Emrullah Efendigil
 
KIZIL ÇİN İSTİLASI DÖNEMİNDEKİ ÇİN ZULMÜ
Çin’deki iç savaştan galip olarak çıkan Komünist Çin kuvvetleri kendilerinden önceki Türk-İslam düşmanlarının da Doğu Türkistan'da zemin hazırlamasından istifadeyle 13.10.1949 tarihinde Serhat Şehrimiz olan Kumul Vilayetinden başlamak üzere Doğu Türkistan'ı işgal ettiler. Bu işgal safhası öyle kolayca mümkün olmadı. Kumul ve köylerinden ortaya çıkan mücahit gruplar uzun bir süre boyunca Çin güçlerine karşı vur-kaç taktiği ile savaş vermiş işgal kuvvetlerini perişan etmiştir. Daha sonraları ise yapılan ihbar ve ihanetler sonucunda başarılı olamayıp ilk etapta Kumul'da 500 kişilik bir mücahit gurubu yakınları ile birlikte tutuklanarak idam edilmişlerdir.

Böylece dünya devletleri tarihe geçecek son derece iğrenç bir istila hareketine şahitlik ediyorlardı. Kızıl Çin istilacıları Doğu Türkistan'daki zalimane uygulamalarında ilk olarak Halkın servetini tespit ederek hükümetin müsaadesi olmadan her hangi bir varlığın satılmasına yasak koymuştur Halk, çalışmasının karşılığını (maaşını) aldığında hükümet yetkili memurları halkın elinden bu paraları zorla alıp bankalara yatırmağa mecbur ettiler.
 
Doğu Türkistan halkının sicil tespitine hız verdiler ve özellikle vatanperverler, milli ve manevi duyguları güçlü olanlar, zenginler, kısacası halk içinde sözü geçen kişiler tespit edilerek, bir, bir yok edilmeye başlandı.

Söz konusu sicil tesbiti esnasında özellikle aile fertleri arasında karekter yönünden en zayıf olanları kendi ailesini ispiyon etmekle görevlendirdiler. İspiyoncular o ailede o gün için kim ne konuşmuş, neler yenmiş, kimlerle görüşmüş bütün bunları mahalli karakollara günlük rapor ediyorlardı. Böylece aile bireyleri artık birbirine güvensizlik duymaya başladılar.
Halk ayrıca her üç günde bir polis merkezlerine tekmil vermekle mükellef kılındı. Bir şahsın bir yakınına ziyarete gideceği zaman ne kadar kalacağı, ne konuşacağı ve ne zaman döneceği konularında polise bilgi vermesi mecbur edildi. İnsanların hükümetten izin almaksızın bir şehirden diğerine, köyden, şehre yada şehirden köye seyahat için müsaade alması şartı getirildi.

Halk arasında birlik ve beraberliğin yok edilmesi için casusluğu teşvik ettiler, aile bireyleri yakınlarını ispiyon edeceklerdi. Öğrencilere okulda tehdit ve teşvikle babalarının annelerinin o gün ne hakkında neler söylediğinin okulda görevlilere anlatması istenildi. Bunu yapmayanlara kırık not verdiler sınıfta bıraktılar, yapanlara hediye verilerek sınıf geçirdiler.
Doğu Türkistan'da bir darbımesel sıkça söylenir oldu."Kalp vücudun düşmanı, dört duvar ailenin düşmanı" Böylece Türk halkının bir birine olan güven duyguları yok edilmeye çalışıldı.

Doğu Türkistan'daki postanelere Çinli komünistleri yerleştirdiler, istinasız bütün mektuplar sansürden geçiriliyordu. Mektuplardan okunaksız olanlar sahipleri derhal bulunarak "Bu mektup şifreli" diyerek sorguya çekiliyordu. Bu nedenle halk gerçek duygularını mektupla bile yakınlarına anlatamaz olmuştu. Çünkü yazdığı mektup Çinli işgalciler tarafından kendince yorumlanacak ve belki de bu yüzden hapsi boylaya bilecekti.

Ayrıca daha önce bahsettiğimiz sicil tespitine dayanarak, yaşayışı ve ahlakı itibarı ile düşük kaliteli insanlar arasından seçmeler yapıp özel eğitime tabii tutularak şeref ve haysiyetten yoksun, milli şuur ve inançtan bihaber, vicdan ve merhamet duyguları olmayan, mevki ve makam düşkünü kendi zevk ve sefasının esiri, daha doğrusu Kızıl Çin müstemlekecilerinin aradığı kişiliğe sahip insanlar yetiştiriyorlar ve her alanda bu tür insanlardan istifade ediyorlardı.

  • 777 defa okundu.