Gökbayrak
 
13.Aralık 1996 tarihli Kayseri Gündem Gazetesinde "insan hakları sadece Slogan" başlığıyla Derneğimizin yapmış olduğu basın açıklamasına yer verilerek Doğu Türkistan'da bu gün 16.000 insanın fikirleri yüzünden tutuklanarak idam edileceği günü beklediğini, dünya insan hakları savunucularının da bu duruma sadece seyirci kalmakla yetindiklerini ifade ettiğini yazmış.

13.Aralık 1996 tarihli Akit Gazetesinde "Doğu Türkistan Kan ağlıyor" başlığı altında yer alan haberde Dernek Başkanı Mehmet Emin Batur'un Çin'in Müslüman Türk toplumun bu nükleer denemeden mecburi doğum kontrolleri, açlık, idam ve işkencelerle yok etmeye çalıştığını ve geri kalanları da alkol ve uyuşturucu bağımlığında boğmakta olduğu haberine yer vermiş.

13.Aralık 1996 tarihli Türkiye Gazetesinde "Çin'de Müslüman Katliamı" başlığı altında Derneğimizin yapmış olduğu basın açıklamasına yer verilerek. Doğu Türkistan'da fikirleri yüzünden tutuklananların sayısının bir hayli fazla olduğunu ve şu anda 16.000 insanın idam edileceği günü beklediğine yer verilerek. Bir Balinanın hayatı söz konusu olduğunda bütün dünya ayağa kalkarken göz göre, göre öldürülmekte olan Doğu Türkistanlıların durumu ortada iken dünya insan hakları savunucuları kulaklarını tıkayarak duymazlıktan, görmezlikten gelmektedirler Şekilde konuştu diyor.

Kayseri Akın günlük gazetesinde 13.12.1996 tarihli haberde "İnsan Hakları Sadece Slogan" denilmiş Dernek tarafından yapılan basın açıklamasından bahisle dünya kamuoyunun dikkatini Doğu Türkistan davasına çekmeye çalıştıklarını söyleyen Dernek başkanının Doğu Türkistan insanının savaş esirlerine bile reva görülmeyecek derecede işkence ve zulümlerle karşı karşıya olduklarını bu duruma da dünyanın seyirci kaldığını söylediğini yazmış.

14.Aralık 1996 tarihli Zaman Gazetesinin ilevesi Zaman 2 de yer alan haberde Dernek tarafından yapılan basın açıklamasına yer verilerek Dernek Başkanının Doğu Türkistanlıların şu anda içinde bulunduğu zulüm rejiminden bahisle; Dernek olarak Kayseri' den dünyadaki tüm Doğu Türkistanlıların sesi olmaya çalıştıklarından söz etmiş.

14.Aralık 1996 tarihli Yeni Kayseri Gazetesinde Dernek yönetim kurulunun Yeni Kayseri Gazetesine bir ziyaretine yer verilerek, Doğu Türkistan' in haklı davasına Türk basının sahip çıkmakta olduklarından duydukları memnuniyeti dile getirmiş olduklarından bahsetmiş.

18.Aralık 1996 tarihli Milliyet Gazetesindeki yaşam sayfasının "Rejime son selam" başlığı altında verdiği haberde idamdan önce zorla başındaki askerler  tarafında başları eğdirilmek   suretiyle selam verdirilen idam  mahkumlarının resmi yer alıyor ve şöyle deniliyor.
Stadyumlarda toplu idam edilen idam mahkumlarına son istekleri sorulduktan sonra boyunlarına yaftalar asılarak enselerine birer kurşun sıkılmak suretiyle idam ediliyorlar. Cesedin sahipleri tarafından istenmesi halinde ise kurşun parası tahsil edildikten sonra sahiplerine cesedi teslim ediyorlar.

