Cuma Köse
 
Abdulah B. Cahş, Uhud'da İslam saflarında dağılma çözülme olunca düşman saflarına dalmış ve kıyasıya savaşmıştır. İbn-i Cahş ile Sa'd b. Ebi Vakkas, dayı-hala çocuklarıdır. Harbin alabildiğine kızıştığı bir sırada, ikisi bir aralık karşı, karşıya geliverirler. Hadisenin bundan sonrasını Sa'd Bin Ebi Vakkas bize şöyle nakleder:

" Abdullah b Cahş, beni elimden tuttu ve hızla bir yere doğru sürükledi. Büyükçe bir taşın altına gelmiştik. Bana,' Sen dua et ben amin diyeyim; ben dua edeyim sen amin de' dedi. Önce ben dua ettim ve duamda şunları söyledim: “Allah'ım benim karşıma güçlü bir kafir çıkar. Onunla kıyasıya savaşayım, sonra onu mağlup edip ganimetini alayım, ve Resulullah'ın karşısına gazilik şerefiyle çıkayım.” " O, benim bu duama derinden "amin" dedi. Ancak, onun bakışları, daha başka bir buluda kaymıştı Ve zaten az gören gözlen adeta etrafında olup      bitenleri görmüyordu. Dua etti ve duasında şunları söyledi:
" Allah'ım, benim karşıma da güçlü bir kafir çıkar. Onunla savaşayım ve önce gazilik unvanı alayım. Ardından o beni şehit etsin. Ağzımı, burnumu, gözümü, kulağımı kessin ve Sen'in huzuruna öyle geleyim. Sen bana sor," Abdullah, ağzını, burnunu, gözünü, kulağını ne yaptın? Ben de Sana cevaben diyeyim ki: ' Allah'ım, ben onlarla dünyada iken çok günah işledim. Huzuruna öyle günahkar azalarla gelmek istemedim ve onları dünyada bırakıp öyle geldim. " Sa'd B. Ebi Vakkas: " ben de" diyor" Beynimi donduran bu duaya amin" dedim. Sonra her ikimiz de düşman saflarına dalıverdik. Allah'a kasem ederim, ben ne için dua etmişsem, onu aynen gördüm.

Savaş bitince de Abdullah Cahş'ı aradım. Baktım o da duasından istediklerini aynen elde etmişti. Abdullah b. Cahş, hayat şiirini şehadet kafiyesiyle bitirmiş ve bu dünyadan öyle göç etmişti.

  • 779 defa okundu.