Tarih araştırmaları, hem tarih ve sosyoloji ve bu bilim dallarıyla ilgili ve bağlantılı bilimlerin ortaya çıkmasına, hem de insanın, binlerce yıllık dünya macerasını öğrenip yeni yaşam ortamlarıyla ilgili bağlantı ve yorum getirmesine yardımcı olmuştur. Dolayısıyla her beşeri ortam ve sosyal yapı içerisinde yaşanan pek çok davranışlar, örf ve adetlerin hatta yazılı hale gelmiş hukuk kurallarının başlangıcı bilinmeyecek kadar eskilere uzandığı görülmektedir.
 
Geçmişi araştırmak, tanımak, anlamak insan için özellikle bir uğraş alanı olmuştur. Tarih araştırmaları, hem tarih ve sosyoloji ve bu bilim dallarıyla ilgili ve bağlantılı bilimlerin ortaya çıkmasına, hem de insanın, binlerce yıllık dünya macerasını öğrenip yeni yaşam ortamlarıyla ilgili bağlantı ve yorum getirmesine yardımcı olmuştur. Dolayısıyla her beşeri ortam ve sosyal yapı içerisinde yaşanan pek çok davranışlar, örf ve adetlerin hatta yazılı hale gelmiş hukuk kurallarının başlangıcı bilinmeyecek kadar eskilere uzandığı görülmektedir. İşte bu değerlerin incelenmesi, karanlık noktaların gün ışığına çıkarılma gayreti insanın psikolojik yapısından gelen merak ve bilgilenme isteği özelliğinden kaynaklanmaktadır.1

Yine aynı şekilde insanın dünyadaki varlığını devam ettirme, ihtiyaçlarını karşılama, kendini dış etki ve tehlikelerden koruma ihtiyacı, karşılaştığı problemler karşısındaki tavır ve tepsini onun hayata bakı¬şını duygu ve düşünce dünyasını oluşturduğunu, örf ve adetlerden oluşan bir kültür temelleri üzerinde var¬lığını devam ettirme mücadelesi içinde bulunduğunu görüyoruz.2
 
Toplum halinde yaşamanın insanda meydana getirdiği ve ona kazandırdığı pek çok değer, insandaki gelişme ve ilerleme, kendini yenileme özelliklerini toplum halinde daha iyi ve başarılı bir şekilde yapabileceğini göstermekte, oluşan kültür değerlerinin milli hale gelişi, topluluğu "millet" haline getiren ve milli kimlik kazandıran, fertlerdeki ortak değer duygularıyla meydana gelen duygu ve düşünceler bütünüdür. Henüz millet haline gelememiş, milli ve bütünsel bir kültür ortaya koyamamış insan topluluklarının ilkel kabile ve aşiret yapısını aşamadığı XXI. yüzyıla gireceğimiz şu zamanda bile görmek mümkün iken, yaklaşık beşbin yıllık (belki de daha fazla) bir geçmişe sahip olan ve en eski zamandan bugüne kadar kurduğu devlet sayısı 145'i bulan Türk milletinin dünden bugüne dünya medeniyetine olan etkisinin ve payının tahmin edilenlerden daha büyük olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. 3

İşte Türk ilim adamlarının bunu iç ve dış kamuoyuna duyurması, yeni araştırma ve incelemelerle "tarihin yeniden keşfi" gerekmektedir. En ilkel grubundan en modern hayatı yaşayan insan grubuna kadar bütün insan topluluklarının kendi içinde oluşturduğu ortak değer ve inanç sistemleri vardır. Bu değerler değişik isim ve şekilde bile olsa, zaman içinde anlam ve özelliğini koruyacaktır. İnsanoğlu yapısı gereği yaşadığı her olayı hatırlamak, onu canlı tutmak istemiştir. Özellikle büyük başarılar ve mutlu olaylar hiç unutulmak istenmemiştir. Yaşananlar türkü olarak destan, hikaye, masal vb. yazılı veya sözlü olarak bugünlere ulaşmıştır.

