Abdulmecit Avşar

Basında çıkan yazılardan öğrendiğimize göre Çın ile Rusya ekonomik ve siyasi bakımdan yakınlaşmaya başlamış. Ne olmuş yani diye düşünebilirsiniz. Doğu Türkistan'da yüzyılın ilk yarısında meydana gelen olayları, yaşananları bilenler bu anlaşmanın Doğu Türkistan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri için ne büyük bir tehlike olduğunu anlayabilir. Bu anlaşma Çin'in son bir yıl içerisinde Hindistan, Pakistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’la yapmış olduğu anlaşmalarda eklenirse, olayın tehlikesi kendiliğinden ortaya çıkar.

Rusya-Çın yakınlaşması, basında ABD 'ye karşı ittifak olarak yorumlandı. Doğrudur. Anlaşmanın bir sebebi de, bu olabilir. Ancak, tek sebebi bu değildir. 1933 ve 1944 de kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyetleri'nin tarih sahnesinden silinmesi olaylarına bakarsak olayın esas yüzü anlaşılır. Hepimizin malumu olduğu gibi Doğu Türkistan'da yüzyılın ilk yarısında kurulan iki Cumhuriyet Çin ve Rusya'nın ittifakları sonucu yıkıldı. Daha sonra Doğu Türkistan yüzünden Çin ve Rusya'nın arası yıllarca bozuldu. İki düşman komşuyu birleştiren ortak sebep nedir acaba9 Binlerinin iddia ettiği gibi ABD mı9 Yoksa. SSCB "nin yıkılmasından sonra ortaya çıkan Türk Cumhuriyetleri mi? Şimdi ittifakkın tehlikesi daha iyi anlaşıldı değil mi? Rusya ile Çin arasında yapılan anlaşmanın en büyük sebebi Türk Dünyası'nın yeniden eski misyonunu yakalama yoluna girmesidir. 

Bu iki devlet biliyor ki eğer Türk Dünyası birleşirse, Türk Dünyasında yürekler aynı amaç için çarparsa bundan en büyük zararı kendileri görecektir. Özellikle Çin, Orta Asya'daki hareketlerin Doğu Türkistan'a sıçramasından çekinmektedir. Bunun ilk tohumlarını 1996 yılında Doğu Türkistan'daki ayaklanmalarla gördü, Hong Kong'un katılmasıyla iyice başının ağrıyacağını hesaba katan Çin en büyük sömürgesi hatta hayat damarı olan Doğu Türkistan'ı kaybetmemek için Doğu Türkistan'a sınırı olan tüm ülkelerle anlaşma imzaladı. Rusya’nın amacı ise Çin ile yakınlaşarak Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini baskı altına almaktır. Bu anlaşmanın bir başka dikkat edilmesi gereken tarafı da Çin'in tarihten ben süregelen "Dünya Hakimiyeti" fikrine bir basamak olmasıdır. Çin yüzyıllardır, kendi kara parçasından başka yer yoktur düşüncesi içinde idi. Ancak, 20 yüzyılın başlarında nüfusu iyice artınca yeni topraklara göz dikmeye başladı. İlk olarak Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan'ı işgal etti. Doğu Türkistan'dan sonra karşısında SSCB’yi bulunca durmak zorunda kaldı. Çin'in tek amacı insanlarını doyurmaktır. İnsanlarını doyurmak için her yola başvurur. Bugün dünyanın en hızlı gelişen ülkesi Çin'dir. Bu gelişme Batı'nın bile gözünü korkutmaktadır.

Çin 21. yüzyılda Orta Asya Türk Cumhuriyetleri' ne de el atacaktır. Rusya ile yapılan anlaşmanın altında Çin'in dünya hakimiyeti fikri yatmaktadır. Bu anlaşmaya karşı Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri çok uyanık olmak zorundadır Özellikle Türkiye, 21. yüzyıla damgasını vurmak istiyorsa, Türk Cumhuriyetleri'ni Çin ve Rus işbirliğine karşı uyarmalı ve kardeşleri ile bağlarını kuvvetlendirmelidir.Yarın çok geç olabilir.

  • 755 defa okundu.