu yazıyı kabul etmişlerdir. Cengiz han imparatorluğu'nun bütün devlet işleri bu yazıyla yapılmaktaydı. Güyük han Papa ile yapmış olduğu yazışmalarını'da Uygur yazısıyla yapmıştır. Yusuf Has Hacib dünyaca meşhur Kutadgu Bilig adlı eserini de bu yazıyla yazmıştır. Uygur Türkleri ve hatta birçok Türk boyları İslamiyet’in kabulünden sonra dahi uzun zaman bu yazıyı kullanmaya devam etmişlerdir. Mesela, XV inci asırda fatih Sultan Mehmed bir ferman (yarlığ)'ını bu yazı ile yazdırmıştır. Bu yazı 18 harften ibaret olup birbirine yakın olan, mesela: (b,p,f) gibi harfler, tek işaretle gösterilmektedir. Harfler kelimenin başında sonunda ve ortasında ayrı ayrı biçimlere girmektedir. Bu yazıda Arap yazısı gibi sağdan sola yazılmaktadır.

3-Arap Yazısı:

Uygur Türkleri, İslamiyetti kabul ettikten sonra (932- 1928) Arap yazısını kabul etmişlerdir. Kaşgarlı Mahmud, Ahmet Yükneki ve Bilal Nazım gibi Türk Uygur dilci, edip, şairleri ve onlardan sonra gelen bütün yazarlar eserlerini Arap yazısı ile yazmışlardır. fakat Türkler tarafından uzun zaman kullanılmasına rağmen hiçte elverişli bir yazı vasıtası olmamıştır.
Doğu Türkistanlılar tarih boyunca Çinlilerle siyasi ve askeri temaslarda bulunmalarına rağmen, hiçbir zaman Çin yazısını, edebiyatını, sanatını ve kültürünü kabul etmemişlerdir.
Japonlar ve Kore'liler ilk devirlerde Çin ile devamlı münasebetleri bulunmadığı, Çin medeniyet ve kültürünün kaynağı olan Sarı Nehir boylarından çok uzaklarda yaşadıkları ve hiçbir suretle zorlanmadıkları halde, Çin medeniyet ve kültürünün cazibesine kapılarak Çin yazısını ve Çince kelimeleri taşıdıkları ma na ve mefhumlarıyla birlikte kabul etmişlerdir. Hâlbuki asırlardan beri sarı nehir boylarına yakın bölgelerde yaşayanı senelerce Çin'e akınlar tertip ederek, Çililer le , sıkı münasebetler tesis eden son 200 seneden beri birkaç defa Çin'in fiili tecavüz ve istilasına maruz kalan Doğu Türkistan Türkleri, zorlandıkları halde kendilerine has yüksek medeniyet ve kültürleri sayesinde Çin kültürünün tesirinden uzak kalmışladır.

1- Türk Dünyası El Kitabı Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü s. 1228-340-343

2- Uygurlar Erkin Alptekin s. 92, 93, 94 1978 İstanbul

  • 1492 defa okundu.