Günnur CENGİZ
 
Günümüzde Türkistan denilince, sadece Rusların esaretinden kurtulan Batı Türkistan anlaşılıyor. Doğu Türkistan ise tarihte bütün dünya Türklüğünün ve medeniyetinin beşiği olan uluğ Türkistan'ın doğu kısmını teşkil eden bölgedir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Türk ve dünya kamuoyundaki genel kanaat, esarette hiçbir Türk yurdunun kalmadığı yönündedir.
 
Pekiyi Ya Doğu Türkistan?
1.828.418 km2 lik (Türkiye'mizin yaklaşık iki buçuk katı) yüzölçümü, takriben 35 milyon Müslüman Türk'ün yaşadığı, güneyinde Pakistan, Hindistan, Keşmir, güneybatısında, Afganistan; batısında Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan; kuzeyinde Sibirya, kuzey batısında Çin ve Moğolistan'ın bulunduğu Doğu Türkistan'ın halen Çin esareti altında bulunduğunu biliyor musunuz?

Doğu Türkistan'da, 5 yerde uranyum, 5 yerde volfram, 13 yerde kurşun,50 yerde kömür, 2 yerde cıva, 6 yerde amonyak bulunduğu bilinmektedir. Doğu Türkistan'ın altın rezervi takriben 18.500.000 ton, petrol rezervleri ise 160 milyar ton olarak tespit edilmiştir. Doğu Türkistan'ın petrol rezervleri İran ve Irak'taki rezervlerin toplamından 10 kat fazladır.
Doğu Türkistan'da, narenciye hariç Anadolu'da yetişmekte olan mahsullerin hepsi yetişmektedir. Pamuk ziraatı, Kaşgar ve Turfan ovalarında yetişen mahsuller ülke ekonomisinde önemli yer tutar. Türkiye'mizde kullanılan "Turfan'da sebze" deyimi, kış aylarında da ziraat yapılabilen Turfan vilayetinden kaynaklanmaktadır.

Doğu Türkistan, Türklerin ana yurdudur. Türk destanlarının, Türk mitolojisinin, Dedem korkut hikâyelerinin ülkesidir. Bu ecdat yadigârı vatan, tarihte birçok Türk devlet ve imparatorluklarına yurt olmuş, meşhur İpek Yolu'nun üzerinde bulunması, doğu ile batı arasında çeşitli dinlerin ve medeniyetlerin buluştuğu bir bölge olmasından dolayı her devirde önemini muhafaza etmiştir. Çinlilerin batıya karşı bütün akınlarını durdurarak, Türk ve İslam dünyasına büyük hizmetlerde bulunmuştur. Doğu Türkistan Türk'leri, Karahanlılar devrinde kendi istekleri ile İslâm dinini kabul etmiş, İslamiyet'in Asya kıtasında yayılmasına, yerleşmesine ve yaşamasına büyük çapta hizmet etmişlerdir. Doğu Türkistan Türk'leri Türk dilinin ve edebiyatının en güzel örneklerini vererek, Türk edebiyatına çok önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Tarihi Kaşgar şehri, İslâmiyet’in meşhur merkezlerinden biri haline gelmiş ve küçük Buhara namı ile ün salmıştır. Doğu Türkistan'ına yetiştirmiş olduğu Kaşgarlı Mahmut, Doğu Türkistan'ın Kaşgar, Yusuf Has Hacip Balasagun şehirlerinde doğup büyümüş, Türk edebiyatçılarındandır. Bu mümtaz şahsiyetlerin Türk edebiyatına kazandırmış oldukları Divan-ı Lügat-it Türk ve Kutadgu Bilig gibi değerli eserler Türk edebiyatının temel kaynaklarını teşkil etmektedir. Bugün Doğu Türkistan'da genel olarak konuşulan dil, Çağatay Türkçesinin bir kolu olan Uygur Türkçesidir. Orta Asya'da ve Anadolu'da yaşayan Türk'ler; konuştukları dillerin, Türkçenin değişik lehçeleri olması dolayısıyla birbirleriyle rahatça anlaşabilirler. Bu durumdan rahatsız olan Sovyet Rusya Türk Cumhuriyetleri arasındaki alfabe birliğini bozmak için bu ülkelerde farklı alfabeler kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Aynı sebepten yola çıkan Komünist Çin'de Doğu Türkistan'da aynı politikayı uygulamaya çalışmış, fakat bunda muvaffak olamamıştır. Son iki yüz seneden beri beş defa Çin istilasına maruz kalan Doğu Türkistan Türkleri,58 defa Çin hâkimiyetine karşı silaha sarıldılar. Doğu Türkistan Çin esaretinde aldığı bu devirlerde dünya müstemlekeler tarihinde hiç bir esir milletin maruz kalmadığı derecede ağır zulüm ve işkencelere maruz kaldı. Fakat bu esaret devirlerinin hiç birisi bu günkü kızıl Çin esareti kadar vahim ve zelil olmamıştır. Zira Kızıl Çin, halen Doğu Türkistan'da uyguladığı terör rejimi ve insanlık dışı faaliyeti ile bu memlekette yaşayan 35 milyon Türk'ü Çin potasında günden güne daha fazla eriterek Çinlileştirmek ve tamamıyla asimile ve imha ederek şanlı tarihi varlığına bir an evvel son vermek çabasındadır. Durumun bu vahametine rağmen Türk İslam Âlemi ve hür dünya maalesef Doğu Türkistan'ın bu günkü durumundan ve bu güzel Türk yurdundan habersizdir.