19.Aralık 1996 tarihli Zaman Gazetesinin haberinde Doğu Türkistanlıların Lideri İsa Yusuf Alptekin Bey in vefatının birinci yıl dönümü münasebeti ile Türk Dünyası İktisadi Araştırmalar Vakfı (TÜSAV) Kayseri şubesi tarafından. "İsa Yusuf  Alptekin ve Doğu Türkistan" konulu bir panel düzenlendiğinden bahsedilmiş ve ayrıca 20.12.1996 Cuma namazını müteakip Türkistan Camiinde Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından İsa Yusuf Alptekin ve Doğu Türkistan Şehitleri adına mevlüt programı düzenleneceği haberine yer vermiş.

14.Aralık 1996 tarihli Sabah Gazetesinde köşe yazarı Can Ataklı'nın kaleme aldığı yazı biz Doğu Türkistan lıları çok yakından ilgilendirdiği için aynen yayınlıyor kendisine teşekkür ediyoruz.

RTÜK’e ilk kez bir yabancı ülke başvurdu.
Radyo Televizyon üst kurulu televizyon yayınlarındaki en etkili kurum. RTÜK. TVleri uyarmaktan kapatmaya kadar pek çok ceza verebiliyor. RTÜK bazı kararlar alırken sadece kendi saptadığı konulan değil gelen şikâyetleri de dikkate alıyor. Bu güne kadar RTÜK'e başvuran pek çok yurttaş bazı TV kanallarına karşı yaptırım uygulanmasına neden olmuştu Ancak ilk kez bir yabancı ülke RTÜK'e şikâyette bulundu. ATV de yayınlanan "Haberci programının ülkelerinin kötü propagandası olduğunu ileri süren Çin Halk Cumhuriyeti RTÜK e başvurarak, aynı programın ATV’de yeniden yayınlanmasını engellemesini istedi.

Çin Halk Cumhuriyeti Ankara büyükelçiliği tarafından başvuruda "Haberci adlı programda Uygur Türk'lerinin baskı altında tutulduğunun anlatıldığı, ancak bunun böyle olmadığı" öne sürülecek Çin'de 56 etnik grup bir arada yaşamaktadır. Uygur Türkleri de bunun bir parçasıdır Çin Uygur Türklerine karşı bir baskı ve sindirme politikası uygulamamaktadır."denildi 

Sonuçta anladığım kadarıyla Uygur Türk'leri özgürlük istiyorlar,  ancak Çin yönetimi buna karşı çıkıyor içerde bir çekişme var yani. Sonuç olarak dünyanın öbür ucundaki Çin, Türkiye de yayınlanan bir programa anında tepki gösteriyor ve harekete geçiyor. Oysa Türkiye ile ilgili aynı tür haberler batı televizyonlarında sık, sık yayınlanıyor Çin'in Türkiye deki bir programa gösterdiği tepkiye bakınca bizim kendimizle ilgili haberlere aynı tepkiyi göstermediğimizi fark ettim.

30.Aralık 1996 Yeni Asya Gazetesinde "Doğu Türkistan'da Çin zulmü" başlığı altında verilen haberde Abdullah ERAÇIKBAŞ ve Faruk Çakır’ın Erkin ALPTEKİN Bey ile röportajında. Erkin Alptekin Bey şunları söylemiş "Doğu Türkistan’ın Çin zulmü altında inlediğini ve hürriyete hasret yaşadığını, insan hakları konusunda hassas olduklarını söyleyen batının zulme seyirci kaldığını. Doğu Türkistan da İslamiyet’e büyük darbe vurulmakta olduğunu Hac için de sadece komünist partisinde aktif görevi olanlara izin verilmekte olduğunu 54.000 caminin yok edildiğini. 19 Mart 1996’da Çin devlet başkanlığı tarafından "Din Sinkiang (Doğu Türkistan) için en büyük tehlikedir" diye karar alınmış ve bütün din adamlarının komünist partisi ile irtibatlandırılması gerektiğini söylüyorlar, sonuç olarak son derece zor şartlara rağmen dini hayatın canlılığını koruduğunu söylemiş

  • 761 defa okundu.