Gökbayrak
 
Cihad Müslümanları her zaman canlı tutan bir hayat kaynağıdır. Maddi- Manevi cihadtan mahrum bırakılan bir millet fertleri arasında hemen dâhili sürtüşmeler baş gösterir ve o millet içten içe kokuşmaya başlar. Din-i mübini İslam'ın hakimiyetinin devamı ve Müslümanların zilletten kurtulup, izzeti yakalayabilmeleri için cihad bir vecibedir. İslami bir cemaat içinde bu işi sistemli bir şekilde yürüten bir grup yoksa ki Kur an "olsun" (Al-i İmran 104) diyor İslami hayat da yoktur, Ferdi Müslümanlık olsa bile, teyidsiz ve desteksizdir. Müslümanlar fezayı fethe gitseler ve yıldızları birbirine bağlasalar dahi, bu vazifeyi terk ettiklerı zaman, yine baş aşağı gideceklerdir. Teknik teknoloji ve sanayide kat edilen terakki, tek başına Müslümanların içine düştükleri çukurdan çıkaramaz. Cihad, bir farzı kifayedir. Ancak, bu vazife günümüzde olduğu gibi ( Özellikle Doğu Türkistan Davası'nın içinde bulunduğu durum gibi) sistemli bir şekilde hiç kimse tarafından yapılmaz ve bütün, bütün ihmale uğrarsa, işte o zaman farz-ı ayn ( kesinlikle yapılması gereken) haline gelir ve her fert teker, teker ondan sorumlu olur.

 Ne acıdır ki, 2-3 asırdan beri müminler, başkalarının muvazenesininin piyonları durumuna gelmiş ve bir türlü muvazenedeki gerçek yerini yakalayamamıştır. ( bu durum günümüzde Doğu Türkistanlıların çok büyük bir bölümü için geçerlidir. Doğu Türkistanlılar ülkelerindeki zulümlerden bihaber, günlerini gün etmekle meşgul olmaktadır. Yazık çok yazık Kıyamet günü Mahkeme-i Kübra'da bunun hesabını nasıl verecekler. Doğu Türkistan'da yaşayan 35 milyon insan günde onlarca şehit verirken hür dünyadaki Doğu Türkistanlılar nasıl rahat ediyorlar Cihad ruhunu yakalayamayan, mümin olma şerefine erişemeyen bu insanların bu dünyada işlen iş gibi görünüyor Doğu Türkistanlılar bir an önce gerçek misyonlarına sahip çıkarak, davaları ve en başta Allah (C.C ) rızası için maddi ve manevi cihad yapmak zorundadırlar) Müminin camisi, uyuşukların, miskinlerin yeri olmuş, tekkesi, zaviyesi aşktan mahrum insanların yatıp kalktıkları izbelir haline gelmiş, medresesi skolastik Batı kültürünün tedris edildiği yer durumuna düşmüş ve müminler, bu halleriyle meselelerini, eski çağların dehlizlerinde anlatan insanlar durumuna düşmüş ve tabii, devrini idraktan mahrum insanlar olarak da dünya muvazenesinde ortaya herhangi bir ağırlık koyamamışlardır. ( Doğu Türkistan bunun sıkıntısını çok çekiyor. ) modern teknik ve teknolojide asrın önüne geçemedikten aşk-vecd içinde sahabe seviyesinde bir hayat yaşayamadıktan, Allah'la irtibat açısından tabiinin ibadet-ü taati ölçüsünde bir kulluk sergileyemedikten sonra, Müslümanlık adına pek bir şey olmaz zannediyorum. Zira asrını yaşamayan, problem ve dertlerine, kendi asrına göre mücadele ve müdahalede bulunmayan insanın, Müslümanlık adına bir iş yapması da söz konusu değildir.

İslami onur ve gurur taşıyan her fert ve millet ( ve Özellikle Doğu Türkistanlılar) mutlaka kendini cihad vazifesiyle vazifeli olarak görmelidir. Zaten kendinde böyle bir mesuliyet hissetmeyen fert ve milletlerin, İslami onur ve gururdan nasiplerini alması mümkün değildir.

  • 751 defa okundu.