Türkçemizde kullanılan 'bayram' kelimesi büyük Türk bilgini olan Kaşgarlı Mahmut'un Dîvan-ı Lüga-ti't Türk isimli eserinde "halk arasında gülme ve sevinme, bir yerin ışıklarla bezenmesi ve orada sevinç içinde eğlenilmesidir." belirtilmekte. En eski zamandan beri millet olarak kutladığımız bayramların, eserin yazıldığı (1077) zamanlardan bugüne hep aynı anlamda yaşandığı görülmektedir. Milli ve dini olarak iki bölümde incelediğimiz bayramların birbirinden temelde farkı; Ramazan ve Kurban bayramlarının bütün Müslüman milletlerinin ortak bayramı olması, diğerinin ise milletin yaşadığı şartlar içinde oluşturduğu olaylardan kaynaklanmasıdır. Aynı durum ortak inanca sahip batı ve doğu topluluklarında görülmektedir, yani Hristiyan Avrupa'da dini ortak kutlama günleri olduğu gibi Alman, Fransız vs. milletlerin kendi tarihlerinden gelen özel kutlama ve anma günleri yani bayramları da mevcuttur. İslâm kültür ve medeniyetine mensup Müslüman milletler arasında da yukarıdaki örnekte olduğu gibi "milli" nitelikli bayram günleri de yaşanmaktadır.4

Bazı bayram ve kutlama günleri canlı olarak yaşanırken, bazıları şekil ve mana değişi¬mine uğramış hatta bazıları unutulmuş, değişik sebeblerle gündem dışı kalmıştır. Tabi ki bu son durumun birtakım tarihi, sosyal ve siyasi sebebleri vardır. İşte unutulan milli bayramlardan biri de Nevruz bayramıdır. Farsça nev= yeni, rûz=gün anlamına gelen kelime yeni bir mevsimin dolayısıyla yeni bir yılın başlangıç günü kabul edilmekte.5

Kelimenin farsça olması sebebiyle ve anlatılan efsanevi bir hikayeye dayanarak bu günü İran'a bağlama geleneği günümüze kadar devam etti. Konuyla ilgili ülkemizde mevcut pek çok ansiklopedi'de bu bilgilere bağı kaldı.6

Yabancı eserlerde belirtilen bu bilgilere ilmi, tarihi ve sosyolojik temelleri olmayan delillerin getirilerek ifadesine maalesef yerli ansiklopedilerde iştirak etti, benimsedi.7

Bunu pek çok sebebe bağlamak mümkün 1990 yılında dağılan SSCB arkasından ortaya çıkan yeni Türk devletleriyle kurulan ilişkiler ve yakınlaşmalar pek çok gerçeği de ortaya çıkardı. Ülkemizde pek az kişinin tanıdığı Hoca Ahmet Yesevi artık herkesçe bilinmekte. İşte bu aradaki kalın duvarlar yıkılınca pek çok gerçek yeniden keşfedildi. 720–732 yılları arasında Göktürkler (552–744) zamanında dikilen ve bugün Moğolistan sınırlarında kalan Göktürk veya Orhun yazıtları olarak bilinen abideler 1893te Danimarkalı bilgin Thomsen tarafından okunarak dünyaya tanıtılmış ve yıllar sonra Türkiye Türkçesine tercüme edilmişti.8
(Devam Edecek)

Dipnotlar:
1- Psikoloji ders kitabı- Selman Erdem. Fil yayınevi 1994 İst.
2- Aykut Edibali - Sosyal Sistemlerin Temelleri, Otağ Yayınl. 1979 İst.
3- Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU, Türk Milli Kültürü, Boğaziçi yay. 1988 İst.
Dr. Hasan KÜÇÜK, Türk-İslâm Sosyal düşünce yapı sı, Fatih yay.  1980 İst.
Prof.Dr. İbrahim KAFESOĞLU, Türk-İslâm Sentezi, Aydınlar Ocağı İst. 1985.
4- Yeni Türk Ansiklopedisi - Ötüken yay. C:l
5- Prof.Dr. Abdülhaluk Çay- Türk Ergenekon Bayramı: Nevruz Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Ank. 1993.
6- Meydan Larousse C:9, Büyük Larousse C: 17
7- Yeni Rehber Ansk. C:7, Yeni Türk Ansk. C:7
8- Prof.Dr. Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi yay. İst. 1980.

  • 743 defa okundu.