2 milyon km2'ye yaklaşan bir vatan üzerinde yaşayan 35 milyonluk bir Müslüman Türk nüfusunun tamamen imhasına yönelik, doğum kontrol uygulamaları ve kültürel asimilasyon çalışmaları, insanlık onur ve haysiyetini küçük düşürücü mahiyette olmasına rağmen şimdiye kadar hiç bir devlet, resmi veya özel kuruluş, sadece insan olmak sıfatıyla olsa dahi bu insanlarla alakadar olmamış, adeta bu güzel Türk yurdunda olup bitenlere sırtını dönmüş, görmemezlikten gelmektedir. İnsan haklarına büyük önem verilen günümüzde, dünyanın her hangi bir köşesinde en ufak bir haksızlık, bütün medeni dünyanın tepkisine yol açarken, Doğu Türkistan'a gösterilen vurdumduymazlık büyük bir çelişkidir ve düşündürücüdür.

Tarihte hiçbir zaman millet ve devlet olmamış, yazılı veya sözlü ne tarihleri nede edebiyatları olmayan insan toplulukları günümüzde millet olmaktan bahsederken ve birçok Afrika ve Asya kabileleri istiklal bayraklarını topraklarında dalgalandırarak millet ve devlet olma yolunda ilerlerken, tarihte birçok devletler kurmuş olan, köklü bir geçmişi, zengin bir kültür ve tarihi olan Doğu Türkistan bugün hala Çin zulmü altındadır.

Esarette ki Doğu Türkistan haiz olduğu fevkalade önemli yeraltı zenginlikleri, arz ettiği stratejik konumuna rağmen bugün Esarette ki unutulmuş. Komünist Çin idaresinin yönetimi altında mukadderatıyla baş başa bırakılmıştır. Şu unutulmamalıdır ki zulüm sonsuz olamaz ve bilinmelidir ki, Doğu Türkistan'ın istiklaline kavuşması yakındır. Dünya devletleri, Asya'da ve tüm dünyada potansiyel bir güç arz eden komünist Çin'e ve şövanist Rusya'ya karşı istikrar unsuru olacak bağımsız ve hür bir Doğu Türkistan'ı desteklemek zorunda kalacaklardır.
Zaman bunu gösterecektir.

  • 1018 defa okundu.